| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | float f. | batmadan yüzmek | ||
| Yaygın Kullanım | float i. | şamandıra | ||
| Genel | ||||
| Genel | float i. | yüzme | ||
|
The doctor recommended a float in a sensory deprivation tank. Doktor, duyusal izolasyon tankında yüzmeyi önerdi. More Sentences |
||||
| Genel | float i. | olta mantarı | ||
|
The fishing float was bobbing up and down from the waves. Balıkçının olta mantarı dalgalarla aşağı yukarı sallanıyordu. More Sentences |
||||
| Genel | float i. | birikmiş para | ||
|
We have enough cash float to get us through the day. Günü geçirmemize yetecek kadar birikmiş paramız var. More Sentences |
||||
| Genel | float i. | (karnaval) arabası | ||
|
This year there was a carnival float in the shape of a whale. Bu yıl balina şeklinde bir karnaval arabası vardı. More Sentences |
||||
| Genel | float i. | piyasaya sürme | ||
|
Share prices skyrocketed on the day of the float. Piyasaya sürüldüğü gün hisse fiyatları fırladı. More Sentences |
||||
| Genel | float i. | şişme deniz oyuncağı | ||
|
My feed is filled with holiday-makers on flamingo shaped floats. Anasayfam şişme flamingolara binen tatilcilerle dolu. More Sentences |
||||
| Genel | float f. | yüzmek (suda vb) | ||
|
The toy sailboat floated away. Oyuncak yelkenli yüzerek uzaklaştı. More Sentences |
||||
| Genel | float f. | dolaşmak | ||
|
There are so many different concepts floating about. Ortada dolaşan çok farklı kavramlar var. More Sentences |
||||
| Genel | float f. | süzülmek | ||
|
There was an airship floating above the packed stadium. Hıncahınç dolu stadyumun üzerinde süzülen bir zeplin vardı. More Sentences |
||||
| Genel | float f. | yüzmek | ||
|
This basically involved enabling ships to float longer in the event of a shipwreck. Bu temelde, bir gemi kazası durumunda gemilerin daha uzun süre yüzmesini sağlamayı içeriyordu. More Sentences |
||||
| Genel | float f. | uçmak | ||
|
He felt as if he were floating. Sanki uçuyormuş gibi hissetti. More Sentences |
||||
| Genel | float f. | dile getirmek | ||
|
It would be best if you floated this idea in the next meeting. Bu fikri bir sonraki toplantıda dile getirmeniz en doğrusu olacaktır. More Sentences |
||||
| Genel | float f. | dalgalı kura geçirmek | ||
|
The Central Bank decided to float the dollar. Merkez Bankası doları dalgalı kura geçirmeye karar verdi. More Sentences |
||||
| Genel | float f. | halka açılmak | ||
|
Our company was floated back in 1992. Şirketimiz 1992'de halka açılmıştı. More Sentences |
||||
| Genel | float f. | havada yayılmak | ||
|
The calming sound of the piano came floating out of the window. Piyanonun sakinleştiren sesi pencereden dışarı yayılıyordu. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | float f. | yüzmek | ||
|
This basically involved enabling ships to float longer in the event of a shipwreck. Bu temelde, bir gemi kazası durumunda gemilerin daha uzun süre yüzmesini sağlamayı içeriyordu. More Sentences |
||||
| Teknik | float f. | uçmak | ||
|
He felt as if he were floating. Sanki uçuyormuş gibi hissetti. More Sentences |
||||
| Denizcilik | ||||
| Denizcilik | float f. | yüzmek | ||
|
This basically involved enabling ships to float longer in the event of a shipwreck. Bu temelde, bir gemi kazası durumunda gemilerin daha uzun süre yüzmesini sağlamayı içeriyordu. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | float i. | can yeleği | ||
| Genel | float i. | yüzme kesesi | ||
| Genel | float i. | yüzen şey | ||
| Genel | float i. | duba | ||
| Genel | float i. | palye | ||
| Genel | float i. | sal | ||
| Genel | float i. | yüzdürücü | ||
| Genel | float i. | döner sermaye | ||
