bargain - Türkçe İngilizce Sözlük

bargain

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

bargain — Definition

Anlamı ve Tanımı:
pazarlık, kelepir
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈbɑːrɡən/ – BrE /ˈbɑːɡən/)
Terim Türü:
İsim: bargain (bargains); Fiil: bargain (bargains – bargained – bargaining)
Pazarlıkla varılan anlaşmayı veya çok uygun fiyatlı “kelepir” şeyi tanımlayan sözcüktür; fiil olarak pazarlık etmeyi de anlatır. Eski Kökeni Fransızcadır ve ticaret dilinin klasik öğesidir.
Eş Anlamlılar:
deal, steal (informal), negotiate
Zıt Anlamlılar:
rip-off, overpay, refuse to bargain

"bargain" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 40 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
bargain i. kelepir
This carpet was a real bargain.
Bu halı gerçekten kelepirdi.

More Sentences
bargain i. pazarlık
Upwards of 92% of all convictions are based on plea bargains.
Tüm mahkumiyetlerin %92'si ceza pazarlıklarına dayanıyor.

More Sentences
Genel
bargain i. pazarlık
Upwards of 92% of all convictions are based on plea bargains.
Tüm mahkumiyetlerin %92'si ceza pazarlıklarına dayanıyor.

More Sentences
bargain i. anlaşma
According to our bargain, you have to pay half.
Anlaşmamıza göre, yarısını ödemek zorundasın.

More Sentences
bargain f. pazarlık etmek
Tom didn't get what he bargained for.
Tom pazarlık ettiği şeyi almadı.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
bargain i. kelepir
This carpet was a real bargain.
Bu halı gerçekten kelepirdi.

More Sentences
bargain i. pazarlık
Upwards of 92% of all convictions are based on plea bargains.
Tüm mahkumiyetlerin %92'si ceza pazarlıklarına dayanıyor.

More Sentences
bargain f. pazarlık etmek
Tom didn't get what he bargained for.
Tom pazarlık ettiği şeyi almadı.

More Sentences
Siyasal
bargain f. pazarlık yapmak
You might have to bargain a lot.
Çok pazarlık yapmanız gerekebilir.

More Sentences
Genel
bargain i. uyuşma
bargain i. muamele
bargain i. iş anlaşması
bargain i. işlem
bargain i. teklif
bargain i. sudan ucuz şey
bargain i. yok pahasına satılan şey
bargain i. ucuz şey
bargain i. uzlaşma
bargain i. pısırık kimse
bargain i. aşırı uysal kimse
bargain f. uyuşmak
bargain f. anlaşmak
bargain f. değiş tokuş etmek
bargain f. müzakere etmek
bargain f. şarta bağlamak
bargain f. koşul koymak
bargain f. taahhüt ettirmek
bargain f. taahhüt etmesini sağlamak
bargain f. koşula bağlamak
bargain f. şart koymak
bargain f. taahhüt etmek
Ticaret/Ekonomi
bargain i. akit
bargain i. alışveriş
bargain i.
bargain i. işlem
bargain i. muamele
bargain i. ucuzluk
bargain i. pazarlıkla alınan mal veya hizmet
bargain i. uygun fiyata satış
Siyasal
bargain f. siyasi pazarlığa girişmek

