go out - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

go out

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"go out" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 66 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
go out f. çıkmak
General
go out f. eğlenmek için dışarı çıkıp insanlarla buluşmak
go out f. kesilmek
go out f. geçmek
go out f. grev yapmak
go out f. çekilmek (deniz)
go out f. dışarıya çıkmak
go out f. modası geçmek
go out f. dışarı çıkmak
go out f. yollanmak (mektup koli vb)
go out f. kalkmak
go out f. istifa etmek
go out f. gönderilmek
go out f. sönmek
go out f. flört etmek
go out f. demode olmak
go out f. çekilmek
go out f. sokağa çıkmak
go out f. dışarı gitmek
go out f. (ateş) sönmek
go out f. (ışık) sönmek
Phrasals
go out f. evden çıkmak
go out f. çalışmamak
go out f. gitmek
go out f. denemek
go out f. şansını denemek
go out f. katılmaya çalışmak
go out f. seçmelere katılmak
go out f. ölmek
go out f. göçüp gitmek
go out f. vefat etmek
go out f. rahmetli olmak
go out f. bayılmak
go out f. bilinci gitmek
go out f. bilincini kaybetmek
go out f. greve gitmek
go out f. iş bırakmak
go out f. dağıtılmak
go out f. çaba sarf etmek/harcamak
go out f. uğraşmak
go out f. peşine düşmek
go out f. arayışa girmek
go out f. bir yerden ayrılmak
go out f. bir noktadan çıkmak
go out f. bir şey aracılığıyla çıkmak
go out f. geri çekilmek
go out f. geri gitmek
go out f. çekilmek
go out f. saha sınırlarının dışına çıkmak/gitmek
go out f. auta çıkmak/gitmek
go out f. bir şeye ulaşmada aktif rol oynamak/aktif rol üstlenmek
go out f. harekete geçmek
go out f. uzak bir yere seyahat etmek
go out f. gönderilmiş olmak
go out f. yayılmış olmak
go out f. dağıtılmış olmak
go out f. biri için edişe duymak
go out f. birinin ıstırabını paylaşmak
go out f. birinin acısını içinde hissetmek
go out f. evden çıkıp sosyal hayata karışmak
go out f. çökmek
go out f. yıkılmak
go out f. göçmek
go out f. istikrarlı/sabit romantik bir ilişki içerisinde olmak
Idioms
go out f. demode olmak
go out f. modası geçmek

"go out" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 304 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
go out for a walk f. yürüyüşe çıkmak
General
go out of order f. arızalanmak
go out with f. ile gezmek
go out with f. ile flört etmek
go out of tune f. akordu bozulmak
go out hunting f. avlanmak
go out fishing f. balığa çıkmak
go out with f. flört etmek
go out of date f. modası geçmek
go out of sight f. gözden kaybolmak
go out of one's mind f. keçileri kaçırmak
go out of one's mind f. aklını oynatmak
go out of one's mind f. aklını kaçırmak
go out with f. ile çıkmak
go out of order f. arıza meydana gelmek
go out of f. dışına çıkmak
go out of order f. arıza vermek
go out with f. ile dışarı çık
go all out f. canını dişine takmak
go out of one's possession f. elden çıkmak
go out of the frame f. çerçeve dışına çıkmak
go out of existence f. ölmek
go out of existence f. tarih sahnesinden silinmek
go out of existence f. varoluşu sonlanmak
go out of shower f. duştan çıkmak
go out of the harbour f. limandan çıkış yapmak
go out on a limb f. birisi için riske girmek
go out to the garden f. bahçeye çıkmak
go out through the door f. kapıdan geçmek
go out of control f. kontrol dışına çıkmak
go out through the door f. kapıdan çıkmak
go out at night f. gece dışarı çıkmak
go out of use f. kullanımdan kalkmak
go out for dinner f. yemeğe çıkmak
go out for lunch f. yemeğe çıkmak
go out to eat f. yemeğe çıkmak
go out from the country f. ülkeden çıkış yapmak
go out from the country f. ülkeden çıkmak
go out to tender f. ihale edilmek
go out to tender f. ihaleye çıkmak
go out at night f. gece sokağa çıkmak
go out alone f. yalnız dışarı çıkmak
go out of business f. (biriyle) iş yapmamak
go out of business f. kepenk kapamak
go out of favour f. rağbetini kaybetmek
go out in public f. toplum içine çıkmak
go out in public f. insan içine çıkmak
go out of town f. şehir dışına gitmek
go out at nights f. geceleri çıkmak
go in and out f. girip-çıkmak
go out of town f. şehir dışına çıkmak
go out at nights f. gece çıkmak
go out for fresh air f. temiz hava almaya çıkmak
go out for fresh air f. temiz havaya çıkmak
go out of the room f. odadan çıkmak
go out of fashion f. modası geçmek
go out with someone f. birisiyle çıkmak