| Genel | float i. | flotör | ||
| Genel | float i. | sıva malası | ||
| Genel | float i. | mala | ||
| Genel | float i. | mastar | ||
| Genel | float i. | su yüzeyinde duran şey | ||
| Genel | float i. | geçit töreni sergisi/gösterisi | ||
| Genel | float i. | gösteri | ||
| Genel | float i. | dondurmalı içecek | ||
| Genel | float i. | para | ||
| Genel | float i. | simit | ||
| Genel | float f. | dalgalanmaya bırakmak (döviz kurunu) | ||
| Genel | float f. | piyasaya çıkarmak | ||
| Genel | float f. | yüzdürmek | ||
| Genel | float f. | su yüzünde götürmek | ||
| Genel | float f. | su üstünde durmak | ||
| Genel | float f. | su üzerinde durmak | ||
| Genel | float f. | yüzdürmek (gemiyi) | ||
| Genel | float f. | dalgalanmak | ||
| Genel | float f. | hisseleri satarak bir şirket kurmak | ||
| Genel | float f. | neşretmek | ||
| Genel | float f. | kurmak (şirket) | ||
| Genel | float f. | su yüzünde gitmek | ||
| Genel | float f. | boş verip her şeyi oluruna bırakmak | ||
| Genel | float f. | yaymak | ||
| Genel | float f. | batmamak | ||
| Genel | float f. | sıvının üstünde durmak | ||
| Genel | float f. | havada süzülmek | ||
| Genel | float f. | su yüzünde yüzerek bir yere gitmesini sağlamak | ||
| Genel | float f. | hayal olmak | ||
| Genel | float f. | görüş almak | ||
| Genel | float f. | serbest dolaşmak | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | float i. | çekin yazılması ile fonların alıcının hesabına devri arasındaki zaman gecikmesi | ||
| Ticaret/Ekonomi | float f. | çıkarmak | ||
| Ticaret/Ekonomi | float f. | hisse senedi ve tahvil piyasaya çıkarmak | ||
| Ticaret/Ekonomi | float f. | ihraç etmek | ||
| Ticaret/Ekonomi | float f. | piyasaya sürmek | ||
| Ticaret/Ekonomi | float f. | satışa arz etmek | ||
| Ticaret/Ekonomi | float f. | piyasaya tahvil veya hisse senedi çıkartmak | ||
| Ticaret/Ekonomi | float f. | ticari bir iş için sermaye tedarik etmek | ||
| Ticaret/Ekonomi | float f. | (şirket) kurmak | ||
| Ticaret/Ekonomi | float f. | (para) dalgalanmak | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | float i. | çökeltme çukuru | ||
| Teknik | float i. | duba | ||
| Teknik | float i. | kayak | ||
| Teknik | float i. | oltaya bağlı mantar | ||
| Teknik | float i. | sal | ||
| Teknik | float i. | reel sayı | ||
| Teknik | float i. | sıva malası | ||
| Teknik | float i. | şamandıra | ||
| Teknik | float i. | su kayağı | ||
| Teknik | float i. | şamandra | ||
| Teknik | float f. | havada süzülmek | ||
| Teknik | float f. | sıvının üstünde durmak | ||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | float f. | kaydırmak | ||
| İnşaat | ||||
| İnşaat | float i. | ahşap mala | ||
| İnşaat | float i. | bolluk | ||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | float i. | şamandıra | ||
| Otomotiv | float f. | dalgalanmak | ||
| Otomotiv | float f. | sıçramak | ||
| Havacılık | ||||
| Havacılık | float i. | flotorlu cisim | ||
| Havacılık | float i. | palye | ||
| Havacılık | float i. | şamandıralı yatak | ||
| Havacılık | float f. | palye yapmak | ||
| Denizcilik | ||||
| Denizcilik | float i. | mala | ||
| Denizcilik | float i. | pervane tahtası | ||
| Denizcilik | float f. | batmamak | ||
| Gıda | ||||
| Gıda | float f. | dinlendirmek (şarap vb) | ||
| Deniz Biyolojisi | ||||
| Deniz Biyolojisi | float i. | ağ mantarı | ||
| Deniz Biyolojisi | float i. | balığın hava kesesi | ||
| Deniz Biyolojisi | float i. | bir balığın hava kesesi | ||
| Deniz Biyolojisi | float i. | yüzertop | ||
| Zooloji | ||||
| Zooloji | float i. | hava torbası | ||
| Zooloji | float i. | (balıkta) yüzme kesesi | ||
| Tarım | ||||
| Tarım | float i. | sürgü | ||