| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | fold i. | kıvrım | ||
|
She cut the newspaper along the fold. Gazeteyi kıvrımlarından kesti. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | fold i. | kat | ||
|
Such legal errors are then multiplied fifteen fold in the implementation. Bu tür yasal hatalar daha sonra uygulamada on beş katına çıkmaktadır. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | fold f. | katlamak | ||
|
The table folds down, so you can fit it in your trunk. Masa aşağı katlanır, böylece bagajınıza sığdırabilirsiniz. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | fold f. | bükülmek | ||
| Genel | ||||
| Genel | fold i. | ağıl | ||
|
He slept in the folds beside the sheep. Koyunların yanındaki ağılda uyudu. More Sentences |
||||
| Genel | fold i. | çukur | ||
|
He was there to observe the folds in the rock. Kayadaki çukurları gözlemlemek için oradaydı. More Sentences |
||||
| Genel | fold f. | katlanmak | ||
|
The bed folds into the wall. Yatak duvarın içine doğru katlanıyor. More Sentences |
||||
| Genel | fold f. | kıvırmak | ||
|
Fold the filter along the side and bottom, then place it in the coffee maker. Filtreyi yanlardan ve alttan kıvırın, ardından kahve makinesine yerleştirin. More Sentences |
||||
| Genel | fold f. | kavuşturmak | ||
|
Tom folded his arms. Tom kollarını kavuşturdu. More Sentences |
||||
| Genel | fold f. | iflas etmek | ||
|
The company finally folded up after the last financial crisis. Şirket son mali krizin ardından en sonunda iflas etti. More Sentences |
||||
| Genel | fold snk. | …yönlü | ||
|
The benefits of the plan are twofold: Economic and social. Planın faydaları iki yönlüdür: Ekonomik ve sosyal. More Sentences |
||||
| Genel | fold snk. | kat | ||
|
Visits to the museum have increased threefold since last year. Müzeye yapılan ziyaretler geçen yıldan bu yana üç kat arttı. More Sentences |
||||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | fold f. | iflas etmek | ||
|
The company finally folded up after the last financial crisis. Şirket son mali krizin ardından en sonunda iflas etti. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | fold i. | kıvrım | ||
|
She cut the newspaper along the fold. Gazeteyi kıvrımlarından kesti. More Sentences |
||||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | fold i. | kat | ||
|
Such legal errors are then multiplied fifteen fold in the implementation. Bu tür yasal hatalar daha sonra uygulamada on beş katına çıkmaktadır. More Sentences |
||||
| Tütün | ||||
| Tütün | fold f. | katlamak | ||
|
The table folds down, so you can fit it in your trunk. Masa aşağı katlanır, böylece bagajınıza sığdırabilirsiniz. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | fold i. | koyun sürüsü | ||
| Genel | fold i. | dürüm | ||
| Genel | fold i. | lüle | ||
| Genel | fold i. | cemaat | ||
| Genel | fold i. | pasta | ||
| Genel | fold i. | aile ocağı | ||
| Genel | fold i. | katlama | ||
| Genel | fold i. | sürü | ||
| Genel | fold i. | kilise | ||
| Genel | fold i. | yuva | ||
| Genel | fold i. | misil | ||
| Genel | fold i. | pli | ||
| Genel | fold i. | oyuk | ||
| Genel | fold i. | pas | ||
| Genel | fold i. | katlama sebebiyle oluşan çizgi veya iz | ||
| Genel | fold i. | kırışık | ||
| Genel | fold i. | bobin | ||
| Genel | fold i. | kavis | ||
| Genel | fold i. | ortak inanç ve amaçlar etrafında birleşmiş bir grup kuruluş | ||
| Genel | fold i. | highland sığırı sürüsü | ||
| Genel | fold i. | inançlı cemaat | ||
| Genel | fold i. | erdemli topluluk | ||
| Genel | fold i. | ortak bir davanın taraftarları | ||
| Genel | fold i. | tabaka | ||
| Genel | fold i. | kaplama | ||
| Genel | fold i. | yılanın çöreklenmesi | ||
| Genel | fold i. | kağıdın katlanması ile oluşturulan kitap sayfaları veya yaprakları | ||
| Genel | fold i. | gazeteyi ikiye katlayarak oluşturulan kat yeri | ||
| Genel | fold i. | baskı malzemesi kat yerini geçmeyecek şekilde katlanmış olan basılı sirküler | ||
| Genel | fold i. | ön sayfa gibi başlıca sayfalarda birincil önemdeki hikayeleri diğerlerinden ayıran pratik çizgi | ||
