açık - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

açık



"açık" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 196 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
açık express s.
açık explicit s.
açık clear s.
açık open s.
açık bare s.
General
açık shortfall i.
açık lorry i.
açık debit i.
açık aperture i.
açık bawdy i.
açık deficient amount i.
açık open air i.
açık apparentness i.
açık open sea i.
açık deficit i.
açık vacancy i.
açık open-air i.
açık shortfall i.
açık square s.
açık obvious s.
açık pellucid s.
açık naked s.
açık unambiguous s.
açık shiny s.
açık articulate s.
açık bleak s.
açık positive s.
açık noticeable s.
açık outright s.
açık legible s.
açık transparent s.
açık outdoor s.
açık uncomplicated s.
açık gaping s.
açık signal s.
açık loose s.
açık round s.
açık shadowless s.
açık bluff s.
açık revealing s.
açık fine s.
açık clean s.
açık manifest s.
açık blatant s.
açık frank s.
açık visible s.
açık undisguised s.
açık serene s.
açık in blank s.
açık blank s.
açık unsealed s.
açık uncrossed s.
açık precise s.
açık crystal s.
açık direct s.
açık apparent s.
açık unashamed s.
açık public s.
açık forthright s.
açık lucid s.
açık categorical s.
açık confessed s.
açık free s.
açık plain s.
açık spread s.
açık declared s.
açık bald s.
açık definitive s.
açık spacious s.
açık luminous s.
açık perspicuous s.
açık patent s.
açık unprotected s.
açık unclouded s.
açık straightforward s.
açık exposed s.
açık broad s.
açık point blank s.
açık unequivocal s.
açık smutty s.
açık upfront s.
açık unconcealed s.
açık selfevident s.
açık hospitable s.
açık expansive s.
açık unlocked s.
açık vacant s.
açık fair s.
açık uncovered s.
açık avowed s.
açık unmistakable s.
açık wide s.
açık short and to the point s.
açık outspoken s.
açık bare s.
açık candid s.
açık pale s.
açık lucent s.
açık definite s.
açık wishywashy s.
açık palpable s.
açık patulous s.
açık decided s.
açık downright s.
açık clarion s.
açık unobstructed s.
açık raw s.
açık distinct s.
açık decollete s.
açık translucent s.
açık deficient s.
açık aboveground s.
açık ostensive s.
açık opened s.
açık evident s.
açık slipt s.
açık light s.
açık straight s.
açık on s.
açık open s.
açık demonstrable s.
açık intelligible s.
açık heart-to-heart s.
açık clean-cut s.
açık clear-cut s.
açık up-front s.
açık point-blank s.
açık self-evident s.
açık open-ended s.
açık plain-dealing s.
açık well-marked s.
açık wide-open s.
açık off s.
açık overt s.
açık picturesque s.
açık unreserved s.
açık unlatched s.
açık sightful s.
açık unmistakeable s.
açık not-so-subtle s.
açık openly zf.
açık expressly zf.
açık in bulk zf.
Colloquial
açık above board
açık into the open
açık in the open
açık in focus
Trade/Economic
açık shortage
açık gap
açık deficiency
açık vacant
açık evident
açık plain
açık manifest
açık outright
açık blank
açık obvious
açık bare
açık distinct
açık decided
açık open
açık apparent
açık deficient amount
açık deficit
açık specific
açık overt
açık undischarged
açık uncrossed
açık explicit
açık declared
Law
açık deficit
açık overt
açık perspicuous
açık express
açık explicit
Politics
açık vacancy
açık public
Technical
açık power on
açık net
Computer
açık clear
açık power light
açık powered on
açık on
açık open
açık opens
açık off-hook
Aeronautic
açık extended
açık specific
Food Engineering
açık blank
Math
açık open
Chemistry
açık translucid
Linguistics
açık overt
Meteorology
açık clear
Painting
açık high-key
açık high-keyed
Archaic
açık ope

"açık" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
açık artırma auction i.
açık artırmacı auctioneer i.
açık (hesaplarda) deficit s.
açık (kapı) open s.
açık (renk) light s.
açık tenli fair s.
açık uçlu open-ended s.
eli açık bounteous s.
eli açık generous s.
eli açık openhanded s.
kısmeti açık fortunate s.
tartışmaya açık disputable s.
ucu açık open-ended s.
açık bir biçimde clearly zf.
