languish - Türkçe İngilizce Sözlük

languish

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

languish — Definition

Anlamı ve Tanımı:
zayıflamak, sürünmek, durgunlaşmak
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈlæŋɡwɪʃ/ – BrE /ˈlæŋɡwɪʃ/)
Terim Türü:
Fiil: languish (languishes – languished – languishing)
Enerji, canlılık veya gelişim gücünü kaybetme durumunu anlatan fiildir ve uzun süreli durgunluğu çağrıştırır. Latince languere (“güçsüz kalmak”) köküne dayanır ve bedensel zayıflıktan duygusal çöküşe uzanan bir anlam genişlemesi yaşamıştır. Modern kullanımda languish, hem bireysel ruh hâlleri hem de ihmal edilen projeler için mecazi biçimde kullanılır.
Eş Anlamlılar:
wither, stagnate
Zıt Anlamlılar:
thrive, flourish

"languish" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 34 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
languish f. çürümek
The man languished on the island for two years.
Adam iki yıl boyunca adada çürümüş.

More Sentences
languish f. (ticaret) durgun gitmek
Unfortunately, the product languished in the market.
Ne yazık ki ürünün piyasadaki satışları durgun gidiyordu.

More Sentences
languish f. sürünmek
languish f. zayıf düşmek
languish f. dert etmek
languish f. cansızlaşmak
languish f. ruhsuzlaşmak
languish f. hali kalmamak
languish f. takati kesilmek
languish f. üzülmek
languish f. gevşemek
languish f. güçsüzleştirmek
languish f. canlılığını yitirmek
languish f. durgunlaşmak
languish f. güçsüzleşmek
languish f. isteksiz olmak
languish f. durgun olmak
languish f. zayıf düşmek
languish f. erimek
languish f. solmak
languish f. canlılığını kaybetmek
languish f. hevesi kalmamak
languish f. ümidini yitirmek
languish f. sıkıntı çekmek
languish f. sefalet içinde olmak
languish f. sefil olmak
languish f. hasretini çekmek
languish f. cansızlaşmak
languish f. zayıflamak
Ticaret/Ekonomi
languish f. (işler) durgun olmak
Eski Kullanım
languish i. takatsiz kalma durumu
languish i. ruhsuzlaşma
languish i. baygın bakış
languish i. kederli ifade

"languish" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 16 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
languish in prison f. hapishanede çürümek
Öbek Fiiller
languish over someone f. birinin özlemini/hasretini çekmek
languish in f. -de sürünmek
languish in f. -de çürümek
languish in f. -de unutulmak
languish in f. -e yenik düşmek
languish in f. -de ihmal edilmek
languish in f. -de kaderine terk edilmek
languish in f. -de yüzüstü bırakılmak
languish in f. -de bırakılmak
languish in f. -de göz ardı edilmek
languish over (someone or something) f. (birini/bir şeyi) dert etmek
languish over f. özlemini/hasretini çekmek
languish over (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) yasını tutmak
languish over (someone or something) f. (birine/bir şeye) üzülmek
languish over (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) özlemini/hasretini çekmek