| Genel | fold f. | çökmek | ||
| Genel | fold f. | ağıla kapamak | ||
| Genel | fold f. | sarmak | ||
| Genel | fold f. | çırpmak | ||
| Genel | fold f. | sarılmak | ||
| Genel | fold f. | devşirmek | ||
| Genel | fold f. | kapanmak | ||
| Genel | fold f. | kaplamak | ||
| Genel | fold f. | kıvrılmak | ||
| Genel | fold f. | yavaş yavaş katmak | ||
| Genel | fold f. | kırmak | ||
| Genel | fold f. | topu atmak | ||
| Genel | fold f. | bükmek | ||
| Genel | fold f. | bürünmek | ||
| Genel | fold f. | istiflemek | ||
| Genel | fold f. | pokerde kağıtları bırakmak | ||
| Genel | fold f. | pokerde oyundan çekilmek | ||
| Genel | fold f. | açık pozisyondan kapalı pozisyona getirmek | ||
| Genel | fold f. | sıkı pozisyondan geniş veya yayılmış pozisyona getirmek | ||
| Genel | fold f. | (katlanmış bir şeyi) açmak | ||
| Genel | fold f. | yaymak | ||
| Genel | fold f. | bir araya getirip iç içe geçirmek | ||
| Genel | fold f. | sarmalamak | ||
| Genel | fold f. | sımsıkı tutmak | ||
| Genel | fold f. | bürümek | ||
| Genel | fold f. | paketlemek | ||
| Genel | fold f. | kat kat sarmak | ||
| Genel | fold f. | (hafif bir malzemeyi) birkaç nazik karıştırma hareketiyle daha ağır bir karışıma yedirmek | ||
| Genel | fold f. | katlanabilir olmak | ||
| Genel | fold f. | katlanabilmek | ||
| Genel | fold f. | sıkı sıkı birleştirmek | ||
| Genel | fold f. | (kuşatarak) bir şeyin parçası haline getirmek | ||
| Genel | fold f. | (tek katlı iki veya daha fazla ipliği) birlikte bükmek | ||
| Genel | fold f. | çift katlı hale gelmek | ||
| Genel | fold f. | pileli hale gelmek | ||
| Genel | fold f. | ikiye katlanarak daha düz veya küçük hale gelmek | ||
| Genel | fold snk. | (iki, üç …) türlü | ||
| Genel | fold snk. | misli | ||
| Genel | fold expr. | benden pas | ||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | fold f. | faaliyetini durdurmak | ||
| Konuşma Dili | fold f. | çabalamaktan zayıf düşmek | ||
| Konuşma Dili | fold f. | uğraşmaktan çökmek | ||
| Konuşma Dili | fold f. | pes etmek | ||
| Konuşma Dili | fold f. | teslim olmak | ||
| Konuşma Dili | fold f. | boyun eğmek | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | fold i. | kıvırma | ||
| Teknik | fold i. | katlantı | ||
| Teknik | fold i. | pli | ||
| Teknik | fold f. | bir şeyi bükerek bir parçasını diğerinin üstüne koymak | ||
| Teknik | fold f. | istiflemek | ||
| Teknik | fold f. | paftalamak | ||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | fold expr. | katla | ||
| Medikal | ||||
| Medikal | fold i. | (embriyoda) dokunun ince tabaka halinde geçici olarak çoğalması | ||
| Anatomi | ||||
| Anatomi | fold i. | (zarın) katlanması ile oluştuğu düşünülen kıvrım veya çizgi | ||
| Mutfak | ||||
| Mutfak | fold i. | kıvırmak (kumaş vb) | ||
| Mutfak | fold f. | (çırpılmış bir karışımı) altı üstüne gelecek şekilde kaşık yardımı ile yavaşça başka malzemelerle karıştırmak | ||
| Zooloji | ||||
| Zooloji | fold f. | (kanatları) gergin bir konumdayken bir araya getirmek | ||
| Tarım | ||||
| Tarım | fold f. | ağılda toplamak | ||
| Tarım | fold f. | ağıla kapatmak | ||
| Tarım | fold f. | (araziyi) gübrelemek için koyunları ağıla kapatmak | ||
| Tarım | fold f. | (mahsulü) toplamak için otlak hayvanlarını ağıla kapatmak | ||
| Tütün | ||||
| Tütün | fold f. | bükmek | ||
| Edebiyat | ||||
| Edebiyat | fold f. | (şiirsel) tamamen örtmek | ||
| Edebiyat | fold f. | (şiirsel) bütünüyle kaplamak | ||
| Arkeoloji | ||||
| Arkeoloji | fold i. | büklüm | ||
| Dini | ||||
| Dini | fold i. | kilise ahalisi | ||
| Jeoloji | ||||
| Jeoloji | fold i. | kayaç tabakasında büklüm | ||
| Jeoloji | fold f. | (kayaç tabakasında) büklümler oluşturmak | ||
| İskambil | ||||
| İskambil | fold f. | (kartları) pes etme anlamında masaya ters olarak koymak | ||
| Bahisçilik | ||||
| Bahisçilik | fold i. | kombinasyon bahislerde seçilen karşılaşmaların toplamı | ||
| Bahisçilik | fold i. | pokerde pas | ||
| Sinema | ||||
| Sinema | fold i. | büklüm | ||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | fold i. | çift kanatlı kapı veya geçidin kanatlarından biri | ||
| Eski Kullanım | fold i. | kanat | ||