| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | date i. | zaman | ||
|
On what date did your last period start? En son ne zaman regl oldunuz? More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | date i. | randevu | ||
|
We are going to make a date to see my grandmother. Büyükannemi görmek için bir randevu ayarlayacağız. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | date i. | tarih | ||
|
I am not sure about the date, but I think it is October 1st. Tarih konusunda emin değilim ama sanırım 1 Ekim. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | date f. | (biriyle) çıkmak | ||
|
Did you hear? Liam and Fiona are dating again. Duydunuz mu? Liam ve Fiona tekrar çıkmaya başlamışlar. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | date f. | randevuya çıkmak | ||
| Genel | ||||
| Genel | date i. | flört | ||
|
May I get two tickets, one for me and one for my date? İki bilet alabilir miyim, bir tane kendim için bir tane de flörtüm için? More Sentences |
||||
| Genel | date i. | buluşma | ||
|
I am going to miss your party because I will be on a date that evening. Partinizi kaçıracağım çünkü o akşam bir buluşmam var. More Sentences |
||||
| Genel | date i. | gün | ||
|
Fadil was awaiting his court date. Fadıl mahkeme gününü bekliyordu. More Sentences |
||||
| Genel | date i. | hurma | ||
|
I like to eat a date with almonds. Hurmayı bademle beraber yemeyi severim. More Sentences |
||||
| Genel | date f. | ile flört etmek | ||
|
Have you told Tom that you used to date Mary? Mary ile flört ettiğini Tom'a söyledin mi? More Sentences |
||||
| Genel | date f. | flört etmek | ||
|
I don't date. Flört etmiyorum. More Sentences |
||||
| Genel | date f. | tarih atmak | ||
|
The magazine was dated 1926. Dergiye 1926 tarihi atılmış. More Sentences |
||||
| Genel | date f. | tarihlendirmek | ||
|
Trees are dated by examining the rings. Ağaçlar, halkaları incelenerek tarihlendirilir. More Sentences |
||||
| Genel | date f. | buluşmak | ||
|
Don't tell me you dated her? Bana onunla buluştuğunu söyleme? More Sentences |
||||
| Genel | date f. | ile çıkmak | ||
|
Tom has never gone on a date with Mary. Tom hiç Mary ile çıkmadı. More Sentences |
||||
| Genel | date f. | modası geçmek | ||
|
That trench coat seems dated. O trençkotun modası geçmiş gibi. More Sentences |
||||
| Genel | date f. | dayanmak (bir tarihe) | ||
|
I would remind you of the debate surrounding the non-food regulation dating back some five years. Yaklaşık beş yıl öncesine dayanan gıda dışı yönetmeliğe ilişkin tartışmaları hatırlatmak isterim. More Sentences |
||||
| Genel | date f. | yaşını belli etmek | ||
|
My favorite show is Friends. Does that date me? En sevdiğim dizi Friends. Bu benim yaşımı belli eder mi? More Sentences |
||||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | date i. | sevgili | ||
|
Tom is my date. Tom benim sevgilimdir. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | date i. | gün | ||
|
Fadil was awaiting his court date. Fadıl mahkeme gününü bekliyordu. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | date i. | tarih | ||
|
I am not sure about the date, but I think it is October 1st. Tarih konusunda emin değilim ama sanırım 1 Ekim. More Sentences |
||||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | date f. | tarih atmak | ||
|
The magazine was dated 1926. Dergiye 1926 tarihi atılmış. More Sentences |
||||
| Siyasal | ||||
| Siyasal | date i. | çağ | ||
|
This book is a little out of date. Bu kitap biraz çağ dışı. More Sentences |
||||
| Mutfak | ||||
| Mutfak | date i. | hurma | ||
|
I like to eat a date with almonds. Hurmayı bademle beraber yemeyi severim. More Sentences |
||||
| Botanik | ||||
| Botanik | date i. | hurma | ||
|
I like to eat a date with almonds. Hurmayı bademle beraber yemeyi severim. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | date i. | flört edilen kişi | ||
| Genel | date i. | çağdaş | ||
| Genel | date i. | vade | ||
| Genel | date i. | dönem | ||
| Genel | date i. | arabistanhurması | ||
| Genel | date i. | tarihlendirme | ||
| Genel | date i. | mühlet | ||
| Genel | date i. | günlemeç | ||
| Genel | date i. | kişinin doğum ve ölüm yılları | ||
| Genel | date f. | eski bir tarihten geliyor olmak | ||
| Genel | date f. | eskiden kalmak | ||
| Genel | date f. | tarih vermek | ||
| Genel | date f. | tarih koymak | ||
| Genel | date f. | eskimek | ||
| Genel | date f. | zamanını belirlemek | ||
| Genel | date f. | bayatlamak | ||
| Genel | date f. | tarihini belirlemek | ||
| Genel | date f. | tarihini saptamak | ||
| Genel | date f. | bir tarihe dayanmak | ||
| Genel | date f. | tarihi geçmek | ||
| Genel | date f. | çekiciliğini kaybetmek | ||
| Genel | date f. | yaşlanmak | ||
| Genel | date f. | yaşını göstermek | ||
| Genel | date f. | çıkmak | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | date i. | vade | ||
| Ticaret/Ekonomi | date f. | tarih koymak | ||
| Ticaret/Ekonomi | date f. | tarihlemek | ||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | date f. | tarih belirlemek | ||
| Botanik | ||||
| Botanik | date i. | tropikal bölgelerde yetiştirilen ince yapraklı ve hurma veren uzun bir ağaç | ||
| Botanik | date i. | abd'nin güneybatısına özgü bir palmiye | ||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | date i. | son verme | ||
| Eski Kullanım | date i. | son bulma | ||
| Eski Kullanım | date i. | sonlandırma | ||
| Eski Kullanım | date i. | sona erdirme | ||
| Eski Kullanım | date i. | bitirme | ||
| Argo | ||||
| Argo | date i. | kıç | ||