means - Türkçe İngilizce Sözlük

means

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

means — Definition

Anlamı ve Tanımı:
araçlar, imkânlar
Okunuş (IPA):
(AmE /miːnz/ – BrE /miːnz/)
Terim Türü:
İsim: means (plural-only)
Bir amaca ulaşmak için kullanılan yöntem veya kaynakları tanımlayan sözcüktür. Mean kökünün çoğul biçimi olarak yerleşmiştir. Ekonomi ve planlama anlatılarında kapasite ve olanakları ifade etmektedir.
Eş Anlamlılar:
resources, methods
Zıt Anlamlılar:
ends (contextual)

"means" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 31 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
means i. araç
Landlines were the only means of communication on the island.
Sabit hatlar adadaki tek iletişim aracıydı.

More Sentences
means i. vasıta
Genel
means i. imkan
I hope everyone will want to make their personal contribution and use all available means.
Herkesin kendi kişisel katkısını yapmak isteyeceğini ve mevcut tüm imkanları kullanacağını umuyorum.

More Sentences
means i. araç
Landlines were the only means of communication on the island.
Sabit hatlar adadaki tek iletişim aracıydı.

More Sentences
means i. yol
The use of force can only be justified if all other means fail.
Güç kullanımı ancak diğer tüm yolların başarısız olması halinde haklı görülebilir.

More Sentences
means i. para
He had the means to buy a decent car.
Düzgün bir araba alabilecek parası vardı.

More Sentences
means i. yöntem
Prevention is better than having to use military means to clear up afterwards.
Önlem almak, sonradan askeri yöntemlerle temizlemek zorunda kalmaktan iyidir.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
means i. araç
Landlines were the only means of communication on the island.
Sabit hatlar adadaki tek iletişim aracıydı.

More Sentences
means i. para
He had the means to buy a decent car.
Düzgün bir araba alabilecek parası vardı.

More Sentences
Teknik
means i. araç
Landlines were the only means of communication on the island.
Sabit hatlar adadaki tek iletişim aracıydı.

More Sentences
means i. yöntem
Prevention is better than having to use military means to clear up afterwards.
Önlem almak, sonradan askeri yöntemlerle temizlemek zorunda kalmaktan iyidir.

More Sentences
means yol
The use of force can only be justified if all other means fail.
Güç kullanımı ancak diğer tüm yolların başarısız olması halinde haklı görülebilir.

More Sentences
Dilbilim
means i. aracı
What will be next in line if we give in now and accept that the end justifies the means?
Şimdi pes eder ve amacın aracı haklı çıkardığını kabul edersek sırada ne olacak?

More Sentences
Genel
means i. vasıta
means i. çare
means i. servet
means i. kolaylık
means i. zenginlik
means i. vesait
means i. vesile
means i. varlık
means i. bir sonuca ulaşmak için kullanılan şey
means i. gelir
means i. olanak
means i. maddi kaynak
means N. imkânlar
Ticaret/Ekonomi
means i. araçlar
means i. servet
means i. varlık
means i. vesile
Matematik
means i. içler

