break - Türkçe İngilizce Sözlük

break

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

break — Definition

Anlamı ve Tanımı:
kırmak, ara vermek, kırılma
Okunuş (IPA):
(AmE /breɪk/ – BrE /breɪk/)
Terim Türü:
Düzensiz Fiil: break (breaks – broke - broken – breaking); İsim: break (breaks)
Kırmayı, bozulmayı veya ara vermeyi tanımlar; isim olarak kırılma/ara gibi anlamlar taşır. Germen kökünde “parçalamak” çekirdeği vardır; modern dilde “break a record/break down” gibi kalıplarla soyut alanlara genişlemiştir

"break" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
break i. mola
Do not use the digital screens during your break.
Mola sırasında dijital ekranları kullanmayın.

More Sentences
break i. ara
Shall we take a break? You must be tired.
Biraz ara verelim mi? Yorulmuşsundur herhalde.

More Sentences
break f. kopmak
A link of confidence between the political class and its people has been broken.
Siyasi sınıf ile halk arasındaki güven bağı kopmuştur.

More Sentences
break f. kırmak
He fell and broke his leg.
Düşüp bacağını kırmış.

More Sentences
break f. bozmak
He told a story to break the silence.
Sessizliği bozmak için bir hikaye anlattı.

More Sentences
break i. paydos
Genel
break i. fırsat
This could be my big break.
Bu benim için büyük bir fırsat olabilir.

More Sentences
break i. kaçma
Let's make a break for it.
Hadi kaçalım.

More Sentences
break i. şans
Give me a break, come down!
Bana bir şans ver, aşağı in!

More Sentences
break i. kırılma
For precisely that condition will help break the present deadlock in the Middle East.
Tam da bu koşul, Orta Doğu'daki mevcut çıkmazın kırılmasına yardımcı olacaktır.

More Sentences
break i. teneffüs
I haven’t seen him since the first break.
İlk teneffüsten beri onu görmedim.

More Sentences
break i. ara verme
If she has been studying since 9 o'clock, she will need to take a break.
Eğer saat 9'dan beri ders çalışıyorsa ara vermesi gerekecek.

More Sentences
break i. kırık
The doctor noticed a break on the x-ray.
Doktor röntgen filminde bir kırık fark etti.

More Sentences
break f. dağıtmak
You stole my bike, and now I'm going to break your face.
Bisikletimi çaldın ve şimdi suratını dağıtacağım.

More Sentences
break f. kırmak
He fell and broke his leg.
Düşüp bacağını kırmış.

More Sentences
break f. parçalanmak
Sometimes, the blood clot breaks apart, and blood supply is restored.
Bazen kan pıhtısı parçalanır ve kan akışı yeniden sağlanır.

More Sentences
break f. mola vermek
Let's break for some tea.
Biraz çay molası verelim.

More Sentences
break f. çiğnemek
They recognise that you cannot say you are upholding international law by breaking international law.
Uluslararası hukuku çiğneyerek uluslararası hukuku koruduğunuzu söyleyemeyeceğinizi kabul ediyorlar.

More Sentences
break f. ağarmak
We talked and talked until the day broke.
Gün ağarana kadar konuştuk, konuştuk.

More Sentences
break f. dönmek
We'll be back after the break.
Aradan sonra döneceğiz.

More Sentences
break f. koparmak
Under your reforms you will break the link between production and subsidy.
Reformlarınız kapsamında üretim ve sübvansiyon arasındaki bağı koparacaksınız.

More Sentences
break f. parçalamak
They secrete extra hormones and enzymes to break the food down.
Yiyecekleri parçalamak için ekstra hormonlar ve enzimler salgılarlar.

More Sentences
break f. ara vermek
Let’s break for a meal; we’ll continue later.
Yemek için ara verelim; sonra devam ederiz.

More Sentences
break f. yıkmak
Be strong; don’t let your divorce break you.
Güçlü ol; boşanmanın seni yıkmasına izin verme.

More Sentences
break f. ihlal etmek
Anyone who breaks this rule will be banned.
Bu kuralı ihlal eden herkes yasaklanacaktır.

More Sentences
break f. bozmak
He told a story to break the silence.
Sessizliği bozmak için bir hikaye anlattı.

More Sentences
break f. geçmek
Our army broke through the enemy defenses.
Ordumuz düşman savunmasını yardı geçti.

More Sentences
break f. aşmak
Our refusal to break through our protectionism structurally undermines poor countries' own food supplies.
Korumacılığımızı aşmayı reddetmemiz, yoksul ülkelerin kendi gıda kaynaklarını yapısal olarak zayıflatmaktadır.

More Sentences
break f. çatlamak
As heavy as you are, the ice will break.
Buz senin ağırlığın altında çatlar.

More Sentences
break f. çökmek
And when the client insists and expresses disagreement, they break down psychologically.
Müşteri ısrarcı olduğunda ve aynı fikirde olmadığını ifade ettiğinde psikolojik olarak çöküyor.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
break f. ihlal etmek
Anyone who breaks this rule will be banned.
Bu kuralı ihlal eden herkes yasaklanacaktır.

