dissolve - Türkçe İngilizce Sözlük

dissolve

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

dissolve — Definition

Anlamı ve Tanımı:
çözmek, çözünmek, dağıtmak, feshetmek
Okunuş (IPA):
(AmE /dɪˈzɑːlv/ – BrE /dɪˈzɒlv/)
Terim Türü:
Fiil: dissolve (dissolves – dissolved – dissolving)
Bir katının sıvı içinde çözünmesini; mecazi/hukuki bağlamda ise bir birlik/kurumun dağıtılmasını tanımlar. Latince dissolvere (“bağları çözmek”) kökünden gelir; modern kullanımda dissolve, kimyada “solution” oluşturmayı, siyasette “parliament dissolved” gibi ifadelerle resmî feshi aynı temel “bağ çözme” fikrinde birleştirir.
Eş Anlamlılar:
liquefy (contextual), disband
Zıt Anlamlılar:
solidify, form

"dissolve" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 77 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
dissolve f. eritmek
He dissolved the effervescent tablet in a glass of water.
Efervesan tableti bir bardak suda eritti.

More Sentences
Genel
dissolve f. dağılmak
The rain clouds had dissolved by noon.
Yağmur bulutları öğle saatlerinde dağılmıştı.

More Sentences
dissolve f. çözünmek
Acetosyringone does not dissolve well in water.
Asetosiringon suda iyi çözünmez.

More Sentences
dissolve f. sona erdirmek
He seemed hesitant to dissolve the marriage.
Evliliği sona erdirme konusunda tereddütlü görünüyordu.

More Sentences
dissolve f. çözmek
Water can dissolve other substances, such as minerals and salts.
Su, mineraller ve tuzlar gibi diğer maddeleri çözebilir.

More Sentences
dissolve f. feshetmek
The NLA has been dissolved, so it claims.
NLA feshedildi, öyle iddia ediyor.

More Sentences
dissolve f. erimek
Heat it for a few seconds until the sugar dissolves completely.
Şeker tamamen eriyene kadar birkaç saniye ısıtın.

More Sentences
dissolve f. çözülmek
The pellets are dissolved under the tongue.
Peletler dilin altında çözülür.

More Sentences
dissolve f. çözülmek
The pellets are dissolved under the tongue.
Peletler dilin altında çözülür.

More Sentences
Hukuk
dissolve f. feshetmek
The NLA has been dissolved, so it claims.
NLA feshedildi, öyle iddia ediyor.

More Sentences
İnşaat
dissolve f. çözülmek
The pellets are dissolved under the tongue.
Peletler dilin altında çözülür.

More Sentences
Otomotiv
dissolve f. erimek
Heat it for a few seconds until the sugar dissolves completely.
Şeker tamamen eriyene kadar birkaç saniye ısıtın.

More Sentences
Çevre
dissolve f. çözünmek
Acetosyringone does not dissolve well in water.
Asetosiringon suda iyi çözünmez.

More Sentences
Genel
dissolve i. birbirine karışan görüntü
dissolve f. bozmak
dissolve f. yok etmek
dissolve f. halletmek
dissolve f. son vermek
dissolve f. fesh etmek
dissolve f. zamanla kaybolmak
dissolve f. yok olmak
dissolve f. aydınlatmak
dissolve f. gözden kaybolmak
dissolve f. hallolmak
dissolve f. kontrolunü kaybetmek
dissolve f. dağıtmak
dissolve f. lağvetmek
dissolve f. tasfiye etmek
dissolve f. sonlandırmak
dissolve f. bitirmek
dissolve f. bozmak
dissolve f. geri almak
dissolve f. sekteye uğratmak
dissolve f. aksatmak
dissolve f. bağlantısını koparmak
dissolve f. ayırmak
dissolve f. parçalarına ayırmak
dissolve f. parçalarına bölmek
dissolve f. ayrışmak
dissolve f. çözdürmek
dissolve f. duygulandırmak
dissolve f. (belirli bir duyguya) boğulmak
dissolve f. daldırmak
dissolve f. tamamen işgal etmek
dissolve f. zeval bulmak
dissolve f. bitirmek
dissolve f. bitmek
dissolve f. tükenmek
dissolve f. mahvolmak
dissolve f. mahvetmek
dissolve f. zayıflatmak
dissolve f. zayıflamak
dissolve f. azaltmak
dissolve f. azalmak
Ticaret/Ekonomi
dissolve f. infisah etmek
Hukuk
dissolve f. dağıtmak
dissolve f. fesih etmek
dissolve f. izale etmek
Teknik
dissolve f. erimek (şeker gibi)
dissolve f. sıvılaşmak
Bilgisayar
dissolve i. bir tür web tasarım tekniği
dissolve expr. çöz
Televizyon
dissolve i. sahne geçişi
İnşaat
dissolve i. çözülme
dissolve i. erime
Mutfak
dissolve f. suda eritmek
dissolve f. solüsyon içinde erimek
dissolve f. sıvı içinde erimek
Jeoloji
dissolve i. çözünme
Sinema
dissolve f. karartmak
dissolve f. kararmak
dissolve f. (görüntü veya ses) yavaşça kaybolmak
dissolve f. farklı sahneye geçmek
Eski Kullanım
dissolve f. özgür bırakmak
dissolve f. serbest bırakmak
dissolve f. salmak
dissolve f. ayırmak

