| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | line i. | satır | ||
|
In line 4, the words 'should be' should be replaced by 'is'. 4. satırdaki 'olmalıdır' kelimesi 'dır' ile değiştirilmelidir. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | line i. | hat | ||
|
I keep calling, but the line is always busy. Sürekli arıyorum ama hat hep meşgul. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | line i. | çizgi | ||
|
She drew curvy lines on the side of her notebook. Defterinin kenarına kıvrımlı çizgiler çizdi. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | line i. | sıra | ||
|
The first line is the completion of the 1994-1999 programmes. İlk sırada 1994-1999 programlarının tamamlanması yer almaktadır. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | line i. | kuyruk | ||
|
There was a long line in front of the post office. Postanenin önünde uzun bir kuyruk vardı. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | line f. | astarlamak | ||
|
This jacket is lined with silk. Bu ceket ipekle astarlanmıştır. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | line i. | olta | ||
|
He reeled up the fishing line as soon as the cork bobbed up and down. Mantar aşağı yukarı sallanır sallanmaz oltayı sardı. More Sentences |
||||
| Genel | line i. | yol | ||
|
Charles always takes the line of least resistance. Charles her zaman kolay yolu seçer. More Sentences |
||||
| Genel | line i. | kuyruk | ||
|
There was a long line in front of the post office. Postanenin önünde uzun bir kuyruk vardı. More Sentences |
||||
| Genel | line i. | silsile | ||
|
I hope you can follow my line of reasoning, and, of course, therefore ask you to support me with your votes. Umarım benim mantık silsilemi takip edebilirsiniz ve tabii ki bu nedenle oylarınızla beni desteklemenizi rica ediyorum. More Sentences |
||||
| Genel | line i. | soy | ||
|
I come from a long line of doctors. Uzun bir doktor soyundan geliyorum. More Sentences |
||||
| Genel | line i. | hiza | ||
|
This minority too came into line and that is why we are at the point we are today, in optimistic mode. Bu azınlık da hizaya geldi ve bu yüzden bugün bulunduğumuz noktada, iyimser moddayız. More Sentences |
||||
| Genel | line i. | ip | ||
|
She hung the washing on the line. Çamaşırları ipin üzerine astı. More Sentences |
||||
| Genel | line i. | seri | ||
|
She designed a new line of children's apparel. Yeni bir çocuk kıyafeti serisi tasarladı. More Sentences |
||||
| Genel | line i. | sıra | ||
|
The first line is the completion of the 1994-1999 programmes. İlk sırada 1994-1999 programlarının tamamlanması yer almaktadır. More Sentences |
||||
| Genel | line i. | çizgi | ||
|
She drew curvy lines on the side of her notebook. Defterinin kenarına kıvrımlı çizgiler çizdi. More Sentences |
||||
| Genel | line i. | dize | ||
|
Can you quote a line of Hamlet? Hamlet'ten bir dize alıntılayabilir misin? More Sentences |
||||
| Genel | line i. | dizi | ||
|
This film is the latest of a long line of dramas that he has directed. Bu film, yönetmenliğini yaptığı uzun bir dizi dramanın sonuncusu. More Sentences |
||||
| Genel | line i. | boru | ||
|
My fuel line broke. Yakıt borum kırık. More Sentences |
||||
| Genel | line i. | iş | ||
|
That is the bottom line. İşin özü budur. More Sentences |
||||
| Genel | line i. | saf | ||
|
The vet is in the front line of surveillance for indigenous and exotic diseases. Veteriner hekim, yerli ve egzotik hastalıkların gözetiminde ön saflarda yer almaktadır. More Sentences |
||||
| Genel | line i. | alan | ||
|
Design, business, sociology, knowledge production and method are subjects common to both lines of specialisation. Tasarım, işletme, sosyoloji, bilgi üretimi ve yöntem her iki uzmanlık alanında da ortak konulardır. More Sentences |
||||
| Genel | line i. | replik | ||
|
She helped him memorize his lines. Repliklerini ezberlemesine yardım etti. More Sentences |
||||
