lost - Türkçe İngilizce Sözlük

lost

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

lost — Definition

Anlamı ve Tanımı:
kaybolmuş, yitirilmiş
Okunuş (IPA):
(AmE /lɔːst/ – BrE /lɒst/)
Terim Türü:
Sıfat
Yerini bilmemeyi ya da yönünü şaşırmış olmayı açıklayan sözcüktür. Lose fiilinin geçmiş zaman sıfatıdır. Fiziksel kayboluştan varoluşsal belirsizliğe kadar geniş bir mecazi alanı vardır.
Eş Anlamlılar:
missing, confused
Zıt Anlamlılar:
found, oriented

"lost" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 30 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
lost s. kayıp
He spent his morning searching for the lost keys.
Sabahı kayıp anahtarları arayarak geçirdi.

More Sentences
lost s. kaybolmuş
They were lost in the rainforest.
Yağmur ormanında kaybolmuşlardı.

More Sentences
Genel
lost i. lost (dizi)
The TV series Lost won two major awards.
Lost dizisi iki büyük ödül kazandı.

More Sentences
lost f. kaybetmek
Now, you must take back all that was lost.
Şimdi, kaybettiğiniz her şeyi geri almalısınız.

More Sentences
lost s. kaybolmuş
They were lost in the rainforest.
Yağmur ormanında kaybolmuşlardı.

More Sentences
lost s. dalgın
Tom looks a little lost.
Tom biraz dalgın görünüyor.

More Sentences
lost s. kaybedilmiş
Don't spend your energy moaning about the lost opportunities.
Kaybedilmiş fırsatlara sızlanarak enerjinizi boşa harcamayın.

More Sentences
lost s. düşünceye dalmış
Tom looked a little lost.
Tom biraz düşünceye dalmış gibi görünüyordu.

More Sentences
lost s. boşa gitmiş
A cough, a movement, anything will dissipate the energy flow and the effort will be lost.
Bir öksürük, bir hareket, herhangi bir şey enerji akışını dağıtacak ve çaba boşa gidecektir.

More Sentences
lost s. artık var olmayan
These bones are the only evidence of the existence of a lost species.
Bu kemikler, artık var olmayan bir türün varlığına dair tek kanıttır.

More Sentences
lost i. zayi
lost s. mahvolmuş
lost s. yitik
lost s. gaip
lost s. şaşırmış
lost s. kendini kaybetmiş
lost s. şaşkına dönmüş
lost s. amaçsız kalmış
lost s. artık görünmeyen
lost s. gözden yitmiş
lost s. heba olmuş
lost s. lanetlenmiş
lost s. başarılamaz
lost s. ulaşılmaz
lost s. beyhude
lost s. yitirilmiş
Hukuk
lost i. zayi
Bilgisayar
lost expr. kaybedildi
Spor
lost i. boşa giden atış
lost s. beş dakika içinde bulunamayan (golf topu)

