bırakmak - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

bırakmak



"bırakmak" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 119 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
bırakmak abandon f.
bırakmak leave f.
bırakmak quit f.
bırakmak give up f.
General
bırakmak cease f.
bırakmak part with f.
bırakmak give over f.
bırakmak switch off f.
bırakmak take one's farewell of f.
bırakmak unlearn f.
bırakmak offload f.
bırakmak devolve f.
bırakmak break oneself of a habit f.
bırakmak surrender f.
bırakmak cut f.
bırakmak permit f.
bırakmak laisser f.
bırakmak hand down f.
bırakmak drop in f.
bırakmak vacate f.
bırakmak forego f.
bırakmak dispose of f.
bırakmak let out f.
bırakmak desist from f.
bırakmak walk out f.
bırakmak withdraw from f.
bırakmak let go f.
bırakmak concede f.
bırakmak jilt f.
bırakmak drop out f.
bırakmak drop f.
bırakmak revolt from f.
bırakmak desert f.
bırakmak kick f.
bırakmak dismiss f.
bırakmak chuck f.
bırakmak expose f.
bırakmak grow f.
bırakmak jack in f.
bırakmak resign f.
bırakmak plant f.
bırakmak edge out f.
bırakmak leave off f.
bırakmak void f.
bırakmak lay down f.
bırakmak unloose f.
bırakmak recant f.
bırakmak forsake f.
bırakmak discontinue f.
bırakmak throw over f.
bırakmak lay off f.
bırakmak flee f.
bırakmak release one's hold f.
bırakmak go without f.
bırakmak scuttle f.
bırakmak put f.
bırakmak desist f.
bırakmak yield to f.
bırakmak consign f.
bırakmak place f.
bırakmak put off f.
bırakmak stop f.
bırakmak forgo f.
bırakmak demise f.
bırakmak deliver f.
bırakmak bequeath f.
bırakmak put away f.
bırakmak throw up f.
bırakmak fail f.
bırakmak quit f.
bırakmak let f.
bırakmak cede f.
bırakmak renounce f.
bırakmak let somebody have it f.
bırakmak relinquish f.
bırakmak abdicate f.
bırakmak allow f.
bırakmak release f.
bırakmak give up f.
bırakmak abandon f.
bırakmak leave f.
bırakmak let in f.
bırakmak make over f.
bırakmak part company f.
bırakmak park f.
bırakmak walk out on f.
bırakmak give off f.
bırakmak absist f.
Phrasals
bırakmak give over to
bırakmak give in
bırakmak let loose
bırakmak lay down
bırakmak let loose of someone or something
bırakmak drop off
bırakmak chuck in
Idioms
bırakmak keep one's hands off
bırakmak set free
bırakmak leave go of someone
bırakmak pack it in
Slang
bırakmak cheese f.
Law
bırakmak acquight f.
bırakmak acquit
bırakmak abalienate
bırakmak let
bırakmak cede
bırakmak relinquish
Politics
bırakmak leave
Technical
bırakmak abandon
bırakmak give up
bırakmak let
bırakmak leave
bırakmak deselect
bırakmak quit
bırakmak omit
bırakmak release
bırakmak allow
Aeronautic
bırakmak deselect to
British Slang
bırakmak jack it in
bırakmak jack in

"bırakmak" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
serbest bırakmak liberate f.
iz bırakmak leave a trace f.
gölgede bırakmak overshadow f.
iz bırakmak impress f.
serbest bırakmak set free f.
devre dışı bırakmak deactivate f.
kefaletle serbest bırakmak bail f.
serbest bırakmak release f.
maruz bırakmak expose f.
iz bırakmak leave a mark f.
hayran bırakmak impress f.
zorunda bırakmak oblige f.
etki bırakmak impinge f.
sonraya bırakmak adjourn f.