General
(bir şey hakkında) açık/net olmak be clear on something f.
(ev) önü açık olmak (house) have an open view f.
(kötü bir şeye) açık veya maruz olmak be vulnerable to f.
aç açık kalmak be hungry and homeless f.
aç açık kalmak be left homeless f.
aç açık kalmak lose everything f.
açık artırma ile satmak auctioneer f.
açık artırma ile satmak auction off f.
açık artırma ile satmak sell at auction f.
açık artırma ile satmak public auction f.
açık artırma ile satmak sell by auction f.
açık artırma ile satmak auction f.
açık artırma veya eksiltme usulüyle satın almak purchase by tender f.
açık artırmada daha fazla fiyat vermek outbid f.
açık artırmada fiyat artırmak bid f.
açık artırmada satılmak be sold at an auction f.
açık artırmada satılmak be auctioned f.
açık artırmada satmak bring to the hammer f.
açık artırmaya çıkarılmak be auctioned f.
açık artırmaya çıkarmak put up something for auction f.
açık artırmayla satmak cry f.
açık bırakmak leave something open f.
açık bırakmak leave open f.
açık biçimde farklı olmak contrast sharply with f.
açık biçimde ifade etmek express explicitly f.
açık biçimde ifade etmek state clearly f.
açık biçimde ifade etmek express clearly f.
açık biçimde ifade etmek state explicitly f.
açık bir şekilde anlatmak clarify f.
açık bir şekilde ifade etmek articulate f.
açık bir şekilde telaffuz etmek articulate f.
açık bono vermek give someone a blank check f.
açık bono vermek give somebody a carte blanche f.
açık bulunmak (economy, budget) to have a deficit f.
açık çek imzalamak sign a blank check f.
açık çek vermek give someone carte blanche f.
açık çek vermek give someone a blank check f.
açık çek vermek vest someone with authority f.
açık durmak stand aside f.
açık durmak not to interfere f.
açık eksiltme ile satın almak purchase by dutch auction f.
açık etmek express f.
açık etmek publish f.
açık farkla yenmek outpoint f.
açık gidermek meet the deficit f.
açık görüşlü olmak be open-minded f.
açık hale gelmek be clarified f.
açık hale gelmek become clarified f.
açık hale getirmek clear f.
açık hale getirmek disambiguate f.
açık hava ızgarada pişirmek barbecue f.
açık havada gecelemek bivouac f.
açık havaya çıkmak go outdoors f.
açık havaya çıkmak get outdoors f.
açık iletişim kurmak establish an open communication f.
açık kalmak remain open f.
açık kalmak stay open f.
açık kalmak be left open f.
açık kapı bırakmak leave with some room for choice f.
açık kapı bırakmak leave someone some leeway f.
açık kapı bırakmak leave the door open f.
açık kart vermek give carte blanche f.
açık kart vermek give complete authority to someone f.
açık konuşmak talk frankly f.
açık konuşmak be frank f.
açık konuşmamak mince matters f.
açık olmak remain open f.
açık olmak be on f.
açık olmak be sincere with others f.
açık olmak be accessible f.
açık olmak be receptive f.
açık olmak (cihaz vb) be on f.
açık olmak (dürüst) be aboveboard with f.
açık olmak (elektrik/ışık) be on f.
açık olmak (elektrik/su/gaz) be on f.
açık olmak (eleştirilere/yeni fikirlere vb) be open to f.
açık oturum yapmak make a panel f.
açık oturum yapmak arrange a panel f.
açık oynamak assure of f.