"lost" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
get lost f. kaybolmak
Genel
lost profits damages i. mahrum kalınan kar
paradise lost i. yitik cennet
lost motion i. kayıp hareket
lost cause i. kaybedilmiş dava
lost cause i. ümitsiz dava
lost luggage i. kayıp bagaj
lost work i. kayıp iş
lost property i. kayıp eşya
lost property office i. kayıp eşya bürosu
lost cheque i. kayıp çek
lost ticket i. kayıp bilet
lost pet/item i. kayıp evcil hayvan/eşya
lost years i. kaybolan yıllar
time lost i. kaybedilen süre
lost document application i. belge kayıp dilekçesi
application for lost document i. belge kayıp dilekçesi
lost-head nail i. çok küçük başlı çivi
lost heat i. kayıp ısı
lost motion i. avara hareket
lost opportunity i. kaybolmuş fırsat
lost opportunity i. kaçan fırsat
lost soul i. kayıp ruh
lost race i. kayıp ırk
time lost i. kaybedilen zaman
lost tribes i. kayıp kabileler
lost property [uk] i. kayıp ve buluntu eşya bürosu
lost property [uk] i. kayıp eşya bürosu
lost-and-found (us) i. kayıp eşya bürosu
lost boys i. kayıp çocuklar
lost-and-found (us) i. kayıp ve buluntu eşya bürosu
lost-and-found office i. kayıp eşya bürosu
lost-and-found office i. kayıp ve buluntu eşya bürosu
long lost i. uzun süredir kayıp/ortalıkta görünmeyen
lost treasure i. kayıp hazine
lost tribe i. kayıp kabile
lost generation i. kayıp nesil
a long-lost relative i. uzun süredir görülmeyen akraba
lost sale i. kayıp satış
lost sale i. kaçan satış
lost princess i. kayıp prenses
lost and found box i. kayıp eşya kutusu
lost and found office i. kayıp ve bulunan eşya ofisi
lost articles (canada) i. kayıp ve bulunan eşya ofisi
lost and found (us) i. kayıp ve bulunan eşya ofisi
lost property (uk) i. kayıp ve bulunan eşya ofisi
feeling of being lost i. kaybolmuşluk duygusu
feeling of being lost i. kaybolma duygusu
sense of being lost i. kaybolma duygusu
sense of being lost i. kaybolmuşluk duygusu
lost friend i. kayıp arkadaş
long-lost son i. uzun süredir kayıp oğul
lost motion i. enerji veya zamanın verimsiz tüketimi
lost motion i. kötü yönetilmiş enerji ve zaman
lost property [uk] i. kayıp eşya bürosu
being lost i. yitiklik
lost land i. kayıp toprak
lost continent i. kayıp kıta
be lost in the confusion f. gürültüye gitmek
be lost on f. etkilememek
be lost f. tantuna gitmek
be lost in thought f. düşünceye dalmak
recover lost time f. kaybolan vakti telafi etmek
be lost suddenly f. aniden kaybolmak
be lost in amazement f. hayretler içinde kalmak
be lost in conversation f. lafa dalmak
get lost in the shuffle f. arada kaynamak
be lost f. ortadan kaybolmak
be lost f. araya gitmek
make up for lost time f. kaybedilen zamanı telafi etmek
be lost f. zayi olmak
become lost f. kaybolmak
be lost f. elden gitmek
have lost one's tongue f. dilini yutmak
got lost f. kaybetmek
cause something to be lost in the confusion f. gürültüye getirmek
be lost f. kaybettirmek
get lost f. yolunu kaybetmek
cause to be lost in the confusion f. gürültüye getirmek
be lost f. yitmek
get lost f. kaybolmak
get lost f. kaybetmek
be lost f. kaybolmak
be lost for words f. küçük dilini yutmak
be lost in thought f. dalıp gitmek
be lost from view f. gözden uzaklaşmak
be lost in thought f. dalgın olmak
be lost in thought f. düşünürken dalıp gitmek
be lost in thought f. dalmak
get lost in the ocean f. okyanusta kaybolmak
to recover lost time f. kaybedilen zamanı telafi etmek
be lost in the throng f. kalabalıkta kaybolmak
be lost at sea f. denizde kaybolmak
be lost in drugs f. kendini uyuşturucuya kaptırmak
cause to be lost f. kaybolmasına neden olmak
be lost in drugs f. uyuşturucuya düşmek
lost in s. dalmış
lost in s. dalıp gitmiş
lost in s. -e tamamen dalmış
lost in the mists of time s. tarihin derinliklerinde kaybolmuş/yok olmuş/yitmiş
lost-and-found s. kayıp eşyaya ait
lost-and-found s. kayıp eşya içeren
long-lost s. uzun süredir kayıp olan
long-lost s. uzun süredir görülmeyen
long-lost s. uzun süredir ortalıkta bulunmayan
long-lost s. uzun süredir bulunamayan
Öbek Fiiller
be lost without f. birinin yokluğunda kendini değersiz hissetmek
be lost without f. bir şeyin yokluğunda kendini rahatsız hissetmek
İfadeler
wish allah’s mercy upon those who lost their lives expr. ölenlere allah'tan rahmet dilemek
little love lost between (two people) expr. (karşılıklı) birbirini sevmeme
little love lost between (two people) expr. (karşılıklı) birbirine düşman kesilme
little love lost between (two people) expr. (karşılıklı) birbirine düşman gibi olma
little love lost between (two people) expr. (iki kişi) arasında sevginin zerresi bile kalmama/olmama
little love lost between (two people) expr. (karşılıklı) birbirinden nefret etme/hoşlanmama
little love lost between (two people) expr. (karşılıklı) birbirine düşman olma
not all those who wander, are lost expr. başıboş dolanan herkes kaybolmuş değildir
Atasözü
he who hesitates is lost tereddüt eden kaybeder
he who hesitates is lost akıllı köprü arayıncaya dek deli suyu geçer
tis better to have loved and lost than never to have loved at all sevip de yitirmiş olmak hiç sevmemiş olmaktan daha iyidir
for want of a nail the shoe was lost bir mıh bir nal kurtarır (bir nal bir at kurtarır)
for want of a horse the man was lost bir mıh bir nal kurtarır (bir nal bir at kurtarır)
for want of a shoe the horse was lost bir mıh bir nal kurtarır (bir nal bir at kurtarır)
it is better to have loved and lost than never to have lost at all sevip de kaybetmek hiç sevmemekten daha iyidir
it is better to have loved and lost than never to have loved at all sevip de kaybetmek sevmemiş olmaktan iyidir
it is better to have loved and lost than never to have loved at all sevip de kaybetmiş olmak hiç sevmemiş olmaktan iyidir
for want of a horse the man was lost bir çivi bir nal kurtarır
for want of a nail the shoe was lost bir çivi bir nal kurtarır
for want of a shoe the horse was lost bir nal bir at kurtarır
for want of a horse the man was lost bir nal bir at kurtarır
for want of a horse the man was lost bir mıh bir nal kurtarır
for want of a nail the shoe was lost bir mıh bir nal kurtarır
a good name is sooner lost than won itibarı/saygınlığı kaybetmek kazanmaktan kolaydır
a good name is sooner lost than won itibarı kazanmak zor, kaybetmek kolaydır
a good deed is never lost yapılan iyilik hiçbir zaman boşa gitmez
a good name is sooner lost than won itibar, kazanması zor kaybetmesi kolay bir zenginliktir
a good deed is never lost işlenen sevap boşa gitmez
a good name is sooner lost than won saygınlığı kazanmak zor, kaybetmek kolaydır
a good name is sooner lost than won itibarı kazanmak uzun kaybetmek kısa sürer
a good name is sooner lost than won itibar zor kazanılır kolay kaybedilir
for want of a horse the man was lost bir mıh bir nal kurtarır (bir nal bir at kurtarır)
for want of a shoe the horse was lost bir mıh bir nal kurtarır (bir nal bir at kurtarır)
for want of a shoe the horse was lost bir çivi bir nal kurtarır
for want of a horse the man was lost bir çivi bir nal kurtarır
Konuşma Dili
lost-and-found badge i. künye
lost-and-found badge i. askeri künye
lost and found i. kayıp eşya bürosu/alanı
lost and found i. kayıp ve buluntu eşya bürosu/alanı
lost and found i. kayıp ve bulunan eşya ofisi
lost and found i. kayıp eşya kutusu
be lost on f. fark edilmemek