| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | tail i. | kuyruk | ||
|
The tail extends beyond the feet during flight. Kuyruk uçuş sırasında ayakların ötesine uzanır. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | tail i. | arka kısım | ||
|
The plane crashed because of an ignored failure in its tail. Uçak, arka kısmında gözden kaçan bir arıza nedeniyle düştü. More Sentences |
||||
| Genel | tail i. | arka | ||
|
There was a weird-looking sticker on the tail of the suspicious car. Şüpheli arabanın arkasında tuhaf görünümlü bir çıkartma vardı. More Sentences |
||||
| Genel | tail i. | uç | ||
|
You should tuck the tail of your shirt in. Gömleğinin ucunu içeri sokmalısın. More Sentences |
||||
| Genel | tail i. | kuyruk (hayvana ait) | ||
|
Dogs use their tails to express their mood. Köpekler ruh hallerini ifade etmek için kuyruklarını kullanırlar. More Sentences |
||||
| Genel | tail i. | kuyruk | ||
|
The tail extends beyond the feet during flight. Kuyruk uçuş sırasında ayakların ötesine uzanır. More Sentences |
||||
| Genel | tail f. | gizlice takip etmek | ||
|
A suspicious car has been tailing me since I left the office. Ofisten çıktığımdan beri şüpheli bir araba beni gizlice takip ediyor. More Sentences |
||||
| Genel | tail s. | kuyruk | ||
|
The tail extends beyond the feet during flight. Kuyruk uçuş sırasında ayakların ötesine uzanır. More Sentences |
||||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | tail i. | birini takip etmesi için tutulan dedektif | ||
|
She put a tail on her ex-husband. Eski kocasının peşine dedektif takmış. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | tail i. | kuyruk | ||
|
The tail extends beyond the feet during flight. Kuyruk uçuş sırasında ayakların ötesine uzanır. More Sentences |
||||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | tail i. | kuyruk | ||
|
The tail extends beyond the feet during flight. Kuyruk uçuş sırasında ayakların ötesine uzanır. More Sentences |
||||
| Havacılık | ||||
| Havacılık | tail i. | kuyruk | ||
|
The tail extends beyond the feet during flight. Kuyruk uçuş sırasında ayakların ötesine uzanır. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | tail i. | kamçı | ||
| Genel | tail i. | şartlı tasarruf (miras) | ||
| Genel | tail i. | etek (giysiye ait) | ||
| Genel | tail i. | son bölüm | ||
| Genel | tail i. | peşine takılan kimse | ||
| Genel | tail i. | yazı | ||
| Genel | tail i. | nihayet | ||
| Genel | tail i. | son | ||
| Genel | tail i. | kıç | ||
| Genel | tail i. | popo | ||
| Genel | tail i. | tuğ | ||
| Genel | tail i. | paranın resimsiz tarafı | ||
| Genel | tail i. | tişört ucu | ||
| Genel | tail i. | gömlek ucu | ||
| Genel | tail i. | ceket ucu | ||
| Genel | tail i. | iz | ||
| Genel | tail i. | sayfa altı boşluğu | ||
| Genel | tail i. | etek | ||
| Genel | tail i. | dümen | ||
| Genel | tail i. | dizi | ||
| Genel | tail i. | sıra | ||
| Genel | tail i. | uçurtmanın ince ve uzun kuyruğu | ||
| Genel | tail i. | bombanın arka kısmı | ||
| Genel | tail i. | (saçta) örgü | ||
| Genel | tail i. | kuyruğun sonu | ||
| Genel | tail i. | kuyruğun en sonu | ||
| Genel | tail i. | atık | ||
| Genel | tail i. | üretim atığı | ||
| Genel | tail i. | kitabın al köşesi | ||
| Genel | tail i. | derenin/havuzun alt tarafı | ||
| Genel | tail i. | son kısım | ||
| Genel | tail i. | son bölüm | ||
| Genel | tail i. | bir şeyin en aşağıdaki istenmeyen kısmı | ||
| Genel | tail i. | bir çatının açık kısmı | ||
| Genel | tail i. | arduvaz | ||
| Genel | tail f. | peşine takılmak | ||
| Genel | tail f. | kuyruk takmak | ||
| Genel | tail f. | izlemek | ||
| Genel | tail f. | azalmak | ||
| Genel | tail f. | kuyruk yapmak | ||
| Genel | tail f. | sapını ayıklamak | ||
| Genel | tail f. | gütmek | ||
| Genel | tail f. | yakından izlemek | ||
| Genel | tail f. | kuyruk eklemek | ||
| Genel | tail f. | kuyruk takmak | ||
| Genel | tail f. | kuyruğunu almak | ||
| Genel | tail f. | kuyruğunu sökmek | ||
| Genel | tail f. | kuyruğunu koparmak | ||
| Genel | tail f. | sonuna takılmak | ||
| Genel | tail f. | ucuna takılmak | ||
| Genel | tail f. | (arka tarafı) karaya oturmak | ||
| Genel | tail f. | gizlice izlemek | ||
| Genel | tail f. | kuyruk ile bağlamak | ||
| Genel | tail s. | kuyrukta olan | ||
| Genel | tail s. | arkada olan | ||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | tail i. | sınırlama | ||
| Hukuk | tail i. | takyit edilme | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | tail i. | kuyruk (cam) | ||
| Teknik | tail i. | tuğ | ||
| Teknik | tail f. | kuyruk takmak / yapmak | ||
| Teknik | tail f. | ucunu duvara yerleştirmek | ||
| Teknik | tail f. | ucuna takılmak | ||
| Denizcilik | ||||
| Denizcilik | tail f. | kıç taraftan demirlemek | ||
| Edebiyat | ||||
| Edebiyat | tail i. | şiir dörtlüğündeki son kısa mısra | ||
| Argo | ||||
| Argo | tail i. | cinsel obje olarak görülen kadın | ||
| Argo | tail i. | kıç | ||
| Argo | tail i. | seks | ||
| Argo | tail i. | vajina | ||