slip - Türkçe İngilizce Sözlük

slip

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

slip — Definition

Anlamı ve Tanımı:
kaymak, kaçırmak
Okunuş (IPA):
(AmE /slɪp/ – BrE /slɪp/)
Terim Türü:
Fiil: slip (slips – slipped – slipping)
Bu fiil, dengenin bozulmasıyla kaymayı ya da fark edilmeden geçirmeyi tanımlar. Eski İngilizce slīpan kökünden gelir. Fiziksel kazalar ve mecazi hatalar anlatımlarında yer alır.
Eş Anlamlılar:
slide
Zıt Anlamlılar:
grip

"slip" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
slip f. kaymak
The blade slipped and cut the curtain.
Bıçak kaydı ve perdeyi kesti.

More Sentences
slip f. sürçmek
Genel
slip i. sürçme
It's a slip of the pen.
Bu bir kalem sürçmesi.

More Sentences
slip i. hata
He knew he made some slips lately, but he's trying.
Son dönemde bazı hatalar yaptığının farkındaydı ama çabalıyordu işte.

More Sentences
slip i. düşüş
There is a considerable slip in car prices.
Araba fiyatlarında çarpıcı bir düşüş söz konusu.

More Sentences
slip f. sıkıştırmak
Tina slipped a note into my hand and left.
Tina elime bir not sıkıştırdı ve gitti.

More Sentences
slip f. gizlice vermek
He slipped the bouncer a twenty to get in the club.
Kulübe girmek için fedaiye gizlice yirmilik verdi.

More Sentences
slip f. ayağı kaymak
She slipped.
Ayağı kaydı.

More Sentences
slip f. tutuşturmak
Tom slipped Mary a note.
Tom Mary'nin eline bir not tutuşturdu.

More Sentences
slip f. kaçmak
They are sharks that slip through the net.
Onlar ağdan kaçan köpekbalıklarıdır.

More Sentences
slip f. geçirmek
Tom slipped a coat over Mary's shoulders.
Tom, Mary'nin omuzlarına bir palto geçirdi.

More Sentences
slip f. düşmek (değer)
This will enable us to prevent the percentage of women Members in the European Parliament slipping even further.
Bu sayede Avrupa Parlamentosundaki kadın üye oranının daha da düşmesini engelleyebileceğiz.

More Sentences
slip f. kaçırmak
I think I can't let this opportunity slip by.
Sanırım bu fırsatı kaçıramam.

More Sentences
slip f. kötüye gitmek (durum)
That's the third time I've beaten you. You must be slipping!
Bu seni üçüncü yenişim. Kötüye gidiyorsun besbelli!

More Sentences
slip f. akıp gitmek
She noticed that precious time was slipping away.
Değerli zamanın akıp gittiğini fark etti.

More Sentences
slip f. ağzından kaçırmak
Tom talked too much and let the secret slip.
Tom çok konuştu ve sırrı ağzından kaçırdı.

More Sentences
slip f. ayağı kaymak
She slipped.
Ayağı kaydı.

More Sentences
Teknik
slip i. çamur
Slip can be clay-colored, or you can just add colorants.
Çamur kil renginde olabilir ya da sadece renklendirici ekleyebilirsiniz.

More Sentences
slip i. kayma
He experienced a couple of unfortunate slips on ice.
Buz üzerinde birkaç talihsiz kayma yaşadı.

More Sentences
slip i. kombinezon
She wore a silk slip under her dress.
Elbisesinin altına ipek bir kombinezon giymişti.

More Sentences
slip f. kaymak
The blade slipped and cut the curtain.
Bıçak kaydı ve perdeyi kesti.

More Sentences
slip f. kaydırmak
I slipped an ice cube down her shirt.
Gömleğinden aşağı bir buz küpü kaydırdım.

More Sentences
Tekstil
slip i. kombinezon
She wore a silk slip under her dress.
Elbisesinin altına ipek bir kombinezon giymişti.

More Sentences
İnşaat
slip i. kayma
He experienced a couple of unfortunate slips on ice.
Buz üzerinde birkaç talihsiz kayma yaşadı.

More Sentences
Otomotiv
slip f. kaymak
The blade slipped and cut the curtain.
Bıçak kaydı ve perdeyi kesti.