açık seçik belirtmek articulate f.
açık seçik konuşmak speak clearly f.
açık seçik konuşmak talk clearly f.
açık söylemek speak openly f.
açık tutmak keep open f.
açık tutmak hold open f.
açık tutmak held open f.
açık unutmak leave something open f.
açık unutmak forget something open f.
açık ve kesin ifade etmek formulate f.
açık vermek have a deficit f.
açık vermek be unable to hide something f.
açık vermemek not to lay oneself open to criticism f.
açık vermemek not to have a deficit or shortage f.
ağzı açık ayran delisi gibi bakmak stare like a stuck pig f.
ağzı açık bakmak gape f.
ağzı açık bir şekilde bakmak gape f.
ağzı açık bir şekilde seyretmek gawp at f.
ağzı açık dinlemek hang on somebody's words f.
ağzı açık kalmak gape f.
ağzı açık kalmak gape with astonishment f.
ağzı bir karış açık kalmak bowl over f.
ağzını açık tutmak gaping f.
araları açık olmak (birilerinin) be at odds f.
bir eserin açık saçık görülen yerlerini çıkarmak bowdlerize f.
bir eserin açık saçık görülen yerlerini çıkarmak bowdlerise f.
bir gözü açık uyumak sleep with one eye open f.
bir şeyi açık artırma ile satışa çıkarmak put something up for auction f.
bir şeyi açık artırmada satmak sell something at auction f.
bir şeyi birine açık açık söylemek enunciate something to someone f.
birini kolayca ve açık ara yenmek beat hollow f.
boyamak (bir rengin açık bir tonuna) tint f.
bütçesinde ...'lık açık olmak have a hole in one's budget of f.
değişime açık olmak open to change f.
dürüst ve açık olmak put the cards on the table f.
dürüst ve açık olmak lay the cards on the table f.
eleştirilere açık olmak be open to criticism f.
etkisine açık bırakmak expose f.
farklı yorumlara açık olmak be questionable f.
farklı yorumlara açık olmak be debatable f.
farklı yorumlara açık olmak be open to dispute f.
farklı yorumlara açık olmak be contestable f.
gayet açık bir mesaj vermek give a very clear message f.
gazı açık bırakmak leave the gas on f.
görüşlere açık olmak be open to the opinions f.
gözü açık gitmek die in disappointment f.
halka açık hale getirmek make public f.
hastalığa açık olmak open to disease f.
hattı açık tutmak clear the line f.
hattı açık tutmak get the caller off the line f.
herkese açık yarışma free for all f.
ışığı açık bırakmak leave the lights on f.
ışığı açık tutmak keep the light on f.
ihanete açık olmak be vulnerable to treachery f.
ihanete açık olmak be vulnerable to betrayal f.
ihanete açık olmak be open to treachery f.
ile açık/bilinen/görünen bir ilişkisi/akrabalığı olmamak bear no apparent relationship to f.
işbirliğine açık olmak be open to cooperation f.
itiraza açık olmak be open to objection f.
kamuya açık hale gelmek enter the public domain f.
kapısı herkese açık davet vermek keep open house f.
kapıyı açık bırakmak leave the door open f.
kapıyı açık tutmak/bırakmak hold the door open f.
kesin ve açık olarak belirtmek formulate f.
kulübü açık tutmak keep the club open f.
ocağı açık unutmak forget the stove on f.
önerilere açık olmak be open to any suggestions f.
önerilere açık olmak be open for suggestions f.
öneriye açık olmak be open to suggestion f.
pazarlığa açık olmak be negotiable f.
pazarlığa açık olmak be bargainable f.
şansını açık bırakmak keep one's option open f.
