| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | drop i. | düşüş | ||
|
There was a dramatic drop in temperatures throughout the country. Ülke genelinde sıcaklıklarda çarpıcı bir düşüş yaşandı. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | drop i. | düşme | ||
|
This phone can survive a 15-meter drop. Bu telefon 15 metreden düşmeye dayanıklıdır. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | drop i. | damla | ||
|
A drop of sweat ran down his forehead. Alnından bir damla ter aktı. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | drop f. | düşmek | ||
|
In recent years our number of miners has dropped from twenty-four thousand to around eight thousand. Son yıllarda madenci sayımız yirmi dört binden sekiz bin civarına düşmüştür. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | drop f. | düşürmek | ||
|
He accidentally dropped his phone and broke it. Yanlışlıkla telefonunu düşürüp kırmış. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | drop i. | azalma | ||
|
This has led to a drop in consumption by 31%. Bu da tüketimin %31 oranında azalmasına yol açmıştır. More Sentences |
||||
| Genel | drop i. | damla | ||
|
A drop of sweat ran down his forehead. Alnından bir damla ter aktı. More Sentences |
||||
| Genel | drop f. | indirmek | ||
|
Just drop me off on the corner of 5th and Broadway. Beni 5. Cadde ile Broadway'in köşesinde indir. More Sentences |
||||
| Genel | drop f. | vazgeçmek | ||
|
Our opinion was thus dropped at the time. Bu nedenle o zamanki görüşümüzden vazgeçtik. More Sentences |
||||
| Genel | drop f. | çıkarmak | ||
|
He asked that his name be dropped from the list. İsminin listeden çıkarılmasını istedi. More Sentences |
||||
| Genel | drop f. | alçaltmak | ||
|
He dropped his voice. O, sesini alçalttı. More Sentences |
||||
| Genel | drop f. | kesilmek | ||
|
Some network settings and behaviors might cause the wireless connection to drop. Bazı ağ ayarları ve davranışları kablosuz bağlantının kesilmesine neden olabilir. More Sentences |
||||
| Genel | drop f. | damlatmak | ||
|
She dropped lemon juice into her tea. O, çayına limon suyu damlattı. More Sentences |
||||
| Genel | drop f. | atmak | ||
|
Over the next three days, more than 3,900 tons of high-explosive bombs and incendiary devices are dropped on the city. Önümüzdeki üç gün içinde şehre 3.900 tondan fazla yüksek patlayıcı bomba ve yangın çıkarıcı cihaz atıldı. More Sentences |
||||
| Genel | drop f. | çıkmak | ||
|
The new album, Ghost Stories drops May 19. Yeni albüm Ghost Stories 19 Mayıs'ta çıkıyor. More Sentences |
||||
| Genel | drop f. | alçalmak | ||
|
The path dropped away into the lush woods. Yol yemyeşil ormana doğru alçalıyordu. More Sentences |
||||
| Genel | drop f. | düşürmek | ||
|
He accidentally dropped his phone and broke it. Yanlışlıkla telefonunu düşürüp kırmış. More Sentences |
||||
| Genel | drop f. | bırakmak | ||
|
It's been more than ten years, just drop it already! On yıldan fazla oldu, bırak artık şunu ya! More Sentences |
||||
| Genel | drop f. | damlamak | ||
|
Drop by drop, the lake fills. Damlaya damlaya göl olur. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | drop i. | azalma | ||
|
This has led to a drop in consumption by 31%. Bu da tüketimin %31 oranında azalmasına yol açmıştır. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | drop f. | azalmak | ||