(for lights) to go out f. ışıklar gitmek
(for lights) to go out f. (elektrikler) kesilmek
(for lights) to go out f. ışıklar kesilmek
know where to go to find out f. sorunun cevabını nerede bulacağını bilmek
go out of business f. kepenk kapatmak
go out of business f. kepenk indirmek
go out the car f. arabandan inmek
go out for a run f. koşuya çıkmak
(one's) internet to go out f. interneti gitmek
go out on patrol f. devriyeye çıkmak
go out to patrol f. devriyeye çıkmak
(power) go out f. (elektrik) kesilmek
be/go out on the town f. şehre eğlenmeye gitmek
go out and enjoy yourself f. çıkıp eğlenmek
go out rambling f. uzun bir yürüyüşe çıkmak
go out with friends f. arkadaşlarla çıkmak
go out of the house f. evden dışarı çıkmak
go out on the balcony f. balkona çıkmak
Phrasals
go out together f. birlikte/beraber çıkmak
go all out f. elden gelen her şeyi yapmak
go all out f. her yolu denemek
go out for f. seçmelere girmek
go out for (something) f. (bir şeyi) denemek
go out for (something) f. (bir şeyde) şansını denemek
go out for (something) f. (bir şeye) katılmaya çalışmak
go out for (something) f. (bir şeyin seçmelerine katılmak
go out for (something) f. (bir şey) yemek için dışarı çıkmak
go out for (something) f. (bir şey) yemek için bir yere gitmek
go out for someone or something f. birini/bir şeyi geri getirmek için dışarı çıkmak
go out for someone or something f. birini/bir şeyi alıp getirmek için dışarı çıkmak
go out to (someone) f. (bir şeyi birine) yöneltmek
go out to (someone) f. (duygularını/hislerini birine) yöneltmek
go out to (someone) f. (birine) sempati duymak
go out to (someone) f. (duyguları) birinden yana olmak
go out to (someone) f. (birine bir duygu/his) göndermek
go out to (someone) f. (duygularıyla/hisleriyle) birinin yanında olmak
go out to someone f. birinin kalbi, şefkati, sevgisi biriyle olmak
Proverb
only mad dogs and englishmen go out in the midday sun öğlen güneşinin altında dışarı çıkılmaz
only mad dogs and englishmen go out in the midday sun güneş tepedeyken dışarı çıkılmaz
only mad dogs and englishmen go out in the midday sun bu sıcakta dışarı çıkılmaz
Colloquial
go in one ear and out the other f. bir kulağından girip öteki kulağından çıkmak
go out with a bang f. harika/muhteşem bir biçimde sonlandırmak
radio to go out f. telsiz bozulmak
go out for a drive f. arabayla gezintiye çıkmak
go out for a drive f. çıkıp arabayla gezmek
go eyes out f. gözünü dört açmak
go eyes out f. tüm gayretini/çabasını ortaya koymak
go eyes out f. tüm ilgisini/dikkatini vermek
go out with the girls f. kızlarla dışarı çıkmak
go out with the girls f. kızlarla eğlenmeye gitmek
go out with the girls f. kız grubuyla eğlenmeye gitmek
go out of (one's) way (to do something) f. (bir şey yapmak) için yolunu uzatmak
go out of (one's) way (to do something) f. (bir şey yapmak) için yolundan sapmak
go out of (one's) way (to do something) f. (bir şey yapmak) için yolunu değiştirmek
go out of (one's) way (to do something) f. (bir şey yapmak) için zahmete girmek
go out of (one's) way (to do something) f. (bir şey yapmak) için zahmete katlanmak
go out of (one's) way (to do something) f. (bir şey yapmak) için zahmet etmek
go (out) wilding f. dağıtmak
go (out) wilding f. kendini dağıtmak
go (out) wilding f. azıtmak
go (out) wilding f. coşmak
go (out) wilding f. aşırıya kaçmak
go (out) wilding f. kuralsız hareket etmek
go (out) wilding f. kontrolü kaybetmek
go (out) wilding f. zıvanadan çıkmak
go (out) wilding f. çıldırmak
go (out) wilding f. manyağa bağlamak
go (out) wilding f. manyaklaşmak
go (out) wilding f. sapıtmak
go out wilding f. dağıtmak
go out wilding f. kendini dağıtmak
go out wilding f. azıtmak
go out wilding f. coşmak
go out wilding f. aşırıya kaçmak
go out wilding f. kuralsız hareket etmek
go out wilding f. kontrolü kaybetmek
go out wilding f. zıvanadan çıkmak
go out wilding f. çıldırmak
go out wilding f. manyağa bağlamak
go out wilding f. manyaklaşmak
go out wilding f. sapıtmak
go in and out f. girip girip çıkmak
go in and out f. çıkıp çıkıp girmek
go in and out f. bir girip bir çıkmak
go in and out f. gidip gelmek
go in and out f. gidip gidip gelmek
go in and out f. gelip gelip gitmek
go in and out f. bir çalışıp bir çalışmamak
go in and out f. kesik kesik çalışmak
go out! expr. dışarı çık!
