line - Türkçe İngilizce Sözlük

line

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

line — Definition

Anlamı ve Tanımı:
çizgi, hat
Okunuş (IPA):
(AmE /laɪn/ – BrE /laɪn/)
Terim Türü:
İsim: line (lines); Fiil: line (lines – lined – lining)
Uzun ve dar izleri, bağlantıları veya sıraları anlatan çok anlamlı kelimedir. Latince linea (“ip, çizgi”) kökünden gelmektedir. Geometri, ulaşım, üretim ve iletişim bağlamlarında temel bir kavramdır

"line" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
line i. satır
In line 4, the words 'should be' should be replaced by 'is'.
4. satırdaki 'olmalıdır' kelimesi 'dır' ile değiştirilmelidir.

More Sentences
line i. hat
I keep calling, but the line is always busy.
Sürekli arıyorum ama hat hep meşgul.

More Sentences
line i. çizgi
She drew curvy lines on the side of her notebook.
Defterinin kenarına kıvrımlı çizgiler çizdi.

More Sentences
line i. sıra
The first line is the completion of the 1994-1999 programmes.
İlk sırada 1994-1999 programlarının tamamlanması yer almaktadır.

More Sentences
line i. kuyruk
There was a long line in front of the post office.
Postanenin önünde uzun bir kuyruk vardı.

More Sentences
line f. astarlamak
This jacket is lined with silk.
Bu ceket ipekle astarlanmıştır.

More Sentences
Genel
line i. olta
He reeled up the fishing line as soon as the cork bobbed up and down.
Mantar aşağı yukarı sallanır sallanmaz oltayı sardı.

More Sentences
line i. yol
Charles always takes the line of least resistance.
Charles her zaman kolay yolu seçer.

More Sentences
line i. kuyruk
There was a long line in front of the post office.
Postanenin önünde uzun bir kuyruk vardı.

More Sentences
line i. silsile
I hope you can follow my line of reasoning, and, of course, therefore ask you to support me with your votes.
Umarım benim mantık silsilemi takip edebilirsiniz ve tabii ki bu nedenle oylarınızla beni desteklemenizi rica ediyorum.

More Sentences
line i. soy
I come from a long line of doctors.
Uzun bir doktor soyundan geliyorum.

More Sentences
line i. hiza
This minority too came into line and that is why we are at the point we are today, in optimistic mode.
Bu azınlık da hizaya geldi ve bu yüzden bugün bulunduğumuz noktada, iyimser moddayız.

More Sentences
line i. ip
She hung the washing on the line.
Çamaşırları ipin üzerine astı.

More Sentences
line i. seri
She designed a new line of children's apparel.
Yeni bir çocuk kıyafeti serisi tasarladı.

More Sentences
line i. sıra
The first line is the completion of the 1994-1999 programmes.
İlk sırada 1994-1999 programlarının tamamlanması yer almaktadır.

More Sentences
line i. çizgi
She drew curvy lines on the side of her notebook.
Defterinin kenarına kıvrımlı çizgiler çizdi.

More Sentences
line i. dize
Can you quote a line of Hamlet?
Hamlet'ten bir dize alıntılayabilir misin?

More Sentences
line i. dizi
This film is the latest of a long line of dramas that he has directed.
Bu film, yönetmenliğini yaptığı uzun bir dizi dramanın sonuncusu.

More Sentences
line i. boru
My fuel line broke.
Yakıt borum kırık.

More Sentences
line i.
That is the bottom line.
İşin özü budur.

More Sentences
line i. saf
The vet is in the front line of surveillance for indigenous and exotic diseases.
Veteriner hekim, yerli ve egzotik hastalıkların gözetiminde ön saflarda yer almaktadır.

More Sentences
line i. alan
Design, business, sociology, knowledge production and method are subjects common to both lines of specialisation.
Tasarım, işletme, sosyoloji, bilgi üretimi ve yöntem her iki uzmanlık alanında da ortak konulardır.