|
The interest in real estate dropped sharply. Gayrimenkule olan ilgi hızla azaldı. More Sentences |
||||
| Gıda | ||||
| Gıda | drop i. | damla | ||
|
A drop of sweat ran down his forehead. Alnından bir damla ter aktı. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | drop i. | eksilme | ||
| Genel | drop i. | pano | ||
| Genel | drop i. | iniş | ||
| Genel | drop i. | az miktar | ||
| Genel | drop i. | pek az miktar | ||
| Genel | drop i. | pastil | ||
| Genel | drop i. | şeker | ||
| Genel | drop i. | katre | ||
| Genel | drop i. | bir yudum | ||
| Genel | drop i. | inme | ||
| Genel | drop i. | düşürme | ||
| Genel | drop i. | şut | ||
| Genel | drop i. | içki | ||
| Genel | drop i. | takas | ||
| Genel | drop i. | darağacı | ||
| Genel | drop i. | darağacında mahkumun üzerinde durduğu menteşeli platform | ||
| Genel | drop i. | ayaklı seyyar merdiven | ||
| Genel | drop i. | kullanışlı en küçük ölçü birimi | ||
| Genel | drop i. | sıvı damlasına benzer şey | ||
| Genel | drop i. | sallantılı takı | ||
| Genel | drop i. | takılarda sallantılı parça | ||
| Genel | drop i. | sallantılı küpe | ||
| Genel | drop i. | damla küpe | ||
| Genel | drop i. | ucunda sallantılı süs bulunan küpe | ||
| Genel | drop i. | amerika'nın erken koloni dönemine ait evlerde öne doğru çıkıntı yapan ikinci katın altındaki dikey kalasın ucu | ||
| Genel | drop i. | (hanedan armalarında) armut biçimli küçük motif | ||
| Genel | drop i. | yavrulama | ||
| Genel | drop i. | yavru | ||
| Genel | drop i. | denizcilikte bir derinlik ölçüsü | ||
| Genel | drop i. | yükseklikler arası fark | ||
| Genel | drop i. | bir şeyin alçalma mesafesi | ||
| Genel | drop i. | düşme mesafesi | ||
| Genel | drop i. | dik yamaç | ||
| Genel | drop i. | sarp yokuş | ||
| Genel | drop i. | içine bir şey atılması için bırakılmış açıklık | ||
| Genel | drop i. | içine bir şey atılan delik | ||
| Genel | drop i. | nesnenin içine bırakıldığı kutu | ||
| Genel | drop i. | döllenmemiş olup yere düşen ham meyve | ||
| Genel | drop i. | yere düşmüş hastalıklı ham meyve | ||
| Genel | drop i. | yere düşmüş sağlıklı ve olgun meyve | ||
| Genel | drop i. | kanala zarar vermeksizin fazla suyu daha düşük seviyeye tahliye edebilen açık su kanalı yapısı | ||
| Genel | drop i. | düşmanı silahla ateş altına alma avantajı | ||
| Genel | drop i. | rakibe karşı kazanılan üstünlük | ||
| Genel | drop f. | (arabadan) indirmek | ||
| Genel | drop f. | son vermek | ||
| Genel | drop f. | dalmak | ||
| Genel | drop f. | tutulmak | ||
| Genel | drop f. | salıvermek | ||
| Genel | drop f. | yavrulamak | ||
| Genel | drop f. | dokundurmak | ||
| Genel | drop f. | ilişkisini kesmek | ||
| Genel | drop f. | yıkılmak | ||
| Genel | drop f. | eksilmek | ||
| Genel | drop f. | görüşmemek | ||
| Genel | drop f. | kesmek | ||
| Genel | drop f. | çıkagelmek | ||
| Genel | drop f. | dirsek çevirmek | ||
| Genel | drop f. | serpmek | ||
| Genel | drop f. | ekmek | ||
| Genel | drop f. | söylemek | ||
| Genel | drop f. | alçalmak (ses) | ||
| Genel | drop f. | alçaltmak (sesi) | ||
| Genel | drop f. | öldürmek | ||
| Genel | drop f. | bitmek | ||
| Genel | drop f. | sarkmak | ||
| Genel | drop f. | (fiyat) kırmak | ||
| Genel | drop f. | bırakıp düşmek | ||
| Genel | drop zf. | hemen | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | drop i. | faiz oranının düşmesi | ||
