iz - Türkçe İngilizce Sözlük

iz

"iz" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 105 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
iz mark i.
On the cat's back was a heart-shaped yellow mark.
Kedinin sırtında kalp şeklinde sarı bir iz vardı.

More Sentences
iz track i.
How do I track the performance of my keyword research?
Anahtar kelime araştırmamın performansını nasıl izlerim?

More Sentences
iz trace i.
Kimmy looked in the mirror with a trace of a smile on her face.
Kimmy yüzünde gülümsemenin iziyle aynaya baktı.

More Sentences
iz trail i.
They left a trail of bread crumbs behind them.
Arkalarında ekmek kırıntılarından bir iz bıraktılar.

More Sentences
iz taint i.
Genel
iz scar i.
Most of the old buildings still carry the scars of the bombing.
Eski binaların çoğu hâlâ bombalamanın izlerini taşıyor.

More Sentences
iz impression i.
The tires left an impression on the muddy road.
Tekerlekler çamurlu yolda iz bırakıyordu.

More Sentences
iz print i.
A small animal must have left these prints.
Bu izleri ufak bir hayvan bırakmış olmalı.

More Sentences
iz evidence i.
Sometimes evidence of earth fissures can be easily seen on aerial photographs.
Bazen toprak çatlaklarının izleri hava fotoğraflarında kolayca görülebilir.

More Sentences
iz streak i.
There is a streak of anger in her character.
Onun karakterinde öfkeden izler var.

More Sentences
iz suggestion i.
There was a suggestion of a smile on her face.
Yüzünde bir gülümseme izi vardı.

More Sentences
iz imprint i.
The appearance bears the imprint of French charm.
Görünüm Fransız cazibesinin izlerini taşıyor.

More Sentences
iz sign i.
When I returned to Brussels, there was no sign of this letter.
Brüksel'e döndüğümde bu mektuptan hiçbir iz yoktu.

More Sentences
iz trace i.
Kimmy looked in the mirror with a trace of a smile on her face.
Kimmy yüzünde gülümsemenin iziyle aynaya baktı.

More Sentences
iz breath i.
They clarified everything to avoid a tiny breath of accusation.
Küçücük bir suçlama izinden kaçacağız derken her şeyi ortaya çıkardılar.

More Sentences
Teknik
iz impression i.
The tires left an impression on the muddy road.
Tekerlekler çamurlu yolda iz bırakıyordu.

More Sentences
iz track i.
How do I track the performance of my keyword research?
Anahtar kelime araştırmamın performansını nasıl izlerim?

More Sentences
iz trace i.
Kimmy looked in the mirror with a trace of a smile on her face.
Kimmy yüzünde gülümsemenin iziyle aynaya baktı.

More Sentences
iz streak i.
There is a streak of anger in her character.
Onun karakterinde öfkeden izler var.

More Sentences
iz trail i.
They left a trail of bread crumbs behind them.
Arkalarında ekmek kırıntılarından bir iz bıraktılar.

More Sentences
Otomotiv
iz trail i.
They left a trail of bread crumbs behind them.
Arkalarında ekmek kırıntılarından bir iz bıraktılar.

More Sentences
iz streak i.
There is a streak of anger in her character.
Onun karakterinde öfkeden izler var.

More Sentences
Gıda
iz trace i.
Kimmy looked in the mirror with a trace of a smile on her face.
Kimmy yüzünde gülümsemenin iziyle aynaya baktı.

More Sentences
Dilbilim
iz trace i.
Kimmy looked in the mirror with a trace of a smile on her face.
Kimmy yüzünde gülümsemenin iziyle aynaya baktı.

More Sentences
Matbaa
iz streak i.
There is a streak of anger in her character.
Onun karakterinde öfkeden izler var.