"means" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
means of transport i. taşıtlar
other means i. diğer araçlar
means of transport i. ulaşım aracı
means of production i. üretim araçları
ways and means i. bir işi başarı ile yapmanın yolları
lack of means i. çaresizlik
means of transport i. ulaşım araçları
means of subsistence i. geçim yolu
means to an end i. araç
means of subsistence i. nafaka
means to an end i. vasıta
a man of means i. han hamam sahibi
means of existence i. geçim kaynağı
national technical means i. ulusal teknik imkanlar
means of propulsion i. ilerleme yolu
indirect means i. dolambaçlı yol
peaceful means i. barışçı yollar
means of transportation i. vesait
a means of expression i. ifade aracı
means of transport i. bazı ulaşım araçları
means of livelihood i. geçim yolu
means of transportation i. ulaşım imkanları
means of transport i. ulaşım imkanları
sufficient safety means i. yeterli güvenlik önlemleri
comparable means of communication i. benzer iletişim araçları
means to an end i. sonuca götüren adım
means to an end i. hedefe yönelik davranış
means to an end i. başarıyı getiren hamle
means to an end i. amaca ulaştıran adım
multinational technical means i. çok uluslu teknik imkanlar
means of egress i. (yangından vb) kaçış yolları
one with limited financial means i. maddi olanağı kısıtlı
ends and means i. amaçlar ve araçlar
man of means i. varlıklı/zengin adam
person of means i. imkan sahibi kimse
means of living i. geçim kaynağı
means of transportation i. taşıma(cılık) araçları
means of transportation i. taşımacılık araçları
means of transportation i. taşıma araçları
financial means i. mali imkan
the means of dealing with i. ile mücadele araçları
a means of identification i. bir kişiyi tanımlamak için tek başına veya diğer bilgilerle birlikte kullanılabilecek isim veya numara
a means of identification i. kimlik belgesi
primary means i. ana araç
be within one's means f. harcı olmak
find the means f. çare bulmak
use forcible means f. kuvvet kullanmak
have a means of gaining advantage with f. nüfuzu olmak (bir kurumda vb)
use as a means of f. araç olarak kullanmak
filter by means of suction f. emerek süzmek
filter by means of suction f. emerek filtre etmek
work with limited means f. sınırlı araçlarla çalışmak
use every means possible f. mümkün olan her yola başvurmak
use every means possible f. mümkün olan her çareye başvurmak
use every means possible f. tüm yolları denemek
use every means possible f. mümkün olan her aracı kullanmak
use illegal means f. yasal olmayan yollara başvurmak
use every means available to help someone f. birine yardım etmek için tüm imkanlarıyla seferber olmak
use every means available f. tüm olanakları seferber etmek
use every means available f. tüm imkanları seferber etmek
settle a conflict by peaceful means f. sulh yolu ile çözmek
settle a conflict by peaceful means f. sulh yoluyla çözmek
means-test f. devlet desteği için başvuran kişinin mali durumuna yönelik araştırma yapmak
means-test f. devlet desteği için başvuran kişinin mali durumuna yönelik araştırma gerektirmek
means-test f. devlet desteği başvurusunda mali duruma yönelik teste tabi olmak
of moderate means s. orta halli
by no means unique s. benzersizlikten uzak
of/having limited means s. maddi olanağı kısıtlı
of little means s. dar gelirli
of little means s. fakir
of little means s. yoksul
by no manner of means zf. katiyen
by all means zf. şüphesiz
by means of zf. yardımıyla
by this means zf. bu sayede
by natural means zf. doğal nedenlerle
by other means zf. başka yollarla
by no means zf. asla
as a means zf. bir araç olarak
by some means or other zf. herhangi bir şekilde
by all manner of means zf. her halukarda
by no means zf. katiyen
by any means zf. her veçhile
by no means zf. hiçbir şekilde
by all means zf. elbette
by any means zf. her ne şekilde olursa olsun
by good means zf. iyilikle
by devious means zf. gizlice
by means of zf. yoluyla
by all means zf. muhakkak
by all manner of means zf. muhakkak
by means of zf. kanalıyla
by this means zf. bu suretle
by any means zf. ne yapıp yapıp
by no manner of means zf. hiçbir zaman
by means of zf. sayesinde
by any means zf. hiç
by no means zf. hiçbir suretle
by means of zf. suretiyle
by fair means zf. dürüst şekilde
by no means zf. kesinlikle
by no manner of means zf. hiçbir şekilde
by fair means zf. doğrulukla
by any means zf. ne şekilde olursa olsun
by any means zf. herhangi bir suretle
by other means than zf. -den başka yollarla
by fair means zf. hilesiz
by means of zf. aracılığıyla
by all means zf. aşikar olarak
by all manner of means zf. her halde
by means of zf. sureti ile
by no manner of means zf. asla
by any means necessary zf. mümkün mertebe
by devious means zf. el altından
by any means zf. ne sebeple olursa
by some means or other zf. şu veya bu şekilde
by any means zf. ne pahasına olursa olsun
by means zf. şekilde
by no means zf. hiç değil
by violent means zf. cebren
by violent means zf. şiddetle
by any means necessary zf. her türlü yola başvurarak
by means of zf. marifetiyle
by means of zf. vasıtasıyla
by no means universal zf. evrensel olmaktan uzak
by no means universal zf. evrensellikten uzak
by this means zf. bu biçimde
by this means zf. şu şekilde
through legal means zf. yasal yoldan
through legal means zf. yasal yollardan
by all means of transportation zf. her tür taşıma aracıyla/yöntemiyle/olanağıyla
by artificial means zf. suni yollarla
by all manner of means zf. her hâlükârda
as a means of ed. yoluyla
by means of ed. ile
by means of ed. vasıtasıyla
by any manner of means expr. herhangi bir şekilde
by any manner of means expr. herhangi bir yolla
Öbek Fiiller
govern by means of f. ile yönetmek
govern by means of f. yoluyla yönetmek
send (someone or something) by (some means) f. (birini/bir şeyi bir şey) aracılığıyla göndermek
send (someone or something) by (some means) f. (birini/bir şeyi bir şey) yoluyla göndermek
İfadeler
a means rather than an end i. amaç değil araç
the end justifies the means i. amaç aracı meşru kılar
it means that expr. demek ki
within one's means expr. gelirine uygun bir şekilde
without means expr. çaresiz
within the means expr. kudreti dahilinde
so it means that expr. demek oluyor ki
that means expr. demek oluyor ki