kaybetmek - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

kaybetmek



"kaybetmek" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 27 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
kaybetmek lose f.
General
kaybetmek waste f.
kaybetmek lose out f.
kaybetmek chuck away f.
kaybetmek mislaid f.
kaybetmek melt away f.
kaybetmek slip f.
kaybetmek cast f.
kaybetmek forfeit f.
kaybetmek lost f.
kaybetmek get lost f.
kaybetmek got lost f.
kaybetmek deceive f.
kaybetmek mislay f.
kaybetmek misplace f.
kaybetmek lose f.
kaybetmek fail to keep possession of f.
Colloquial
kaybetmek be beat f.
Idioms
kaybetmek come to the ground f.
kaybetmek come by the worst f.
kaybetmek come off worse f.
kaybetmek come off worst f.
kaybetmek have the worst of
kaybetmek draw/pick the short straw
kaybetmek end up with the short straw
Technical
kaybetmek lose
Sport
kaybetmek loss

"kaybetmek" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 430 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
ceza olarak kaybetmek forfeit f.
kendini kaybetmek lose oneself f.
General
şeklini kaybetmek dematerialize f.
tazeliğini kaybetmek lose freshness f.
cesaretini kaybetmek lose heart f.
değer kaybetmek depreciate f.
kendini kaybetmek be beside oneself f.
kısa bir süre için şuurunu kaybetmek black out f.
kıl payı kaybetmek lose by a hair's breadth f.
güven kaybetmek lose trust f.
kumarda kaybetmek gamble something away f.
dengesini kaybetmek lose one's balance f.
işini ağırdan alarak vakit kaybetmek dawdle f.
ruhsatını kaybetmek forfeit one's licence f.
kendini kaybetmek fly into a rage f.
sağlığını kaybetmek decay f.
bahsi kaybetmek lose the bet f.
dengesini kaybetmek overbalance f.
canlılığını kaybetmek quiescent f.
bekaretini kaybetmek lose one's virginity f.
kumarda para kaybetmek gamble away f.
vakit kaybetmek lose time f.
yolunu kaybetmek get lost f.
hızını kaybetmek slacken f.
kendini kaybetmek be beside oneself with f.
kan kaybetmek lose blood f.
cesaretini kaybetmek collapse f.
gözden kaybetmek (birini/bir hayvanı) lose sight of f.
zaman kaybetmek lose time f.
yolunu kaybetmek lose one's way f.
yolunu kaybetmek stray f.
düzenini kaybetmek deteriorate beyond recovery f.
itibarını kaybetmek lose face f.
kendini kaybetmek lose consciousness f.
prestijini kaybetmek lose one's prestige f.
ceza olarak kaybetmek forfeit f.
cesaretini kaybetmek quail f.
akıl dengesini kaybetmek lose mental balance f.
izini kaybetmek lose tract f.
anlamını kaybetmek become meaningless f.
kumarda koyduğu parayı kaybetmek lose one's stake f.
hayatını kaybetmek lose one's life f.
cesaretini kaybetmek lose courage f.
önemini kaybetmek dwindle f.
önemini kaybetmek lose its significance f.
sertliğini kaybetmek let up f.
sayı ile kaybetmek lose on points f.
kendini kaybetmek be overwhelmed f.
varını yoğunu kaybetmek lose one's all f.
itidalini kaybetmek lose one's temper f.
kontrolunü kaybetmek dissolve f.
anlamını kaybetmek lose its meaning f.
fırtına hızını kaybetmek spend itself f.
gücünü kaybetmek falter f.
su kaybetmek dehydrate f.
itibarını kaybetmek lose one's reputation f.
hızını kaybetmek falter f.
yerini kaybetmek lose one's seat f.
cesaretini kaybetmek lose one's nerve f.
gözden kaybetmek lose sight of f.
yazı turada kaybetmek lose the toss f.
kendini kaybetmek break down f.
vakit kaybetmek tarry f.
sayı ile kazanmak ya da kaybetmek point f.
izini kaybetmek lose track of f.
biri eskiden sahip olduğu para ve prestijini kaybetmek come down in the world f.
güven kaybetmek lose confidence f.
yolunu kaybetmek lose one's bearings f.
kontrolünü kaybetmek lose one's control f.
kan kaybetmek bleed f.
cesaretini kaybetmek wilt f.
irtifa kaybetmek lose altitude f.
irtifa kaybetmek lose height f.
davayı kaybetmek lose a case f.
dengeyi kaybetmek lose the balance f.
dengesini kaybetmek stumble over f.
servet kaybetmek lose one's wealth f.
servetini kaybetmek lose one's wealth f.
