break - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

break

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"break" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 105 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
break f. kopmak
break f. kırmak
break f. bozmak
break i. mola
break i. ara
break i. paydos
Irregular Verb
break f. broke - broken
General
break f. parçalanmak
break f. parçalamak
break f. dönmek
break f. dalmak
break f. batmak
break f. bitirmek
break f. benzetmek
break f. çözmek
break f. iflas etmek
break f. yaralamak
break f. ara vermek
break f. ortalık ağarmak
break f. batırmak
break f. gün doğmak
break f. çıtlatmak
break f. kırmak
break f. ağarmak
break f. söylemek
break f. kopmak (fırtına)
break f. patlamak
break f. ihlal etmek
break f. bozuşmak
break f. fırlamak
break f. yenmek
break f. uymamak
break f. yıkmak
break f. dağıtmak
break f. koparmak
break f. şafak atmak
break f. bozmak
break f. kaçmak
break f. bozdurmak
break f. çiğnemek
break f. tan ağarmak
break f. haklamak
break f. mola vermek
break f. şafak sökmek
break f. müflis olmak
break f. (bilardo) açılış vuruşunu yapmak
break f. (ses) gitmek/kısılmak
break f. iptal etmek
break f. (işkence yaparak) konuşturmak
break f. sındırmak
break i. parça
break i. teneffüs
break i. durak
break i. gaf
break i. açıklık
break i. fasıla
break i. kaçış
break i. firar
break i. pot
break i. iş molası
break i. şans
break i. kırılma
break i. dinlenme
break i. kırma
break i. fırsat
break i. kısım
break i. kaçma
break i. atılma
break i. ani fiyat düşüşü
break i. ara verme
break i. çatlak
break i. aralık
break i. bozuşma
break i. program arası
break i. kırık
break i. ara dinlenme
Trade/Economic
break ihlal etmek
break iflas etmek
break batmak
Technical
break bozulmak
break ayırmak
break ufalamak
break sökme
break kesilme
break aralık
break kapatmak
break çatlak
break kesmek
break ani düşme
break ara
break paydos
break elektrik devreyi bozmak
break kırık
Computer
break çık
break satır sonu
break kesme
break kesme bitir
break kes
break bitir
break sayfa sonu
Automotive
break parçalamak
Linguistics
break durak
Meteorology
break kırık
Music
break i. solo bölüm caz
break cazda seçilmiş ritim biçimi veya ezgi

"break" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
break up f. ayrılmak
break up f. ilişkiyi kesmek
break off f. kopmak
break down f. bozulmak
break away f. kopmak
have a break f. ara vermek
break off f. koparmak
break into f. zorla girmek
tax break i. vergi indirimi
General
break fast f. oruç açmak
break fast f. iftar açmak
break down f. arızalanmak
break a promise f. sözünde durmamak
break down f. parçalamak
break down f. vurup devirmek
break up with f. bitirmek
break up the fight f. kavga (edenleri) ayırmak
give somebody a break f. şans tanımak
break something up f. parçalamak
break down the lesson f. dersi asmak
break down the lesson f. dersi kırmak
break off f. birdenbire durmak
break out into a sweat f. ter basmak
break out f. fırtına koparmak
break up f. ayırmak
break with f. selamı sabahı kesmek
break into pieces f. parçalamak
break out f. hapisten kaçmak
break up f. sona ermek
break the fast f. oruç bozmak
break out f. kopmak
have a break f. ara vermek
break up f. parçalanmak
cause to break f. kırdırtmak
break the law f. suç işlemek
break in f. alıştırmak
break something down f. parçalamak
break one's spirit f. cesaretini kırmak
break one's oath f. yeminini bozmak
break off an engagement f. yüzüğü geriye çevirmek
break one's word f. sözünde durmamak
break something up f. noktalamak
make or break f. ya kazanmak ya batırmak
break an appointment f. randevuya gitmemek
break up the relationship with somebody f. ipleri koparmak
break through f. atılım yapmak
break away f. kaçmak
break into fragments f. parçalarına ayırmak
break ties with someone f. ipleri koparmak
break a safe f. kasa soymak
break something up f. sona erdirmek
break up f. dağılmak
break to smithereens f. paramparça olmak
break into f. basmak
take a short break f. nefes almak
