yoksul - Türkçe İngilizce Sözlük

yoksul

"yoksul" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 38 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
yoksul poor s.
He works for a charity that helps poor people.
Yoksul insanlara yardım eden bir hayır kurumunda çalışıyor.

More Sentences
Genel
yoksul pauper i.
He died as a pauper.
Yoksul biri olarak öldü.

More Sentences
yoksul poorer s.
Will the poorer regions stop receiving it?
Yoksul bölgeler bu yardımı almayı bırakacak mı?

More Sentences
yoksul destitute s.
The earthquake left many people destitute.
Deprem birçok insanı yoksul bırakmıştır.

More Sentences
yoksul impoverished s.
For the most impoverished, however, and even for the working-class majority of the population, these are hollow words.
Ancak en yoksullar ve hatta nüfusun işçi sınıfı çoğunluğu için bunlar içi boş sözlerdir.

More Sentences
yoksul indigent s.
The government is planning to give free health services to indigent people.
Hükümet yoksul halka ücretsiz sağlık hizmeti vermeyi planlıyor.

More Sentences
yoksul distressed s.
After the financial crisis, many distressed families had to live on the streets.
Mali krizin ardından birçok yoksul aile sokaklarda yaşamak zorunda kaldı.

More Sentences
yoksul poor s.
He works for a charity that helps poor people.
Yoksul insanlara yardım eden bir hayır kurumunda çalışıyor.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
yoksul poor s.
He works for a charity that helps poor people.
Yoksul insanlara yardım eden bir hayır kurumunda çalışıyor.

More Sentences
Hukuk
yoksul pauper i.
He died as a pauper.
Yoksul biri olarak öldü.

More Sentences
Genel
yoksul poor person i.
yoksul needy s.
yoksul in need s.
yoksul mean s.
yoksul down and out s.
yoksul penurious s.
yoksul have-not s.
yoksul poverty-stricken s.
yoksul deprived s.
yoksul of little means s.
yoksul necessitous s.
yoksul unmoneyed s.
yoksul hard-up s.
yoksul rum s.
yoksul poorish s.
yoksul disadvantaged s.
yoksul dimeless s.
yoksul straitened s.
yoksul penniless s.
Konuşma Dili
yoksul badly off s.
yoksul pov [australia] s.
Deyim
yoksul poor person i.
yoksul down and out s.
yoksul out at the heel s.
yoksul out at the heels s.
yoksul out at the knees [obsolete] s.
yoksul in reduced circumstances expr.
yoksul in the poorhouse expr.