| Genel | line i. | yaklaşım | ||
|
The prosecutor decided to try a different line of argument. Savcı farklı bir yaklaşım denemeye karar verdi. More Sentences |
||||
| Genel | line i. | cephe | ||
|
The wounded soldier refused to leave the front line. Yaralı asker cepheden ayrılmayı reddetti. More Sentences |
||||
| Genel | line i. | sınır | ||
|
They drove towards the state line. Eyalet sınırına doğru gittiler. More Sentences |
||||
| Genel | line i. | tutum | ||
|
We all supported the president's line on security. Hepimiz başkanın güvenlik konusundaki tutumunu destekledik. More Sentences |
||||
| Genel | line i. | doğrultu | ||
|
Article 3 of the draft Constitution solemnly sets out the Union’s objectives along these lines. Anayasa taslağının 3. Maddesi Birliğin bu doğrultudaki hedeflerini ciddiyetle ortaya koymaktadır. More Sentences |
||||
| Genel | line f. | kaplamak | ||
|
The retina lines the back two-thirds of the eye. Retina gözün arka üçte ikisini kaplar. More Sentences |
||||
| Genel | line f. | doldurmak | ||
|
He's lining his pockets while soldiers are massacred for a cause that is lost. Askerler kaybedilmiş bir dava uğruna katledilirken o ceplerini dolduruyor. More Sentences |
||||
| Genel | line f. | dizmek | ||
|
The teacher lined the children up in order of height. Öğretmen çocukları boy sırasına göre dizdi. More Sentences |
||||
| Telekom | ||||
| Telekom | line i. | hat | ||
|
I keep calling, but the line is always busy. Sürekli arıyorum ama hat hep meşgul. More Sentences |
||||
| Telekom | line i. | satır | ||
|
In line 4, the words 'should be' should be replaced by 'is'. 4. satırdaki 'olmalıdır' kelimesi 'dır' ile değiştirilmelidir. More Sentences |
||||
| Tekstil | ||||
| Tekstil | line f. | astarlamak | ||
|
This jacket is lined with silk. Bu ceket ipekle astarlanmıştır. More Sentences |
||||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | line i. | dizi | ||
|
This film is the latest of a long line of dramas that he has directed. Bu film, yönetmenliğini yaptığı uzun bir dizi dramanın sonuncusu. More Sentences |
||||
| Otomotiv | line i. | hat | ||
|
I keep calling, but the line is always busy. Sürekli arıyorum ama hat hep meşgul. More Sentences |
||||
| Denizcilik | ||||
| Denizcilik | line i. | halat | ||
|
The boat was tied with a short line. Tekne kısa bir halatla bağlıydı. More Sentences |
||||
| Medikal | ||||
| Medikal | line f. | kaplamak | ||
|
The retina lines the back two-thirds of the eye. Retina gözün arka üçte ikisini kaplar. More Sentences |
||||
| Matematik | ||||
| Matematik | line i. | çizgi | ||
|
She drew curvy lines on the side of her notebook. Defterinin kenarına kıvrımlı çizgiler çizdi. More Sentences |
||||
| Matematik | line i. | doğru | ||
|
I can draw the number line again. Sayı doğrusunu tekrar çizebilirim. More Sentences |
||||
| Askeri | ||||
| Askeri | line i. | saf | ||
|
The vet is in the front line of surveillance for indigenous and exotic diseases. Veteriner hekim, yerli ve egzotik hastalıkların gözetiminde ön saflarda yer almaktadır. More Sentences |
||||
| Spor | ||||
| Spor | line i. | çizgi | ||
|
She drew curvy lines on the side of her notebook. Defterinin kenarına kıvrımlı çizgiler çizdi. More Sentences |
||||
| Argo | ||||
| Argo | line i. | kokain | ||
|
He sniffed a line with a 100-dollar bill. Yüz dolarlık bir banknotla kokaini burnuna çekti. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | line i. | nesep | ||
| Genel | line i. | vapur şirketi | ||
| Genel | line i. | iplik | ||
| Genel | line i. | mısra | ||
| Genel | line i. | tahril | ||
| Genel | line i. | perese | ||
| Genel | line i. | not | ||
| Genel | line i. | yöntem | ||
| Genel | line i. | pusula | ||
| Genel | line i. | hat (telefon/telgraf/tren/gemi vb için) | ||
| Genel | line i. | tarik | ||
| Genel | line i. | hizmet | ||
| Genel | line i. | bilgi | ||
| Genel | line i. | meşguliyet | ||
| Genel | line i. | desen | ||
