fair - Türkçe İngilizce Sözlük

fair

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

fair — Definition

Anlamı ve Tanımı:
adil, hakkaniyetli, açık renk, fuar
Okunuş (IPA):
(AmE /fɛr/ – BrE /feə/)
Terim Türü:
Sıfat/İsim: fair (fairs)
Adil ve tarafsız olmayı; açık/soluk rengi; ayrıca panayır/fuar gibi etkinlik alanını anlatan çok anlamlı kelimedir. Eski İngilizce fæger (“güzel, hoş”) kökünden gelişerek “güzel/hoş”tan “düzgün/uygun”a, oradan “adil” anlamına genişlemiştir; modern dilde fair, hem etik yargı hem de tanımlayıcı renk/etkinlik anlamlarını bağlama göre taşır.
Zıt Anlamlılar:
unfair, unjust, biased

"fair" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
fair i. panayır
The county fair was very crowded this year.
İlçe panayırı bu yıl çok kalabalıktı.

More Sentences
fair i. fuar
She was lucky to win the biggest prize at the fair this year.
Bu yılki fuarda en büyük ödülü kazanmış olduğu için şanslıydı.

More Sentences
fair s. adaletli
The referee of the game was quite fair.
Maçın hakemi oldukça adaletli biriydi.

More Sentences
fair s. dürüst
They sent me a set in exchange for a fair and honest review.
Adil ve dürüst bir inceleme karşılığında bana bir set gönderdiler.

More Sentences
fair s. açık tenli
I can't understand how she can be so fair when her brother is swarthy.
Erkek kardeşi esmerken onun nasıl bu kadar açık tenli olabildiğini anlamıyorum.

More Sentences
fair s. adil
We wish to encourage and create fair access to medicines and vaccines.
İlaç ve aşılara adil erişimi teşvik etmek ve yaratmak istiyoruz.

More Sentences
Genel
fair i. fuar
She was lucky to win the biggest prize at the fair this year.
Bu yılki fuarda en büyük ödülü kazanmış olduğu için şanslıydı.

More Sentences
fair s. güzel
Courage is the fairest adornment of youth.
Cesaret gençliğin en güzel süsüdür.

More Sentences
fair s. orta
Her writing level is rather advanced, but her speaking is only fair.
Yazma seviyesi epey ileri düzeyde, ama konuşması orta.

More Sentences
fair s. doğru
It is not fair to say that we have not tried to act according to the situation.
Duruma göre hareket etmeye çalışmadığımızı söylemek doğru olmaz.

More Sentences
fair s. alımlı
She played a fair maiden in the drama that got an award.
Ödül alan bir dramada alımlı bir bakireyi oynadı.

More Sentences
fair s. açık
She has a fair complexion.
Açık bir teni var.

More Sentences
fair s. adil
We wish to encourage and create fair access to medicines and vaccines.
İlaç ve aşılara adil erişimi teşvik etmek ve yaratmak istiyoruz.

More Sentences
fair s. kurallara uygun
They played a fair game that ended in peace.
Huzur içinde noktalanan, kurallara uygun bir maç çıkardılar.

More Sentences
fair s. makul
All he's asking for is a fair salary.
İstediği tek şey makul bir maaş.

More Sentences
fair s. iyi
He has a fair income.
İyi bir geliri var.

More Sentences
fair s. hakkaniyete uygun
How can anyone claim that this is fair and equitable?
Bunun adil ve hakkaniyete uygun olduğunu kim iddia edebilir?

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
fair i. fuar
She was lucky to win the biggest prize at the fair this year.
Bu yılki fuarda en büyük ödülü kazanmış olduğu için şanslıydı.

More Sentences
fair i. panayır
The county fair was very crowded this year.
İlçe panayırı bu yıl çok kalabalıktı.

More Sentences
fair s. adil
We wish to encourage and create fair access to medicines and vaccines.
İlaç ve aşılara adil erişimi teşvik etmek ve yaratmak istiyoruz.

More Sentences
fair s. doğru
It is not fair to say that we have not tried to act according to the situation.
Duruma göre hareket etmeye çalışmadığımızı söylemek doğru olmaz.

More Sentences
Hukuk
fair s. adil
We wish to encourage and create fair access to medicines and vaccines.
İlaç ve aşılara adil erişimi teşvik etmek ve yaratmak istiyoruz.