aracın kontrolünü kaybetmek lose control of (the vehicle) f.
arabanın kontrolünü kaybetmek lose control of (the car) f.
konstrasyonunu kaybetmek lose one's concentration f.
güç kaybetmek lose power f.
güvenini kaybetmek lose one's trust f.
birinin güvenini kaybetmek lose one's trust f.
hafızasını kaybetmek lose one's memory f.
yerini kaybetmek lose one's place f.
mücadele yeteneğini kaybetmek lose one's capacity to cope f.
mücadele yeteneğini kaybetmek fall apart to pieces f.
ivme kaybetmek lose speed f.
ivme kaybetmek be on decline f.
ivme kaybetmek lose acceleration f.
pazar kaybetmek lose one's market f.
pazarını kaybetmek lose one's market f.
performans kaybetmek lose performance f.
kontrolü kaybetmek lose control f.
kontrolü kaybetmek lose comand over f.
para kaybetmek lose money f.
kolunu kaybetmek lose one's arm f.
puan kaybetmek lose point f.
umudunu kaybetmek lose hope f.
umudunu kaybetmek give up hope f.
umudunu kaybetmek abandon hope f.
prestij kaybetmek lose prestige f.
ihale kaybetmek lose a tender f.
motivasyonu kaybetmek lose motivation f.
umut kaybetmek lose hope f.
savaş kaybetmek lose war f.
hakkını kaybetmek lose the chance f.
hakkını kaybetmek miss out on f.
hakkını kaybetmek fail to benefit from f.
hakkını kaybetmek forfeit the right f.
hakkını kaybetmek lose out on f.
hakkını kaybetmek lose the right f.
ümidini kaybetmek lose one's hope f.
etkisini kaybetmek lose one's influence f.
etkisini kaybetmek lose one's effect f.
nüfuzunu kaybetmek lose one's influence (over) f.
kendine olan güvenini kaybetmek lose one's self-confidence f.
kendine olan saygısını kaybetmek lose one's self-respect f.
kendine güvenini kaybetmek lose one's self-confidence f.
zarda kaybetmek dice f.
kendini kaybetmek lose oneself f.
ereksiyon kaybetmek lose erection f.
değer kaybetmek suffer f.
direncini kaybetmek lose one’s resistance f.
bilincini kaybetmek go into a coma f.
değerinden kaybetmek lose in value f.
rağbetini kaybetmek lose favour f.
maldan kaybetmek lose on the goods f.
rağbetini kaybetmek go out of favour f.
kullanılma değerini kaybetmek lose usefulness f.
birisiyle olan bağlantısını kaybetmek lose touch with f.
birisiyle olan bağlantısını kaybetmek lose contact with f.
birisiyle olan temasını kaybetmek lose touch with f.
birisiyle olan temasını kaybetmek lose contact with f.
izini kaybetmek lose all trace of f.
geçerliliğini kaybetmek lose validity f.
ambulans beklerken hayatını kaybetmek die waiting for an ambulance f.
ambulans beklerken hayatını kaybetmek die while waiting for an ambulance f.
değerini kaybetmek cheapen f.
güncellik kaybetmek fell from favor f.
değerini kaybetmek decrease in value f.
kanserle savaşını kaybetmek lose one's battle with cancer f.
değerini kaybetmek depreciate f.
kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmek die in the hospital where he/she was taken f.
değerini kaybetmek lose in value f.
kanserle olan savaşını kaybetmek lose one's battle against cancer f.
kanserle savaşını kaybetmek lose one's battle against cancer f.
kanserle olan savaşını kaybetmek lose one's battle with cancer f.
değer kaybetmek cheapen f.
değer kaybetmek decrease in value f.
değer kaybetmek lose in value f.
özünü kaybetmek lose its essence f.
umudunu kaybetmek give up one's hope f.
özgüvenini kaybetmek lose one's self confidence f.
direksiyon hakimiyetini kaybetmek lose steering control f.
umudunu kaybetmek lose one's hope f.
şansını kaybetmek lose one's chance f.
ümidini kaybetmek give up one's hope f.
direksiyonun hakimiyetini kaybetmek lose steering control f.
sayı kaybetmek lose the point f.
bir numarayla kaybetmek be down to one number f.
kilo kaybetmek lose weight f.
izini kaybetmek lose trace of someone f.
ihaleyi kaybetmek lose the tender f.
bilincini kaybetmek lose one's consciousness f.
sonsuza dek kaybetmek lose forever f.
ilelebet kaybetmek lose forever f.
yasallığını kaybetmek lose its legitimacy f.
hırsını kaybetmek lose one's passion f.
