para - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

para



"para" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 3 sonuç

İngilizce Türkçe
General
para i. paraşütçü asker
Psychology
para i. para
British Slang
para i. paranoid

"para" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 116 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
para money i.
General
para roll i.
para kale i.
para sugar i.
para rock i.
para loot i.
para pocket i.
para funds i.
para coffer i.
para tin i.
para coin i.
para chip i.
para shekels i.
para boodle i.
para coffers i.
para dust i.
para green i.
para kail i.
para purse i.
para pelf i.
para wherewithal i.
para lucre i.
para brass i.
para bread i.
para lolly i.
para jack i.
para moolah i.
para wealth i.
para ducat i.
para the wherewithal i.
para finances i.
para chink i.
para shiners i.
para banknote i.
para filthy lucre i.
para exchequer i.
para means i.
para currency i.
para cash i.
para gelt (yiddish) i.
para fund i.
para dough i.
para money i.
para capital i.
para beans i.
para the necessary i.
para monetary s.
para pecuniary s.
Colloquial
para bones i.
para doowacky i.
para ends i.
para green stamps i.
Slang
para cabbage i.
para change i.
para buckage i.
para cheddar i.
para chips i.
para cake i.
para green stuff i.
para cheese (rap slang) i.
para paper i.
para scrillah (rap slang) i.
para ruff i.
para beans i.
para chedda i.
para dead presidents i.
para skrilla i.
para benjamins i.
para stuff i.
para moola i.
para dough i.
para dead prez i.
para scratch (rap slang) i.
para scrilla i.
para green i.
para wonga i.
para bank i.
para dosh i.
para ends i.
para do-re-mi i.
para skrill i.
para duc-ducs i.
para fettie i.
para dinero [spanish] i.
para geetis i.
Trade/Economic
para active wealth i.
para sum i.
para funds i.
para money i.
para allowance i.
para cash i.
para means i.
Computer
para currency i.
para money i.
Psychology
para para i.
Military
para wherewithal i.
British Slang
para bees and honey i.
para swag i.
para bread i.
para poppy i.
para ackers i.
para beer tokens i.
para lookah i.
para wonga i.
para spondulix i.
para sobs i.
para spondulics i.
para spondulicks i.
para dough i.
para wedge i.
para bunce i.
para oof i.
para moolah i.
para brass i.
para sovs i.
para lolly i.

"para" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
fazla para çekmek overdraw f.
para kazanmak earn f.
(para) geri vermek repay f.
(para) biriktirmek save f.
para çekmek withdraw f.
beklenmedik bir para windfall i.
devletin devlete barış için ödediği para tribute i.
ödünç para loan i.
para kesesi purse i.
para iadesi rebate i.
para cezası fine i.
madeni para coin i.
para birimi currency i.
para havalesi remittance i.
peşin para cash i.
General
zimmetine para geçirmek misappropriate f.
para dökmek spend a lot of money f.
dağıtmak (para) disburse f.
az para vermek underpay f.
para sızdırmak squeeze f.
fazla para çekilmiş olmak (hesaptan) be overdrawn f.
para sürmek bank f.
para kazanmak earn money f.
harcamak (epey para) splurge f.
büyük para için kumar oynamak gamble for high stakes f.
para kırmak coin it f.
para sızdırmak touch f.
para verip kurtarmak redeem f.
para yatırmak pay into f.
harcamak (zaman/para vb'ni belirli bir biçimde) dispose of f.
kalp para basmak counterfeit f.
para yatırmak invest in f.
para çekmek make a draft f.
para kazanmak knock up f.
biri eskiden sahip olduğu para ve prestijini kaybetmek come down in the world f.
para harcamak spend money f.
para yatırmak bank f.
bankaya para yatırmak bank f.
çok para kazanmak rake in money f.
para yemek have money to burn f.
para bastırmak coin f.
para koymak pool f.
para sızdırmak clean out f.
para biriktirmek salt away f.
bir kenara para koymak put something by f.
para koymak put f.
biriktirmek (para) salt down f.
para harcamak spend f.
para sızdırmak extort money f.
para çalmak rip off f.
para sızdırmak tap f.
para sızdırmak blackmail f.
beş para etmemek not to be worth a shit f.
tedavülde olmak (para) circulate f.
istemek (birinden belirli bir miktar para) touch for f.
avantadan para kazanmak feather one's nest f.
para hırsı olmak have an itching palm f.
para sağlamak finance f.
para sıkıntısı çekmek be hard up for money f.