"bargain" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
good bargain i. kelepir
travel bargain i. seyahat anlaşması
time bargain i. vadeli alışveriş
bargain sale i. indirimli satış
losing bargain i. zararına satış
bargain price i. indirimli fiyat
bargain price i. sudan ucuz fiyat
bargain-hunter i. kelepirci
bargain matinee i. halk matinesi
bargain matinee i. halk günü
bargain matinee i. ucuz matine
hard bargain i. sıkı pazarlık
effort bargain i. performansa dayalı prim
effort bargain i. performansa dayalı ücretlendirme
bargain on f. bel bağlamak
strike a bargain f. uzlaşmak
bargain for f. hesaba katmak
get a bargain f. kelepire konmak
drive a hard bargain f. sıkı bir pazarlık sonucu birçok şey elde etmek
bargain for f. ummak
strike a bargain f. mutabık kalmak
make a bargain f. anlaşmaya varmak
bargain away f. feda etmek
bargain on f. ummak
strike a bargain f. anlaşmaya varmak
bargain for f. beklemek
drive a hard bargain f. sıkı bir pazarlık yaparak fiyatı çok indirmek
make a bargain f. mutabık kalmak
bargain on f. güvenmek
bargain on f. beklemek
strike a bargain f. pazarlıkta anlaşmaya varmak
get something at a bargain price f. ucuza kapatmak
bargain with f. pazarlık yapmak
drive a hard bargain f. sıkı bir pazarlığa girişmek
bargain with f. pazarlık etmek
drive a hard bargain f. sıkı pazarlık yapmak
strike a bargain f. mutabakat yapmak
strike a bargain f. mutabakata varmak
do a bargain f. pazarlık etmek
bargain a price f. fiyat üzerinde pazarlık yapmak
strike a bargain f. fiyatta anlaşmak
bargain-priced s. indirimli
bargain-priced s. ucuz
into the bargain zf. bir de
into the bargain zf. caba
in the bargain zf. üstelik
into the bargain zf. cabası
into the bargain zf. üstelik
into the bargain zf. ayrıca
for a bargain price zf. yok pahasına
Öbek Fiiller
bargain down f. pazarlıkta fiyat kırmak
bargain down f. pazarlık edip fiyatı düşürmek
bargain for f. hazırlanmak
bargain for f. ummak
bargain for f. beklemek
bargain for (someone or something) f. (birine/bir şeye) sahip olmak için pazarlık etmek
bargain over (someone or something) with (someone) f. (biriyle birisi/bir şey) üzerine pazarlık etmek
bargain over f. bir şey için pazarlık etmek
bargain for (someone or something) f. (biri/bir şey) için pazarlık etmek
bargain for f. bir şeyi hesaba katmak
bargain for f. bir şey için pazarlık etmek
bargain for f. bir şeyi ummak
bargain for f. bir şeyi almak/elde etmek için biriyle pazarlık etmek
bargain for f. bir şeyi beklemek
bargain for (someone or something) with (someone) f. (biriyle birisi/bir şey) için pazarlık etmek
bargain for f. bir şeye hazırlıklı olmak
bargain for f. bir şeyi müzakere etmek
bargain over f. bir şeyi müzakere etmek
bargain (someone) down f. (birine) fiyat kırdırmak
bargain for something f. bir şeyi beklemek
bargain on something f. bir şeyi hesaba katmak
bargain away f. kaybetmek
bargain on something f. bir şeyi beklemek
bargain away f. zayi etmek
bargain with (one) f. (biriyle) pazarlık etmek
bargain on (something) f. (bir şeye) hazırlıklı olmak
bargain for something f. bir şeye hazırlıklı olmak
bargain on (something) f. (bir şeyi) planlamak
bargain on something f. bir şeyi planlamak
bargain away f. ziyan etmek
bargain (something) down f. pazarlıkla (bir şeyin) fiyatını kırmak
bargain (someone) down f. (biriyle) pazarlık etmek
bargain on something f. bir şeye hazırlıklı olmak
bargain (over someone or something) (with someone) f. (biriyle biri/bir şey) üzerine müzakerede bulunmak
bargain on (something) f. (bir şeyi) hesaba katmak
bargain away f. heba etmek
bargain on (something) f. (bir şeyi) beklemek
bargain for something f. bir şeyi planlamak
bargain away f. vazgeçmek
bargain (something) down f. (bir şeyin) fiyatını indirtmek
bargain for something f. bir şeyi ummak
bargain on something f. bir şeyi ummak
bargain (something) down f. (bir şeyin) fiyatını düşürtmek
bargain with (one) f. (biriyle) pazarlık yapmak
and bargain (for someone or something) (with someone) f. (biriyle biri/bir şey) üzerine müzakerede bulunmak
bargain for something f. bir şeyi hesaba katmak
bargain with (one) f. (biriyle) (bir şeye sahip olmak için) görüşmek
and bargain (for someone or something) (with someone) f. (biriyle birine/bir şeye) sahip olmak için tartışmak/pazarlık etmek
bargain on (something) f. (bir şeyi) ummak
bargain (something) down f. pazarlık edip (bir şeyin) fiyatını düşürmek
bargain (over someone or something) (with someone) f. (biriyle birine/bir şeye) sahip olmak için tartışmak/pazarlık etmek
Atasözü
It takes two to make a bargain pazarlık/anlaşma iki kişiyle yapılır
Konuşma Dili
no bargain i. öyle çok iyi (biri veya bir şey) olmama
no bargain i. aman aman (biri veya bir şey) olmama
no bargain i. matah (biri veya bir şey) olmama
into the bargain expr. ayrıca
into the bargain expr. ek olarak
into the bargain expr. aynı zamanda
into the bargain expr. ilaveten
a bargain is a bargain expr. anlaşma anlaşmadır
a bargain is a bargain expr. söz bir kere verilir
it’s a bargain expr. neredeyse bedava
it’s a bargain expr. kelepir
Deyim
a hard bargain i. sıkı pazarlık
a hard bargain i. sert pazarlık
a hard bargain i. ciddi pazarlık
strike a bargain f. bir sonuca ulaşmak
keep one's side of the bargain f. sözünü tutmak
strike a bargain f. pazarlıkta anlaşmak
strike a bargain f. pazarlığı bağlamak
strike a bargain f. bir pazarlıkta uyuşmak
strike a bargain f. uzlaşmak
strike a bargain f. pazarlığı sonuçlandırmak
strike a bargain f. anlaşmak
strike a bargain f. sonuca varmak
make the best of a bad bargain f. her şeye göğüs germek
make the best of a bad bargain f. yapabileceğinin en iyisini yapmak
live up to one's side of the bargain f. üstüne düşeni yapmak
keep one's side of the bargain f. verdiği sözü tutmak/yerine getirmek
keep one's end of the bargain f. verdiği sözü tutmak/yerine getirmek
keep one's side of the bargain f. üstüne düşeni yapmak
live up to one's end of the bargain f. üstüne düşeni yapmak
keep one's end of the bargain f. üstüne düşeni yapmak
live up to one's end of the bargain f. verdiği sözü tutmak/yerine getirmek
live up to one's side of the bargain f. verdiği sözü tutmak/yerine getirmek
hold one's end of the bargain up f. üstüne düşeni yapmak
keep one's end of the bargain up f. kendi üzerine düşeni yapmak
keep one's end of the bargain up f. üstüne düşeni yapmak
hold one's end of the bargain up f. kendi üzerine düşeni yapmak
keep one's side of the bargain f. verdiği sözü tutmak
live up to one's side of the bargain f. verdiği sözü tutmak
keep one's end of the bargain f. verdiği sözü yerine getirmek
live up to one's end of the bargain f. verdiği sözü tutmak
live up to one's end of the bargain f. verdiği sözü yerine getirmek
keep one's end of the bargain f. verdiği sözü tutmak
live up to one's side of the bargain f. verdiği sözü yerine getirmek
keep one's side of the bargain f. verdiği sözü yerine getirmek
strike a bargain f. (fiyat konusunda) anlaşmaya varmak
strike a bargain f. (fiyat konusunda) uzlaşmaya varmak
throw something into the bargain f. pazarlığa dahil etmek