go - Türkçe İngilizce Sözlük

go

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

go — Definition

Anlamı ve Tanımı:
gitmek, çalışmak
Okunuş (IPA):
(AmE /ɡoʊ/ – BrE /ɡəʊ/)
Terim Türü:
Düzensiz Fiil: go (goes – went/gone – going)
Hareket etmeyi, ilerlemeyi veya bir sistemin işleyişini anlatan temel fiildir; bağlama göre çok geniş anlam alanı taşır. Eski İngilizce gān kökeni, hareket fikrinin zamanla soyut süreçlere yayılmasını gösterir.
Eş Anlamlılar:
proceed, function
Zıt Anlamlılar:
stop

"go" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
go f. hareket etmek
My ruling, therefore, is to go with the rapporteur and rule against Amendment No 61.
Bu nedenle benim kararım, raportörle birlikte hareket etmek ve 61 No.lu Değişikliğe karşı çıkmaktır.

More Sentences
go f. gitmek
The back tire of the bicycle started to go from its side.
Bisikletin arka lastiği yan tarafından gitmeye başlamış.

More Sentences
Genel
go i. sefer
Why are small and medium-sized enterprises not demanding that we implement this directive in one go?
Küçük ve orta ölçekli işletmeler neden bu direktifi tek seferde uygulamamızı talep etmiyorlar?

More Sentences
go i. enerji
There is still plenty of go in this veteran racer.
Bu emektar yarışçıda hâlâ çok fazla enerji var.

More Sentences
go i. gayret
Go for it!
Haydi gayret!

More Sentences
go i. gitme
He went away somewhere for the weekend.
Hafta sonu için bir yere gitti.

More Sentences
go i. deneme
I can't pass this stage in the game.' 'Let me have a go.'
"Oyunun bu aşamasını geçemiyorum." "Dur ben bir deneyeyim."

More Sentences
go i. şans
You should pull a card as it's your go.
Bir kart çekmelisin çünkü bu senin şansın.

More Sentences
go f. durmak
He can't go without wine for even a day.
Bir gün bile şarapsız duramaz.

More Sentences
go f. ilerlemek
We are still not entirely convinced that that is going in the right direction.
Bunun doğru yönde ilerlediğine hala tam olarak ikna olmuş değiliz.

More Sentences
go f. yapılmak
More than two thirds of Turkey's exports went to the wider set of European countries.
Türkiye'nin ihracatının üçte ikisinden fazlası daha geniş bir Avrupa ülkesi grubuna yapılmıştır.

More Sentences
go f. kaldırılmak
The taxes on agricultural products need to go if they want to win the elections.
Seçimleri kazanmak istiyorlarsa tarım ürünleri üzerindeki vergilerin kaldırılması gerekiyor.

More Sentences
go f. gitmek
The back tire of the bicycle started to go from its side.
Bisikletin arka lastiği yan tarafından gitmeye başlamış.

More Sentences
go f. uçup gitmek (zaman)
Where did the time go?
Zaman nereye uçup gitti?

More Sentences
go f. tükenmek
But then all his energy just went out.
Ama sonra bütün enerjisi tükendi.

More Sentences
go f. olmak
Every argument between them goes like that.
Aralarındaki her tartışma böyle oluyor.

More Sentences
go f. çalışmak
None of the mechanics in the town got the engine going.
Kasabadaki hiçbir tamirci motoru çalıştıramadı.

More Sentences
go f. başlamak
The outdoors sirens went to warn the citizens against the flood.
Açık havada sirenler vatandaşları sele karşı uyarmak için çalmaya başladı.

More Sentences
go f. dayanmak
The friendship between man and dog has gone back thousands of years.
İnsanla köpek arasındaki dostluk binlerce yıl öncesine dayanıyor.

More Sentences
go f. göstermek (saat belirli bir zamanı)
My report would, I am sure, go some way to reassuring people.
Raporum eminim ki insanları rahatlatmak için bir yol gösterecektir.

More Sentences
go f. kaçmak
The chance is gone.
Fırsat kaçtı.

More Sentences
go f. ortadan kaldırılmak
Not thinking about a problem doesn't make it go away.
Bir sorun hakkında düşünmemek onu ortadan kaldırmaz.