çok para kazanmak make a pile f.
para kesmek rake in money f.
birine miras olarak hiç para bırakmamak cut someone off f.
para bozdurmak change money f.
para denkleştirmek put together money f.
bankadan para çekmek take out f.
banka hesabına para yatırmak deposit money in a bank account f.
para vermek cough up f.
bozdurmak (para) change f.
piyasaya çok miktarda kağıt para çıkarmak inflate f.
zimmetine geçirmek (emanet para veya mülkü) embezzle f.
bağışlamaya söz vermek (belirli bir miktar para) pledge f.
özellikle faiz karşılığında ödünç para vermek loan f.
para yedirmek grease f.
para biriktirmek save for f.
para cezası almak levy a fine f.
para konusunda liberal davranmak loosen up f.
çekmek (para) draw f.
para sürmek ante up f.
vermek (sahte para, karşılıksız çek) pass f.
boşuna harcamak (para/zaman vb'ni) trifle away f.
para yedirmek grease the palm f.
para cezası vermek mulct f.
para çekmek draw money f.
avantadan para kazanmak feather one's own nest f.
para karşılığında seks teklif etmek accost f.
çok para kazanmak make the big buck f.
insanlardan fazla para almak latrocination f.
para vermek (bir işi finanse etmek için) put up f.
para ile yardım etmek subsidize f.
para savurmak have money to burn f.
gitmek (para) go on f.
çok para kazanmak be coining it f.
bir kenara para koymak put something away f.
para etmek work f.
para kazanmak make money f.
vermek (zamanını, para vb'ni) spare f.
gitmek (belirli bir miktar para) be out f.
para yatırmak pay in f.
para vermek pay f.
para basmak coin money f.
harcamak (para) disburse f.
tutarsızca fazlasıyla para harcamak spend money like water f.
birden çok para kazanmak be in the money f.
para yardımında bulunmak subsidize f.
birinin eline para sıkıştırmak press money into someone's hand f.
para koymak ante up f.
para vermek ante f.
para biriktirmek put by f.
para çıkışmamak not to suffice f.
toplamak (para) raise f.
para bozmak make change f.
para veya eşya çalmak steal f.
çıkışmamak (para vb) not to suffice f.
tüzükle sabitlenmemiş bir para cezasına çarptırmak amerce f.
para sürmek ante f.
para yemek play ducks and drakes with money f.
para yapmak earn money f.
para vermek give money f.
su gibi para harcamak spend money like water f.
para yatırmak place f.
çok para tutmak (pahalı vb) roll in f.
fazla para almak overcharge f.
para kazanmak coin f.
brüt olarak (belirli bir miktar para) toplamak gross f.
harcamak (bir proje için para/emek/zaman) invest in f.
aşırı para harcamak have money to burn f.
para istemek demand for money f.
tehditle para sızdırmak blackmail f.
şantajla para almak racketeer f.
para vb koparmak work f.
para yedirmek bribe f.
hesaptan fazla para çekmek overdraw f.
hesap vb'nden para çekmek draw on f.
fazla para harcamak overspend f.
para yardımı yapmak support f.
para basmak mint f.
para bağlamak tie up money f.
para kesmek mint f.
para sızdırmak gouge f.
madeni para basmak coin f.
para sağlamak (bir iş/kimse için) fund f.
para basmak strike f.
para olarak tedavüle koymak monetize f.
basmak (para) mint f.
para getirmek bring in f.
para saymak pay f.
toplamak (para) collect f.
para cezası vermek fine f.
para sızdırmak bleed f.
para biriktirmek save money f.
para çalmak whip f.
koparmak (para) extract f.
kazandırmak (para) bring in f.
dürüstçe ve alın teri ile para kazanmak turn an honest penny f.
para koymak ante f.
biriktirmek (para) salt away f.
bağlamak (para) lock f.
para etmek tell f.
para cezasına çarptırmak fine f.
para kazanmak make buck f.
para kırmak rake in money f.
gerekenden az para istemek undercharge f.
kumarda birşey üzerine para koymak stake on f.
para sağlamak sustain f.
bir miktarı çıkarıp kullanmak (para fonundan/malzemeden) indent on f.
çok para kazanmak make a bundle f.
para koymak invest money f.
az para almak undercharge f.