General
hayrette bırakmak astonish f.
dinlenmeye bırakmak leave something to mature f.
gecenin karanlığında bırakmak benight f.
boşluk bırakmak tolerate f.
yoksun bırakmak shear f.
sonraya bırakmak lay over f.
kefaletle serbest bırakmak allow bail f.
geri dönmek zorunda bırakmak drive back f.
arkadaşını eve bırakmak take home f.
kullanmayı bırakmak disuse f.
dalgalanmaya bırakmak (döviz kurunu) float f.
birini bir problemle karşı karşıya bırakmak present someone with a problem f.
silah bırakmak take away weapons f.
serbest bırakmak manumit f.
yetim bırakmak orphan f.
iz bırakmak scar f.
gölgede bırakmak top f.
takdirine bırakmak leave it up to the discretion of somebody f.
serbest bırakmak make free f.
derin etki bırakmak leave an indelible impression f.
arpayı çimlenmeye bırakmak couch f.
merak içinde bırakmak worry f.
miras bırakmak bequeath f.
masraftan kaçınmak için kendini mahrum bırakmak stint oneself f.
halsiz bırakmak enfeeble f.
vasiyet yoluyla bir şeyi birine bırakmak will to f.
sorumluluğu bırakmak take the burden off f.
sınıfta bırakmak fail f.
yüzüstü bırakmak turn somebody adrift f.
izlenim bırakmak make an impression on f.
merakta bırakmak keep somebody in suspense f.
liste dışı bırakmak exclude from the list f.
maruz bırakmak subject to f.
yoksun bırakmak deny f.
başıboş bırakmak give free rein to somebody f.
gölgede bırakmak surpass f.
başkasına bırakmak relinquish f.
gölgede bırakmak upstage f.
hükümsüz bırakmak overrule f.
rahat bırakmak leave somebody in peace f.
kendi haline bırakmak let alone f.
garajda bırakmak garage f.
muallakta bırakmak leave in suspense f.
bırakmak (sıkılan eli) unclasp f.
korkutup hareketsiz bırakmak overawe f.
büküp bırakmak twist up f.
yüzüstü bırakmak let down f.
gelecek kuşaklara bırakmak leave to the next generations f.
arkada bırakmak outdistance f.
birini serbest bırakmak give someone rope f.
sınıfta bırakmak flunk f.
aralık bırakmak half close f.
kötürüm bırakmak cripple f.
olduğu gibi bırakmak let alone f.
sonraya bırakmak delay f.
vasiyetle bırakmak legate f.
birini gölgede bırakmak put someone to shame f.
sürüncemede bırakmak retard f.
hayran bırakmak strike with admiration f.
huşu içinde bırakmak awe f.
zeytinyağlı salamurada bırakmak (eti yumuşatmak için) marinate f.
bodur bırakmak stunt f.
gebe bırakmak impregnate f.
vestiyere bırakmak check something in f.
yerini bırakmak yield f.
kesip sakat bırakmak mutilate f.
halsiz bırakmak prostrate f.
not bırakmak leave a message f.
gölgede bırakmak excel f.
birini kendi haline bırakmak give someone rope f.
yoksun bırakmak bereave of f.
sigarayı bırakmak quit smoking f.
başıboş bırakmak give free rein f.
bir şeyi bir kenara bırakmak put something to one side f.
dikiş gibi iz bırakmak seam f.
güneşte bırakmak solarize f.
yoksun bırakmak dispossess f.
kalıcı etki bırakmak make a lasting impact f.
ıssız bir adaya bırakmak maroon f.
sonraya bırakmak put on one side f.
açıkta bırakmak leave somebody without a home or a job f.
mirastan yoksun bırakmak disinherit f.
kaderine bırakmak leave something to its fate f.
serbest bırakmak let go f.
kapora bırakmak leave a deposit f.
yüzüstü bırakmak desert f.
bir yeri darmadağınık bir halde bırakmak leave a place in a shambles f.
bir mülkü birine bırakmak escheat an estate to somebody f.
çıplak bırakmak denude f.
rehin bırakmak put something to ransom f.
yarıda bırakmak discontinue f.
kefaletle serbest bırakmak parole f.
miras olarak bırakmak bequeath f.
serbest bırakmak disentangle f.
sular altında bırakmak submerge f.
olduğu gibi bırakmak leave alone f.
serbest bırakmak relinquish f.
bırakmak (tortu) deposit f.
boşluk bırakmak leave a blank f.
sınıfta bırakmak plow f.
aralık bırakmak leave ajar f.
mesaj bırakmak leave a message f.
elinden bırakmak release one's hold f.
oksijensiz bırakmak asphyxiate f.
atık bırakmak leave waste f.
zorunda bırakmak oblige f.
bırakmak (alışkanlık) outgrow f.
askıda bırakmak leave in doubt f.
arkada bırakmak overtake f.
medeni haklardan yoksun bırakmak proscribe f.
aynen bırakmak leave something as it was f.
hayran bırakmak impress f.
yüzüstü bırakmak abandon f.
bırakmak (okulu) drop out f.
orman kanunu dışında bırakmak disforest f.