More Sentences
line i. replik
She helped him memorize his lines.
Repliklerini ezberlemesine yardım etti.

More Sentences
line i. yaklaşım
The prosecutor decided to try a different line of argument.
Savcı farklı bir yaklaşım denemeye karar verdi.

More Sentences
line i. cephe
The wounded soldier refused to leave the front line.
Yaralı asker cepheden ayrılmayı reddetti.

More Sentences
line i. sınır
They drove towards the state line.
Eyalet sınırına doğru gittiler.

More Sentences
line i. tutum
We all supported the president's line on security.
Hepimiz başkanın güvenlik konusundaki tutumunu destekledik.

More Sentences
line i. doğrultu
Article 3 of the draft Constitution solemnly sets out the Union’s objectives along these lines.
Anayasa taslağının 3. Maddesi Birliğin bu doğrultudaki hedeflerini ciddiyetle ortaya koymaktadır.

More Sentences
line f. kaplamak
The retina lines the back two-thirds of the eye.
Retina gözün arka üçte ikisini kaplar.

More Sentences
line f. doldurmak
He's lining his pockets while soldiers are massacred for a cause that is lost.
Askerler kaybedilmiş bir dava uğruna katledilirken o ceplerini dolduruyor.

More Sentences
line f. dizmek
The teacher lined the children up in order of height.
Öğretmen çocukları boy sırasına göre dizdi.

More Sentences
Telekom
line i. hat
I keep calling, but the line is always busy.
Sürekli arıyorum ama hat hep meşgul.

More Sentences
line i. satır
In line 4, the words 'should be' should be replaced by 'is'.
4. satırdaki 'olmalıdır' kelimesi 'dır' ile değiştirilmelidir.

More Sentences
Tekstil
line f. astarlamak
This jacket is lined with silk.
Bu ceket ipekle astarlanmıştır.

More Sentences
Otomotiv
line i. dizi
This film is the latest of a long line of dramas that he has directed.
Bu film, yönetmenliğini yaptığı uzun bir dizi dramanın sonuncusu.

More Sentences
line i. hat
I keep calling, but the line is always busy.
Sürekli arıyorum ama hat hep meşgul.

More Sentences
Denizcilik
line i. halat
The boat was tied with a short line.
Tekne kısa bir halatla bağlıydı.

More Sentences
Medikal
line f. kaplamak
The retina lines the back two-thirds of the eye.
Retina gözün arka üçte ikisini kaplar.

More Sentences
Matematik
line i. çizgi
She drew curvy lines on the side of her notebook.
Defterinin kenarına kıvrımlı çizgiler çizdi.

More Sentences
line i. doğru
I can draw the number line again.
Sayı doğrusunu tekrar çizebilirim.

More Sentences
Askeri
line i. saf
The vet is in the front line of surveillance for indigenous and exotic diseases.
Veteriner hekim, yerli ve egzotik hastalıkların gözetiminde ön saflarda yer almaktadır.

More Sentences
Spor
line i. çizgi
She drew curvy lines on the side of her notebook.
Defterinin kenarına kıvrımlı çizgiler çizdi.

More Sentences
Argo
line i. kokain
He sniffed a line with a 100-dollar bill.
Yüz dolarlık bir banknotla kokaini burnuna çekti.