ödemek üzere para vermek tender f.
hesabından fazla para çekmiş olmak be overdrawn f.
para sürmek bet f.
para birinin elinde olmak hold the purse strings of f.
para sarfetmek disburse f.
para sızdırmak squeeze money out of somebody f.
para çalmak pinch f.
para biriktirmek save up f.
para etmek be worth f.
fazla para istemek overcharge f.
para vermek chip in f.
talep etmek (bir miktar para) assess f.
sızdırmak (para) extort f.
para koparmak mulct f.
para kırmak money f.
para koymak put money f.
para yardımı yapmak subsidize f.
para yedirmek square f.
para sağlamak support f.
çalmak (eşya/para vb) nick f.
hak ettiğinden az para vermek underpay f.
paraya para dememek be minting it f.
bankadan para çekmek withdraw f.
para yatırmak lodge f.
birinin para ve prestiji artmak come up in the world f.
para basmak coin f.
kumarda para kaybetmek gamble away f.
para biriktirmek get ahead f.
para çıkarmak issue money f.
para yatırmak invest f.
para tutmak save money f.
para bağışlamak endow f.
gerekenden eksik para istemek undercharge f.
para tahsil etmek take in money f.
para yatırmak deposit f.
sürümde olmak (para) circulate f.
vermek (para) place f.
bir miktarı çıkarıp kullanmak (para fonundan/malzemeden) indent upon f.
para çekmek withdraw f.
zar zor para biriktirmek scratch together f.
açığı olmak (para) be out f.
para cezası vermek assess f.
tayin etmek (para miktarını) assess f.
(para) sağlamak put up f.
sağlamak (para/yiyecek) put up f.
sonrası için bir kenara koymak (para vb) put away f.
para göndermek remit f.
göndermek (para) remit f.
havale etmek (para) remit f.
yollamak (para) remit f.
para vermek pony up f.
istemeye istemeye vermek (para) pony up f.
sökülmek (para) shell out f.
sökülmek (para) fork out f.
sökülmek (para) pay up f.
birlik oluşturmak için para koymak pool f.
yeniden para basmak recoin f.
zorla para almak exact f.
para sağlamak pump money into f.
para yardımı yapmak ante up f.
zimmete para geçirmek peculate f.
para sızdırmak bleed somebody f.
bağlamak (para) lock up f.
sırtından para kazanmak make money at the expense of others f.
bir kenara para ayırmak allocate money f.
para ayırmak allocate money f.
para ayırmak put some money on the side f.
bir kenara para ayırmak put some money on the side f.
para yemek accept a bribe f.
para yemek spend money freely f.
(bir araştırma için) para toplamak raise the money for (a research) f.
yatırmak (para) imburse f.
para yatırmak imburse f.
yazı tura için havaya para atmak flip up f.
çok para kazanmak earn a fortune f.
çok para kazanmak earn a lot of money f.
kara para aklamak launder the money f.
para çekmek withdraw cash f.
para girmek (money) come in f.
para gelmek (money) come from something f.
gösteriş amacıyla para harcamak splash out f.
düşünmeden para harcamak splash out f.
(para) değerini yükseltmek revalue f.
para kaybetmek lose money f.
para basmak monetise f.
para yollamak send money f.
para basmak monetize f.
para olarak tedavüle koymak monetise f.
para ödemek pay f.
para çekememek could not withdraw money f.
para tümlemek exchange f.
para bütünlemek change f.
para tümlemek change f.
para bütünlemek exchange f.
para kazandırmak earn f.
para almak get money f.
artırma ile satılan bir şey için önce bir miktar para vermek ya da önermek submit a bid f.
(para) yatırmak lock up f.
nakit para çekmek withdraw cash f.
(yoksullara para/yiyecek) dağıtmak dole f.
birkaç kuruş para kazanmak make a few bucks f.
birkaç kuruş para kazanmak make a buck or two f.
hızlı para kazanmak make a fast buck f.
para kazanmak make a buck f.
para içinde yüzmek wallow in money f.
hesaptan para çekmek withdraw money from an account f.
para talep etmek demand money f.
para yatırmak credit f.
para kazanmak earn f.
bütçeden para ayırmak allocate money (from the budget) f.
bütçeden para ayırmak allocate fund (from the budget) f.
para kaptırmak be taken to the cleaners f.
para kaptırmak get swindled f.
para kaptırmak get conned f.
para kaptırmak be taken f.
para kaptırmak be taken for a ride f.
bütçeden para ayırmak allocate money from the budget for f.
bütçeden para ayırmak allot money from the budget for f.
