modern - Türkçe İngilizce Sözlük

modern

modern — Definition

Anlamı ve Tanımı:
modern, çağdaş
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈmɑːdərn/ – BrE /ˈmɒdən/)
Terim Türü:
Sıfat
Güncel döneme ait olanı niteleyen kelimedir. Latince modernus (“şimdiki zamana ait”) kökünden gelir. Sanat, mimari ve düşünce anlatılarında yenilik vurgusu taşır.
Eş Anlamlılar:
contemporary, current
Zıt Anlamlılar:
ancient

"modern" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 28 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
modern s. çağdaş
It is my personal wish that a realistic and modern proposal will be found through your negotiations.
Müzakereleriniz sonucunda gerçekçi ve çağdaş bir teklifin ortaya çıkması şahsi dileğimdir.

More Sentences
modern s. modern
Most traditions don't have a place in the modern world.
Çoğu geleneğin modern dünyada yeri yoktur.

More Sentences
Genel
modern s. bugünkü
Modern music contains lots of digital sounds.
Bugünkü müzik çok sayıda dijital ses içeriyor.

More Sentences
Bilgisayar
modern s. modern
Most traditions don't have a place in the modern world.
Çoğu geleneğin modern dünyada yeri yoktur.

More Sentences
Genel
modern i. çağcıl kimse
modern i. modern kimse
modern s. muasır
modern s. asri
modern s. yeni
modern s. çağcıl
Teknik
modern s. en yeni
Mimarlık
modern s. çağcıl
Baskı Teknikleri
modern i. giambattista bodoni'nin 18. yüzyıl tasarımlarına dayanıp eski stile zıt olan bir baskı tipi stili
Sosyal Bilimler
modern i. modern insan
modern i. şu an hayatta olan insan
modern i. günümüzde yaşayan insan
modern i. çağdaş insan
Dilbilim
modern s. yaşayan bir dile veya dil grubuna ait
modern s. yaşayan bir dil veya dil grubuyla ilgili
modern s. yaşayan (dil)
modern s. bir dilin gelişiminin en son aşamasındaki formuna ait
modern s. bir dilin gelişiminin en son aşamasındaki formuyla ilgili
Tarih
modern s. az veya çok uzak geçmişten günümüze uzanan bir döneme ilişkin
modern s. az veya çok uzak geçmişten günümüze uzanan bir döneme ait
modern s. az veya çok uzak geçmişten günümüze uzanan bir dönemin özelliğini taşıyan
Sanat
modern i. modern sanatla uğraşan kimse
modern i. modern sanat eserleri üreten kimse
modern s. geleneksel ifade biçimlerinden ve tekniklerden ayrılıp deneyselliğe, cesarete ve yaratıcı özgünlüğe vurgu yapan (sanatsal hareket veya üslup)

"modern" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 40 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
modern modern s.
Most traditions don't have a place in the modern world.
Çoğu geleneğin modern dünyada yeri yoktur.

More Sentences
modern contemporary s.
Genel
modern new s.
One shouldn't expect the elderly to adapt to a new lifestyle.
İnsanlar yaşlıların modern bir hayat tarzına adapte olmasını beklememeli.

More Sentences
modern advanced s.
There's a conviction that advanced rooms are cold and need character.
Modern odaların soğuk ve kişiliksiz olduğuna dair bir inanış var.

More Sentences
modern streamlined s.
It would also make for more effective, streamlined decision-making.
Aynı zamanda daha etkin ve modern bir karar alma süreci sağlayacaktır.

More Sentences
Bilgisayar
modern modern s.
Most traditions don't have a place in the modern world.
Çoğu geleneğin modern dünyada yeri yoktur.