-ile irtibatı kaybetmek fall out of touch with f.
çok para kaybetmek lose a lot of money f.
inancını kaybetmek lose one's confidence f.
inancını kaybetmek lose one's belief f.
inancını kaybetmek lose one's faith f.
bakireliğini kaybetmek lose one's virginity f.
yerle iletişimi kaybetmek lose communication with the ground f.
birisini kaybetmek lose someone f.
birini kaybetmek lose someone f.
çok yakın birisini/birini kaybetmek lose someone so close f.
davayı kaybetmek lose the case f.
%1 değer kaybetmek/yitirmek fall by 1.0 percent f.
güçlerini kaybetmek lose one’s powers f.
birkaç parmağını kaybetmek lose one’s several fingers f.
buzlu yolda kontrolünü kaybetmek lose control on the icy road f.
tüm parasını kaybetmek lose all one’s money f.
etkinliğini kaybetmek lose one's activity f.
etkinliğini kaybetmek lose one's efficiency f.
işini kaybetmek lose one's job f.
inancını kaybetmek lose one’s faith f.
hissesini kaybetmek lose one’s share f.
değer kaybetmek lose value f.
önemini kaybetmek lose its importance f.
bir arkadaşını çete kavgasında kaybetmek lose a friend to gang violence f.
ümidini kaybetmek give up hope f.
çok para kaybetmek/yitirmek lose a lot of money f.
çok zaman kaybetmek lose a lot of time f.
-e kaybetmek lose to f.
irtibatını kaybetmek lose track of f.
arabasının kontrolünü kaybetmek lose control of one's car f.
arabanın kontrolünü kaybetmek lose control of one's car f.
unvanı kaybetmek lose the title f.
sevdiği birini kaybetmek lose somebody he/she loves f.
sevdiği birisini kaybetmek lose somebody he/she loves f.
müşteri kaybetmek lose customer f.
motivasyonunu kaybetmek lose one's motivation f.
irtibatı kaybetmek lose communication f.
irtibatı kaybetmek lose contact f.
yirmibir oyununda (eldeki kartlar toplamı) 21'i geçip yanmak/kaybetmek bust f.
bütün ailesini kaybetmek lose one's entire family f.
bütün ailesini bir kazada kaybetmek lose one's entire family in an accident f.
tüm ailesini kaybetmek lose one's entire family f.
aldığı darbeyle sendelemek/dengesini kaybetmek reel back from the blow f.
hareket halindeki bir araçtan açılan ateş sonucu hayatını kaybetmek be killed by a drive by shooting f.
geçici olarak hafızasını kaybetmek black out f.
geçici olarak bilincini kaybetmek black out f.
bilincini kaybetmek black out f.
oyunu kaybetmek lose the game f.
hayatını kaybetmek pass away f.
kontrolünü kaybetmek lose control of oneself f.
kendini kaybetmek lose control of oneself f.
şeklini kaybetmek dematerialise f.
aktüalitesini kaybetmek lose its actuality f.
akrabasını kaybetmek lose one's relative f.
yakınını kaybetmek lose one's relative f.
itibar kaybetmek lose reputation f.
kan kaybetmek bleed out f.
kolyesini kaybetmek lose one's necklace f.
kalem kaybetmek lose a pencil f.
meşruiyetini kaybetmek lose its legitimacy f.
yarışı kaybetmek lose the race f.
(sıcaklık/rüzgar) etkisini kaybetmek spend itself f.
kendini kaybetmek tailspin f.
saçma bir işle zaman kaybetmek thrum caps [obsolete] f.
toplumdaki yerini kaybetmek lose caste f.
önemini kaybetmek trail f.
Phrasals
etkisini kaybetmek ramp down f.
ceza olarak kaybetmek throw over f.
gelişigüzel üreme sonucu ayırt edici cins özelliklerini kaybetmek run out f.
ilgisini kaybetmek turn off f.
sosyal statüsünü/toplumdaki yerini kaybetmek come down f.
bir şeyde (maç vb) kaybetmek lose at something f.
bilincini kaybetmek go blank f.
bir şeyi bir şeyin içinde kaybetmek lose something in something f.
hakkını kaybetmek miss out on f.
işini ağırdan alarak vakit kaybetmek dawdle about f.
işini ağırdan alarak vakit kaybetmek dawdle over something f.
işini ağırdan alarak vakit kaybetmek dawdle something away f.
yolunu kaybetmek go astray
(maçı vb) on sayıyla kaybetmek lose by ten points
-e kaybetmek lose out to someone or something
Phrases
kazanmak da var kaybetmek de c'est la guerre [french] ünl.