şifreli metni açık hale getirmek decrypto f.
taksimetreyi açık bırakmak leave the meter running f.
taksimetreyi açık bırakmak keep the meter running f.
taksimetreyi açık tutmak keep the meter running f.
taksimetreyi açık tutmak leave the meter running f.
tartışmaya açık olmak be open to dispute f.
tek gözü açık uyumak sleep with one eye open f.
yeni fikirlere açık olmak be open to new ideas f.
yeni fikirlere açık olmak stand open to new ideas f.
yeni görüşlere açık olmak stand open to new ideas f.
yeniliklere açık olmak be open to new ideas f.
yolunu açık etmek speed f.
yoruma açık olmak be open to interpretation f.
(ark/kanal gibi üstü açık) suyolu watercourse i.
(bir yerin) açık olduğu saatler opening hours i.
(halka açık) yüzme havuzu natatorium i.
(halka açık) yüzme havuzu swimming bath i.
(halka açık) yüzme havuzu swimming pool i.
(mektuplu) açık öğretim correspondence school i.
(orman) açık alan clearing i.
açık (bütçe/hesap vb'nde) deficit i.
açık (mali) deficit i.
açık adım big step i.
açık adım wide step i.
açık adres mailing address i.
açık adres full address i.
açık ağıl hovel i.
açık alan opening i.
açık alan open area i.
açık alan agora i.
açık alan range i.
açık alan concourse i.
açık alan open space i.
açık alan open-air space i.
açık alan open field i.
açık alanda uyuyan kimse rough sleeper i.
açık anlaşma express agreement i.
açık arazi field i.
açık arazi unprotected terrain i.
açık arazi open field i.
açık arazi exposed terrain i.
açık artırma public auction i.
açık artırma sale i.
açık artırma public roup i.
açık artırma open bidding i.
açık artırma ile satış sale i.
açık artırma ile satış auction i.
açık artırma ile satma auctioning i.
açık artırmaya çıkarma licitation i.
açık ateş direct fire i.
açık ayıp clear defect i.
açık bej light beige i.
açık bej cream i.
açık bej beige light i.
açık beyan explicit declaration i.
açık beyan express declaration i.
açık beyan specific statement i.
açık beyan express statement i.
açık bilet open ticket i.
açık bir kitap için kullanılan altlık bookrack i.
açık bir mesaj a clear message i.
açık bir mesaj an explicit message i.
açık bir mesaj an open message i.
açık bir örnek an obvious example i.
açık bir şekilde anlatma elucidating i.
açık bir şekilde dile getirme articulation i.
açık bir ton (renkte) tint i.
açık boşaltım sistemi outfall i.
açık bölge free zone i.
açık büfe groaning board i.
açık büfe buffet station i.
açık büfe istasyonu buffet station i.
açık büfe kahvaltı open buffet breakfast i.
açık büfe kahvaltısı buffet brunch i.
açık büfe masası buffet station i.
açık büfe servis görevlisi buffet runner i.
açık büfe yemek buffet i.
açık büfe yemek servisi yapan restoran smorgasbord i.
açık bütçe open budget i.
açık celse public hearing i.
açık çeviri overt translation i.
açık davetiye open invitation i.
açık davranış overt behaviour i.
açık davranma plain dealing i.
açık delil smoking gun i.
açık deniz open sea i.
açık deniz offing i.
açık deniz high seas i.
açık deniz seagoing i.
açık deniz ocean i.
açık deniz the open sea i.
açık deniz high-sea i.
açık deniz deep-sea i.
açık deniz offshore i.
açık deniz the open i.
açık deniz demiri drogue i.
açık deniz gemisi deep sea steamer i.
açık deniz mavisi aqua i.
açık deniz mavisi light teal i.
açık depo yard i.
açık dere open valley i.
açık destek overt support i.
açık destek open support i.
açık devre open-circuit i.
açık dil plain language i.
açık dirsek gored elbow i.
açık dolaşım sistemi open blood system i.
açık dolaşım sistemi open circulatory system i.
açık duruşma open trial i.
açık düşünme clear thinking i.
açık düzge open system i.
açık eflatun lavender i.
açık elbise revealing dress i.
açık ellilik open-handedness i.
