para - Türkçe İngilizce Sözlük

para

"para" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 41 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
para i. paraşütçü asker
para i. hava indirme tümeni
para i. paragraf
para i. paragraf
Konuşma Dili
para i. paraprofesyonel
para i. yardımcı
para i. asistan
para i. paraşütçü
para i. paraşütçü asker
Ticaret/Ekonomi
para i. türkiye'nin para birimi
para i. kuruş
para i. madeni para
para i. türk imparatorluğu çatısında bulunan ülkelerde kullanılan para birimi
para i. türk imparatorluğu çatısında bulunan ülkelerde kullanılan madeni para
para i. dinarın 100'de 1'ine denk eski bir yugoslav değer birimi
para i. yugoslav dinarı
para i. yugoslavya madeni parası
para i. dinarın 100'de 1'ine denk sırbistan para birimi
para i. madeni sırp parası
para i. sırp dinarı
Teknik
para i. kauçuk ağacı
para i. güney amerika kauçuk ağaçlarından elde edilen kauçuk
Psikoloji
para i. para
Kimya
para s. (iki karbon atomu tarafından ayrılan) benzen halkasının iki pozisyonu ile ilgili
para s. (iki karbon atomu tarafından ayrılan) benzen halkasının iki pozisyonu ile karakterize
para s. (iki karbon atomu tarafından ayrılan) benzen halkasının iki pozisyonunda olan
para s. diatomik moleküle ait
para s. diatomik molekül ile ilgili
para s. diatomik molekül olan
para s. iki atomlu moleküle ait
para s. iki atomlu molekül ile ilgili
para s. iki atomlu molekül olan
Zooloji
para i. domuz geyiği
Botanik
para i. yeni zelanda'ya özgü ağır ve uzun yaprakları olan bir bitki
Sosyal Bilimler
para i. doğum sayısı
para i. doğurganlık durumu
para i. kadın
Coğrafya
para i. brezilya'nın kuzeyinde yer alan bir nehir
para i. brezilya'nın kuzeyinde yer alan bir eyalet
para i. brezilya'nın kuzeyinde yer alan bir şehir
İngiliz Argosu
para i. paranoid

"para" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
para money i.
I don't have enough money to buy that.
Onu alacak kadar param yok.

More Sentences
Genel
para green i.
He desperately needed the green.
Umutsuzca paraya ihtiyacı vardı.

More Sentences
para wealth i.
Health before wealth.
Sağlık paradan önce gelir.

More Sentences
para brass i.
Such a thing could only occur to a functionary who has never had to put even a brass farthing into his own industry.
Böyle bir şey ancak kendi sanayisine bir kuruş bile para yatırmak zorunda kalmamış bir memurun aklına gelebilir.

More Sentences
para funds i.
You can then send your funds to this address to begin trading on the platform.
Daha sonra platformda işlem yapmaya başlamak için paranızı bu adrese gönderebilirsiniz.

More Sentences
para coin i.
All the citizens of the European Union have amassed foreign coins from their travels abroad on business or pleasure.
Tüm Avrupa Birliği vatandaşları, iş veya eğlence amaçlı yurtdışı seyahatlerinden yabancı paralar biriktirmiştir.

More Sentences
para finances i.
A household is a group that shares the same living space and finances.
Ev halkı, aynı yaşam alanını ve parayı paylaşan bir gruptur.

More Sentences
para cash i.
Many businesses are in trouble due to a lack of cash.
Birçok işletme para sıkıntısı nedeniyle sorun yaşıyor.

More Sentences
para currency i.
With regard to Kosovo, there is a significant level of possession of physical currency.
Kosova ile ilgili olarak önemli düzeyde fiziki para bulundurma söz konusudur.

More Sentences
para means i.
He had the means to buy a decent car.
Düzgün bir araba alabilecek parası vardı.

More Sentences
para dough i.
Buying such an expensive car requires too much dough.
Bu kadar pahalı bir araba almak için çok fazla para lazım.

More Sentences
para money i.
I don't have enough money to buy that.
Onu alacak kadar param yok.

More Sentences
para monetary s.
However, more could be done to improve the transparency of monetary policy.
Bununla birlikte, para politikasının şeffaflığını artırmak için daha fazlası yapılabilir.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
para means i.
He had the means to buy a decent car.
Düzgün bir araba alabilecek parası vardı.

More Sentences
para funds i.
You can then send your funds to this address to begin trading on the platform.
Daha sonra platformda işlem yapmaya başlamak için paranızı bu adrese gönderebilirsiniz.

More Sentences
para money i.
I don't have enough money to buy that.
Onu alacak kadar param yok.

More Sentences
para cash i.
Many businesses are in trouble due to a lack of cash.
Birçok işletme para sıkıntısı nedeniyle sorun yaşıyor.