| Genel | line i. | demiryolu hattı | ||
| Genel | line i. | belirli bir cins mal | ||
| Genel | line i. | kablo | ||
| Genel | line i. | masal | ||
| Genel | line i. | çizik | ||
| Genel | line i. | kısa mektup | ||
| Genel | line i. | doğru çizgi | ||
| Genel | line i. | sicim | ||
| Genel | line i. | meslek | ||
| Genel | line i. | martaval | ||
| Genel | line i. | kısım | ||
| Genel | line i. | çığır | ||
| Genel | line i. | sülale | ||
| Genel | line i. | telefon hattı | ||
| Genel | line i. | saha | ||
| Genel | line i. | tabur | ||
| Genel | line i. | şekil | ||
| Genel | line i. | ton | ||
| Genel | line i. | devre | ||
| Genel | line i. | eksen | ||
| Genel | line i. | uğraşı | ||
| Genel | line i. | istiva hattı | ||
| Genel | line i. | ümit | ||
| Genel | line i. | taktik | ||
| Genel | line i. | strateji | ||
| Genel | line i. | rol | ||
| Genel | line i. | rol | ||
| Genel | line i. | hareket biçimi | ||
| Genel | line i. | ikna edici söz | ||
| Genel | line i. | ölçme ipi | ||
| Genel | line i. | fırça darbesi | ||
| Genel | line i. | mülk sınırı | ||
| Genel | line i. | savaş düzeni | ||
| Genel | line i. | uzun elyaf | ||
| Genel | line i. | düşünce dizisi | ||
| Genel | line i. | nizam | ||
| Genel | line i. | savunma hattı | ||
| Genel | line i. | savaş düzeni | ||
| Genel | line i. | hudut | ||
| Genel | line i. | iz | ||
| Genel | line i. | ray | ||
| Genel | line i. | oyuncunun ezberlemesi gereken bölüm | ||
| Genel | line i. | düşünce dizisi | ||
| Genel | line i. | oyuncunun ezberlemesi gereken bölüm | ||
| Genel | line i. | düşünce dizisi | ||
| Genel | line i. | muhakeme tarzı | ||
| Genel | line i. | düzen | ||
| Genel | line i. | meşgale | ||
| Genel | line i. | olta ipi | ||
| Genel | line i. | müdafaa hattı | ||
| Genel | line i. | çevre çizgisi | ||
| Genel | line i. | durum | ||
| Genel | line i. | uyuşma | ||
| Genel | line i. | ahenk | ||
| Genel | line i. | istikamet | ||
| Genel | line i. | uzlaşma | ||
| Genel | line i. | meslek dalı | ||
| Genel | line f. | çizmek | ||
| Genel | line f. | astar kaplamak | ||
| Genel | line f. | kırıştırmak | ||
| Genel | line f. | çizgi çekmek | ||
| Genel | line f. | çizgilerle göstermek | ||
| Genel | line f. | çizgi çizmek | ||
| Genel | line f. | sıralamak | ||
| Genel | line f. | içini kaplamak | ||
| Genel | line f. | (ip ile) ölçmek | ||
| Genel | line f. | hizaya sokmak | ||
| Genel | line f. | göz kalemi ile çekmek | ||
| Genel | line f. | arşınlamak | ||
| Genel | line f. | çizgilerle dolmak | ||
| Genel | line f. | çizgilerle doldurmak | ||
| Genel | line f. | astar veya kaplama görevi görmek | ||
| Genel | line f. | dış yüzeyini kaplamak | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | line i. | bir şirket tarafından üretilen ürünlerin sınıfı | ||
| Ticaret/Ekonomi | line i. | çeşit | ||
| Ticaret/Ekonomi | line i. | tür | ||
| Ticaret/Ekonomi | line i. | üretim hattı | ||
| Sigortacılık | ||||
| Sigortacılık | line i. | dilim | ||
| Sigortacılık | line i. | plen | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | line f. | giydirmek | ||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | line i. | geçek | ||
| Telekom | ||||
| Telekom | line i. | telefon hattı | ||
| Elektrik | ||||
| Elektrik | line i. | linye | ||
| Tekstil | ||||
| Tekstil | line i. | tarak ile liflerine ayrılmış ve eğirilmeye hazır uzun keten iplikleri | ||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | line i. | dönemece giriş/çıkış çizgisi | ||
| Demiryolu | ||||
| Demiryolu | line i. | demiryolu hattı | ||
| İskambil | ||||
| İskambil | line i. | remi kart oyununda kazanılan el | ||
| İskambil | line i. | remi kart oyununda kazanılan elde alınan puanlar | ||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | line i. | eğirilmiş keten | ||
| Eski Kullanım | line i. | dokunmuş keten | ||
| Eski Kullanım | line i. | keten bitkisi | ||
| Argo | ||||
| Argo | line i. | kandırıcı sözler | ||