sorry I can't go out tonight expr. kusura bakma bu gece çıkamam
Idioms
go out and have fun f. alzarse la bata (colombia)
go out with the boys f. erkek gecesi yapmak
go out with the boys f. bizim çocuklarla buluşmak/dışarı çıkmak
go out of someone's mind f. aklından çıkmak
go out of one's mind f. aklını kaybetmek
go out on the razzle f. alem yapmak
go out on the town f. alem yapmak
go out on a spree f. alem yapmak
go out on the tiles f. alemlere/ortamlara akmak
go out like a light f. ansızın bilincini yitirmek
go out like a light f. ansızın kendini kaybetmek
go out like a light f. ansızın komaya girmek
go in at one ear and out at the other f. bir kulağından girip öbür kulağından çıkmak
go out of your way to do something f. başkalarını rahat ettirmek için fazladan çaba harcamak
go out on a limb f. başını derde sokmak
go out of focus f. bulanık görmek
go out like a light f. birden uykuya dalmak
go in one ear and out the other f. bir kulağından girip öbür kulağından çıkmak
go out of focus f. bulanık resim vermek
have heart go out to f. birisine karşı sevgi/şefkat duymak
go out on a high note f. başarıyla bitirmek
go out in search of f. bir şeyi aramaya/bulmaya çıkmak
go in at one ear and out at the other f. bir kulağından girip öbüründen çıkmak
go out of style f. demode olmak
go out of hand f. çığırından çıkmak
go out to work f. çalışma hayatına başlamak
go out of action f. çalışmamak
go out of one's mind f. delirmek ya da sıkılmak
go out of fashion f. demode olmak
go out of view f. görüş açısının dışında kalmak
go out on the town f. felekten bir gece çalmak
go out of view f. görüş açısının dışına çıkmak
go out of view f. görememek
go out on a spree f. felekten bir gece çalmak
go out on strike f. grev yapmak
go all out (for) f. elinden geleni yapmak
go out of practice f. hamlamak
go out on strike f. greve gitmek
go out of service f. hizmet dışı kalmak
go out of sight f. görüş açısının dışında kalmak
go out of sight f. görüş açısının dışına çıkmak
go all out f. elinden geleni yapmak
go out of sight f. görememek
go out of action f. hizmet dışı kalmak
go out of date f. eskimek
go out on the town f. içip eğlenmek
go out on a high note f. iyi biçimde bitirmek
go out of business f. iflas etmek
go out on a spree f. içip eğlenmek
go out of business f. işi kesmek
go out to work f. işe başlamak
go out on a limb f. kolu kanadı kırılmak
go out of play f. oyun dışı kalmak
go out with the buggy whip f. modası geçmek
have one's heart go out to someone f. kalbi birisi için çarpmak
go out of date f. modası geçmek
go out with the horse and buggy f. modası geçmek
go out on a high note f. layıkıyla bitirmek
go out with the horse and carriage f. modası geçmek
go out of play f. oyun alanının dışına atmak
go out of business f. kepenk indirmek
go out of style f. modası geçmek
have one's heart go out to someone f. kalbi birisiyle olmak
go out of fashion f. modası geçmek
go out-of-bounds f. sahayı sınırlayan çizgilerin dışına çıkmak
go out on a limb f. riske girmek
go out on a limb f. riski göze almak
go out of business f. ticareti kesmek
go all out f. tüm yolları denemek
go out of one's depth f. zor ya da anlaşılmaz bir işle karşılaşmak
go out for a spin f. (bisikletle/arabayla) çıkıp gezmek
go out of someone's mind f. unutmak
go out of one's way f. zahmete girmek
go out like a light f. uyuyakalmak
go out for a spin f. (bisikletle/arabayla) gezmeye çıkmak
go out of business f. (ticaretten) çekilmek
go out of the frying pan and into the fire f. yağmurdan kaçarken doluya tutulmak
go out of the window f. yok olmak
go out of one's depth f. zorlanmak
have one's heart go out to someone f. (başı dertte olan) birisi için sempati duymak
go out of earshot f. (birinin) duyamayacağı bir yere gitmek
go out the window f. yok olmak
