sayesinde - Türkçe İngilizce Sözlük

sayesinde

"sayesinde" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 27 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
sayesinde by means of zf.
I believe that, by means of the amendments now adopted by the committees, we have avoided the risks that existed.
Şu anda komiteler tarafından kabul edilen değişiklikler sayesinde, mevcut risklerin önüne geçtiğimize inanıyorum.

More Sentences
sayesinde by dint of zf.
He succeeded by dint of effort.
Çabası sayesinde başarılı oldu.

More Sentences
sayesinde due to ed.
This was realized due to internal thermal sensors that do not require connection to the power grid.
Bu, elektrik şebekesine bağlantı gerektirmeyen dahili termal sensörler sayesinde gerçekleştirildi.

More Sentences
sayesinde owing to ed.
Owing to particularly favourable weather conditions, cotton production in Greece was abundant in the 2001-2002 season.
Özellikle elverişli hava koşulları sayesinde 2001-2002 sezonunda Yunanistan'da pamuk üretimi bol olmuştur.

More Sentences
sayesinde with ed.
With your connections, you should be able to find a job for him.
Bağlantıların sayesinde ona bir iş bulabilmelisin.

More Sentences
sayesinde through ed.
Through our perseverance Parliament has clearly improved on the original proposal.
Azmimiz sayesinde Parlamento orijinal öneriyi açıkça geliştirmiştir.

More Sentences
sayesinde by virtue of ed.
I myself come from a mountain region which is in a relatively good position by virtue of its autonomous status.
Ben de özerk statüsü sayesinde nispeten iyi bir konumda olan bir dağ bölgesinden geliyorum.

More Sentences
sayesinde whereby bağ.
She devised a plan whereby they might escape.
Bir plan tasarladı ve bu plan vasıtasıyla kaçabildiler.

More Sentences
sayesinde because of bağ.
Was the United States saved because of its police force or federal intelligence system?
Amerika Birleşik Devletleri polis gücü veya federal istihbarat sistemi sayesinde mi kurtuldu?

More Sentences
İfadeler
sayesinde thanks to expr.
I must begin by apologising for being delayed, thank to the vicissitudes of the European travel system.
Avrupa seyahat sisteminin cilveleri sayesinde geciktiğim için özür dileyerek başlamalıyım.

More Sentences
Konuşma Dili
sayesinde by means of expr.
I believe that, by means of the amendments now adopted by the committees, we have avoided the risks that existed.
Şu anda komiteler tarafından kabul edilen değişiklikler sayesinde, mevcut risklerin önüne geçtiğimize inanıyorum.

More Sentences
sayesinde by dint of expr.
He succeeded by dint of effort.
Çabası sayesinde başarılı oldu.

More Sentences
Genel
sayesinde under favour of s.
sayesinde by courtesy of zf.
sayesinde by force of zf.
sayesinde on his coattails zf.
sayesinde but for ed.
sayesinde in virtue of ed.
sayesinde by way of ed.
sayesinde thorow [obsolete] ed.
sayesinde thurgh [obsolete] ed.
İfadeler
sayesinde by the virtue of expr.
sayesinde on account of expr.
sayesinde under auspices of expr.
Konuşma Dili
sayesinde by help of expr.
sayesinde via expr.
Deyim
sayesinde on someone's coat tails expr.