(para vb) bağışlamak donate f.
hesabından para çekmek draw out f.
postayla (para/çek vb) göndermek remit f.
zimmetine para geçirmek embezzle f.
hortumlanmak (para vb) be siphoned f.
hortumlamak (para vb) siphon f.
para getirmek fetch f.
para kazandırmak fetch f.
para yatırmak put into f.
para sağlamak fund f.
para toplamak fund-raise f.
para toplamak have a whip-round f.
-e para vermek put into f.
eksik para üstü vermek short-change f.
eksik para üzeri vermek short-change f.
para üstünü az vererek birini kandırmak short-change f.
para etmek cost f.
para sıkıntısına düşürmek embarrass f.
kredi kartından para çekmek withdraw money from the credit card account f.
(madeni para) basmak mint f.
eline para geçmek earn some amount of money f.
eline para geçmek find some amount of money f.
zimmetine para geçirmek peculate f.
eline para geçmek have some amount of money f.
eline para geçmek come into money f.
-e epey para harcamak splurge on f.
(para) yatırmak place f.
kar amacıyla para yatırmak invest in f.
(para) biriktirmek save f.
(para) hesaba geçmek (money) be transferred f.
bir kenara atmak (para vb) lay aside f.
para vermek subsidize f.
para cezasına çarptırılmak get fined f.
para cezası kesmek fine f.
para tahsis etmek endow f.
birinden para talep etmek demand money from someone f.
birisinden para talep etmek demand money from someone f.
dürüst olmayan yollarla para kazanmak make money for oneself in a dishonest way f.
çok para kazanmak make a lot of money f.
çok para yapmak make a lot of money f.
ölçüsüzce para harcamak spend money intemperately f.
ölçüsüzce para harcamak spend extravagantly f.
ölçüsüzce para harcamak spend money lavishly f.
para gömmek tie one's money up in f.
para bağlamak tie one's money up in f.
para getirmek yield money f.
para bulmak find money f.
çok fazla para ödemek pay a high price f.
çok fazla para ödemek pay too much f.
para yatırmak invest money f.
para yapmak make money f.
para almak take money f.
para yatırmak deposit money f.
para vermek subsidise f.
para yardımında bulunmak subsidise f.
para ile yardım etmek subsidise f.
para yardımı yapmak subsidise f.
yanlış hesaba para göndermek transfer money into wrong account f.
para cezası yemek be served with fine f.
para cezası almak be served with fine f.
hapis cezasını para cezasına çevirmek convert imprisonment into a fine f.
hapis cezasını para cezasına çevirmek change the imprisonment into a fine f.
ailesinden para kalmak inherit money from one's family f.
internetten para kazanmak earn money from internet f.
internetten para kazanmak earn money from the internet f.
-den para kazanmak earn money from f.
çok fazla para ödemek pay too much money f.
para bağışlamak donate money f.
cebine para koymak (harçlık vb.) put money in one's pocket f.
para transfer etmek wire money f.
para transfer etmek transfer money f.
para aktarmak wire money f.
para aktarmak transfer money f.
borç para istemek ask to borrow money f.
para konusunu açmak broach the subject of money f.
para tahsilatı yapmak collect money f.
çok para kaybetmek lose a lot of money f.
para etmek count for something f.
para çekimlerini karşılamak meet withdrawals f.
çok/yığınla para kazanmak make loads of money f.
(bir hesaptan/birinden) zimmetine para geçirmek embezzle something from someone or something f.
biraz para kazanmaya çalışmak try to make some money f.
para aklamak launder money f.
kara para aklamak launder money f.
para peşinde koşmak chase for money f.
gördüğü evi almaya yetecek kadar para kazanmak make enough money to buy the house she/he saw f.
adli para cezası ile cezalandırmak impose punitive fine f.
adli para cezası ile cezalandırılmak be imposed punitive fine f.
para basmak print the money f.
bir şeyden para yapmak/kazanmak make money off something f.
para suyunu çekmek run out of money f.
(para konusunda) tutumlu olmak be careful with money f.