More Sentences
Genel
modern hip s.
modern groovy s.
modern latter s.
modern neoteric s.
modern latterday s.
modern state of the art s.
modern up to date s.
modern mod s.
modern newfashioned s.
modern nonconventional s.
modern leading-edge s.
modern cutting-edge s.
modern latter-day s.
modern new-fashioned s.
modern present day s.
modern up-to-date s.
modern new-wave s.
modern contempo s.
modern contemporanean s.
modern forwardly s.
modern sleek s.
modern space-age s.
modern streamline s.
modern contemp (contemporary) kısalt.
modern contemp. (contemporary) kısalt.
Konuşma Dili
modern zeitgeisty s.
modern not your dad's expr.
modern not your daddy's expr.
Deyim
modern not your father's s.
modern new school s.
modern in the groove expr.
modern in tune with the times expr.
Havacılık
modern update i.
Argo
modern turned-on s.

"modern" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
modern kadın ticareti modern woman trade i.
modern kimse modern i.
modern diller modern languages i.
modern heykel modern sculpture i.
modern tarih modern history i.
modern dans modern dancing i.
modern güzel sanatlar modern arts i.
modern felsefesi modern philosophy i.
modern uygarlık modern civilization i.
modern estetik modern aesthetics i.
modern geometri modern geometry i.
modern bale modern ballet i.
modern edebiyat modern literature i.
modern askeri tarih modern military history i.
modern kadın ticareti global trafficking of women i.
modern sanat modern art i.
kabin veya koltuk taşıyabilen modern kayak teleferiklerine verilen isim chondola i.
modern resim modern painting i.
modern medeniyet modern civilization i.
modern dans modern dance i.
modern israil devletine ait veya onunla ilgili olan israeli i.
modern kamboçya'nın yerlisi khmer i.
modern ahlak modern ethics i.
modern mimari modern architecture i.
modern heykeltıraşlık modern sculpture i.
modern ispanyolca modern spanish i.
modern cadılık wicca i.
modern pazarlama modern marketing i.
modern ama yine de klişe olmuş yeni kelime buzzword i.
modern bilim modern science i.
post-modern toplum post industrial society i.
modern genetiğin bulgularıyla darwincilik neo-darwinism i.
modern eğitim modern education i.
modern çalışma modern study i.
modern toplumun sorunları challenges of modern society i.
modern çağ modern age i.
modern çağ modern era i.
modern yabancı dil modern foreign language i.
modern psikoloji modern psychology i.
modern dönemden sonraki döneme verilen ad postmodernism i.
geç modern dönem late modern period i.
erken modern dönem early modern period i.
modern bilimin doğuşu the birth of modern science i.
modern bilimin doğuşu the dawn of modern science i.
modern çizgi modern line i.
modern çizgi modern style i.
modern fabrika modern factory i.
modern şeyler modern things i.
(elektronik eşyalar gibi hayatı kolaylaştıran) modern kolaylıklar modern conveniences i.
modern sanat müzesi museum of modern art i.
havalı, modern revaçta mekan hip venue i.
modern elektronik çağı modern electronic age i.
modern şehir modern city i.
modern dansçı modern dancer i.
modern alim modern scholar i.
modern bilgin modern scholar i.
modern fenomen modern phenomenon i.
modern durum modern state i.
modern devlet modern state i.
doğasındaki özenli tarafı ortaya çıkararak, çocuk bakımı ve ev işlerinde eşit sorumluluk alan modern erkek new man i.
modern kölelik modern slavery i.
modern italya'da geniş bir malikane latifondo i.
modern cadılık inancında ve diğer birtakım dinlerde kişisel dönüşüme veya dışsal değişime sebep olduğu düşünülen faaliyet magick i.
(malezya'da) modern ilaçların yanında geleneksel otların da satıldığı fakat reçete edilmiş ilaçların tedarik edilemediği çin menşeli eczane medicine shop i.
kuzey iskoçya'daki klan üyeleri ve askerlerce giyilen tarihi kıyafetin resmi etkinliklerde giyilen modern versiyonu highland dress i.
modern olma hipness i.
modern kolaylık mod con i.
modern olan şey modernity i.