"yoksul" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 115 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
yoksul ev slum i.
yoksul yer slum area i.
yoksul çocuklar poor children i.
yoksul kadınlar poor women i.
yoksul çocuk poor child i.
halkı yoksul yer slum i.
yoksul yardımı poor relief i.
yoksul yardımı paupers relief i.
yoksul kenar mahalle ghetto i.
yoksul çocukların bakımından sorumlu kurum protectory i.
yoksul mahallesi poor neighbourhood i.
yoksul kesim the poor i.
çok yoksul kişi pauper i.
yoksul insanlara ücretsiz bakım verilen hastane koğuşu charity ward i.
yoksul insanlara konaklama sağlayan ev ashram i.
yoksul kimse beggar i.
yoksul kimse riffraff i.
yoksul kimse riff-raff i.
yoksul görevlisi overseer i.
yoksul görevlisi oversman i.
irlanda'nın yoksul bölgelerinde yaşayan kimse congest [ireland] i.
beyaz ırktan olan yoksul kimse cracka [us] i.
yoksul kimse puir [scotland] i.
yoksul bölge street i.
işçi sınıfının en yoksul kesimi subproletariat i.
yoksul kimse indigent i.
soylu ama yoksul kimse [ireland] downstart i.
en yoksul poorest s.
aşırı yoksul penurious s.
daha yoksul poorer s.
çok yoksul poverty stricken s.
aşırı yoksul poverty-stricken s.
çok yoksul poverty-stricken s.
çok yoksul dirt poor s.
(ruhen) yoksul dispossessed s.
(özellikle yoksul) çocuklar için kır veya açık hava aktiviteleri sağlayan fresh air s.
yoksul çevreden gelen disadvantaged s.
Konuşma Dili
yoksul kimse casual i.
yoksul kırsal topluluk tobacco road i.
yoksul kırsal bölge tobacco road i.
yoksul, evsiz birini hastane masrafları yüzünden hastaneden erken taburcu etme patient dumping i.
yoksul, evsiz birini tedaviden sonra kalacak bir yer bulmadan sokağa salma patient dumping i.
yoksul, evsiz birini hastaneden çıkarma/atma patient dumping i.
(övgü olarak) tüm vaktini spora ayırmak için çalışmayıp ucuza yaşayan yoksul açık hava sporcusu dirtbag i.
daha yoksul, mutsuz olmak be worse off f.
çok yoksul dirt-poor s.
Deyim
yoksul kesim have-not i.
zengin ve yoksul the haves and the have-nots i.
yardıma muhtaç yoksul ülke a basket case i.
yoksul kesim the culturally deprived i.
yoksul kesim the culturally disadvantaged i.
17. yüzyıl'da londra'da yoksul yazarlara ev sahipliği yapmış bir sokak grub street i.
az yetenekli yoksul yazar grub street i.
yoksul kimse down-and-outer i.
çok yoksul olmak not have two pennies to rub together f.
yoksul olmak be down and out f.
aşırı yoksul olmak live on the breadline f.
yoksul olmak be in the poorhouse f.
çok yoksul poor as church mice s.
çok yoksul poor as a church mouse s.
çok yoksul poor as a churchmouse s.
çok yoksul as poor as lazarus expr.
çok yoksul as poor as a church mouse expr.
çok yoksul poor as a job's turkey expr.
çok yoksul as poor as a job's turkey expr.
şehrin yoksul muhitlerinde yaşayan from/on the wrong side of the tracks expr.
şehrin yoksul muhitlerinde on the wrong side of the tracks expr.
şehrin yoksul muhitlerinden from/on the wrong side of the tracks expr.
şehrin yoksul bölgelerinde on skid row [us] expr.
aşırı yoksul on the breadline expr.
Ticaret/Ekonomi
yoksul ülkeler poor countries i.
sakinleri beyaz ırktan olmayan yoksul muhitlere mal ve hizmet vermeyen kişi ya da kurum redliner i.
çalışan yoksul working poor i.
sakinleri beyaz ırktan olmayan yoksul muhitlere mal ve hizmet vermeyi reddetmek redline f.
daha yoksul worse off s.
yoksul yasaları poor laws
Siyasal
ağır borç yükü altındaki yoksul ülkeler heavily indebted poor countries i.
ağır borç yükü altındaki yoksul ülke heavily indebted poor country i.
yoksul ülkeler poor countries i.
ağır borçlu yoksul ülkeler heavily indebted poor countries (hipc) i.
yoksul ve dar gelirli halkı koruma sistemi new deal i.
Sigortacılık
(özellikle yoksul veya sigortasız hastaları) tedavisi bitmeden hastaneden gönderme dumping i.
(özellikle yoksul veya sigortasız hastalara) acil durum tedavisi vermeyi reddedip başka hastaneye sevk etme dumping i.
Turizm
yoksul yanlısı turizm pro-poor tourism
Tekstil
arapça konuşulan akdeniz ülkelerinde yoksul halkın giydiği bol bir pelerin veya elbise gallabiya i.
arapça konuşulan akdeniz ülkelerinde yoksul halkın giydiği bol bir pelerin veya elbise galabieh i.
arapça konuşulan akdeniz ülkelerinde yoksul halkın giydiği bol bir pelerin veya elbise galabia i.
arapça konuşulan akdeniz ülkelerinde yoksul halkın giydiği bol bir pelerin veya elbise galabeah i.
Denizcilik
yoksul denizci taklidi yapan dilenci whipjack [obsolete] i.
Mutfak
genellikle şangay'a özgü bir söğüt ağacı türünün yapraklarıyla hazırlanıp yoksul kimselerce çay yerine tüketilen bir içecek willow tea i.
Tütün
yoksul kırsal bölgede oturan kimse tobacco-roader i.
yoksul kırsal bölgede oturan tobacco-roadish s.
Sosyal Bilimler
yoksul kesim/zümre/çevre/topluluk poor community i.
yoksul kiracıların sömürülmesi rachmanism i.
halkın en alt ve yoksul tabakası lumpen i.
halkın en alt ve yoksul tabakası lumpenproletariat i.
halkın en alt ve yoksul tabakası ile ilgili lumpen s.
Eğitim
19. yüzyılda ingiliz kilisesi tarafından yoksul ailelerin çocukları için açılan okullara verilen ad national school i.
abd'de yoksul çocuklar için devletin sunduğu okul öncesi programı head start [us] i.
yoksul ve başıboş çocukları serserilikten uzak tutmaya yönelik yatılı okul industrial school i.
Tarih
15. yüzyıl italyası'nda ortaya çıkan ve yoksul kimselere düşük faizle borç para veren tefeci kuruluşları mount of piety i.
Çevre
en yoksul beşte birlik kesim poorest quintile i.
Sanat
yoksul sanat poor art i.
Tiyatro
yoksul tiyatro poor theatre i.
yoksul tiyatro "poor theater
Eski Kullanım
yoksul duruma düşürmek necessitate f.
Argo
yoksul, evsiz birini tedaviden sonra kalacak bir yer bulmadan sokağa salma homeless dumping i.
yoksul, evsiz birini hastane masrafları yüzünden hastaneden erken taburcu etme homeless dumping i.
beyaz ırka mensup yoksul kimse poor white i.
yoksul mahalle ortamına ait gully s.
yoksul mahalle yaşamına ait gully s.
yoksul mahalle kültürüne ait gully s.
yoksul mahalle kültürü ile ilişkili gully s.
yoksul mahalle yaşamı ile ilişkili gully s.
yoksul mahalle ortamı ile ilişkili gully s.