şansa bırakmak hazard f.
güneşte bırakmak sun f.
aç bırakmak famish f.
sigarayı bırakmak give up smoking f.
merakta bırakmak keep someone in suspense f.
birini yarı yolda bırakmak leave someone in the lurch f.
nadasa bırakmak fallow f.
boşluk bırakmak space f.
yüzüstü bırakmak turn adrift f.
arkada bırakmak pass f.
serbest bırakmak let off f.
bırakmak için yemin etmek forswear f.
kapıyı kilitleyerek birini dışarıda bırakmak lock someone out f.
suskunluğu bırakmak come out of one's shell f.
etki altında bırakmak prejudice f.
mahsur bırakmak isolate f.
biriyle arasında mesafe bırakmak keep somebody at arm’s length f.
öksüz bırakmak orphan f.
güneşte bırakmak expose to the sun f.
gölgede bırakmak overshade f.
kendini bırakmak let oneself go f.
dışarıda bırakmak shut out f.
yerine bırakmak give way to something f.
bir şeyi yarıda bırakmak leave something undone f.
hayretler içinde bırakmak dumbfound f.
yalnız bırakmak isolate f.
entelektüel açıdan karanlıkta bırakmak benight f.
silahları bırakmak lay down arms f.
izlenim bırakmak strike f.
peşini bırakmak stop following f.
aç bırakmak starve f.
mahrum bırakmak shortchange f.
hayran bırakmak ecstasize f.
hayrette bırakmak amaze f.
dul bırakmak widow f.
serbest bırakmak free f.
serbest bırakmak set loose f.
iyi bir tesir bırakmak için elinden geleni yapmak put one's best foot forward f.
sürüncemede bırakmak drag out f.
izlenim bırakmak make an impression f.
kefaletle serbest bırakmak grant bail f.
mahrum bırakmak deprive of f.
hayran bırakmak fascinate f.
hamile bırakmak impregnate f.
gebe bırakmak make pregnant f.
bıyık bırakmak grow a moustache f.
miras bırakmak hand down f.
sallantıda bırakmak suspend f.
serbest bırakmak let loose f.
hayrette bırakmak bewilder f.
nefes nefese bırakmak puff somebody out f.
zorunda bırakmak reduce f.
açık bırakmak leave open f.
hükümsüz bırakmak override f.
mezatta çekici vurup malı son fiyatı verenin üzerine bırakmak knock down f.
zorunda bırakmak obligate f.
zorunda bırakmak compel f.
rahat bırakmak leave alone f.
yüzüstü bırakmak leave something unfinished f.
etki bırakmak leave an impression f.
dışında bırakmak exclude from f.
silahsız bırakmak disarm f.
seçim dışı bırakmak discard f.
kötü izlenim bırakmak blight f.
hariç bırakmak rule out f.
ciltte iz bırakmak pit f.
olumlu bir izlenim bırakmak make a hit f.
gölgede bırakmak put into the shades f.
gölgede bırakmak supplant f.
serbest bırakmak unfreeze f.
ıssız adada bırakmak cast away f.
yüzüstü bırakmak let somebody down f.
açık kapı bırakmak leave the door open f.
boş verip her şeyi oluruna bırakmak float f.
serbest bırakmak unbind f.
suç işlemeyi bırakmak go straight f.
izlenim bırakmak (birinde) strike f.
bir alışkanlığı bırakmak deprogram f.
sallantıda bırakmak leave up in the air f.
maruz bırakmak subject f.
sınavda bırakmak fail f.
dışarıya bırakmak let out f.
hayran bırakmak enthuse f.
nefessiz bırakmak wind f.
sakal bırakmak grow a beard f.
orman kanunu dışında bırakmak disafforest f.
yoksun bırakmak forgo f.
hayran bırakmak amaze f.
sürüncemede bırakmak procrastinate f.