"sayesinde" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 139 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
miley cyrus sayesinde daha da popülerleşen hiphop müziğine karşı kalça kıvırtarak yapılan dans twerk i.
yahudilerin haman'ın zulmünden mordecai ve kraliçe esther sayesinde kurtulmalarını kutladıkları bir bayram purim i.
sayesinde bir şey başarılan kimse veya şey ministry i.
çiftlikten elde ettiği kazanç sayesinde kas gücüne dayanan işler yapması gerekmeyen erkek gentleman farmer i.
(uzay uçuşunda) çekim alanı sayesinde enerji elde etmek için gezgin bir cisme yakın geçen güzergah gravity-assist i.
(birinin yardımı sayesinde) belirli bir düzeye ulaşmak get somewhere f.
(birinin yardımı sayesinde) bir yere gelmek get somewhere f.
biri sayesinde gözü açılmak be disillusioned by someone f.
(zenginlik, ün sayesinde) fazla çaba göstermeden yükselmek coast f.
kapalı vana sayesinde bir şeyi içeride tutmak gate f.
sayesinde … yapabilmek afford f.
(birinin) sayesinde olmak owe f.
sayesinde edinmek owe f.
sayesinde münasebetiyle under favour of s.
ortam veya durum sayesinde kazanılmış mediate s.
onun sayesinde her s.
kişinin tefekkür veya tasavvur ederek veya içrek ışığı sayesinde tanrı'yı doğrudan veya yakından bilmesine veya tanrı ile birlik içinde olmasına ait mystical s.
kişinin tefekkür veya tasavvur ederek veya içrek ışığı sayesinde tanrı'yı doğrudan veya yakından bilmesinden veya tanrı ile birlik içinde olmasından kaynaklanan mystical s.
kişinin tefekkür veya tasavvur ederek veya içrek ışığı sayesinde tanrı'yı doğrudan veya yakından bilmesini veya tanrı ile birlik içinde olmasını açıkça ortaya koyan mystical s.
kişinin tefekkür veya tasavvur ederek veya içrek ışığı sayesinde tanrı'yı doğrudan veya yakından bilmesi veya tanrı ile birlik içinde olması ile ilişkili mystical s.
imtiyaz sayesinde var olan prerogative s.
süt üretimi sayesinde lactationally zf.
-in sayesinde due to ed.
Öbek Fiiller
(bir şey sayesinde) olgunlaşmak grow from (something) f.
eğlenceli hikayeleri sayesinde bir yemeğe/buluşmaya davet edilmek dine out on something f.
sayesinde olgunlaşmak grow from f.
(bir şey birinin/bir şeyin) sayesinde olmak owe (something) to (someone or something) f.
(bir şeyi bir şey sayesinde) algılamak tell (something) from (something else) f.
(bir şey sayesinde bir şeyi) görmek/kestirmek tell (something) from (something else) f.
(bir şeyi bir şey sayesinde) idrak etmek tell (something) from (something else) f.
(bir şey) sayesinde başarılı olmak thrive on (something) f.
İfadeler
himayesinde sayesinde under auspices of expr.
-in sayesinde thanks to expr.
bunun sayesinde by means of this expr.
bunun sayesinde owing to this expr.
bunun sayesinde thanks to this expr.
gelişmeler sayesinde thanks to advances in expr.
olması sayesinde thanks to the fact that expr.
birinin sayesinde to the credit of someone expr.
(biri/bir şey) sayesinde due to (someone or something) expr.
(bir şey) sayesinde in virtue of (something) expr.
Konuşma Dili
sosyal mevkiine, başarısına veya nüfuzuna sosyal çevresi sayesinde ulaşmış erkek good ol' boy i.
(bir şey) sayesinde olmak be down to something f.
(bir şey) sayesinde olmak be down to (something) f.
onun sayesinde tamamlandı that does it expr.
-in sayesinde değil no thanks to expr.
biri/bir şey sayesinde thanks to somebody/something expr.
Deyim
her şeyin kendi sayesinde olduğunu düşünen kimse a fly on the wheel i.
gücü/nüfuzu/parası sayesinde kapalı kapıları açan kimse a mover and a shaker i.
(özellikle deneyimi/yeteneği sayesinde) bir şeyi çok iyi yapmak have something down to a fine art f.
(özellikle deneyimi/yeteneği sayesinde) bir şeyi çok iyi yapmak have something off to a fine art f.