More Sentences
go f. yok olmak
I wish my problems would all go away.
Keşke tüm sorunlarım yok olsa.

More Sentences
go f. sonuçlanmak
Depending on how the vote goes tomorrow, the outcome will be clear.
Oylamanın yarın nasıl sonuçlanacağına bağlı olarak sonuç da netleşecektir.

More Sentences
go f. koyulmak
And then we went looking for a justice of the peace.
Ondan sonra da bir sulh yargıcı aramaya koyulduk.

More Sentences
go f. ölmek
How do you say to a child that her mother is gone?
Bir çocuğa annesinin öldüğünü nasıl söylersin?

More Sentences
go f. kaybolmak
All the direction arrows on the walls have gone.
Duvarlardaki tüm yön okları kayboldu.

More Sentences
go f. uzanmak
It must be said that this history goes back a long way to 1997.
Bu geçmişin 1997'ye kadar uzandığı söylenmelidir.

More Sentences
go f. ayrılmak
We need a backup plan for our company if the manager goes.
Yöneticinin ayrılması durumunda şirketimiz için bir yedekleme planına ihtiyacımız var.

More Sentences
go f. uymak
We have to go by the rules.
Kurallara uymak zorundayız.

More Sentences
go f. işlemek
You'll feel a little cold as this anesthetic gel goes on.
Bu anestezik jel cilde işledikçe biraz üşüyeceksiniz.

More Sentences
go f. satılmak
The old television set went for 10 dollars.
Eski televizyon seti 10 dolara satıldı.

More Sentences
go f. düşmek
We went from 6 to 4 kilograms.
6 kilogramdan 4 kilograma düştük.

More Sentences
go f. geçmek
The main road goes through the city.
Ana yol şehrin içinden geçiyor.

More Sentences
go f. haline gelmek
Is 2018 the long-awaited year that virtual reality goes mainstream?
2018, sanal gerçekliğin ana akım haline geldiği uzun zamandır beklenen yıl mı?

More Sentences
go f. yayılmak
The rumor soon went about.
Söylenti kısa sürede yayıldı.

More Sentences
go f. girmek
The piston goes into the cylinder.
Piston silindire giriyor.

More Sentences
go f. götürmek
Where do you go with my stuff?
Eşyalarımı nereye götürüyorsun?

More Sentences
go f. gelişmek
This is all going more quickly than any of us thought.
Her şey düşündüğümüzden daha hızlı gelişiyor.

More Sentences
go f. devam etmek
When you find what works best for you, go with it.
Sizin için en iyi olanı bulduğunuzda, onunla devam edin.

More Sentences
go f. kalkmak
The last bus will go at 11 pm.
Son otobüs saat 11'de kalkacak.

More Sentences
go f. sığmak
We bought a roof rack as all the suitcases wouldn't go inside the boot.
Tüm valizler bagaja sığmadığı için bir portbagaj aldık.

More Sentences
go f. götürmek
Where do you go with my stuff?
Eşyalarımı nereye götürüyorsun?

More Sentences
go f. başvurmak
Your only remedy is to go to the law.
Tek çareniz hukuka başvurmak.