kapatmak ya da dışarıda bırakmak bar f.
pay bırakmak leave a margin f.
mahrum bırakmak debar from f.
akışına bırakmak let something flow f.
sonraya bırakmak stand over f.
miras bırakmak legate f.
hamile bırakmak fecundate f.
leke bırakmak leave stains f.
izinsiz bırakmak detain f.
geride bırakmak overtake f.
töhmet altında bırakmak implicate f.
kendi kaderine bırakmak leave someone to one’s fate f.
serbest bırakmak let go one's hold of f.
mahrum bırakmak debar f.
bir kişiyi bir yerde, özellikle de bir adada tek başına bırakmak maroon f.
aşındırarak çıplak bırakmak denudate f.
gölgede bırakmak shame f.
ağ bırakmak cast a net f.
kendi işini başkalarına bırakmak goldbrick f.
yoksun bırakmak shut off from f.
bir şeyi bir kenara bırakmak (birşeyi) set something aside f.
gölgede bırakmak eclipse f.
yerini bırakmak give place to f.
iz bırakmak track f.
çizgi bırakmak furrow f.
yoksun bırakmak divest of f.
kendi haline bırakmak let be f.
geride bırakmak distance f.
kendi haline bırakmak leave alone f.
yoksun bırakmak debar from f.
etkisine açık bırakmak expose f.
şüphe altında bırakmak cloud f.
serbest bırakmak slip f.
hayretler içinde bırakmak astound f.
iyi bir izlenim bırakmak make a good impression on someone f.
kadro dışı bırakmak shelve f.
mesaj bırakmak leave a note f.
fidye karşılığı bırakmak ransom f.
emanete bırakmak check f.
birini bir şeyden yoksun bırakmak leave someone short f.
sınıfta bırakmak plough f.
bırakmak (miras olarak) leave f.
dışarıda bırakmak preclude f.
yarı yolda bırakmak leave in the lurch f.
çalışmayı bırakmak stop working f.
dışarıda bırakmak keep out f.
aç bırakmak not to give any food to f.
başarısızlıktan dolayı okulu bırakmak zorunda kalmak flunk out f.
serbest bırakmak decontrol f.
sınıfta bırakmak keep down f.
etkisiz bırakmak nullify f.
serbest bırakmak deblock f.
kötü bir izlenim bırakmak make a bad impression on someone f.
kötü izlenim bırakmak leave a bad impression f.
serbest bırakmak affranchise f.
serbest bırakmak disengage f.
kendi kaderine bırakmak abandon someone to one’s fate f.
serbest bırakmak unloosen f.
ıssız adada bırakmak maroon f.
birini dövüp çürükler içinde bırakmak beat someone black and blue f.
ortada bırakmak turn somebody adrift f.
okulu bırakmak drop out f.
sözü çevirip cevapsız bırakmak turn off f.
serbest bırakmak unhitch f.
içeri bırakmak let in f.
serbest bırakmak turn loose f.
etki altında bırakmak bias f.
yalnız bırakmak leave somebody alone f.
miras bırakmak leave a legacy f.
yüzüstü bırakmak leave in the lurch f.
sonraya bırakmak defer f.
arabayı yolun ortasında bırakmak double park f.
dinlenmeye bırakmak leave something to rest f.
geri bırakmak set back f.
çopur bırakmak pit f.
kefaletle serbest bırakmak admit to bail f.
elinden bırakmak unhand f.
maruz bırakmak subjugate f.
(ileride kullanmak üzere) bırakmak reposit f.
serbest bırakmak set at liberty f.
bir kenara bırakmak leave aside f.
minnettar bırakmak oblige f.
yüzüstü bırakmak walk on f.
tortu bırakmak deposit f.
uyuşturucuyu bırakmak kick the drug f.
derin etki bırakmak brand f.
suda bırakmak soak f.
abliyi bırakmak get flustered f.
kendi haline bırakmak let somebody alone f.
aciz bırakmak incapacitate f.
başıboş bırakmak turn adrift f.
yoksun bırakmak rob f.
kötü izlenim bırakmak leave a bad taste in one's mouth f.
serbest bırakmak unchain f.
serbest bırakmak unleash f.
yoksun bırakmak deprive of f.
arkasında bırakmak leave behind f.