| Ticaret/Ekonomi | drop i. | malların dağıtım veya nakil için getirildiği depo | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | drop i. | kum düşüğü | ||
| Teknik | drop i. | bileşik buhar makinesinde buhar basıncının düşmesi | ||
| Teknik | drop i. | voltaj düşmesi | ||
| Teknik | drop i. | mekanik bir aracın şaft ekseninin kelepçenin tabanına olan uzaklığı | ||
| Teknik | drop i. | saat pandülündeki serbest dişli tekerin paletlerden kurtulunca aldığı mesafe | ||
| Teknik | drop i. | kilidin anahtar deliğini kapatmaya yarayan hareketli plaka | ||
| Teknik | drop i. | serbest düşmeli tokmak | ||
| Teknik | drop i. | salma şahmerdan | ||
| Teknik | drop i. | delme presi | ||
| Teknik | drop i. | zımba presi | ||
| Teknik | drop i. | elektrikli uyarı cihazının devre kapalı olduğunda düşen kapağı | ||
| Teknik | drop i. | güç devresini veya telefon hattını direkten binaya uzatmak için kullanılan kablo grubu | ||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | drop f. | iptal etmek | ||
| Bilgisayar | drop expr. | bırak | ||
| Bilgisayar | drop expr. | düşür | ||
| Bilgisayar | drop expr. | iptal et | ||
| Mimarlık | ||||
| Mimarlık | drop i. | dor stili saçaklıklarda bir tür süsleme | ||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | drop i. | ani düşüş | ||
| Havacılık | ||||
| Havacılık | drop i. | atlama | ||
| Havacılık | drop i. | paraşütle iniş | ||
| Havacılık | drop i. | paraşütle aşağı bırakılan insanlar | ||
| Havacılık | drop i. | paraşütle aşağı bırakılan malzeme | ||
| Askeri | ||||
| Askeri | drop i. | (tüfek veya av çiftesinde) dipçiğin namlunun tepesindeki çizgiye olan mesafesi | ||
| Spor | ||||
| Spor | drop i. | düşürme vuruş | ||
| Beysbol | ||||
| Beysbol | drop i. | rotadan saparak sağlak atıcının uzağına düşen topun kavisi | ||
| Osmanlıca | ||||
| Osmanlıca | drop f. | sukut etmek | ||
| Argo | ||||
| Argo | drop i. | birine karşı sahip olunan avantaj/üstünlük | ||
| Argo | drop i. | az miktarda içki | ||
| Argo | drop i. | asit almak | ||
| Argo | drop i. | tek seferde içilen içki | ||
| Argo | drop i. | çalıntı malların saklanıp dağıtıldığı mekan | ||
| Argo | drop f. | haplanmak | ||
| Argo | drop f. | birini bırakmak | ||
| Argo | drop f. | arkadaşlığını sonlandırmak | ||
| Argo | drop f. | arkadaşlık ilişkisini kesmek | ||
| Argo | drop f. | yumrukla yere düşürmek | ||
| Argo | drop f. | yumrukla yere sermek | ||
| Argo | drop f. | birini öldürmek | ||
| Argo | drop f. | işini bitirmek | ||
| Argo | drop f. | birini öldürmek | ||
| Argo | drop f. | işini bitirmek | ||
| Argo | drop f. | birini temizlemek | ||
| Argo | drop f. | polisin eline düşmek | ||
| Argo | drop f. | tutuklanmak | ||
| Argo | drop f. | polis tarafından yakalanmak | ||
| Argo | drop f. | yakayı ele vermek | ||
| Argo | drop f. | enselenmek | ||
| Argo | drop f. | paket olmak | ||
| Argo | drop f. | az miktarda içki | ||
| Argo | drop f. | hap atmak | ||
| Argo | drop f. | uyuşturucu almak | ||
| Argo | drop f. | (silahla vurup) indirmek | ||
| Argo | drop f. | kodese düşmek | ||
| Argo | drop f. | tek atışlık içki | ||
| Argo | drop f. | satılacak uyuşturucunun alınması için bırakıldığı nokta | ||
| Argo | drop f. | lsd çakmak | ||
| Argo | drop f. | vurup indirmek | ||
| İngiliz Argosu | ||||
| İngiliz Argosu | drop f. | (hap vb) atmak | ||