break up with f. ilişkiyi bitirmek
break in f. hırsızlık amacıyla bir yere girmek
break the blockade f. ablukayı bozmak
break wind f. yellenmek
break open f. zorla açmak
break through f. çıkmak
break into f. girmek
break through f. görünmek
break cover f. gizlendiği yerden çıkmak
break loose f. boşanmak
break the record f. rekoru kırmak
break an agreement f. anlaşmayı bozmak
take a break f. paydos etmek
break out in f. dökmek
break out f. çıkmak
break one's word f. sözünden dönmek
break a record f. rekor kırmak
break down f. arıza yapmak
break off with somebody f. merhabayı kesmek
take a break f. mola vermek
break loose f. kopmak (kıyamet)
break a promise f. sözünden dönmek
break one's fast f. iftar etmek
break up the fight f. kavga edenleri ayırmak
break oneself of a habit f. bırakmak
break away with someone f. ipleri koparmak
break one's neck f. kendini paralamak
break up a home f. yuva bozmak
break the ice f. havayı yumuşatmak
break the news to f. birine kötü haber vermek
break wind f. kokutmak
break one’s silence f. sessizliğini bozmak
break off an engagement f. nişanı atmak
break into pieces f. parçalarına ayırmak
break the rules f. kuralları çiğnemek
break even f. kar ve zararı eşit olmak
break one's heart f. kalbini kırmak
break wind f. gaz yapmak
break one's faith f. sözünde durmamak
break to smithereens f. tuzla buz olmak
break away f. ayrılmak
break up with f. parçalamak
break something off f. son vermek
break through f. ilerleme kaydetmek
break in f. yarıda kesmek
make or break f. batmak ya da çıkmak
break something off f. koparmak
break a promise f. dönmek
break the news f. haber vermek
break into f. dalmak
break out f. patırtı kopmak
take a break f. aralık vermek
break to pieces f. paramparça etmek
break forth f. kahkahayı basmak
break down f. arıza meydana gelmek
breake (obsolete spelling of break) f. kırmak
break down f. kendinden geçmek
break off f. kırılmak
break up f. üzmek
break loose f. kendini kurtarıp kaçmak
break down f. yıkılmak
break wind f. gaz çıkarmak
break through f. sökmek
break to pieces f. tuzla buz etmek
cause to break f. kırdırmak
break out f. fırtına kopmak
break up f. parçalamak
break the law f. kanuna karşı gelmek
break out f. başlamak (savaş/yangın)
break one's promise f. sözünü tutmamak
break up f. tatile girmek (okul)
break one's promise f. sözünden dönmek
break wind f. osurmak
break fast f. orucunu açmak
break fast f. iftarını açmak
have a break f. mola vermek
break down f. yıkmak
break the peace f. barışı bozmak
break off relations with f. alakayı kesmek
break down f. ruhen yıkılmak
break short f. kısa kesmek
break up f. ayrılmak (sevdiğinden)
break in f. sözünü kesmek
break down f. çökmek
break the ice f. resmiyeti gidermek
break up f. bölünmek
break one's neck f. paralanmak
break one's neck f. dişini tırnağına takmak
break in f. çökertmek
break in on somebody's conversation f. lafını kesmek
break oneself of a habit f. kurtulmak
break up f. bozuşmak
break into f. zorla girmek
likely to break off f. yol ayrımına gelmek
break through f. doğmak
break a promise f. sözünü tutmamak
break up f. kırmak
break into f. tecavüz etmek
break down f. bölmek
break fresh ground f. çığır açmak
break the pen f. kalemini kırmak
break ground f. törenle temel atmak
break up f. bitirmek
break down f. bozmak
break with f. ayrılmak
break the ice f. ilk defa bir işe girişmek
break off f. ilişiğini kesmek
break something up f. ovalamak
break out f. patlamak
break one's promise f. çamura yatmak
break into parts f. parçalarına ayırmak
break into small pieces f. ufalamak
break into f. (hırsızlık amacıyla) girmek
break out in f. ile kaplanmak
break with somebody f. ayrılmak
break off relations f. alakayı kesmek
break into f. zorla içeri girmek
break away from f. -den kaçmak
make a break f. fasıla vermek
break to pieces f. parça parça etmek
break a habit f. kötü alışkanlıktan kurtulmak
break up the link with somebody f. ipleri koparmak
break off f. kopartmak
break away f. kaçıp kurtulmak
break into splinters f. parçalarına ayırmak