More Sentences
Genel
slip i. aksilik
slip i. toprak kayması
slip i. çelik
slip i. yanlışlık
slip i. külot
slip i. yastık kılıfı
slip i. çelik (köklendirilmek üzere kesilen)
slip i. çıta
slip i. gaf
slip i. dil sürçmesi
slip i. tasma kayışı
slip i. uzunca kağıt parçası
slip i. falso
slip i. kayış
slip i. aşı kalemi (bitki)
slip i. ufak yanlış
slip i. evlat
slip i. kaçırma
slip i. astar
slip i. dar geçit
slip i. dağlık yol
slip i. dar boğaz
slip i. gizli kaçış
slip i. firar
slip i. sıvışma
slip i. tabanları yağlama
slip i. apar topar ayrılık
slip i. kontrolden çıkma
slip i. kaos
slip i. kargaşa
slip i. curcuna
slip i. aksilik
slip i. aniden gelişen felaket
slip i. azalma
slip i. değer yitimi
slip i. seviye düşüşü
slip i. standart düşüşü
slip i. mayo
slip i. dengesizlik
slip i. kaymaya meyil
slip i. yana kayma
slip i. şerit
slip i. bant
slip i. not kağıdı
slip i. genç ve zarif kimse
slip i. ilkel tür
slip i. küçük ve ince tür
slip i. dar alan
slip i. dar bölüm
slip i. dar boşluk
slip i. küçücük şey
slip f. atlatmak
slip f. eline tutuşturmak
slip f. hata yapmak
slip f. gerilemek
slip f. sürçmek
slip f. sıyırmak
slip f. salıvermek
slip f. kaybetmek
slip f. yanılmak
slip f. çıkarmak
slip f. serbest bırakmak
slip f. çözülmek
slip f. belli etmeden bir yere koymak
slip f. (hayvan) bağlı olduğu şeyden kurtulmak
slip f. akmak
slip f. hızlıca üstünü giyinmek
slip f. kıyafeti kolayca çıkarıp atmak
slip f. dökmek
slip f. (kıyafeti) alelacele üzerine geçirmek
slip f. kazara söylemek
slip f. yerini değiştirmek
slip f. oynatmak
slip f. sarsmak
slip f. avcunda saklamak
slip f. (hızlıca geri çekilerek) yumruktan kurtulmak
slip f. not yazmak
slip f. (kütüphaneye iade sırasında) kitap kartını iade etmek
slip f. çamurlaştırmak
slip f. kızak haline getirmek
slip f. çamurla kaplamak
slip f. kombinezonla astarlamak
slip f. üstten okumak
slip f. üstünkörü çalışmak
slip f. dikkate almamak
slip f. yüzeysel okumak
slip f. takmamak
slip f. göz ucu ile bakmak
slip f. (düğümü) çözmek
slip f. (köpek, kuş) avı kovalaması için serbest bırakmak
slip f. (köpek, kuş) avın üzerine salmak
slip f. (av köpeklerini) ava çıkarmak
Teknik
slip i. fırın içi çökmesi
slip i. motor kayması
slip i. sekme
slip f. (kristal) belirli düzlem boyunca iç kaymaya uğramak
Tekstil
slip i. kadın iç gömleği
slip f. (tığa ip dolamadan) sık iğne yapmak
slip f. (tığa ip dolamadan) sık iğne yaparak dikmek
Havacılık
slip f. (aşırı eğim alan uçak) yana kaymak
Denizcilik
slip i. gemi kızağı
slip i. heyelan
slip i. iki uzun iskele arasındaki yanaşma yeri
slip i. inşaat kızağı
slip i. kızak
slip i. onarım kızağı
slip i. tersane veya marinalarda tekne ve gemilerin sudan çıkartılıp suya indirilebilecekleri suni eğim
slip i. üzerinde gemi inşa etmek üzere üretilmiş meyilli platform
slip i. gemiyi karaya çektikleri kızak
slip f. çapayı göndermek
slip f. çapayı suya indirmek
slip f. (çapadan) ayırmak
slip f. (çapa halatından) düşmek
Veterinerlik
slip f. (yavruyu) erken doğurmak
slip f. (yavrusunu) düşürmek
Mutfak
slip f. (domates) kabuğunu soymak
Botanik
slip f. (bitkiyi) küçük küçük kırpmak
slip f. (bitkiyi) küçük parçalara ayırmak
Spor
slip f. (rakip darbesinden kaçmak için) hızlıca yana kaymak
slip f. (rakip darbesinden kaçmak için) yana doğru hamle yapmak
slip f. (iniş yapan paraşütü) kaydırmak
Eski Kullanım
slip f. ihmal etmek
slip f. küçümsemek
slip f. önemsememek
slip f. tepeden bakmak

"slip" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 1 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
slip briefs i.