More Sentences
Genel
fair i. festival
fair i. kermes
fair i. çarşı
fair i. pazar
fair i. sergi
fair i. sevimlilik
fair i. güzellik
fair f. kesmek
fair f. yontmak
fair f. (parçaları) pürüzsüz veya düzgün olması için bir araya getirmek
fair s. müsait
fair s. kumral
fair s. mubah
fair s. insaflı
fair s. muvafık
fair s. zarif
fair s. haklı
fair s. açık ve güneşli (hava)
fair s. fena olmayan
fair s. saf
fair s. hoş
fair s. sevimli
fair s. beyaz tenli
fair s. uğurlu
fair s. hassas
fair s. namuslu
fair s. vicdanlı
fair s. pak
fair s. temiz
fair s. vasat
fair s. sarışın
fair s. okunaklı
fair s. kayda değer
fair s. nazik
fair s. yabani
fair s. şirin
fair s. sarı (saç)
fair s. sarı
fair s. temiz (kopya)
fair s. haksever
fair s. uygun
fair s. eşit
fair s. mantıklı
fair s. açık (ten,saç)
fair s. ümit verici
fair s. geleceği parlak
fair s. yalnızca görünüşte doğru olan
fair s. görünüşte cazip olan
fair s. aldatıcı
fair s. ferah
fair s. tıkanmamış
fair s. engellenmemiş
fair s. bol
fair s. düzenli
fair s. düzgün
fair s. kadınsı
fair s. kulağa hoş gelen
fair s. sahte umut veya güven aşılayan
fair s. ortalamanın üzerinde
fair s. orta sayıda
fair s. orta büyüklükte
fair s. gayet iyi
fair s. fena olmayan
fair s. lekesiz
fair s. beneksiz
fair s. kirsiz
fair s. lekelenmemiş
fair s. dümdüz
fair s. hafif kıvrımlı
fair s. keskin hatları olmayan
fair s. düzgünce hizalanmış
fair s. iç içe geçen
fair s. kanıta dayanan
fair s. yeterli veya tarafsız dayanağa sahip
fair s. yasal değerlendirmeye açık
fair zf. efendice
fair zf. tamamen
fair zf. oldukça iyi
fair zf. çok
fair zf. dosdoğru
fair zf. doğrulukla
fair zf. harfi harfine
fair zf. dürüstçe
fair zf. güzelce
fair zf. adeta
fair zf. doğrudan doğruya
fair zf. iyice
fair zf. uygun bir şekilde
fair zf. büsbütün
fair zf. uygunca
fair zf. şöyle böyle
fair zf. hakça
fair zf. elverişli olarak
fair zf. umut vererek
Konuşma Dili
fair s. kapsamlı
fair s. eksiksiz
fair s. adamakıllı
fair s. gerçek
Ticaret/Ekonomi
fair i. pazar
fair i. sergi
fair s. hakkaniyetli
fair s. ortalama
fair s. sarışın
fair s. şöyle böyle
Siyasal
fair s. yasalara uygun
Otomotiv
fair f. kaplama takmak
fair s. idare eder
Denizcilik
fair s. gemi seyahatine elverişli (akıntı, rüzgar)
fair s. geminin genel güzergahı ile aynı yönde olan (akıntı)
Hayvancılık
fair s. orta kalitede (besi hayvanı)
fair s. üçüncü sınıf (besi hayvanı)
fair s. yeterli miktarda (besi hayvanı)
Coğrafya
fair s. güneşli
fair s. bulutsuz
Futbol
fair s. eyyamsız
Beysbol
fair s. faul çizgileri arasında kalan (saha)
Eski Kullanım
fair i. güzel kadın
fair i. sevilen kadın
fair i. talihli şey
fair i. iyi talih
fair s. engelsiz
fair s. sorunsuz
fair s. sevgili
fair s. değerli
fair s. kibar
fair s. kirletilmemiş (su)
fair s. temiz (su)
fair s. açıkça görülen