zekası sayesinde yaşamını sürdürmek live on one's wits f.
zekası sayesinde yaşamını sürdürmek live by one's wits f.
(birinin ya da bir şeyin) sayesinde olmak be a credit to (someone or something) f.
önce yapılan keşifler sayesinde ilerlemek stand on the shoulders of giants f.
biri/bir şey sayesinde eğlenmek get a bang out of someone/something f.
(biri) sayesinde eğlenmek get a bang out of (someone) f.
biri/bir şey sayesinde eğlenmek get a buzz out of someone/something f.
biri/bir şey sayesinde eğlenmek get a kick out of someone/something f.
(biri/bir şey sayesinde) eğlenmek get a buzz out of (someone or something) f.
(biri) sayesinde olmak have (one) to thank f.
(bir şey) biri sayesinde olmak have somebody to thank (for something) f.
biri sayesinde olmak have somebody to thank f.
zekası sayesinde yaşamını sürdürmek live by your wits f.
zekası sayesinde yaşamını sürdürmek live on your wits f.
zekası sayesinde yaşamını sürdürmek live by wits f.
(birinin) önce yaptığı keşifler/çalışmalar sayesinde ilerlemek stand on (someone's) shoulders f.
(bir şey) sayesinde ya batmak ya çıkmak stand or fall by (something) f.
(birinin) yaptıkları sayesinde ilerlemek stand on (someone's) shoulders f.
(bir şey sayesinde) son anda yırtmış saved by the bell s.
(bir şey sayesinde) paçayı kurtarmış saved by the bell s.
(biri) sayesinde on the coattails of (someone) expr.
biri sayesinde on the coat-tails of someone expr.
başkası sayesinde on the coattails of expr.
edinilen bilgi/tecrübe sayesinde with 20/20 hindsight expr.
önceki deneyimler sayesinde with 20/20 hindsight expr.
uyanıklığı sayesinde by (one's) wits expr.
(bir şey) sayesinde by means of (something) expr.
becerikliliği sayesinde by (one's) wits expr.
uyanıklığı sayesinde by one's wits expr.
aklı/zekası sayesinde by one's wits expr.
aklı/zekası sayesinde by (one's) wits expr.
bir şey sayesinde by dint of something expr.
becerikliliği sayesinde by one's wits expr.
(bir şey) sayesinde by virtue of (something) expr.
bir şey sayesinde by virtue of something expr.
bir şey sayesinde by/in virtue of something expr.
(biri/bir şey) sayesinde courtesy of (someone or something) expr.
biri/bir şey sayesinde courtesy of somebody/something expr.
biri sayesinde on somebody's coat-tails expr.
birinin yardımı sayesinde on someone's coattails expr.
biri sayesinde on someone's coattails expr.
biri/bir şey sayesinde on the coat-tails of someone/something expr.
birinin torpili sayesinde on someone's coattails expr.
birinin çevresi/statüsü sayesinde on someone's coattails expr.
(bir şey) sayesinde on the strength of (something) expr.
Siyasal
petrol kontrolü sayesinde toplumda zengin ve egemen olan bir güç oiligarchy i.
Teknik
kağıda bastırıldığında gizli bir mesajın delikler sayesinde yazılabileceği, düzensiz delikleri olan bir maske grill i.
kağıda bastırıldığında gizli bir mesajın delikler sayesinde yazılabileceği, düzensiz delikleri olan bir maske grille i.
tuğla ocağında baca delikleri sayesinde yukardan aşağıya doğru hareket etmesi sağlanan hava overdraft i.
Bilgisayar
(elektronik) virüsü özel bir program sayesinde yok etmek disinfect f.
Elektrik
elektrik iletimi sayesinde uzaktaki nesneleri görünür hale getirmeye yarayan cihazlara verilen isim telelectroscope i.
Demiryolu
vagonların kısa dik yokuşlarda sabit motorlarla yukarı taşınıp aşağı yönlü eğimlerde yerçekimi sayesinde hareket ettiği demiryolu gravity railroad i.
vagonların kısa dik yokuşlarda sabit motorlarla yukarı taşınıp aşağı yönlü eğimlerde yerçekimi sayesinde hareket ettiği demiryolu gravity railway i.
Havacılık
alt kısmında yer alan ateş sayesinde ısınan havanın kaldırma kuvveti ile yükselen balon mongolfier i.