More Sentences
go i. moda
go i. tutulma
go i. müsaade
go i. teşebbüs
go i. kuvvet
go i. bardak
go i. gidiş
go i. sıra
go i. başarı
go i. güdü
go i. hamle
go i. girişim
go i. sınama
go i. hadise
go i. olay
go i. tesadüf
go i. fırsat
go i. hastalık nöbeti
go i. pazarlık
go i. ticaret
go i. maç
go i. yarışma
go i. devam etme izni
go i. oyun tahtasında oynana bir tür japon oyunu
go f. yürürlükten kaldırılmak
go f. gezinmek
go f. yükselmek
go f. fırlamak
go f. olmak (şiir/tekerleme vb'nin sözleri/müziğin nağmesi belirli bir biçimde)
go f. çıkarmak (belirli bir ses)
go f. sönmek
go f. aramak
go f. kesilmek
go f. azalmak
go f. bahse girmek
go f. geçmek (zaman/toplantı)
go f. yenilmek
go f. yutulmak
go f. yaraşmak
go f. kapak atmak
go f. incelemek
go f. zaman uçup gitmek
go f. işlemek (makine)
go f. sayılmak
go f. ulaşmak
go f. erişmek
go f. denmek
go f. tekrarlamak
go f. belirli bir durumda kalmak
go f. olmak (hayat/işler herhangi bir durumda)
go f. söylenmek
go f. yıkılmak
go f. sarmak
go f. iddiaya girmek
go f. devrolunmak
go f. kopmak
go f. kırılmak
go f. gidilmek
go f. köpeklerle ava çıkmak
go f. zihinsel süreç veya işlemle ilerlemek
go f. gecikmeden ilerlemek
go f. erişim sağlamak
go f. hamile olmak
go f. bırakılmak
go f. reddedilmek
go f. gücünü kaybetmek
go f. zayıflamak
go f. etkisini yitirmek
go f. genel olmak
go f. ortalama olmak
go f. standart olmak
go f. yarışma sonucu meydana gelmek
go f. olduğu ortaya çıkmak
go f. başarmak
go f. kendini hazırlamak
go f. kendini maruz bırakmak
go f. müracaat etmek
go f. tanınır hale gelmek
go f. yönlendirilmek
go f. düzenlenmek
go f. uyumlu hareket etmek
go f. uyarınca hareket etmek
go f. uygulanmaya başlanmak
go f. tahsis edilmek
go f. eşdeğer olmak
go f. lehine olmak
go f. hakkında olmak
go f. -e niyetli olmak
go f. (bir şeyi) beklemek
go f. (belirli noktaya kadar) sürdürmek
go f. değişmek
go s. faal
go s. serbest
go s. hazır
Irregular Verb
go f. went - gone
Konuşma
go expr. git
Teknik
go f. boyunca hareket etmek
Bilgisayar
go expr. git
Denizcilik
go i. tek seferlik yük içeren gemi
Spor
go f. (krikette) düşmek
go f. (krikette) maçtan alarak vuruş sırasını kaybettirmek
İskambil
go i. bir çeşit iskambil oyununda oyuncunun elinde kağıt kalmama durumu
go i. bir çeşit iskambil oyununda bir oyuncuyu 31 puana ulaştıran skor
Argo
go f. bağırsaklarını boşaltmak
go f. cavlağı çekmek
go f. cartayı çekmek