More Sentences
Genel
iz smack i.
iz ray i.
iz birthmark i.
iz impress i.
iz vestige i.
iz strain i.
iz kenning i.
iz ghost i.
iz suspicion i.
iz touch i.
iz clue i.
iz dint i.
iz footprint i.
iz wheal i.
iz hint i.
iz wale i.
iz stamp i.
iz stigma i.
iz clew i.
iz weal i.
iz hound i.
iz tinge i.
iz shadow i.
iz tracing i.
iz chip i.
iz dash i.
iz odour i.
iz odor i.
iz inkling i.
iz tincture i.
iz token i.
iz path i.
iz trackway i.
iz furrow i.
iz impressure i.
iz indication i.
iz shade i.
iz tail i.
iz recognizance [obsolete] i.
iz tang i.
iz badge i.
iz remnant i.
iz tint i.
iz tract [dialect] i.
iz twang i.
iz lead i.
iz line i.
iz whiff i.
iz memorial i.
iz mention [obsolete] i.
iz moniment i.
iz rosetta stone i.
iz insignment [obsolete] i.
iz drop i.
iz precedent i.
iz scart [scotland] i.
iz slot i.
iz smatch i.
iz soilure i.
iz strake i.
iz stricture [obsolete] i.
iz surmise i.
iz pass i.
iz stead [scotland] i.
iz scent N.
iz rut N.
Konuşma Dili
iz fleabite i.
iz wind i.
Deyim
iz paper trail i.
iz a paper trail i.
Teknik
iz indentation i.
iz vestige i.
iz groove i.
iz path i.
Otomotiv
iz groove i.
iz tracking i.
Demiryolu
iz rutting i.
Biyoloji
iz vestigium i.
Eski Kullanım
iz recognisance i.
Argo
iz scooby doo i.