klasik baleden daha gayri resmi olan bir modern bale türü modern dance i.
(modern etkinliklerde ödül olarak verilen) büyük dekoratif kupa loving cup i.
modern bir roma arşını türü geometric pace i.
gramın onda birine eşit olan modern bir yunan ağırlık birimi obolus i.
(bale, modern dans veya caz dansında) ayakların birbirinden ayrı durduğu bir pozisyon open position i.
(bazı modern inançlarda) sihirli çember circle of being i.
peçiç oyununun modern bir versiyonu pachisi i.
modern bir roma arşın birimi pace i.
modern pagan pagan i.
antik hindistan'da oynanan masa oyununun modern versiyonu parchesi i.
modern kimse fellow i.
modern şey fellow i.
bir tür modern dans interpretative dancing i.
modern mızraklı süvari rejimini temsil eden flama penon i.
modern mızraklı süvari rejimini temsil eden flama pennon i.
modern sonrası kimse postmodern i.
yaklaşık 1 tona eşdeğer olan modern bir ağırlık birimi fodder i.
rafael öncesi resmini takip ettiğini öne süren modern bir sanat akımı preraphaelism i.
britanya'nın kültür ve eğitimini dünyaya yayma amaçlı kurulmuş bir konsey tarafından verilen modern bir onur ödülü freedom of the city i.
(modern cadılık uygulamalarında) çıplak olma sky clad i.
modern seyirci modern audience i.
modern izleyici modern audience i.
bir ayağın modern vezinde kullanımı substitution i.
modern sentez synthesis i.
modern evrimsel sentez synthesis i.
modern koşullar civilization i.
son derece modern ultramodern s.
sözümona modern modernistic s.
modern ötesi postmodern s.
daha modern more modern s.
daha modern more contemporary s.
modern zaman modern-day s.
çok modern ultramodern s.
modern olmayan old-fashioned s.
modern olmayan unmodern s.
modern olmayan not modern s.
modern insan ile ilgili neoanthropic s.
modern insana benzeyen neoanthropic s.
modern davranışlara karşı olan antimodern s.
modern olmayan uncontemporary s.
aşırı modern fangled s.
modern dönem öncesi premodern s.
ultra modern supermodern s.
çok modern tarzda (mobilya) high-tech s.
son derece modern up to the minute zf.
modern olarak contemporarily zf.
modern zamanlarda in modern times zf.
modern bir tarzda neoterically zf.
modern zamanlarda modernly zf.
modern bir şekilde modernly zf.
modern tarz mod N.
modern sonrası postmodern N.
1920’ler modern kadını flapper N.
Öbek Fiiller
birine/bir şeye modern bir görünüm kazandırmak jazz someone/something up f.
İfadeler
günümüz modern dünyasında in today's our modern world expr.
günümüzün modern dünyasında in today's our modern world expr.
Konuşma Dili
sadece dış görünüşü modern olan kimse mod poser i.
dışarıda modern görünen/modernlik taslayan kimse mod poser i.
sadece kıyafetleri modern olan kimse mod poser i.
modern pozlarına giren kimse mod poser i.
seri üretimden çıkmış gibi görünen, ayırt edici özellikleri bulunmayan ve yerel mimariyle uyumsuz olan büyük ve modern ev mcmansion i.
(elektronik eşyalar gibi hayatı kolaylaştıran) modern kolaylıklar mod cons i.
modern düşünmemek live in the past f.
güncellenmiş veya modern versiyon belirten ön ek nu- ök.
günümüz modern zamanlarında in this day and time expr.
Deyim
puta tapanların veya modern büyücülüğe inananların ayinlerinde kullandıkları eşyaları sakladıkları dolap broom closet i.
modern davranmak go with the times f.
modern davranmak go with the tide f.
modern olmak/olmaya çalışmak keep in step with the times f.
modern ve ileri all-dancing s.
konfor sağlayan modern eşyalı (with) all mod cons s.
modern kolaylıklarla dolu (with) all mod cons s.
günümüz modern zamanlarında in this day and age expr.
modern ve ileri all-singing expr.
en modern on the cutting edge expr.
en modern at the cutting edge expr.
en modern on the bleeding edge expr.
en modern on the leading edge expr.
modern (bir şey) (something) is not your dad's expr.
modern (bir şey) (something) is not your daddy's expr.
(modern zaman cadılığında) büyü çemberi oluşturma drawing down the moon expr.
Ticaret/Ekonomi
modern proje yönetimi modern project management i.