çok para kaybetmek/yitirmek lose a lot of money f.
para akıtmak funnel money f.
para biriktirmek save money up f.
cüzdanında para tutmamak not keep money in one’s purse f.
para çekmek get money out of f.
para saymak count money f.
sahte para basmak print counterfeit money f.
birinin cebinden para çalmak steal money from someone's pocket f.
birinin çantasından para çalmak steal money from someone's bag f.
para atm'ye sıkışmak (the money) be stuck in atm machine f.
yüklü miktarda nakit para taşımak carry a lot of cash f.
para istemek want money f.
para istemek ask for money f.
bir şey için para toplamak raise money for something f.
bir şey için para biriktirmek save money for something f.
harcanacak para getirmek bring spending money f.
atm'den para çekmek withdraw money from atm f.
bankamatikten para çekmek withdraw money from atm f.
iyi para ödemek pay good money f.
para sağlamak accommodate someone with money f.
para toplamak collect money f.
para toplamak raise f.
para basmak counterfeit f.
biriyle para karşılığı birlikte olmak have sex with someone for money f.
para yatırmak make a deposit f.
çok para ödemek pay a lot of money f.
para üstü olarak beş dolar vermek give 5 dollars back in change f.
beş dolar para üstü vermek give 5 dollars back in change f.
okul giderleri için para toplamak raise money for school expenses f.
birine çok para kazandırmak make someone a lot of money f.
gayrimeşru / yasadışı yoldan para kazanmak make an illicit profit f.
(hesap) içinde para olmak be in credit f.
para yüklemek load money f.
(üzerinden) para kazanmak monetise f.
(üzerinden) para kazanmak monetize f.
çeşmeye bozuk para atmak throw a coin into the fountain f.
para transfer etmek transfer money f.
para göndermeki ödeme çıkartmak transfer money f.
karta para yüklemek load money on the card f.
para tümletmek convert loose change to bills f.
para ile kaçmak abscond with money f.
para iade etmek refund f.
para bağışlamak grant money f.
para karşılığında seks teklif etmek accoast [obsolete] f.
(para vb) konuşmak talk f.
para kazanmak addle f.
tayin etmek (para miktarını) affeer f.
para yardımı yapmak aid f.
yasal olmayan yollardan para kazanmak rake off f.
değerini artırmak ( çek, para havalesi vb.) raise f.
yeniden para kazanmak re-earn f.
(para veya madalyanın kenarını vb.) tırtıklamak reed f.
(para) bozmak change f.
para/ücret istemek charge f.
para cezası vermek check f.
yeniden ödünç para vermek reloan f.
telgraf havalesi ile (para, çiçek, vb.) göndermek telegraph f.
para biriktirmek save f.
kredi için para sızdırmak tig [aus] f.
şapkanın içine para toplamak pass around the hat f.
piyasaya sahte para sokmak shove the queer f.
(para) sızdırmak trim f.
para şişkinliği inflation i.
para sürme bid i.
havale ile para gönderme remittance i.
ortaya konan para pot i.
ortaya konan para kitty i.
para vb devir hızı turnover i.
para bağışı purse i.
ortada biriken para jackpot i.
para cezası verme amercement i.
estonya cumhuriyeti para birimi kroon i.
yüz (para, madolyon vb) obverse i.
para sorunu currency question i.
peşin para the ready i.
para cüzdanı purse i.
tık para prompt i.
bir şeyin satın alınmasında para yerine geçen belge token i.
zimmetine para geçiren kimse peculator i.
para toplama collecting i.
gambia para birimi dalasi i.
beklenmedik bir para/hediye/yardım windfall i.
çok para getiren money maker i.
para çekme makinası cash point i.
altın para gold coin i.
zimmetine para geçiren embezzler i.
temiz para chink i.
çin para birimi yuan i.
birine bazı gerçekleri söylememesi verilen para hush money i.
hayır işine para bağışlayan benefactor i.
hindistan para birimi rupee'nin yüzde biri paise i.
peşin para hard money i.
bakır para copper i.
hazır para bankroll i.
para babası moneybags i.
uluslararası para fonu the international monetary fund i.
para çantası purse i.
para tuncu coinage bronze i.
ağır para cezası heavy fine i.
kalp para queer i.
para değiştirme kurumu money changer's business i.
para yatırma lodgement i.
para sızdırma extortion i.
geri ödenen para refund i.
madeni para token i.
para kaynağı funds i.
peşin para esası cash basis i.
zimmetine para geçiren defalcator i.
iskambilde ortaya konulan para pool i.
para ile plak çalan otomatik pikap jukebox i.
faiz karşılığı borç para veren kimse moneylender i.
para havalesi cash remittance i.
para herşeyi satın alamaz money can't buy everything i.
para kaynağı financing i.
nakit para currency i.
bozuk para çantası purse i.
ortaya konan para pool i.
para değeri monetary value i.
hazır para ready i.
gümüş para silver i.
bankadaki para money on deposit i.
ufak para small change i.