"fair" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
fair use i. doğru kullanım
the fair sex i. cinsi latif
book fair i. kitap fuarı
fair conduct i. adil tutum
fair boy i. favori
a fair amount i. bir miktar
fair chance i. eşit şans
fair copy i. temiz kopya
vanity fair i. yüksek zümre
fair wind i. uygun rüzgar
fair order i. adil düzen
vanity fair i. sosyete hayatı yaşayan kimse
fair play i. tarafsızlık
fair mindedness i. haklı düşünürlük
fair approach i. adil tutum
fair grounds i. bayramyeri
a fair sum i. bir hayli
fair agreement i. adil anlaşma
fair boy i. gözde
a fair amount i. bir hayli
fair weather i. iyi hava
fair treatment i. iyi muamele
the fair sex i. kadınlar
fair building i. fuar arazi binası
fair trial i. adil yargılama
fair treatment i. adilane hareket
fair deal i. dürüst pazarlık
a fair chance i. başarı şansı
fair game i. yasak olmayan av
fair price i. makul fiyat
fair price i. adil fiyat
street fair i. panayır
fair and congress center i. fuar ve kongre merkezi
fair play i. adil oyun
fair chance i. geniş olanak
vanity fair i. moda dünyası
vanity fair i. özellikle büyük şehirlerdeki kaymak tabakada görülen uçarı yaşam biçimi
vanity fair i. sosyetik yaşam
fair distribution i. adil bölüşüm
agriculture fair i. tarım fuarı
fair-hair i. sarışın
fair-hair i. açık renk saç
fair-haired boy of the manager i. müdürün gözdesi
fair-weather friend i. iyi gün dostu
fair price i. uygun fiyat
fair sample i. iyi örnek
true and fair view i. gerçek ve doğru görünüm
fair play i. hilesiz oyun
fair play i. dürüst oyun
fair game i. alay konusu olabilecek kimse
fair mindedness i. tarafsızlık
fair skin i. açık ten
fair words i. tatlı sözler
fair words i. nazik sözler
fair words i. kibar sözler
fair hair i. sarıya yakın kumral saç
fair hair i. sarıya çalan kumral saç
a fair amount of time i. makul bir zaman
a fair amount of time i. makul miktarda zaman
fair offer i. adil teklif
fair complexion i. açık ten
science fair i. bilim fuarı
fair grounds i. panayır alanı
fair fight i. adil dövüş
activities fair i. aktivite fuarı
fair competition i. adil rekabet
robot fair i. robot fuarı
church fair i. kilise fuarı
church fair i. kilise panayırı
fun fair i. lunapark
fair atmosphere i. açık hava
environmental fair i. çevre fuarı
fair estimate i. makul tahmin
fair estimate i. adil tahmin
vanity fair i. gereksiz gösterişin olduğu yer
fair attitude i. adil tutum
worlds fair i. dünyanın dört bir yanından sanat ve el sanatları, bilimsel keşifler, endüstri ve tarım ürünleri gibi sergileri içeren büyük bir fuar
world's fair i. dünyanın dört bir yanından sanat ve el sanatları, bilimsel keşifler, endüstri ve tarım ürünleri gibi sergileri içeren büyük bir fuar
world fair i. dünyanın dört bir yanından sanat ve el sanatları, bilimsel keşifler, endüstri ve tarım ürünleri gibi sergileri içeren büyük bir fuar
fair shake i. adil ve eşit muamele
fair one i. güzeller güzeli
fair-weather sailor i. görünürde denizci
fair-weather sailor i. tecrübesiz denizci
fair play i. konulmuş kurallara riayet
fair use i. adil ve makul kullanım şartıyla telifli eserlerin belirli kısımlarının telif izni alınmaksızın kullanılabileceğini öngören yasal doktrin
fair play i. adil ve onurlu davranış
fair one i. güzel kadın
fair-world i. refah durumu
fair copy i. birebir aynı kopya
fair drawing i. reprodüksiyon için belirlenen tüm stil ve formlar açısından tamamlanmış çizim
fair copy i. aslı gibi olan kopya
statute fair i. hizmetçi ve çiftlik işçisi alımı yapmak için eskiden ingiliz kasaba ve köylerinde düzenlenen yıllık panayır
craft fair i. el sanatları fuarı
fancy fair i. takı ve süs eşyalarının satıldığı fuar
fancy fair i. yardım fuarı
county fair i. yerel fuar
fun fair i. eğlence parkı
fun fair i. fuar
fun fair i. karnaval
fair point i. makul nokta
demand one's fair share f. hakkını aramak
become fair f. güzellemek
make a fair copy of f. temize çekmek
be fair f. adil olmak
do one's fair share of the work f. üzerine düşeni yapmak
organize a fair f. fuar yapmak
visit a fair f. fuarı ziyaret etmek
host a fair f. fuara ev sahipliği etmek
organize a fair f. fuar düzenlemek
attend a fair f. fuara katılmak
go to a fair f. fuara gitmek
turn into a fair f. panayıra dönmek
organize a fair f. kermes düzenlemek
hold a kermis (fair) f. kermes düzenlemek
bid fair f. umut vaat etmek
be fair f. vicdanlı olmak
be fair f. adaletli davranmak
command a fair price f. makul bir fiyatı hak etmek
bid fair f. iyi bir beklenti sunmak
speak fair f. samimi konuşmak
speak fair f. açık sözlülükle konuşmak
bid fair f. dürüst bir söz vermek
speak fair f. açık yüreklilikle konuşmak
bid fair f. muhtemel görünmek
fair [obsolete] f. güzelleştirmek
fair [obsolete] f. süslemek
fair haired s. sarışın
fair haired s. tutulan
fair spoken s. nazik konuşan
fair spoken s. kibar konuşan
fair average s. ortalama
fair to middling s. orta
fair enough s. yeterince makul
a fair amount of s. makul sayıda
not fair s. adil değil
fair-minded s. adil
fair-haired s. sarışın
fair-skinned s. sarışın
fair-minded s. tarafsız
fair to middling s. iyi diyelim iyi olsun
fair to middling s. ne iyi ne kötü
fair enough s. gayet makul
fair-sized s. ortalama ebatlarda
fair-sized s. orta ebatta
fair-sized s. orta ölçek
fair-sized s. orta boy
free and fair s. özgür ve tarafsız
fair-haired s. en çok beğenilen (kimse)
fair-haired s. gözde (kimse)
fair [australia] s. açık ve okunaklı (el yazısı)