go out of one's way f. zahmete katlanmak
go out like a light f. uykuya dalmak
go out of one's way f. zahmet etmek
go out of the frying-pan into the fire f. yağmurdan kaçıp doluya tutulmak
go out of the frying pan into the fire f. yağmurdan kaçarken doluya tutulmak
go out of your way to do something f. zahmete girmek
go out of kilter f. dengesi bozulmak
go out of kilter f. karmaşık/kaotik bir durumda olmak
go out of kilter f. her şey birbirine girmek
go out of kilter f. düz bir çizgide olmamak
go out of kilter f. düzgün gitmemek
go out of kilter f. ayarı kaçmak
go out of kilter f. balansı bozulmak
go out of kilter f. bozulmak
go out of kilter f. düzgün çalışmamak
go out of (one's) senses f. çıldırmak
go out of (one's) senses f. aklını kaçırmak/yitirmek
go out of (one's) senses f. deliye dönmek
go out of (one's) senses f. balatayı sıyırmak/yakmak
go out of (one's) senses f. şalteri atmak
go out of (one's) senses f. tepesi atmak
go out of (one's) senses f. kafayı yemek
go out of (one's) senses f. kafayı çizmek
go out of (one's) senses f. mantığını yitirmek
go out of (one's) senses f. şuurunu kaybetmek
go out of (one's) senses f. leyla gibi olmak
go out of (one's) senses f. leyla olmak
go out of (one's) senses f. bilinci/şuuru tam yerinde olmamak
go out of (one's) senses f. mantıklı düşünecek durumda olmamak
go out of (one's) senses f. kendinden geçmek
go out of (one's) head f. sersemleşmek
go out of (one's) head f. sersemlemek
go out of (one's) head f. bilinci tam yerinde olmamak
go out of (one's) head f. kafası gitmek
go out of (one's) head f. aklından çıkmak
go out of (one's) head f. unutulmak
Speaking
we can go out tonight expr. bu gece dışarı çıkabiliriz
would you like to go out with? me this evening expr. bu akşam benimle çıkar mısın?
will you go out with me? expr. benimle çıkar mısın?
would you like to go out with me tonight? expr. bu gece benimle çıkar mısın?
would you like to go out with me tonight? expr. bu gece benimle çıkar mısın?
yesterday we couldn't go out because it rained expr. dün dışarı çıkamadık çünkü yağmur yağdı
would you like to go out? expr. dışarı çıkmak ister misin?
don't go out on the balcony in bare feet expr. çıplak ayakla balkona çıkma
you can go out expr. çıkabilirsin
we should go out and celebrate expr. dışarı çıkıp bunu kutlamalıyız
can I go out? expr. dışarı çıkabilir miyim?
don't go out on the balcony in bare feet expr. çıplak ayakla balkona çıkmayın
you can go out expr. çıkabilirsiniz
I have to go out expr. çıkmalıyım
you need to go out more often expr. dışarıya daha sık çıkmalısın
out you go! expr. haydi çık!
she asked me to go out with her expr. onunla dışarı çıkmamı istedi
sorry I can't go out tonight expr. özür dilerim bu gece çıkamam
don't let anybody go in or out expr. kimsenin girip çıkmasına izin verme
go out of town expr. şehir dışına çıkmak
does he look like the kind of person i'd go out with? expr. sence o çıkmak isteyeceğim türden birisi mi?
don't go out on the balcony in bare feet expr. yalınayak balkona çıkma/çıkmayın
I want to go out expr. dışarı çıkmak istiyorum
Trade/Economic
go out of business f. faaliyetine son vermek
go out of business f. iş hayatından çıkmak
go out of business f. işi kapatmak
go out to tender f. ihaleye çıkmak
go out of business f. ticaretten çekilmek
Gastronomy
go out shopping f. çarşıya çıkmak
Football
go out for a match f. maça çıkmak
(ball) to go out of bounds over the sidelines f. top sahayı sınırlayan çizgileri geçmek
Slang
go out of one's head f. deliye dönmek
go out of one's head f. çılgına dönmek
go out of one´s mind f. kafayı çizmek
go out of one´s mind f. kafayı sıyırmak
go out of one's head f. şalterleri atmak
go out of one's skull f. sarhoş olmak
go out of one's head f. şalteri atmak