Petrol
(petrol endüstrisinde) doğrudan deniz yatağının üzerine kurulan ve kendi ağırlığı sayesinde konumunu koruyan sondaj kulesi gravity platform i.
Medikal
yetmezlik çeken damar içerisine iğne ile ilaç enjeksiyonu sayesinde damarı kapatma yöntemi sclerotherapy i.
laparoskopik cerrahi, lazer tedavisi gibi teknikler sayesinde minimum kesi içeren (ameliyat) minimally invasive s.
Mutfak
sapı sayesinde masaya temas etmeyen mutfak bıçağı balance knife i.
Biyoloji
bitkilerin karıncalar sayesinde tozlaşması myrmecophily i.
(bakteri veya enfeksiyöz ajanlar sayesinde) bozulabilir rotten s.
(bakteri veya enfeksiyöz ajanlar sayesinde) bozulan rotting s.
Deniz Biyolojisi
yararlı bakteriler sayesinde zehirli amonyak ve nitritin atılması trickle filter i.
özel filtre ortamı sayesinde tek hücreli organizmaları filtre edilmesini sağlayan filtre tipi diatom filter i.
Gökbilim
kütleçekimsel merceklenme sayesinde keşfedilmiş 28 milyar ışık yılı uzakta bulunan yıldız earendel i.
kütleçekimsel merceklenme sayesinde keşfedilmiş 14 milyar ışık yılı uzakta bulunan yıldız icarus i.
Zooloji
ön ve arka bacakları arasında bulunan deri kıvrımları sayesinde havada süzülebilen çeşitli sincaplara verilen ad flying squirrel i.
avustralya'da yaşayan ve ön ile arka bacakları arasındaki zarsı yapı sayesinde havada süzülebilen çeşitli küçük memelilere verilen ad flying squirrel [australia] i.
Botanik
aksonlara benzeyen sporlarının üzerindeki çizgileri sayesinde ayırt edilebilen ve hızlı büyüyen turuncu-kırmızı renkli bir mantar neurospora i.
Sosyal Bilimler
ebeveynlerinin şöhreti sayesinde ünlü/başarılı olmuş kişi nepotism bab i.
ebeveynlerinin şöhreti sayesinde ünlü/başarılı olmuş kişi nepo baby i.
Tarih
1389'daki zaferi sayesinde habsburg egemenliğinden kurtulan isviçre konfederasyonu sempatch i.
Felsefe
kendi mental durumumuzu özel bir iç farkındalık veya genel bir algısal farkındalık sayesinde tespit ettiğimizi öne süren felsefi kuramı destekleyen kimse detectivist i.
kendi mental durumumuzu özel bir iç farkındalık veya genel bir algısal farkındalık sayesinde tespit ettiğimizi öne süren felsefi kuram ile ilişkili detectivist s.
kendi mental durumumuzu özel bir iç farkındalık veya genel bir algısal farkındalık sayesinde tespit ettiğimizi öne süren felsefi kuramı destekleyen detectivist s.
Jeoloji
mineral damarlar sayesinde çevre kayaçlardan ayrılan ana kaya gövdesi rider i.
magmanın farklı bir mineral sayesinde uğradığı değişim syntexis i.
Askeri
yönlendirme sistemi olmasa dahi kanatları sayesinde hedefine süzülen bomba türü glider bomb i.
sürtünme ısısı sayesinde ateşlenen fünye friction fuze i.
Spor
playoff maçlarında başka bir takımın kaybetmesi sayesinde yer edinmek back into (someone or something) f.
Müzik
açık bir boru içerisindeki hava titreşimi sayesinde nota üreten ateş singing flame i.
Ciltçilik
kenarında bulunan delikler sayesinde dikişsiz cilt kabına takılıp çıkarılabilen yazı kağıdı looseleaf paper i.
Böcek Bilimi
(böcek antenleri sayesinde) hava yoluyla algılama aeroscepsy i.
(böcek antenleri sayesinde) hava yoluyla algılama aeroscepsis i.
güçlü ön kanatları sayesinde çiçeklerin üzerinde uçarken sabit kalabilen çeşitli güvelere verilen ad hawk moth i.
güçlü ön kanatları sayesinde çiçeklerin üzerinde uçarken sabit kalabilen çeşitli güvelere verilen ad sphinx i.
güçlü ön kanatları sayesinde çiçeklerin üzerinde uçarken sabit kalabilen çeşitli güveler ile ilişkili sphingid s.
güçlü ön kanatları sayesinde çiçeklerin üzerinde uçarken sabit kalabilen çeşitli güvelere benzeyen sphingid s.
Modern Argo
anjelina jolie sayesinde meme kanseri farkındalığının artması angelina effect (angelina jolie effect) i.