break with f. ilgisini kesmek
break open f. kırmak
break up f. çözülmek
take a break f. ara vermek
break up f. eğlendirmek
break up somebody's marriage f. yuvasını yıkmak
break the peace f. asayişi bozmak
break up f. bitmek
break out f. isyan çıkmak
break one's words f. sözünü tutmamak
break free f. serbest kalmak
break one's word f. sözünü tutmamak
break out f. kaçmak
cause to break f. kırılmasına neden olmak
break into pieces f. parçalanmak
break an appointment f. randevusuna gitmemek
break down into f. ayırmak
break in f. araya girmek
break loose f. kurtulmak
break somebody's heart f. kalbini kırmak
break up f. kavgayı ayırmak
break ground f. çığır açmak
break one's silence f. suskunluğunu bozmak
break in f. lafa karışmak
break up with f. parçalanmak
break off f. paydos etmek
break up f. ufalamak
break the routines f. alışkanlıkları kırmak
break up f. dağıtmak
break the current f. cerayanı kesmek
break through f. yarıp geçmek
break off f. koparmak
break off f. bitmek
break off f. ilişkiyi kesmek
break even f. ancak masrafını karşılamak
break loose f. kendini kurtarmak
break down f. kendini tutamayıp ağlamak
break in on f. atılmak
break into f. hırsızlık amacıyla bir yere girmek
break into pieces f. parçalara ayırmak
break through f. zorla geçmek
make or break f. ya batmak ya çıkmak
break down f. kırmak
break the routines f. alışkanlıkları bozmak
break to pieces f. parçalanmak
break one's neck f. boynu kırılmak
break down f. kendini kaybetmek
have break f. ara vermek
break a spell f. büyüyü bozmak
break into f. ayırmak
break off an engagement f. nişanı bozmak
break in f. zorla girmek
break in f. terbiye etmek
break away f. kurtulmak
break taboos f. tabuları yıkmak
break up the fight f. kavga ayırmak
break new ground f. çığır açmak
break up f. bozulmak (nişan)
break up f. ilişkiyi bitirmek
break the spell f. tılsımı bozmak
break up f. tatil olmak
break up f. tatile girmek
take a short break f. birkaç günlük bir tatile çıkmak
break into f. birden bir şeye başlamak
break a siege f. çemberi yarmak
break rudely in a conversation f. hariçten gazel okumak
give a break f. huzur vermek
for all hell break loose f. kıyamet kopmak
break off relations with f. yüz çevirmek
break the ban f. yasağı delmek
break down f. listelemek
break off f. bitirmek
break off f. aniden kesmek
break down f. analiz etmek
break in f. evcilleştirmek
break into f. konuşmayı kesmek
break one's tooth f. dişi kırılmak
break news f. haberleri söylemek
break news f. haberleri aktarmak
break news f. bilgi vermek
break glass f. cam kırmak
break the bank f. bütün parsayı toplamak
break the bank f. bütün parayı toplamak (rulette)
break in half f. ikiye bölmek (ekmeği vb)
break the contract f. sözleşmeye sadık kalmamak
break in two f. ikiye bölmek (ekmeği vb)
break the agreement f. anlaşmayı ihlal etmek
break one's vow of silence f. sessizliğini bozmak
break one's foot f. ayağını kırmak
break the contract f. sözleşmeyi ihlal etmek
break one's leg f. bacağını kırmak
break down in tears f. gözünden yaşlar boşalmak
break the agreement f. anlaşmaya sadık kalmamak
break every bone in somebody's body f. birinin bütün kemiklerini kırmak
break news f. haber sunmak
break one's connections f. bağları koparmak
break one's connection f. bağını koparmak
break one's connection f. bağlarını koparmak
break up a family f. yuva yıkmak
break the agreement f. anlaşma bozmak
break the taboos f. ezberleri yıkmak
break one's leg f. ayağı kırılmak
break the silence f. sesizliği bozmak
break into the market f. piyasaya girmek
break the terms of a contract f. sözleşme hükümlerini ihlal etmek
break the chains f. zincirleri kırmak
break the chain f. zinciri kırmak
break up the meeting f. toplantıyı kesmek
break the law f. kanunu çiğnemek
break the law f. yasayı çiğnemek
break the law f. yasa çiğnemek
break off the engagement f. nişanı bozmak
break off the engagement f. nişanı atmak
break one's heart f. kalp kırmak
break one's neck f. boynunu kırmak
break the agreement f. anlaşmaya uymamak