"slip" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
sales slip i. fiş
reverse slip fault i. ters atımlı fay
pillow slip i. yastık kılıfı
brick slip i. tuğla
slip road i. otoyola katılan veya otoyoldan ayrılan yol
slip of the tongue i. sürçü lisan
freudian slip i. dil sürçmesi ile bilinçaltındaki fikirleri açıklama
slip of the tongue i. dil sürçmesi
slip road i. tali yol
slip of the tongue i. gaf
sales slip i. kasa fişi
side slip i. savrulma
slip cover i. mobilya örtüsü
slip cover i. mobilya kumaşı
packing slip i. sevk irsaliyesi
card slip i. kart slipi
credit card slip i. kredi kartı slipi
half-slip i. kısa külot
slip-on i. geçme
slip-up i. sürçme
slip-up i. aksilik
slip of the tongue i. sürç-ü lisan
freudian slip i. konuşanın istemeyerek bilinçaltındaki düşüncelerini açıklaması
slip of the pen i. yazma hatası
half-slip i. jüpon
half-slip i. iç eteklik
pillow-slip i. yastık kılıfı
freudian slip of tongue i. freudyen dil sürçmesi
a freudian slip i. dil sürçmesi
slip of the hand i. elin kayması
non-slip mat i. kaymaz paspas
non-slip mat i. kaymaz altlık
slip slaps i. parmak arası terlik
service slip i. servis fişi
slip-up i. hata
slip-up i. falso
slip-up i. yanlış
non slip knot i. gemici bağı
non slip knot i. balıkçı bağı
tardy slip i. geç kağıdı
betting slip i. bahis kuponu
tent slip i. çadırın germe halatının gerginliğini ayarlamakta kullanılan cihaz
slip rail [australia/new zealand] i. (gerektiğinde yerinden çıkarılabilen) çit rayı
slip-on i. kazak
slip noose i. ilmek
slip-on i. kolayca giyilip çıkarılan kıyafet
slip noose i. ilmik
slip-on i. bağcıksız ayakkabı
slip-slop [south africa] i. kauçuk tabanlı parmak arası sandalet
slip-on i. bantsız eldiven
slip-on i. toparlayıcı kıyafet
slip [dialect] [uk] i. çocuk önlüğü
slip up i. gaf
slip [dialect] [uk] i. bebek önlüğü
slip up i. falso
slip up i. hata
slip-on i. şipşak kıyafet
slip tap i. (boy yükseltici) yarım ayakkabı tabanı
slip-on i. süveter
slip into f. giymek (giysiyi)
slip away f. sıvışıp gitmek
slip through one's fingers f. elinden kaçırmak
slip in f. karışmak
slip out f. dikkati çekmeden sessizce gitmek
let slip f. elinden kaçırmak (fırsat vb)
slip away f. savuşmak
slip into f. girmek
let (something) slip out f. ağzından kaçırmak
slip by f. akıp gitmek (zaman)
slip on f. geçirmek
let slip f. ağzından laf kaçırmak
slip up f. yanlış yapmak
slip up f. sürçmek
slip off f. çıkarmak (giysiyi)
slip up f. hata yapmak
slip off f. tüymek
give a slip f. atlatmak
slip away f. dikkati çekmeden sessizce gitmek
slip in f. bahsetmek
slip away f. süzülmek
slip up f. yanılmak
slip into f. kaçmak
give somebody the slip f. ekmek
slip away f. tüymek
slip out of f. sıvışmak
slip off f. çıkarmak
slip by f. akıp gitmek
slip into f. sokuvermek
slip by f. geçip gitmek
let slip f. ağzından kaçırmak
slip one's shoulder f. omzu çıkmak
slip on f. giymek
slip somebody something f. gizlice vermek
let slip f. kaçırmak
slip on f. giymek (giysiyi)
slip away f. sıvışmak
slip out of f. belli etmeden çıkmak
slip in f. dikkati çekmeden sessizce girmek
slip off f. kaçmak
slip by f. zaman akıp gitmek
slip back f. geriye doğru kaymak
slip into f. tutuşturmak
slip into f. sıkıştırmak
let something slip f. ağzından kaçırmak
slip in f. sürmek
give somebody the slip f. atlatmak
slip down from one's hands f. elinden kaymak
(a certain thing) slip one's mind f. akıldan çıkmak
(a certain thing) slip one's mind f. aklından çıkmak
(one's foot) slip f. ayağı kaymak
slip across the border f. yurt dışına çıkış yapmak
slip over the border f. yurt dışına çıkış yapmak
let a chance slip (by) f. fırsat tepmek
let slip f. salıvermek
slip into a mood of pessimism f. karamsarlığa kapılmak
slip into a mood of pessimism f. karamsarlığa düşmek
slip one's mind f. aklından uçup gitmek
slip past the notice of f. dikkatinden kaçmak
slip one's mind f. aklından gitmek
slip one's mind f. unutmak
slip one's mind f. hatırlayamamak
slip and fall f. kayıp düşmek
slip and break one’s neck f. kayıp boynunu kırmak
slip into a coma f. komaya girmek
slip out of one's pocket f. cebinden kayıp düşmek
pink-slip f. işten çıkardığını bildirmek
pink-slip f. işten kovmak
slip-sheet f. (kitapları) kaplama kağıdı ile korumak
slip up f. yıkılmak
slip-slop f. terlik sesi çıkararak yürümek
slip up f. düşmek
slip up f. devrilmek
slip [obsolete] f. (belirli bir süreyi) geçirmek
slip-sheet f. (basılı kağıtlar arasına) küçük not kağıtları eklemek
slip-slop f. terliklerini şaklatmak
slip-sheet f. (kitapları) kaplamak
mere slip of a (child) s. parmak kadar
slip-on s. kolayca giyilen
slip-slop s. dayanıksız
slip-on s. kemersiz
slip-slop s. iradesiz
slip-on s. giy-çık
slip-slop s. bir öyle bir böyle
slip-slop s. budala
slip-on s. giyilip çıkılan
slip-slop s. karaktersiz
slip-slop s. anlamsız
slip-on s. fermuarsız
slip-on s. düğmesiz
slip-slop s. tutarsız