Proverb
sevip de kaybetmek hiç sevmemekten daha iyidir it is better to have loved and lost than never to have lost at all
sevip de kaybetmek sevmemiş olmaktan iyidir it is better to have loved and lost than never to have loved at all
Colloquial
tüm parasını kaybetmek blow (one's) load f.
kendini kaybetmek blow (one's) load f.
tüm parasını kaybetmek blow (one's) wad f.
kendini kaybetmek blow (one's) wad f.
bir gözünü kaybetmek lose an eye f.
çok para kaybetmek drop a lot of money f.
cesaretini kaybetmek lose heart f.
herşeyini kaybetmek lose one's shirt f.
ilgisini kaybetmek become disinterested f.
kendini kaybetmek lose one's head
ümidini kaybetmek lose heart
kendini kaybetmek lose oneself
Idioms
kendini kaybetmek be beside one's self f.
savaşta kaybetmek lick the dust f.
kötü niyetle bilerek kaybetmek play booty f.
cesaretini kaybetmek lose heart f.
itibarını kaybetmek lose ground f.
popülerliğini kaybetmek drop off the map f.
kontrolünü kaybetmek get off (one's) bike [australia/ireland/new zealand] f.
kontrolünü kaybetmek get off your bike [australia/ireland/new zealand] f.
sürekli olarak para kaybetmek be bleeding red ink f.
kendini kaybetmek blow a hype f.
küçük bir zaferin/başarının peşinden koşup asıl savaşı/mücadeleyi kaybetmek win the battle, but lose the war f.
birkaç tahtasını kaybetmek lose (one's) buttons f.
kavgada kaybetmek/yenilmek come by the worst f.
kıl payı kaybetmek lose by a short head f.
burun farkıyla/ucu ucuna kaybetmek lose by a short head f.
küçük bir farkla/az bir farkla kaybetmek lose by a short head f.
işini kaybetmek üzere olmak be for the chop f.
kendini kaybetmek clutch one's pearls f.
kendini kaybetmek clutch the pearls f.
kendini kaybetmek pearl-clutch f.
kendini kaybetmek pass out (cold) f.
aklını kaybetmek go out of one's mind f.
aklını kaybetmek lose one's mind f.
ansızın kendini kaybetmek be out like a light f.
ansızın kendini kaybetmek go out like a light f.
az farkla/kıl payıyla kaybetmek be pipped to the post f.
az farkla/kıl payıyla kaybetmek be pipped at the post f.
burun farkı ile kaybetmek lose by a neck f.
bir şeyde para kaybetmek lose money on something f.
bayılıp bilincini kaybetmek faint dead away f.
çok para kaybetmek be out of pocket f.
cesaretini/azmini kaybetmek lose the guts f.
çok para kaybetmek take a bath f.
çok kaybetmek end up with the short end of the stick f.
dengesini kaybetmek miss one's footing f.
çok kaybetmek come out of the little end of the horn f.
çok para kaybetmek lose a bundle f.
çok kaybetmek come out the little end of the horn f.
güldüğü için hakkını/bir şeyi kaybetmek laugh oneself out of something f.
forsunu kaybetmek have no more influence f.
forsunu kaybetmek lose power f.
fırsatı kaybetmek let the chance slip by f.
gücünü kaybetmek fall from power f.
gücünü kaybetmek fall into a decline f.
hevesini kaybetmek go cold on f.
forsunu kaybetmek lose popularity f.
itidalini kaybetmek blow one's stack f.
itibarını kaybetmek lose face f.
itidalini kaybetmek blow one's lid f.
itidalini kaybetmek blow one's top f.
işlevini kaybetmek go to pieces f.
itidalini kaybetmek blow one's fuse f.
itidalini kaybetmek explode with anger f.
irtibatını kaybetmek lose touch with f.
itidalini kaybetmek blow one's cork f.
iyi durumunu kaybetmek fall from grace f.
itibarını kaybetmek fall into disgrace f.
irtibatını kaybetmek lose contact with f.
itidalini kaybetmek blow a gasket f.
kazanmak da var kaybetmek de the way life goes i.
kazanmak da var kaybetmek de the way it goes i.
işini kaybetmek üzere on the chopping block s.
işini kaybetmek üzere on the chopping block zf.
en usta oyuncunun bile kaderinde bir gün kaybetmek vardır the cards beat all the players [obsolete] expr.
dostunu kaybetmek istiyorsan borç ver lend your money and lose your friend expr.