break apart f. parçalara ayrılmak
(fire) to break out f. yangın çıkmak
break down one's prejudices f. önyargılarını yıkmak
break apart f. ayrılmak
one's watch break f. saati kırılmak
break the silence f. sessizliği bozmak
the war break out f. savaş çıkmak
break the glass f. cam kırmak
break a rule f. kuralı çiğnemek
break the rule f. kuralı ihlal etmek
take a break f. teneffüse çıkmak
have a break f. teneffüse çıkmak
break new ground f. bir ilki gerçekleştirmek
break new ground f. ilki gerçekleştirmek
break to pieces f. parçalara ayrılmak
break to pieces f. tuzla buz olmak
break with f. ile bağını koparmak
break with f. ilişkisini kesmek
break out f. birden başlamak
break down f. parçalanmak
break the password f. şifre kırmak
break the siege f. kuşatmayı kırmak
break into market f. piyasaya açılmak
break someone's heart f. birisinin kalbini kırmak
break away f. sıvışmak
make or break f. ya batırmak ya çıkarmak
break a record f. rekora imza atmak
break of f. (tedaviyle) -den vazgeçirmek
break loose from f. -den kopup sarkmak
break loose from f. -den kopmak
break away from f. -den sıvışmak
break loose from f. -den kopup sallanmak
break with f. -den ayrılmak
break the law f. kanun çiğnemek
break oath f. yeminden dönmek
break up with the lover f. sevgilisinden ayrılmak
break up with the lover f. sevgiliden ayrılmak
have a nervous break down f. sinir krizi geçirmek
break the spell f. büyü bozmak
go for a commercial break f. reklama girmek
break up the demonstration f. göstericileri dağıtmak
break a lance f. kapışmak
break a lance f. yarışmaya girişmek
break out of prison f. cezaevinden kaçmak
break out of prison f. hapisten kaçmak
break up the crowd f. kalabalığı dağıtmak
break over f. (dalga) çarpmak
break over f. dalgaları arasında bırakmak
break over f. dalgalarla kuşatmak
break over f. çarpıp dağılmak
break over f. (dalga) dövmek
break up f. çökmek
break up f. tükenmek
break up f. yol ayrımına gelmek
break up f. bitkin düşmek
break away from f. ilişkiyi kesmek
break away from f. köprüleri atmak
break away from f. başlarını kopartmak
break up f. yolları ayrılmak
break up f. parça parça olmak
break up f. dağılıp parçalanmak
break up f. mahvetmek
break up f. yok etmek
break up f. sonu gelmek
break the blockade f. ablukayı yarmak
break one's concentration f. dikkatini dağıtmak
break the blockade f. ablukayı delmek
break off the relation f. ilişkiyi kesmek
break off the relation f. ilişkiyi koparmak
break into a conversation f. tartışmada araya girmek
break into a conversation f. tartışmayı bölmek
break into a conversation f. sözü kesmek
break into a conversation f. söze karışmak
break one's leg/foot f. ayağını kırmak
break a seal f. mührü kırmak
break grounds f. ilklere imza atmak
break one's leg/foot f. bacağını kırmak
break new ground f. bir ilki başarmak
break a seal f. mühür kırmak
break one's nail f. tırnağını kırmak
break through f. engeli geçmek
break through f. zorluğu geçmek
break the glasses f. camları kırmak
break out a sail f. yelken açmak
break bulk f. gemiyi tahliye etmek
break a strike f. grevi dağıtmak
break a will f. bir vasiyeti bozmak
break out f. ortaya çıkmak
break a will f. vasiyeti ihlal etmek
break off f. kat etmek
break off f. ilişik kesmek
break off f. münasebeti kesmek
break connections f. ilişkiyi kesmek
break one's faith f. sözünü tutmamak
(the dawn) break f. tan yeri ağarmak
(the dawn) break f. tanyeri ağarmak
(the dawn) break f. tan ağarmak
break ratings record f. reyting rekoru kırmak
break sales record f. satış rekoru kırmak
break the tradition of gift giving f. hediye verme geleneğini bozmak
break the tradition of f. geleneği bozmak
stay friends after a break up f. ayrıldıktan sonra arkadaş olarak kalmak
be (still) friends after break up f. ayrıldıktan sonra arkadaş olarak kalmak
be (still) friends after break up f. ayrıldıktan sonra arkadaş kalmak
stay friends after a break up f. ayrıldıktan sonra arkadaş kalmak
take a break in the relationship f. ilişkiye ara vermek
break wind f. pırt yapmak