More Sentences
para mint [obsolete] i.
Tom must be making a mint.
Tom para kazanıyor olmalı.

More Sentences
Bilgisayar
para currency i.
With regard to Kosovo, there is a significant level of possession of physical currency.
Kosova ile ilgili olarak önemli düzeyde fiziki para bulundurma söz konusudur.

More Sentences
para money i.
I don't have enough money to buy that.
Onu alacak kadar param yok.

More Sentences
Eski Kullanım
para dimes i.
They're a dime a dozen.
Onlar beş para etmezler.

More Sentences
para dimes i.
They're a dime a dozen.
Onlar beş para etmezler.

More Sentences
Argo
para dough i.
Buying such an expensive car requires too much dough.
Bu kadar pahalı bir araba almak için çok fazla para lazım.

More Sentences
para green i.
He desperately needed the green.
Umutsuzca paraya ihtiyacı vardı.

More Sentences
para buck i.
For the poor countries, this is one way of making a fast buck, but offers no solutions in the long run.
Yoksul ülkeler için bu, hızlı para kazanmanın bir yoludur, ancak uzun vadede hiçbir çözüm sunmaz.

More Sentences
İngiliz Argosu
para brass i.
Such a thing could only occur to a functionary who has never had to put even a brass farthing into his own industry.
Böyle bir şey ancak kendi sanayisine bir kuruş bile para yatırmak zorunda kalmamış bir memurun aklına gelebilir.

More Sentences
para dough i.
Buying such an expensive car requires too much dough.
Bu kadar pahalı bir araba almak için çok fazla para lazım.

More Sentences
Genel
para kale i.
para dust i.
para chip i.
para rock i.
para loot i.
para banknote i.
para shekels i.
para pelf i.
para wherewithal i.
para lolly i.
para coffer i.
para lucre i.
para the wherewithal i.
para sugar i.
para coffers i.
para purse i.
para bread i.
para exchequer i.
para ducat i.
para tin i.
para kail i.
para boodle i.
para moolah i.
para roll i.
para chink i.
para filthy lucre i.
para shiners i.
para jack i.
para pocket i.
para gelt (yiddish) i.
para fund i.
para capital i.
para beans i.
para the necessary i.
para kelter [dialect] i.
para blunt [obsolete] i.
para muck [obsolete] i.
para dibbs i.
para pecuniary s.
Konuşma Dili
para bones i.
para doowacky i.
para ends i.
para green stamps i.
para lace i.
para wind i.
para clams i.
para greenbacks i.
para rocks i.
Deyim
para bankbook i.
para dead president i.
para green folding i.
para green folding stuff i.
para green folding money i.
Ticaret/Ekonomi
para active wealth i.
para allowance i.
para sum i.
para utu i.
Psikoloji
para para i.
Askeri
para wherewithal i.
Eski Kullanım
para crap i.
Argo
para cabbage i.
para change i.
para buckage i.
para cheddar i.
para chips i.
para cake i.
para skrill i.
para dosh i.
para moola i.
para scrillah (rap slang) i.
para benjamins i.
para scrilla i.
para ruff i.
para skrilla i.
para paper i.
para cheese (rap slang) i.
para beans i.
para dead presidents i.
para bank i.
para green stuff i.
para dead prez i.
para wonga i.
para scratch (rap slang) i.
para stuff i.
para ends i.
para chedda i.
para do-re-mi i.
para duc-ducs i.
para fettie i.
para dinero [spanish] i.
para geetis i.
para juice i.
para lucci i.
para mazuma i.
para mazulla i.
para do-re-me i.
para pounds i.
para hay i.
para geedus i.
para geetus i.
para rivets [obsolete] i.
para spondoolies [old-fashioned] i.
para cush i.
para geld i.
İngiliz Argosu
para bread i.
para lolly i.
para bunce i.
para sovs i.
para lookah i.
para spondulics i.
para ackers i.
para swag i.
para beer tokens i.
para bees and honey i.
para oof i.
para sobs i.
para spondulicks i.
para spondulix i.
para moolah i.
para wonga i.
para wedge i.
para poppy i.
para bread and honey i.