More Sentences
Genel
line i. nesep
line i. vapur şirketi
line i. iplik
line i. mısra
line i. tahril
line i. perese
line i. not
line i. yöntem
line i. pusula
line i. hat (telefon/telgraf/tren/gemi vb için)
line i. tarik
line i. hizmet
line i. bilgi
line i. meşguliyet
line i. desen
line i. demiryolu hattı
line i. belirli bir cins mal
line i. kablo
line i. masal
line i. çizik
line i. kısa mektup
line i. doğru çizgi
line i. sicim
line i. meslek
line i. martaval
line i. kısım
line i. çığır
line i. sülale
line i. telefon hattı
line i. saha
line i. tabur
line i. şekil
line i. ton
line i. devre
line i. eksen
line i. uğraşı
line i. istiva hattı
line i. ümit
line i. taktik
line i. strateji
line i. rol
line i. rol
line i. hareket biçimi
line i. ikna edici söz
line i. ölçme ipi
line i. fırça darbesi
line i. mülk sınırı
line i. savaş düzeni
line i. uzun elyaf
line i. düşünce dizisi
line i. nizam
line i. savunma hattı
line i. savaş düzeni
line i. hudut
line i. iz
line i. ray
line i. oyuncunun ezberlemesi gereken bölüm
line i. düşünce dizisi
line i. oyuncunun ezberlemesi gereken bölüm
line i. düşünce dizisi
line i. muhakeme tarzı
line i. düzen
line i. meşgale
line i. olta ipi
line i. müdafaa hattı
line i. çevre çizgisi
line i. durum
line i. uyuşma
line i. ahenk
line i. istikamet
line i. uzlaşma
line i. meslek dalı
line f. çizmek
line f. astar kaplamak
line f. kırıştırmak
line f. çizgi çekmek
line f. çizgilerle göstermek
line f. çizgi çizmek
line f. sıralamak
line f. içini kaplamak
line f. (ip ile) ölçmek
line f. hizaya sokmak
line f. göz kalemi ile çekmek
line f. arşınlamak
line f. çizgilerle dolmak
line f. çizgilerle doldurmak
line f. astar veya kaplama görevi görmek
line f. dış yüzeyini kaplamak
Ticaret/Ekonomi
line i. bir şirket tarafından üretilen ürünlerin sınıfı
line i. çeşit
line i. tür
line i. üretim hattı
Sigortacılık
line i. dilim
line i. plen
Teknik
line f. giydirmek
Bilgisayar
line i. geçek
Telekom
line i. telefon hattı
Elektrik
line i. linye
Tekstil
line i. tarak ile liflerine ayrılmış ve eğirilmeye hazır uzun keten iplikleri
Otomotiv
line i. dönemece giriş/çıkış çizgisi
Demiryolu
line i. demiryolu hattı
İskambil
line i. remi kart oyununda kazanılan el
line i. remi kart oyununda kazanılan elde alınan puanlar
Eski Kullanım
line i. eğirilmiş keten
line i. dokunmuş keten
line i. keten bitkisi
Argo
line i. kandırıcı sözler