"dissolve" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 55 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
dissolve in tears f. gözyaşları boşanmak
dissolve into thin air f. kayıplara karışmak
dissolve something away f. gidermek
dissolve something f. gidermek
dissolve into thin air f. ortadan kaybolmak
dissolve something away f. yok etmek
dissolve in laughter f. zembereği boşanmak
dissolve something f. yok etmek
dissolve the contract f. sözleşmeyi feshetmek
dissolve in nature f. doğada çözülmek
dissolve the partnership f. ortaklığı feshetmek
dissolve into molecules f. moleküllere ayrılmak
dissolve in water f. çözünmek (suda)
dissolve [obsolete] f. öldürmek
dissolve [obsolete] f. canını almak
Öbek Fiiller
dissolve into (something) f. bir görüntüyü yavaş yavaş kaybederek diğer görüntüye geçmek (film, tv video, kitap kurgusunda)
dissolve into f. daha düzensiz bir hale geçmek
dissolve something into something f. bir görüntüden başka bir görüntüye geçmek
dissolve into something f. duyguları bir anda açığa çıkmak
dissolve into (something) f. bir duygu patlaması yaşamak
dissolve into something f. sıvılaşmak
dissolve into f. bir sıvıyla bütünleşmek
dissolve into (something) f. çözünüp başka bir hale geçmek
dissolve into (something) f. duyguları boşalmak
dissolve into f. bir sıvıya dönüşmek
dissolve into (something) f. kopmak
dissolve into (something) f. hengameye dönmek
dissolve into f. bir sıvıda çözünmek
dissolve into (something) f. duyguları çözülmek
dissolve into something f. başka bir görüntü içerisinde kaybolmak
dissolve into (something) f. arbedeye dönmek
dissolve into f. bir sıvının içine erimek
dissolve into (something) f. eriyip başka bir hale geçmek
dissolve into f. bir sıvıya karışmak
dissolve something into something f. bir görüntüyü başka bir görüntüye yedirmek
dissolve into (something) f. kargaşaya dönmek
dissolve into (something) f. başka bir hale geçmek
Konuşma Dili
dissolve in the mouth f. ağızda erimek
dissolve in the mouth f. ağızda dağılmak
Konuşma
they dissolve after the wound is healed expr. yara kapanınca eriyip gidiyor
they dissolve after the wound is healed expr. yara iyileşince eriyip gidiyor
Ticaret/Ekonomi
dissolve without liquidation f. tasfiyesiz infisah etmek
Siyasal
dissolve a party f. partiyi kapatmak
Teknik
lap dissolve i. erime
lap dissolve i. sahne geçişi
lap dissolve i. anşane
lap dissolve i. geçme
lap dissolve i. zincirleme
Bilgisayar
dissolve effect i. çözme efekti
random dissolve expr. rastgele çözülerek
Televizyon
lap dissolve i. anşane
lap dissolve i. sahne geçişi
lap dissolve i. zincirleme
lap dissolve i. geçme
lap dissolve i. erime