"para" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
beklenmedik bir para windfall i.
para cezası fine i.
ödünç para loan i.
para iadesi rebate i.
devletin devlete barış için ödediği para tribute i.
para kesesi purse i.
madeni para coin i.
para birimi currency i.
para havalesi remittance i.
peşin para cash i.
fazla para çekmek overdraw f.
para kazanmak earn f.
(para) geri vermek repay f.
(para) biriktirmek save f.
para çekmek withdraw f.
Genel
madeni para sistemi coinage i.
enflasyon karşısında para arzını azaltma deflation i.
para değeri monetary value i.
şantajla para alma racket i.
harcanan para cost i.
para yatırma lodgement i.
eski ingiltere kanununda vergi veya para cezası escot i.
kalp para counterfeit money i.
para yardımı monetary aid i.
para çantası purse i.
kolay kazanılmış para easy money i.
para basan kimse coiner i.
para canlısı miser i.
para darlığı deflation i.
para yatıran depositor i.
tedavüldeki para hard currency i.
çek cumhuriyeti para birimi koruny i.
para değiştirme kurumu money changer's business i.
para tuncu coinage bronze i.
para çantası moneybag i.
sigorta poliçesi üstünden ödenecek para claim i.
çekilen para (hesaptan/bankadan) withdrawal i.
para (kilisede toplanan) collection i.
para cezası verme amercement i.
maaştan hariç kazanılan para perquisite i.
para destesi bankroll i.
kara para black money i.
para vb devir hızı turnover i.
danimarka ve norveç para birimi krones i.
zararlı bir hayvanın yok edilmesi veya bir suçlunun yakalanması için devletçe verilen para bounty i.
para ile çalışan satış otomatı vending machine i.
para toplama collection i.
bir tomar para a wad of money i.
madalya veya para üzerindeki yazı inscription i.
para idaresi money management i.
ortada biriken para jackpot i.
çok para too much money i.
hasılat (para olarak) take i.
tayin etme (para miktarını) assessment i.
para yatıran kimse depositor i.
ingiliz para birimi sterling i.
danimarka ve norveç para birimi kroner i.
para üstü remainder i.
para ile tutulmuş adam hireling i.
kara para dirty money i.
temiz para chink i.
demir para hard money i.
para yatırma investment i.
kızılderililerin para olarak kullandığı boncuklar wampum i.
para üstü remainder of money i.
para toplama kampanyası fund raising campaign i.
zimmetine para geçiren kimse peculator i.
kağıt para banknote i.
para durumu finance i.
para kazanma earning money i.
rehin karşılığı borç para veren kimse pawn broker i.
sahte para base coin i.
gönderilme (para) remittance of i.
para toplama fund raising i.
trinko para the ready i.
honduras para birimi lempira i.
kefalet (para olarak) surety i.
itibarlı para token money i.
para karşılığı cenaze işlerini üstlenen kimse undertaker i.
para havalesi cash remittance i.
para babası croesus i.
para cezası penalty i.
kiralayanın süre esasına dayalı ödeme yaptığı ve kat edilen mesafe ne olursa olsun hiçbir ilave para unlimited mileage i.
izlanda para birimi kronur i.
bir para biriminden diğerine geçişte alınan komisyon agio i.
ortaya konan para pot i.
para sıkıntısı penury i.
para cezası kesme estreating i.
çok az para chickenfeed i.
bakır para copper i.
izlanda bir para birimi eyrir i.
para isteği demand note i.
para vb bulma accommodation i.
tık para prompt i.
isveç para birimi kronor i.
metal para metal money i.
kolay kazanılıp kolay harcanılan para easy money i.
para kasası safe box i.
toplam para (kumarda ortaya konan) pot i.
para olarak altınla gümüşü oranlı kullanma sistemi bimetallism i.
bangladeş'in 100 poisha'ya bölünmüş para birimi taka i.
peşin para ready money i.
ortaya konan para pool i.
para cezaları penalties i.
zimmetine para geçiren embezzler i.
para şişkinliği inflation i.
peşin para hard money i.
maden para coin i.
kazanç (para olarak) winnings i.
fütursuzca para harcayan free spender i.
bağışlanacağına dair söz verilmiş olan para pledge i.
para kaynağı funds i.
ihmalkarlık için para cezası doomage i.
trinko para hard cash i.
günahları para ile affeden kimse pardoner i.
beş para etmez adam trash i.
hazır para ready i.
para kesesi pouch i.
beş para etmez tip rip i.
para sıkıntısı financial pressure i.
geri ödenen para refund i.
para ödülü monetary reward i.
ağır para cezası heavy fine i.
gambia para birimi dalasi i.
para farkı agio i.
hayır işine bağışlanan para benefaction i.
peşin para ready i.
para sağlama financing i.
altın para gold coin i.
kron (para birimi) crown i.
para ödülü purse i.
para sızdırma touch i.
sahte para stiff i.
kağıt para rag i.
eski ingiltere kanununda vergi veya para cezası ödeme escoting i.
altın para (süs) sequin i.
boşuna zaman ve para harcatan şey drain i.
yüz (para, madolyon vb) obverse i.
altın para gold i.
para ağaçta yetişmez money doesn't grow on trees i.
çok para kazanan big income earner i.
yığınla para pots of money i.
çok para getiren moneymaker i.
para babası moneybags i.
zimmete para geçirme embezzling i.
madalya ve para bilgisi numismatics i.
para kaynağı financing i.
bol (para) pot i.
para hırsı avarice i.
para herşeyi satın alamaz money can't buy everything i.