"go" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
go mad f. kudurmak
go down f. inmek
go to sleep f. yatmak
go out f. çıkmak
let oneself go f. coşmak
go out for a walk f. yürüyüşe çıkmak
go crazy f. çıldırmak
go mad f. çıldırmak
go to the toilet f. tuvalete gitmek
go to bed f. yatmak
go gray f. ağarmak
go worse f. kötüleşmek
go mad f. delirmek
go on f. devam etmek
go beyond f. aşmak
go bankrupt f. iflas etmek
go into f. girmek
go to sleep f. yatmaya gitmek
go to sleep f. uyumaya gitmek
go to sleep f. uyumak üzere uzanmak
go to bed f. yatmaya gitmek
go to bed f. yatağa yatmak
go to sleep f. yatağa yatmak
go to bed f. uyumak üzere uzanmak
go to bed f. uyumaya gitmek
go on a walk f. yürüyüşe çıkmak
go better f. iyiye gitmek
go crazy f. delirmek
go to sleep f. uyumak
Genel
making something go with i. yakıştırma
go off i. çalar saatin çalması
go cart i. çocuk arabası
load and go i. yükle ve yürüt
letting go i. salıverme
go in i. güneş veya ayın bulutla örtülmesi
go off i. yiyeceklerin bozulması
go getter i. becerikli kişi
go bad cop on someone i. kötü polis oyunu oynayarak bilgi alma taktiği
go (of pain) i. ağrının geçmesi
get-up-and-go i. enerji
go-off i. başlangıç
get-up-and-go i. itici güç
go-slow i. işi yavaşlatma
go-between i. aracı
go-getter i. gayretli ve tuttuğunu koparan kimse
go-getter i. kariyeri hızla yükselen kimse
go-getter i. tuttuğunu koparan kişi
go-slow i. işi yavaşlatma grevi
go-between i. arabulucu
go-between i. çöpçatan
go-cart i. oyuncak bebek arabası
go-kart i. küçük yarış arabası
go-off i. başlama
go-cart i. bebek arabası
go-cart i. yarış arabası
go-devil i. boru açıcısı
go-no-go i. git gitme
go-getter i. azimli kişi
go-kart i. çocuk arabası
go-kart i. gokart
the go-ahead i. izin
the go-ahead i. müsaade
merry-go-round i. atlıkarınca
sentry-go i. nöbet
no-go area i. yetkili olmayanların girmelerinin yasak olduğu alan
go-cart i. el arabası
go-cart i. çocuk arabası
go-cart i. sebzeci arabası
go-cart i. çekçek
go fish i. bir kağıt oyunu
pay-as-you-go phone i. kontörlü hat
permission to go abroad i. yurtdışına çıkış izni
permission to go abroad i. yurtdışı izni
permission to go abroad i. yurtdışına gidiş izni
go fish i. bir kart oyunu
go cup i. (içeceğini alıp götürebilmen için kullanılan) plastik bardak
to-go cup i. (içeceğini alıp götürebilmen için kullanılan) plastik bardak
go-cup i. (içeceğini alıp götürebilmen için kullanılan) plastik bardak
go-go-dancer i. striptizci
go-go-dancer i. aç aç dansçısı
go-fast boat i. sürat teknesi
go-between i. elçi
hide-and-go-seek i. saklambaç
the first person to go to space i. uzaya giden ilk kişi
the first person to go to space i. uzaya giden ilk insan
a-go-go i. gece klubü
go live i. canlıya geçiş
go-cart i. yürüteç
go-cart i. bebek yürüteci
go bag i. acil durum çantası
go bag i. deprem çantası
grab and go i. al ve götür
merry-go-round i. sonu bir yere varmayan koşturmaca
merry-go-round i. hareketli ve hızlı tur
merry-go-round i. fırıl fırıl dönme
merry-go-round i. sonu gelmeyen arayış
hide and go seek i. saklambaç oynama
go board i. go oyunu tahtası
go no-go i. karar anı
go-ahead i. devam etme izni
go game i. bir tür tahta oyunu
go-ahead i. (özellikle hawai ve kaliforniya'da) bir tür sandalet
go-by i. başından savma
go-between i. bağlantı linki
go-by i. görmezden gelme
go-ahead i. yeşil ışık
go-cart [us] i. at arabası
go-between i. simsar
go-about i. serseri
go-ahead i. enerjik kimse
go-ahead i. girişimken kimse
go-between i. tellal
go-ahead i. ruh
go-between i. köprü
go-about i. aylak kimse
go-ahead i. enerji
go-between i. farklı iki gruba ait kimse
go-ahead i. atılganlık
go no-go i. bileşenin çalışabilirlik durumu
go-between i. uzlaştırıcı
go no-go i. sistemin çalışabilirlik durumu
go-devil [us] i. aşırı derecede hızlı makine
go-devil i. işçi ve malzeme taşımak için kullanılan küçük araba
go-getting i. saldırganlık
go-getting i. girişkenlik
go-devil [us] i. çok etkili alet
go-devil i. çocuk kızağı
git-go i. en baş
git-go i. başlangıç
get-go i. başlangıç
get-go i. en baş
get-up-and-go i. cesaret
get-up-and-go i. girişimcilik ve kararlılık
go-round i. çatışmayla sonuçlanan hengameli buluşma
go-round i. sav
go-round i. tartışma
go-round i. argüman
go-round i. kararsız veya kaçamaklı tavır
go-see i. model seçiminde müşterinin modelle yüz yüze yaptığı iş mülakatı
go-getting spirit i. atılımcı ruh
go begging f. istenilmemek
go to great expense f. çok masrafa girmek
go on f. ilerlemek
go over f. muayene etmek
go to the toilet f. hacet görmek
go to sleep f. uyumak
go out f. eğlenmek için dışarı çıkıp insanlarla buluşmak
let something go by the board f. bir şeyden vazgeçmek
go counter to f. karşı olmak
go around with somebody f. peşinde dolaşmak