More Sentences
Teknik
break i. ara
Shall we take a break? You must be tired.
Biraz ara verelim mi? Yorulmuşsundur herhalde.

More Sentences
break i. kırık
The doctor noticed a break on the x-ray.
Doktor röntgen filminde bir kırık fark etti.

More Sentences
break f. bozulmak
If this TV breaks even more, there's no choice but to buy a new one.
Bu televizyon daha da bozulursa, yenisini almaktan başka çare yok.

More Sentences
break f. kesmek
We are not even breaking off trade relations.
Ticari ilişkilerimizi bile kesmiyoruz.

More Sentences
Otomotiv
break f. parçalamak
They secrete extra hormones and enzymes to break the food down.
Yiyecekleri parçalamak için ekstra hormonlar ve enzimler salgılarlar.

More Sentences
Meteoroloji
break i. kırık
The doctor noticed a break on the x-ray.
Doktor röntgen filminde bir kırık fark etti.

More Sentences
Genel
break i. firar
break i. açıklık
break i. dinlenme
break i. ani fiyat düşüşü
break i. pot
break i. kırma
break i. durak
break i. parça
break i. atılma
break i. kaçış
break i. iş molası
break i. kısım
break i. fasıla
break i. gaf
break i. aralık
break i. çatlak
break i. bozuşma
break i. program arası
break i. ara dinlenme
break f. yenmek
break f. bozuşmak
break f. batmak
break f. yaralamak
break f. haklamak
break f. şafak atmak
break f. kaçmak
break f. bozdurmak
break f. dalmak
break f. uymamak
break f. ortalık ağarmak
break f. fırlamak
break f. söylemek
break f. patlamak
break f. tan ağarmak
break f. benzetmek
break f. batırmak
break f. çıtlatmak
break f. çözmek
break f. iflas etmek
break f. kopmak (fırtına)
break f. bitirmek
break f. gün doğmak
break f. müflis olmak
break f. (bilardo) açılış vuruşunu yapmak
break f. (ses) gitmek/kısılmak
break f. iptal etmek
break f. (işkence yaparak) konuşturmak
break f. sındırmak
break f. (seti) bozmak
break f. delmek
break f. içine girmek
break f. yüzeyi yarmak
break f. yüzeyi delmek
break f. (egzersiz sonucu) terlemek
break f. keserek meydana getirmek
break f. zorlayarak meydana getirmek
break f. (bir şeyin) çözümünü bulmak
break f. (bir şeyin) yolunu bulmak
break f. temel unsurlarını ve dizilimini ortaya çıkarmak
break f. (haber) ilan etmek
break f. geride bırakmak
break f. (özellikle güç kullanarak) son vermek
break f. üstesinden gelmek
break f. gücünü azaltmak
break f. etkisini azaltmak
break f. (psikoloji, sağlık) zayıflatmak
break f. (psikoloji, sağlık) bozmak
break f. sıkıntılar altında ezmek
break f. sonunu getirmek
break f. alçaltmak
break f. rütbesini düşürmek
break f. derecesini düşürmek
break f. (alışkanlık) bırakmak
break f. (alışkanlık) bıraktırmak
break f. uysallaştırmak
break f. ehlileştirmek
break f. bölünmek
break f. yıkılmak
Irregular Verb
break f. broke - broken
Konuşma Dili
break i. başka bir şans
break i. ikinci bir şans
break i. bir şans daha
break f. açıklığa kavuşmak
break f. solo çalmak
Ticaret/Ekonomi
break f. batmak
break f. iflas etmek
Hukuk
break f. (vasiyeti) hükümsüz kıldırmak
Teknik
break i. ani düşme
break i. aralık
break i. çatlak
break i. kesilme
break i. paydos
break i. sökme
break f. ayırmak
break f. elektrik devreyi bozmak
break f. kapatmak
break f. ufalamak
Bilgisayar
break i. kesme
break i. sayfa sonu
break i. satır sonu
break expr. bitir
break expr. çık
break expr. kesme bitir
break expr. kes
Elektrik
break f. (devreyi) bozarak işlevsiz hale getirmek
break f. açmak
Dilbilim
break i. durak
Silah/Atıcılık
break f. temizlemek veya doldurmak için silahın arkasını açmak
Spor
break i. krikette sopayla topu yakın tarafa gönderecek şekilde yapılan vuruş
break f. (teniste) rakibin servisini kırarak oyunu kazanmak
break f. servis kırmak
Müzik
break i. solo bölüm caz
break i. cazda seçilmiş ritim biçimi veya ezgi

