| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | mediate f. | aracılık etmek | ||
|
PPAR and TRP channels also mediate some functions. PPAR ve TRP kanalları da bazı işlevlere aracılık eder. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | mediate f. | arabuluculuk etmek | ||
|
The lawyer tried to mediate between the management and staff but failed. Avukat, yönetim ve personel arasında arabuluculuk etmeye çalıştı ama başarısız oldu. More Sentences |
||||
| Genel | mediate f. | yatıştırmak | ||
|
This herbal tea may mediate the side effects of painkillers. Bu bitki çayı ağrı kesicilerin yan etkilerini yatıştırabilir. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | mediate f. | aracılık etmek | ||
|
PPAR and TRP channels also mediate some functions. PPAR ve TRP kanalları da bazı işlevlere aracılık eder. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | mediate f. | aracı olmak | ||
| Genel | mediate f. | tavassut etmek | ||
| Genel | mediate f. | vasıta olmak | ||
| Genel | mediate f. | ara bulmak | ||
| Genel | mediate f. | araya girmek | ||
| Genel | mediate f. | dolayımlamak | ||
| Genel | mediate f. | barıştırmak | ||
| Genel | mediate f. | uzlaştırmak | ||
| Genel | mediate f. | arada olmak | ||
| Genel | mediate f. | bir anlaşmaya veya uzlaşıya varmak için ihtilaf yaratan iki veya daha fazla tarafla çalışmak | ||
| Genel | mediate f. | iki farklı kimseyle, grupla veya şeyle ilgisi olmak | ||
| Genel | mediate f. | orta konumda olmak | ||
| Genel | mediate f. | iki eşit parçaya bölmek | ||
| Genel | mediate s. | ara | ||
| Genel | mediate s. | dolaylı | ||
| Genel | mediate s. | dolaylı ilgisi olan | ||
| Genel | mediate s. | ortada olan | ||
| Genel | mediate s. | doğrudan doğruya olmayan | ||
| Genel | mediate s. | orta | ||
| Genel | mediate s. | müdahale kurumu ile yöneten | ||
| Genel | mediate s. | müdahale kurumu içeren | ||
| Genel | mediate s. | müdahale kurumuna bağlı | ||
| Genel | mediate s. | ortam veya durum sayesinde kazanılmış | ||
| Genel | mediate s. | ortam veya durumdan etkilenmiş | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | mediate f. | yöneltmek | ||
| Medikal | ||||
| Medikal | mediate i. | mediyat | ||
| Mantık | ||||
| Mantık | mediate s. | birden fazla terimi bulunan (önerme) | ||
| Fizik | ||||
| Fizik | mediate f. | (kuvveti) atomaltı parçacıklar arasında taşımak | ||
| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | ask (someone) to mediate f. | araya adam sokmak | ||
| Öbek Fiiller | ||||
| Öbek Fiiller | mediate between f. | (iki kişi arasında) arabuluculuk yapmak | ||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | mediate descent i. | mirasın ikinci dereceden mirasçılara intikali | ||
| Hukuk | mediate powers i. | ek yetkiler | ||
| Hukuk | mediate possession i. | aracılı zilyetlik | ||
| Hukuk | mediate powers i. | vekalet için gerekli yetkiler | ||
| Hukuk | mediate possession i. | dolaylı zilyetlik | ||
| Hukuk | mediate or immediate s. | dolaylı ya da dolaysız | ||