"line" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
fishing line i. olta
half-way line i. santra çizgisi
centre line i. santra çizgisi
half-way line i. orta saha çizgisi
centre line i. orta saha çizgisi
line up f. sıralanmak
Genel
line adaptor i. çizgi bağdaştırıcı
line of sight i. bakış açısı
line of reasoning i. sorgulama hattı
line parameter i. hat parametresi
line drawing i. tarama
line of code i. kod satırı
line of communications i. ulaşım hattı
space line i. enterlin
lossy line i. kayıplı hat
line of sight rate function i. gözlem hattı oran fonksiyonu
line of node i. düğüm çizgisi
bright line spectrum i. parlak çizgi spekturumu
communication line discipline i. iletişim çizgisi düzeni
blood line i. nesil
line paper i. çizgili kağıt
product line i. ürün hattı
program line i. program satırı
line of battle i. savaş hattı
line printer i. yazıcı
by line i. gazetecinin imzası
line engraving i. resim kalıbı
line integral i. çizgisel integral
slant line i. taksim
hot line i. her zaman cevap veren imdat telefonu
date line i. gün değiştirme hattı
energy line i. enerji hattı
fishing line i. misina
fishing line i. olta ipi
shroud line i. paraşüt ipi
trap line i. trap hattı
kikuchi line i. kikuchi çizgisi
base line i. ana hat
ground line i. ana çizgi
line of force i. kuvvet çizgisi
clothes line i. çamaşır ipi
frost line i. don sınırı
finish line i. bitiş çizgisi
line drawing i. çizgi çizme
building line i. inşaat hattı
line duty i. sınır işi
frost line i. yeraltı don seviyesi
party line i. ortak hat
line of merchandise i. ticaret hattı
dotted line i. bir belgenin imza yeri
contour line i. izohips
hot line i. direkt hat
punch line i. can alıcı nokta
hominid line i. insan türü
operating line i. çalışma eğrisi
belt line i. çevre yolu
agonic line i. kuzey ve güney manyetik kutuplarını bağlayan çizgi
line chart i. doğrusal grafik
trawl line i. paraka
bread line i. bedava yemek kuyruğu
line of scrimmage i. sporda hücum hattı
line of latitude i. enlem çizgisi
main fuel line i. ana yakıt borusu
fishing line i. balık oltası
line editor i. satır editörü
blood line i. kan hattı
line of sight i. görüş hattı
the operation of a shipping line i. armatörlük
line of departure i. çıkış hattı
line frequency i. çizgi frekansı
communication line i. iletişim hattı
power line i. akım kablosu
agonic line i. agonik hat
vertical line i. düşey doğru
line of course i. rota çizgisi
line symmetry i. çizgi simetrisi
line of bearing i. kerteriz hattı
half line i. yarıdoğru
lane line i. şerit çizgisi
ticket line i. bilet hattı
line feed code i. satır ilerletme kodu
line of thought i. düşünce hattı
line selector i. hat seçici
the bottom line i. gerçek sonuç
tag line i. slogan
hard line i. talihsizlik
aclinic line i. ekvator çizgisi
plimsoll line i. plimsoll çizgisi
space line i. anterlin
l line i. l çizgisi
line of fire i. ateş hattı
line of verse i. satır
danger line i. tehlike hattı
shore line i. sahil hattı
line of questioning i. sorgulama hattı
line and staff organizations i. kumanda ve kurmay örgütler
isomagnetic line i. izomanyetik eğri
line of demarcation i. sınır
water line i. derinlik göstergesi
line of poetry i. dize
energy transmission line i. enerji nakil hattı
life line i. avuç içinde görülen yaşam çizgisi
guide line i. yönetmelik
line of longitude i. boylam çizgisi
line of sight i. gözlem hattı
fixed line i. sabit hat
line of products i. üretim hattı
laugh line i. göz kenarı kırışıklığı
magnetic line of force i. manyetik kuvvet çizgisi
energy transmission line i. enerji iletim hattı
line manager i. bölüm müdürü
joint line i. ortak tarih çizelgesi
magnetic delay line i. manyetik gecikme hattı
energy line i. enerji kablosu
coast line i. sahil şeridi
border line i. sınır
verse line i. bilgi hattı
international line i. dış hat
the bottom line i. bir işin sonu
snow line i. kar sınırı
domestic line i. iç hat
crest line i. doruk çizgisi
line load i. çizgisel yük
timber line i. ağacın uzama limiti
towing line i. çekme halatı
line of vision i. bakış açısı
hot line i. direkt telefon hattı (özellikle devlet başkanları arasında)
line relay i. hat rölesi
communication line control procedure i. iletişim hattı denetim yöntemi
trawl line i. çaparı
load line i. akım yük doğrusu
straight line i. doğru hat
double line i. çift hat
low loss line i. düşük kayıplı hat
aerial line i. hava hattı
datum line i. referans çizgisi
sewer line i. kanalizasyon hattı
operating line i. işletme doğrusu
line drive i. beyzbolda sert atış
extension line i. ölçü çizgisi
lateral line i. yan yol
telephone line i. telefon hattı
fishing line i. olta gemisi
new line character i. satır başı karakteri
median line i. orta çizgisi
trend line i. eğim çizgisi
goal line i. kale çizgisi
line feed character i. satır besle karakteri
water line i. su hattı
maritime line i. denizyolu