"break" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
tax break i. vergi indirimi
break up f. ayrılmak
break up f. ilişkiyi kesmek
break off f. kopmak
break down f. bozulmak
break away f. kopmak
have a break f. ara vermek
break off f. koparmak
break someone's nose f. burnunu kırmak
break into f. zorla girmek
Genel
theory of break from social life i. sosyal hayattan kopma teorisi
short break i. günübirlik gezi
lunch break i. öğle arası
lunch break i. öğle tatili
bad break i. şanssızlık
epistemological break i. epistemolojik kopuş
the break of day i. günün ağarması
quick break i. kısa ara
coffee break i. kahve arası
prison break i. hapishaneden kaçış
break key i. kesme tuşu
short break i. kısa ara
break up i. dağılma
break of day i. şafak
break point i. kesme noktası
page break i. sayfa sonu
double break i. çift kesme
break-in i. meskene tecavüz
break-even point i. ölü nokta
break-in i. zorla girme
break-up i. dağılma
break-up i. parçalanma
break time bell i. teneffüs zili
border break i. dış kenar baskı
border break i. kitabe taşması
a sharp break i. keskin bir dönüş
smoke break i. sigara molası
mid-term break i. sömestr tatili
mid-term break i. yarıyıl tatili
cigarette break i. sigara molası
break room i. dinlenme odası
winter break i. sömestr tatili
a short break i. kısa bir ara
coffee break i. kahve molası
bathroom break i. ihtiyaç molası
break (time) i. ders arası
brain-break i. kısa zihinsel ara
break dance i. 80'lerde çıkmış hareketli bir dans
rest break i. ara dinlenme
meal break i. yemek molası
lunch break i. yemek molası
short break i. kısa süreli tatil
mid-term break i. ara tatil
semester break i. yarıyıl tatili
semester break i. sömestr tatili
winter break i. kış tatili
easter break i. paskalya tatili
commercial break i. reklam arası
book break i. kitap molası
water pipe break i. su borusu patlaması
break-off i. bilardoda topları dağıtan ilk vuruş
break-off i. bitirme
break dancing i. break dans
break-off i. ilişkiyi kesme
break-off i. durdurma
break-away i. sahadan çıkmak
break seal i. mühür
break-in i. ilk kullanım
break-in i. ilk deneyim
break and entry i. haneye tecavüz
mini-break i. (iki üç günlük) kısa tatil
immersion break i. gerçeklik algısının kırılması
take a break f. paydos etmek
break one's promise f. çamura yatmak
break into fragments f. parçalarına ayırmak
break away with someone f. ipleri koparmak
break off f. ilişkiyi kesmek
break in on f. atılmak
have a break f. ara vermek
break into f. ayırmak
break one's neck f. boynu kırılmak
break one's words f. sözünü tutmamak
break a safe f. kasa soymak
break up somebody's marriage f. yuvasını yıkmak
break up the relationship with somebody f. ipleri koparmak
break an appointment f. randevusuna gitmemek
break loose f. kopmak (kıyamet)
break down f. kendini kaybetmek
break out f. başlamak (savaş/yangın)
break an agreement f. anlaşmayı bozmak
break to smithereens f. tuzla buz olmak
break down f. vurup devirmek
break down f. bozmak
break into f. girmek
break into small pieces f. ufalamak
break a promise f. dönmek
break a habit f. kötü alışkanlıktan kurtulmak
break fresh ground f. çığır açmak
break into parts f. parçalarına ayırmak
break off f. bitmek
break one's promise f. sözünü tutmamak
break a promise f. sözünde durmamak
break out in f. ile kaplanmak
break up f. ayrılmak (sevdiğinden)
break into f. (hırsızlık amacıyla) girmek
make or break f. ya kazanmak ya batırmak
break taboos f. tabuları yıkmak
break to pieces f. parçalanmak
break the fast f. oruç bozmak
break off f. birdenbire durmak
break down f. arıza yapmak
break away f. ayrılmak
break up f. dağılmak
break up f. parçalanmak
break through f. sökmek
break into pieces f. parçalarına ayırmak
break up f. ufalamak
break new ground f. çığır açmak
break up f. tatile girmek (okul)
break off relations with f. alakayı kesmek
break the pen f. kalemini kırmak
break one's promise f. sözünden dönmek
break the routines f. alışkanlıkları kırmak
break down the lesson f. dersi asmak
break the news to f. birine kötü haber vermek
break wind f. gaz çıkarmak
break in f. hırsızlık amacıyla bir yere girmek
break fast f. iftarını açmak
break to pieces f. tuzla buz etmek
break off an engagement f. yüzüğü geriye çevirmek
break up with f. ilişkiyi bitirmek
break off an engagement f. nişanı atmak
cause to break f. kırdırtmak
break out f. kaçmak
break up the link with somebody f. ipleri koparmak
break down f. kırmak
break up f. ayırmak
break open f. kırmak
break down f. bölmek
break something down f. parçalamak
break down f. arıza meydana gelmek
cause to break f. kırdırmak
make a break f. fasıla vermek
break one's fast f. iftar etmek
break down f. yıkmak
break off f. paydos etmek
break something up f. parçalamak
break through f. çıkmak
break one's faith f. sözünde durmamak
break ground f. törenle temel atmak