break a heart f. kalp kırmak
break into tears f. gözyaşlarına boğulmak
break into tears f. ağlamaya başlamak
break the law f. yasaya karşı gelmek
break the confidence f. güveni kırmak
storm to break out f. fırtına çıkmak
break short f. yarıda kesmek
break a fast f. oruç bozmak
go to the toilet at break f. (verilen) arada tuvalete gitmek
break the deadlock f. çıkmazdan kurtarmak
break up f. sinir krizi geçirmek
break up f. sinirsel çöküntü yaşamak
break something to pieces f. paramparça etmek
break up with somebody f. ilişkiyi noktalamak
break through f. üstesinden gelmek
break up with somebody f. (sevgiliden vb) ayrılmak
break a code f. kod kırmak
break a code f. şifre kırmak
break the concentration f. konsantrasyonu bozmak
break one's concentration f. konsantrasyonunu bozmak
the traffic jam to break up f. trafik açılmak
break the twigs f. dalları kırmak
break the resistance of f. direncini kırmak
break one’s neck f. boynunu kırmak
break the rule f. kurala uymamak
break an agreement f. sözleşmeyi bozmak
break a contract f. sözleşmeyi bozmak
break one's own record f. kendi rekorunu kırmak
break a drug addiction f. uyuşturucu kullanmayı bırakmak
break a drug addiction f. uyuşturucuyu bırakmak
(feel her) waters break f. suyu gelmek (hamilelikte)
break from the inside f. içeriden kırılmak
slip and break one’s neck f. kayıp boynunu kırmak
have mid-term break f. yarıyıl tatiline girmek
have mid-term break f. sömestr tatiline girmek
break off mid-air f. havadayken ikiye ayrılmak/kopmak
break someone's window f. birinin penceresini kırmak
break someone's window f. (birinin evinin/odasının vb) camını kırmak
break someone's window f. pencere camını kırmak
break one's silence over match-fixing allegations against him/her f. hakkındaki şike iddialarına karşı sessizliğini bozmak
break the rules f. kalıpları kırmak
break taboos f. kalıpları kırmak
take a fifteen minute break f. on beş dakika mola vermek
take a fifteen minute break f. on beş dakika ara vermek
break out of the routine f. rutinin dışına çıkmak
break a journey f. seyahat sırasında mola vermek
break the seal f. mührü kırmak
break up f. eşinden ayrılmak
break someone's nose f. burnunu kırmak
give a break f. mola vermek
break a code f. şifreyi çözmek
break one’s arm in three places f. kolunu üç yerinden kırmak
break one’s arm in three places f. kolunu üç yerden kırmak
break out f. patlak vermek
break down the prejudices f. önyargıları kırmak
break down the prejudices f. önyargıları yıkmak
break up a dog fight f. kavga eden köpekleri ayırmak
one's nose to break f. burnu kırılmak
break one's nose f. burnunu kırmak
break windows f. pencereleri kırmak
break a walnut f. ceviz kırmak
use a break f. ara vermek
break the shell of f. kabuğunu kırmak
break the world record f. dünya rekorunu kırmak
break character f. rolden çıkmak
break one's jaw f. çenesini kırmak
break a new record f. yeni bir rekor kırmak
break the bond f. bağı koparmak
break up into small pieces f. tuzla buz olmak
break up into small pieces f. küçük parçalara ayırmak/ayrılmak
break up the fight f. kavgayı ayırmak
break the code f. kodu kırmak
break asunder f. parçalamak
break asunder f. çatlamak
break a domestic record f. içeride rekor kırmak
break a mirror f. bir ayna kırmak
break someone's heart f. birisini kırmak
break someone's heart f. birini kırmak
break a bone f. kemik kırmak
have lunch break f. öğle tatiline girmek
have lunch break f. öğle arasına girmek
go on lunch break f. öğle tatiline girmek
go on lunch break f. öğle arasına girmek
break up with someone f. birinden ayrılmak
break out f. (cilt) kuruyup dökülmek
break a strike f. grevi kırmak
break in on a conversation f. bir sohbeti bölmek
break down f. ayrıntılı döküm yapmak
break the rules f. kuralları ihlal etmek
break a brick f. tuğla kırmak
break step f. yürüyüş düzenine ayak uyduramamak
short break i. günübirlik gezi
the break of day i. günün ağarması
break key i. kesme tuşu
quick break i. kısa ara
break up i. dağılma
lunch break i. öğle arası