intiba bırakmak make an impression f.
bırakmak (el) unclasp f.
serbest bırakmak deliver f.
açık kapı bırakmak leave someone some leeway f.
izlenim bırakmak register f.
hayran bırakmak entrance f.
geride bırakmak surpass f.
kötü izlenim bırakmak be in bad odor f.
serbest bırakmak emancipate f.
oluruna bırakmak let something ride f.
hayatın akışına bırakmak drift f.
yasal haklardan yoksun bırakmak outlaw f.
arkadaşını eve bırakmak take someone home f.
geride bırakmak pass f.
olumlu bir izlenim bırakmak make a hit with somebody f.
tehlike etkisinde bırakmak endanger f.
işi bırakmak knock off f.
gölgede bırakmak cut out f.
belirli bir izlenim bırakmak suggest f.
bir kenara bırakmak put something to one side f.
serbest bırakmak extricate f.
kefaletle serbest bırakmak release on bail f.
zırvalamayı bırakmak cut the cackle f.
hayran bırakmak charm f.
serbest bırakmak uncage f.
rehin bırakmak pawn f.
karşı karşıya bırakmak expose f.
sonraya bırakmak reserve f.
aç bırakmak hunger f.
sonraya bırakmak put off f.
bir mahpusu serbest bırakmak set someone at large f.
etki bırakmak strike f.
ortada bırakmak expose f.
yoksun bırakmak bereave f.
rehin bırakmak hock f.
kalıcı etki bırakmak leave a lasting impression f.
birini yüzüstü bırakmak leave someone in the lurch f.
genel afla serbest bırakmak amnesty f.
etki bırakmak sound f.
sürüncemede bırakmak sidestep f.
yara izi bırakmak scar f.
gölgede bırakmak outshine f.
zor durumda bırakmak leave someone in a difficult situation f.
belirli bir izlenim bırakmak be suggestive of f.
üzerinde işaret bırakmak leave a mark on f.
arada mesafe bırakmak hold at bay f.
hizmet dışı bırakmak disable f.
maruz bırakmak expose to f.
boşluk bırakmak space out f.
serbest bırakmak loose f.
küt diye bırakmak plump f.
soluk soluğa bırakmak puff somebody out f.
mahkumu şartlı olarak serbest bırakmak parole f.
rahat bırakmak let alone f.
olanak dışı bırakmak preclude f.
kararı ertesi güne bırakmak sleep on f.
açık kapı bırakmak leave with some room for choice f.
birini kendi haline bırakmak leave someone to his own devices f.
bir şeyi gölgede bırakmak put something to shame f.
yoksun bırakmak debar f.
vasiyetle bırakmak will f.
ayak izlerini (bir yerde) bırakmak track up f.
birini evine bırakmak see someone home f.
birine haber bırakmak leave word with someone f.
yoksun bırakmak deprive f.
bırakmak (bir işi) pull out of f.
serbest bırakmak unloose f.
işleri daha sonraya bırakmak procrastinate f.
arkada bırakmak leave behind f.
mirastan mahrum bırakmak exheredate f.
kendisiyle nöbet değiştirerek (birini) serbest bırakmak spell f.
bir şeyi akıntıya bırakmak cast something adrift f.
serbest bırakmak unrein f.
yarıda bırakmak interrupt f.
birini serbest bırakmak set someone free f.
boş bırakmak void f.
iz bırakmak etch f.
hamile bırakmak knock someone up f.
gölgede bırakmak dwarf f.
fidye alarak serbest bırakmak ransom f.
görüşmeyi veya tartışmayı ileri bir tarihe bırakmak (bir tasarı/mesele hakkındaki) table f.
geçici olarak işi bırakmak take off from work f.
ayak altında bırakmak leave where it will be stepped on f.
nefes nefese bırakmak wind f.
silahlarını bırakmak lay down one's arms f.
iz bırakmak leave behind f.
açıkta bırakmak leave something outdoors f.
yalnız bırakmak leave alone f.
başıboş bırakmak give rein to f.
yüzüstü bırakmak forsake f.
yanlış izlenim bırakmak leave a wrong impression f.
bırakmak (isteğine) put to f.
bir yana bırakmak put up f.
bırakmak (bir düşünceyi) put away f.
bir kenara bırakmak put away f.