"iz" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
iz bırakmak impress f.
izlemek (iz vb) track f.
iz sürmek trace f.
iz bırakmak leave a trace f.
iz bırakmak leave a mark f.
Genel
derin bir iz a lasting impression i.
makro iz macro trace i.
(tekerlek) iz track i.
vurarak iz bırakma welting i.
sabanın açtığı iz furrow i.
iz sürme chase i.
uyaranların beyinde bıraktığı iz engram i.
iz bırakan şey tracer i.
iz sürücü tracker i.
uçağın arkasında bıraktığı iz contrail i.
vücutta oluşan geçici iz tattooing i.
iz kokusu scent i.
iz (vurulan kamçının/değneğin bıraktığı) welt i.
iz (ciltte kalan çiçek izi gibi) pit i.
iz süren avcı stalker i.
dağlanarak yapılan iz brand i.
iz başlangıcı trailhead i.
geri iz sürme back tracking i.
iz odası track chamber i.
iz yolu treadway i.
iz sürme hounding i.
iz yönetim sistemi trail management system i.
iz yönetim sistemi trace/track management system i.
düşen yaprağın bıraktığı iz cicatrice i.
güneş gözlüğü ile güneşlendikten sonra göz çevresinde kalan iz raccoon eye i.
güneş gözlüğü ile güneşlendikten sonra göz çevresinde kalan iz raccoon eyes i.
güneş gözlüğü ile güneşlendikten sonra göz çevresinde kalan iz panda eyes (uk) i.
bir geyiğin otları ezmesi sonucu bıraktığı iz abature i.
şarabın, kadehin kenarından aşağıya doğru bıraktığı iz tears of wine i.
geçmiş olayın bıraktığı iz reminiscence i.
arkaya doğru düşen bir kayakçının karda bıraktığı iz sitzmark i.
arkaya doğru düşen bir kayakçının karda bıraktığı iz bathtub i.
(dedektif gibi) iz süren kimse bird dog i.
darbenin bıraktığı iz wipe [obsolete] i.
geçici iz wisp i.
bir sese dair iz whift i.
bir kokuya dair iz whift i.
belli belirsiz iz whisper i.
kar temizleme makinesinin veya greyder bıçağının ardında oluşturduğu iz windrow [canada] i.
bulaşma ile meydana gelen renksiz iz blot i.
posta ücretini basan cihazın bir posta üzerinde bıraktığı iz meter i.
baskı makinesinin içinde kağıt yokken bıraktığı iz miss i.
bıyığı andıran iz moustache i.
(partneri emme sonucu oluşan) geçici iz love bite i.
küçük iz gliff [scotland] i.
belirsiz iz gleam i.
(hayvanların yol üzerinde bıraktığı) iz runway i.
derin iz rut i.
iz yapan kimse rutter i.
iz bırakan görsel impression i.
sahte iz false token i.
ahşap yapısındaki kavisli veya spiral şeklinde iz curl i.
denizaltı periskopunun suda bıraktığı iz feather i.
parmak kirinden ötürü yüzeye geçen iz fingermark i.
katlama sebebiyle oluşan çizgi veya iz fold i.
iz sürücü puggy i.
(hücresel otomasyonda) iz bırakan sonlu örüntü puffer i.
iz sürücü puggi i.
atın yüzündeki beyaz iz shim[dialect] [uk] i.
arkada bırakılan iz sign i.
görerek iz süren tazı sighthound i.
kokuyla iz süren kimse smeller i.
iz takip köpeği sniffer i.
çiçek bozuğu hastalığının ciltte bıraktığı çukurlu iz pockpit i.
çopur iz pockpit i.
(özellikle iz bırakan) aşı pass i.
ufak iz sparkle i.
iz süren kimse hound i.
(literal) iz süren köpek sleuthhound i.
iz süren (dedektif) sleuthhound i.
iz bırakmak etch f.
iz bırakmak leave behind f.
iz sürmek spoor f.
ciltte iz bırakmak pit f.
iz bırakmak track f.
iz sürmek scent out f.
iz sürmek trail f.
iz bırakmak scar f.
tekerleklerle iz yapmak rut f.
hiç iz bırakmadan kaybolmak vanish without a trace f.
iz sürmek sleuth f.
dikiş gibi iz bırakmak seam f.
iz sürerek geri gitmek retrace f.
iz açmak furrow f.
iz düşürmek project f.
iz sürmek hound f.
iz sürmek scent f.
iz bırakmak make a mark f.
iz çıkarmak make a mark f.
iz çıkarmak leave a mark f.
hiçbir iz bırakmadan kaybolmak disappear without a trace f.
hiçbir iz bırakmadan kaybolmak vanish without a trace f.
yol iz bilmek know how to behave oneself properly f.
iz taşımak bear the stamp of f.
derin iz bırakmak engrave f.
-er misin(iz) could f.
kalıcı iz bırakmak leave one's mark f.
iz bırakmak make marks on f.
iz taşımak bear trace f.
olumsuz bir iz bırakmak leave a negative mark f.
olumsuz iz bırakmak leave a negative mark f.
iz bırakmak leave a scar f.
pek iz bırakmamak not leave much of a trail f.
iz bırakmak leave a trail f.
iz bırakmak register f.
yeniden iz bırakmak reimpress f.
yeniden iz bırakmak reimprint f.
iz bırakmak touch f.
yazılı bir iz bırakmak pull f.
iz bırakacak şekilde dövmek bang f.
(köpeklere) iz sürdürmek lay f.
kalıcı iz bırakmak write f.
kalıcı olarak iz bırakmak write f.
derin iz bırakmak write f.
yanlış şekilde iz sürmek mistrace f.
iz bırakan bir gerçeği öğrenmek imprint f.
geri geri iz sürmek untread f.
iz sürerek geriye gitmek untread f.
(derin) iz bırakmak instamp f.
(av köpeği) iz ararken gergin biçimde kuyruk sallamak feather f.
parçalayıp tütününü dağıtarak (sigarayı) iz bırakmadan imha etmek fieldstrip f.
iz yapmak print f.
iz bırakmak scart f.
iz taşımak smack f.
çukur iz bırakmak pockmark f.
(iz vb.) taşımak bear f.
(iz vb.) bırakmak leave f.
iz bırakmak mark f.
iz sürmek chase f.
-er misin(iz) could f.
(sürüklendiği yerde) iz bırakmak sweep f.
arkada iz bırakmayan traceless s.
iz brakmayan trailless s.
iz bırakmayan trackless s.
iz bırakan persistent s.
iz bırakan vestigial s.
derin iz bırakan soul-shattering s.
iz bırakılmamış undinted s.
iz bırakmayan printless s.
iz bırakmayan scarless s.
iz kalmış pock-broken s.
iz bırakan stigmal s.
göz üzerinde iz bulunan superciliary s.
iz taşıyarak stigmatically zf.
-iz/-ız/-uz/-üz we zm.