açık ellilik generosity i.
açık ellilik openhandedness i.
açık etme airing i.
açık evlilik open marriage i.
açık fikir open mind i.
açık fikirlilik open-mindedness i.
açık fikirlilik catholicity i.
açık gagalı leylek shell ibis i.
açık gökyüzü blue sky i.
açık görünüm plain view i.
açık görüşlülük unorthodoxy i.
açık göze open cell i.
açık gri light grey i.
açık gün open day i.
açık güverte open deck i.
açık hava fresh air i.
açık hava outdoors i.
açık hava clear weather i.
açık hava fair atmosphere i.
açık hava banyosu air bath i.
açık hava dans pisti open-air dance floor i.
açık hava eğitimi outdoor education i.
açık hava etkinliği outdoor event i.
açık hava etkinlikleri outdoor activities i.
açık hava etkinlikleri outdoor recreation i.
açık hava faaliyetleri outdoor activities i.
açık hava hayvanat bahçesi open-air zoo i.
açık hava konseri open air concert i.
açık hava müzesi outdoor museum i.
açık hava müzesi open-air museum i.
açık hava ocağı opencast mine i.
açık hava sineması open-air cinema i.
açık hava tiyatrosu open-air theatre i.
açık hava tiyatrosu open-air theater i.
açık hava tiyatrosu open air theatre i.
açık hava toplantısı public protest meeting i.
açık hava toplantısı open-air meeting i.
açık hava trafosu open air transformer i.
açık hava türbülansı clear-air turbulence i.
açık hava yüzme havuzu lido i.
açık hava yüzme havuzu outdoor pool i.
açık hava yüzme havuzu open-air pool i.
açık havada çalan müzik topluluklarına özgü ve çoğu zaman üstü kapalı platform bandstand i.
açık havada fuar yeri fairground i.
açık havada oynanan bir oyun bowls i.
açık havada yakılan ateş bonfire i.
açık havada yenilen yemek picnic i.
açık havadaki depo yard i.
açık havuz outdoor swimming pool i.
açık hedef open target i.
açık hesap credit account i.
açık hesap deficit i.
açık hücre open cell i.
açık ifade plain language i.
açık ifade open expression i.
açık ihale usulü open tender procedure i.
açık iletişim open communication i.
açık ilişki open relationship i.
açık imza blank signature i.
açık iskele open wharf i.
açık işletme surface mining i.
açık işlev manifest function i.
açık kabuk non closed shell i.
açık kadro opening i.
açık kadro vacancy i.
açık kadro vacant position i.
açık kahve light coffee i.
açık kahve weak coffee i.
açık kahverengi fawn i.
açık kalıp open die i.
açık kalpli olma openheartedness i.
açık kalplilik candour i.
açık kalplilik candor i.
açık kanal open channel i.
açık kanal open conduit i.
açık kapı open door i.
açık kapı politikası open door policy i.
açık kaynak kitaplıkları open source libraries i.
açık kaynak topluluğu open source community i.
açık kestane rengi hazel i.
açık kimlik clear identity i.
açık kitap altlığı bookrack i.
açık kitap için altlık bookstand i.
açık kontenjan vacancy i.
açık konu open subject i.
açık konuşma parrhesia i.
açık kömür ocağı strip mine i.
açık kredi blank credit i.
açık liman free port i.
açık maaşı half pay i.
açık mavi aqua i.
açık mekan open space i.
açık mekan outer space i.
açık mekanlar open spaces i.
açık metin plain text i.
açık mevzi exposed position i.
açık miktarı (hesapta) deficient amount i.
açık mor lilac i.
açık mor lavender tints i.
açık ocak open quarry i.
açık ocak madenciliği opencast mining i.
açık olaylar bare fact i.
açık olma exposal i.
açık olma exposure i.
açık olma egregiousness i.
açık olmama durumu unclarity i.
açık ordugah bivouac i.
açık otlak ve arazi anlamında güney afrika terimi veldt/veld i.