izlenim bırakmak come across f.
işini kaybetmeye mecbur bırakmak force out of business f.
zor durumda bırakmak strand f.
serbest bırakmak enfranchise f.
yüzüstü bırakmak fail f.
geride bırakmak leave behind f.
geride bırakmak walk away f.
geride bırakmak outstrip f.
geride bırakmak set back f.
geride bırakmak shoot ahead of f.
geride bırakmak leave astern f.
geride bırakmak outdistance f.
geride bırakmak outpace f.
bıyık bırakmak grow mustache f.
sakal bırakmak grow beard f.
akışına bırakmak let things slide f.
oluruna bırakmak let things slide f.
hariç bırakmak leave out f.
hükümsüz bırakmak invalidate f.
işi bırakmak quit f.
sorumluluk altında bırakmak encumber f.
serbest bırakmak discharge f.
mirasla bırakmak dispose of by will f.
yarım bırakmak leave something incomplete f.
yarım bırakmak leave unfinished f.
serbest bırakmak give somebody his head f.
kötü izlenim bırakmak be in bad odour with somebody f.
karşı karşıya bırakmak confront somebody with f.
kötü izlenim bırakmak be in bad odor with somebody f.
yüzüstü bırakmak (birisini) fail (someone) f.
yüzüstü bırakmak leave somebody in the lurch f.
sınıfta bırakmak pluck f.
zan altında bırakmak bring someone under suspicion f.
rehini serbest bırakmak take out of pledge f.
değerlendirme dışı bırakmak leave something out of assessment f.
kendi haline bırakmak leave something/somebody alone f.
çaresiz bırakmak render helpless f.
takdirine bırakmak leave to someone's discretion f.
takdirine bırakmak leave to one's appreciation f.
bahşiş bırakmak leave tip f.
habersiz bırakmak keep someone unaware f.
serbest bırakmak deallocate f.
yarıda bırakmak abort f.
işlem dışı bırakmak deactivate f.
bir işi yarım bırakmak abort f.
zorunda bırakmak leave someone no choice but do something f.
yüz üstü bırakmak leave things in an incomplete condition f.
meydana bırakmak allow (something happen) f.
yüz üstü bırakmak leave in the lurch f.
zaman bırakmak set time aside (for somebody/something) f.
meydana bırakmak give (someone) a chance do something f.
yoksun bırakmak count out f.
tesirsiz bırakmak neutralise f.
tesirsiz bırakmak neutralize f.
damaklarda tat bırakmak leave a taste on the tongue f.
çelenk bırakmak place a wreath on f.
damaklarda tat bırakmak leave a taste in the mouth f.
dışta bırakmak exclude f.
çelenk bırakmak leave a wreath on f.
dumana maruz bırakmak expose to smoke f.
kapsama alanı dışında bırakmak leave it out of the coverage area f.
kapsama dışında bırakmak leave it out of the coverage f.
kapsam dışında bırakmak leave it out of the scope f.
kapsam dışında bırakmak exclude f.
çıplak bırakmak denudate f.
yetim bırakmak leave (an) orphan f.
öksüz bırakmak leave (an) orphan f.
arabayla bırakmak take (someone) to (somewhere) by car f.
servise bırakmak (arabayı) take the car in for service f.
arabayı servise bırakmak take the car in for service f.
aynı bırakmak leave untouched f.
aynı bırakmak leave unchanged f.
aynı bırakmak leave something same f.
parasız bırakmak leave someone penniless f.
soruları yanıtsız bırakmak leave the questions unanswered f.
beş kuruşsuz bırakmak leave someone penniless f.
yanıtsız bırakmak leave unanswered f.
arkasında acılı bir eş bırakmak leave behind a sorrowful spouse f.
cevapsız bırakmak leave unanswered f.
kaynamaya bırakmak put something on to boil f.
hariç bırakmak put out of f.
saf dışı bırakmak put out of action f.
saf dışı bırakmak eliminate f.
zorunlu bırakmak make obligatory f.
zorunlu bırakmak bind f.
zorlukları geride bırakmak overcome the difficulties f.
yalnız bırakmak leave someone alone f.
yalnız bırakmak let someone alone f.
halsiz bırakmak leave someone weak f.
zorlukları geride bırakmak surmount the difficulties f.