kendini kaybetmek keel over
kendini kaybetmek black out
kumarda kaybetmek gamble away a small fortune
yolunu kaybetmek lose oneself
kendini kaybetmek lose oneself
kıl payı kaybetmek lose by hair
kendini kaybetmek forget oneself
kontrolünü kaybetmek go off the deep end
öfkeden kendini kaybetmek fly off the handles
kontrolü kaybetmek come apart at the seams
özünü kaybetmek lose one's soul
kontrolü kaybetmek fall apart at the seams
kontrolü kaybetmek break apart at the seams
ruhunu kaybetmek lose one's soul
kontrolünü kaybetmek lose one's grip
kıl payıyla kaybetmek lose by a neck
kıl payı ile kaybetmek lose by a neck
para kaybetmek take a financial bath
önemini kaybetmek fall off the radar
önemini kaybetmek drop off the radar
önemini kaybetmek drop somebody's radar
kendini kaybetmek go nuts
kendini kaybetmek get carried away
kendini kaybetmek come unglued
özelliğini yitirmek/kaybetmek lose one's edge
(maçı/müsabakayı) bilerek kaybetmek throw a game
kendini kaybetmek go into orbit
para kaybetmek go into the red
para kaybetmek go in the red
para kaybetmek be in the red
kumarda bir servet kaybetmek lose a fortune in gambling
kumarda bir servet kaybetmek lose a fortune at gambling
kumarda bir servet kaybetmek gamble away a fortune
(kesinlikle) kaybetmek stand to lose
kendini kaybetmek be driven round the bend
kendini kaybetmek go to pieces
şuurunu kaybetmek get knocked out cold
şuurunu kaybetmek be knocked out cold
var olan bir şeyi yeniden bulmak için zaman kaybetmek reinvent the wheel
tüm umudunu kaybetmek die inside
para kaybetmek bleed money
kontrolünü kaybetmek come undone
(kutsal bir amaç uğruna) hayatını kaybetmek pay the ultimate price
yolunu kaybetmek get turned around
Speaking
işimi kaybetmek istemiyorum i don't want to lose my job expr.
seni de kaybetmek istemiyorum i don't want to lose you
sahip olduklarımı kaybetmek istemiyorum i don't want to lose what i have
sahip olduklarımı kaybetmek istemiyorum i don't want to lose what i've got
seni de mi kaybetmek zorundayım? do I have to lose you too?
Slang
kontrolünü kaybetmek go bitchcakes f.
bekaretini kaybetmek burst (one's) cherry f.
bekaretini kaybetmek lose (one's) cherry f.
bekaretini kaybetmek lose your cherry f.
bekaretini kaybetmek lose (one's) v-card f.
çok para kaybetmek take a beating f.
çok para kaybetmek take a bath on something f.
kontrolünü kaybetmek go ballistic
kendini kaybetmek flip out
soğukkanlılığını kaybetmek slip one's trolley
kumarda tüm parasını kaybetmek tap out
kontrolünü kaybetmek zeek out
kendini kaybetmek zeek out
kendini kaybetmek zoom out
Trade/Economic
borsada kaybetmek lose money on the stock exchange f.
değer kaybetmek lose in value f.
dengesini kaybetmek lose one's balance f.
değer kaybetmek sag f.
değerinden kaybetmek depreciate f.
işini kaybetmek lose one's job f.
itibarını kaybetmek discredit f.
para kaybetmek lose money
Law
davasını kaybetmek to lose one's lawsuit f.
davayı kaybetmek lose a lawsuit f.
değerini kaybetmek fall in value f.
dava kaybetmek lose a case f.
dava kaybetmek lose a lawsuit f.
davayı kaybetmek lose a case f.
dengesini kaybetmek lose one's balance f.
davasını kaybetmek to lose one's case f.
hukuki ehliyetini kaybetmek lose one's legal capacity f.
hak kaybetmek lose right f.
hakkı kaybetmek forfeit a right f.
Politics
medeni ehliyetini kaybetmek become incapacitated
Technical
yoğunluğunu kaybetmek decondense
Computer
kendini kaybetmek psych out
Automotive
ehliyetini kaybetmek lose one's driving licence f.
Traffic
hakimiyeti kaybetmek lose control f.
Marine
(gemi) teçhizatını kaybetmek carry away f.
sahilden uzaklaşıp ufukta kaybetmek lay the land
Medical
kan kaybetmek suffer a haemorrhage
Sport
(topu) kaybetmek turn over f.
rakibin mücadelesi sonucu topu kaybetmek cough up
puan kaybetmek lose point
topu kaybetmek lose the ball
Boxing
maçı bilerek kaybetmek throw a fight
Archaic
cesaretini kaybetmek despond f.
British Slang
kontrolü kaybetmek go off on one
kendini kaybetmek go off on one
kendini kaybetmek spaz out