açık otopark parking lot i.
açık oturum panel i.
açık oturum panel discussion i.
açık oturum open session i.
açık oturum konuşmacısı panellist i.
açık oturum konuşmacısı panelist i.
açık oturum yöneticisi panel discussion moderator i.
açık oy open vote i.
açık oyalamada lehte oy verme acclaim i.
açık oylama open vote i.
açık oynama showdown i.
açık öğretim distance education i.
açık öğretim open plan schools i.
açık önerme open condition i.
açık önerme open sentence i.
açık örnek clearest-cut example i.
açık pembe light pink i.
açık pencere open window i.
açık pencere opened window i.
açık piyasa işlemleri open market operations i.
açık pozisyon vacant position i.
açık rekabet open competition i.
açık renk light colour i.
açık renk saç fair-hair i.
açık rıhtım open wharf i.
açık saçık bawdy i.
açık saçık konuşma lechering i.
açık saçık konuşma ribaldry i.
açık saçık konuşma scurrilousness i.
açık saçık konuşma smut i.
açık saçık laf obscenity i.
açık saçık olma bawdiness i.
açık saçık oluş bawdiness i.
açık saçık sahneler obscene scenes i.
açık saçık sahneler sexually explicit scenes i.
açık saçık söz vulgar word i.
açık saçık söz four letter word i.
açık saçık söz bawdry i.
açık saçık söz obscene word i.
açık saçık yayın pornography i.
açık saçıklık immodesty i.
açık saçıklık lewdness i.
açık saçıklık indecency i.
açık saçıklık filth i.
açık saçıklık obscenity i.
açık saçıklık bawdiness i.
açık sandık open caisson i.
açık sarı straw yellow i.
açık seçiklik lucidity i.
açık seçiklik clarity i.
açık semalar open skies i.
açık senet blank bill i.
açık sözlü artlessness i.
açık sözlülük expansiveness i.
açık sözlülük plainspokenness i.
açık sözlülük bluntness i.
açık sözlülük frankness i.
açık sözlülük freedom i.
açık sözlülük outspokennes i.
açık sözlülük roundness i.
açık sözlülük ingenuousness i.
açık sözlülük straightness i.
açık sözlülük candour i.
açık sözlülük openness i.
açık sözlülük outspokenness i.
açık sözlülük candor i.
açık sözlülük artlessness i.
açık şehir open city i.
açık şehir open town i.
açık şömine open fireplace i.
açık tarife open rates i.
açık tarih open-date i.
açık tavır clear stance i.
açık tehdit thinly-veiled threat i.
açık tehdit clear threat i.
açık teklif open offer i.
açık ten fair skin i.
açık ten light skin i.
açık ten fair complexion i.
açık tenis open tennis i.
açık tenlilik fairness i.
açık teşekkür public thanks i.
açık teşekkür public acknowledgement i.
açık tip open type i.
açık toplum open society i.
açık tribün bleachers i.
açık tribün bleacher i.
açık uçlu sınıflar open end classes i.
açık uçlu soru open ended question i.
açık üniversite open university i.
açık vagon flatcar i.
açık vagon high-sided open wagon i.
açık ve belirsizliğe mahal vermeyen tanım clear and unambiguous definition i.
açık ve belirsizliğe yer vermeyen tanım clear and unambiguous definition i.
açık ve içten olma candidness i.
açık ve kapalı raflar open and closed shelves i.
açık ve kesin ifade formulation i.
açık ve manzaralı anayol parkway i.
açık veren bütçe unbalanced budget i.
açık yara raw i.
açık yara an open sore i.
açık yara open wound i.
açık yazı clear writing i.
açık yer gap i.
açık yer blank i.
açık yer opening i.
açık yer the open i.
açık yer vacancy i.
açık yerlerde bulunan umumi posta kutusu pillar box i.
açık yeşil lime i.
açık yeşil chartreuse i.
açık yeşil jade i.
açık yeşil pea green i.