negotiate - Türkçe İngilizce Sözlük

negotiate

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

negotiate — Definition

Anlamı ve Tanımı:
müzakere etmek, pazarlık yapmak
Okunuş (IPA):
(AmE /nɪˈɡoʊʃieɪt/ – BrE /nɪˈɡəʊʃɪeɪt/)
Terim Türü:
Fiil: negotiate (negotiates – negotiated – negotiating)
Taraflar arasında uzlaşma sağlamak amacıyla karşılıklı görüş alışverişinde bulunmayı anlatan fiildir. Latince negotiare kökünden günümüze ulaşmıştır ve “iş görmek” anlamından modern diplomatik ve ticari bağlama evrilmiştir. Diplomasi, iş dünyası ve hukuk anlatılarında uzlaşma sürecini belirtir.
Eş Anlamlılar:
bargain, confer
Zıt Anlamlılar:
dictate

"negotiate" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 38 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
negotiate f. görüşmek
I have negotiated with many people from the United States administration.
Birleşik Devletler yönetiminden pek çok kişiyle görüştüm.

More Sentences
negotiate f. müzakerede bulunmak
Genel
negotiate f. aşmak
Was it easy to negotiate the canals?
Kanalları aşmak kolay mıydı?

More Sentences
negotiate f. müzakere yapmak
This is no way to negotiate.
Bu şekilde müzakere yapılamaz.

More Sentences
negotiate f. geçmek
She slowed down to negotiate the corner.
Köşeyi geçmek için yavaşladı.

More Sentences
negotiate f. müzakerelerde bulunmak
She has negotiated really very energetically and with great skill in this field.
Kendisi bu alanda gerçekten çok enerjik ve büyük bir beceriyle müzakerelerde bulundu.

More Sentences
negotiate f. pazarlık etmek
They'll negotiate.
Pazarlık edecekler.

More Sentences
negotiate f. pazarlık yapmak
They negotiated with the employers about the working hours.
İşverenlerle çalışma saatleri konusunda pazarlık yaptılar.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
negotiate f. görüşme yapmak
He has been negotiating with North Korea to acquire ballistic missile technology.
Balistik füze teknolojisi edinmek için Kuzey Kore ile görüşmeler yapıyor.

More Sentences
negotiate f. müzakere etmek
We have managed it and we are continuing to work, to negotiate and to facilitate those talks as the European Union.
Bunu başardık ve Avrupa Birliği olarak çalışmaya, müzakere etmeye ve bu görüşmeleri kolaylaştırmaya devam ediyoruz.

More Sentences
Hukuk
negotiate f. müzakere etmek
We have managed it and we are continuing to work, to negotiate and to facilitate those talks as the European Union.
Bunu başardık ve Avrupa Birliği olarak çalışmaya, müzakere etmeye ve bu görüşmeleri kolaylaştırmaya devam ediyoruz.

More Sentences
Siyasal
negotiate f. müzakere etmek
We have managed it and we are continuing to work, to negotiate and to facilitate those talks as the European Union.
Bunu başardık ve Avrupa Birliği olarak çalışmaya, müzakere etmeye ve bu görüşmeleri kolaylaştırmaya devam ediyoruz.

More Sentences
Teknik
negotiate f. görüşmek
I have negotiated with many people from the United States administration.
Birleşik Devletler yönetiminden pek çok kişiyle görüştüm.

More Sentences
Genel
negotiate f. tartışmak
negotiate f. imzalamak
negotiate f. ciro etmek
negotiate f. akdetmek
negotiate f. kırdırmak
negotiate f. paraya çevirmek
negotiate f. kırdırmak (senet)
negotiate f. zor bir durumu atlatmak
negotiate f. ciro etmek (çek/bono)
negotiate f. müzakere ederek sonuca bağlamak
negotiate f. başarmak
negotiate f. aşmak (engeli)
negotiate f. devretmek
Ticaret/Ekonomi
negotiate f. alıp satmak
negotiate f. ciro etmek
negotiate f. devretmek
negotiate f. görüşmede bulunmak
negotiate f. nakletmek
negotiate f. müzakerede bulunmak
negotiate f. senet ve benzeri değerli kağıtları devretmek
negotiate f. senet ve benzeri değerli kağıtları satmak
negotiate f. senet ve benzeri değerli kağıtları ciro etmek
negotiate f. senet ve benzeri değerli kağıtları kırdırmak
negotiate f. tedavüle çıkarmak
Bilgisayar
negotiate i. anlaş

"negotiate" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 30 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
negotiate the bend f. virajı dönmek
negotiate the bend f. viraj dönmek
negotiate the bend f. virajı almak
fail to negotiate the bend f. virajı alamamak
negotiate a cheque f. çeki kırdırmak
negotiate a cheque f. çeki ciro etmek
negotiate a ransom f. fidye pazarlığı yapmak
negotiate a contract f. sözleşme müzakere etmek
negotiate relationships f. İlişkileri tartışmak
negotiate a curve f. viraji almak/dönmek
Öbek Fiiller
negotiate with someone over something f. bir şeyle ilgili biriyle müzakerede bulunmak/müzakere yapmak/pazarlık yapmak
negotiate with someone about something f. bir şeyle ilgili biriyle müzakerede bulunmak/müzakere yapmak/pazarlık yapmak
negotiate (with one) about (something) f. (biriyle bir konuyu) tartışmak
negotiate (with one) about (something) f. (biriyle bir konuyu) görüşmek
negotiate (with one) over (something) f. (biriyle bir konuda) pazarlık etmek
negotiate (with one) over (something) f. (biriyle bir konuyu) tartışmak
negotiate with (one) f. (biriyle) tartışmak
negotiate (with one) about (something) f. (biriyle bir konuda) pazarlık etmek
negotiate (with one) over (something) f. (biriyle bir konuyu) görüşmek
negotiate (with one) about (something) f. (biriyle bir şey) hakkında müzakerede bulunmak
negotiate with (one) f. (biriyle) müzakerede bulunmak
negotiate (with one) over (something) f. (biriyle bir şey) hakkında müzakerede bulunmak
negotiate with (one) f. (biriyle) pazarlık etmek
Ticaret/Ekonomi
negotiate a bill f. bir poliçeyi ciro etmek
negotiate a bill f. bir senedi ciro etmek
Siyasal
power to negotiate i. müzakerelerde bulunma yetkisi
negotiate a negotiation f. bir müzakereyi başlatmak
negotiate on full membership f. tam üyelik müzakeresi yapmak
Bilgisayar
auto negotiate expr. otomatik olarak anlaş
auto-negotiate expr. otomatik anlaş