drop - Turco Inglés Diccionario
Historia

drop

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Significados de "drop" en diccionario turco inglés : 78 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
drop v. düşmek
drop v. düşürmek
drop n. düşüş
drop n. düşme
drop n. damla
General
drop v. indirmek
drop v. yavrulamak
drop v. tutulmak
drop v. bitmek
drop v. yıkılmak
drop v. ekmek
drop v. söylemek
drop v. serpmek
drop v. atmak
drop v. düşürmek
drop v. öldürmek
drop v. alçaltmak
drop v. dirsek çevirmek
drop v. çıkagelmek
drop v. alçaltmak (sesi)
drop v. eksilmek
drop v. bırakmak
drop v. dokundurmak
drop v. son vermek
drop v. salıvermek
drop v. çıkmak
drop v. damlatmak
drop v. görüşmemek
drop v. alçalmak (ses)
drop v. dalmak
drop v. alçalmak
drop v. (arabadan) indirmek
drop v. kesmek
drop v. vazgeçmek
drop v. ilişkisini kesmek
drop v. çıkarmak
drop v. kesilmek
drop v. damlamak
drop v. sarkmak
drop v. (fiyat) kırmak
drop v. bırakıp düşmek
drop n. şeker
drop n. katre
drop n. pek az miktar
drop n. eksilme
drop n. iniş
drop n. azalma
drop n. pastil
drop n. bir yudum
drop n. az miktar
drop n. pano
drop n. damla
drop n. inme
drop n. şut
drop n. düşürme
drop n. içki
drop n. takas
drop n. darağacı
drop n. darağacında mahkumun üzerinde durduğu menteşeli platform
drop n. ayaklı seyyar merdiven
drop adv. hemen
Slang
drop haplanmak
drop uyuşturucu madde kullanmak/almak
drop hap (tablet) kullanmak/atmak/yutmak/içmek/almak
Trade/Economic
drop faiz oranının düşmesi
drop azalma
drop azalmak
Technical
drop kum düşüğü
Computer
drop bırakmak fare
drop düşür
drop iptal etmek
drop bırak
drop iptal et
Automotive
drop ani düşüş
Aeronautic
drop atlama
Food Engineering
drop damla
Ottoman Turkish
drop sukut etmek
British Slang
drop (hap vb) atmak

Significados de "drop" con otros términos en diccionario inglés turco: 500 resultado(s)

Inglés Turco
General
drop around v. damlamak
drop a clanger v. gaf yapmak
drop off v. uyumak
drop off v. dalmak
drop by v. geçerken uğramak
drop across v. karşılaşmak
drop off v. boşaltmak
drop asleep v. uyuyakalmak
drop out of v. çıkmak
drop a clanger v. pot kırmak
drop off v. vefat etmek
drop around v. ziyaret etmek
drop a brick v. baltayı taşa vurmak
drop out v. bırakmak
drop a hint v. imada bulunmak
drop a brick v. pot kırmak
drop in on v. uğramak
drop off v. azalmak
drop out v. kaydını sildirmek
drop somebody completely v. defterden silmek
drop off v. içi geçmek
drop into a habit v. alışkanlık edinmek
drop the reins v. vazgeçmek
drop in at v. uğramak
drop off v. eksilmek
drop a line v. iki satır yazıvermek
drop in v. damlamak
drop by v. şöyle bir uğramak
drop down v. yıkılmak
drop out v. okulu bırakmak
drop in v. habersiz uğramak
drop off v. araçtan indirmek
take a drop too much v. içkiyi fazla kaçırmak
drop a curtsey v. reverans yapmak
drop anchor v. demir atmak
drop in v. uğramak
drop over v. ziyaret etmek
drop out v. çıkmak
drop over v. istendiği zaman ziyaret etmek
drop a brick v. pot kurmak
(blood pressure) drop v. tansiyonu düşmek
drop off v. uyuklamak
drop anchor v. demirlemek
drop a brick v. çam devirmek
drop line v. pusula göndermek
drop in v. çat kapı ziyaret etmek
drop out v. ayrılmak
drop off v. düşmek
drop behind v. geride kalmak
drop in v. ziyaret etmek
drop a bomb v. bomba atmak
drop dead v. düşüp ölmek
drop behind v. geri kalmak
drop back v. gerilemek
drop a curtsy v. reverans yapmak
drop off v. azaltmak
drop in v. bırakmak
drop down v. düşmek
drop off v. indirmek
drop a hint v. dokundurmak
drop out v. bırakmak (okulu)
drop a line v. pusula göndermek
drop out v. okula devam etmemek
drop behind v. gerilemek
drop off v. düşme göstermek
drop away v. seviyenin düşmesi
drop by v. uğramak
drop by v. habersiz uğramak
drop in on v. ziyaret etmek
drop off v. gerilemek
have a drop too much v. içkiyi fazla kaçırmak
drop around v. uğramak
drop off v. inmek
drop in a faint v. serilmek
drop away v. azalmak
drop out v. ayrılmak (üyelikten)
drop asleep v. uykuya dalmak
drop off v. uykuya dalmak
drop leaves v. yaprak dökmek
drop off passenger v. yolcu indirmek
drop off a passenger v. yolcu indirmek
drop down from one's hands v. elinden düşürmek
drop below v. altına inmek
drop load v. yük boşaltmak
drop down below a certain level v. belli bir seviyenin altına düşmek
drop below v. altına düşmek
drop one's load v. yük boşaltmak
drop into the water v. suya düşürmek
drop the load v. yükü indirmek
drop load v. yük dökmek
drop the subject v. konuyu kapatmak
(the sun) drop v. güneş batmak
drop one's head v. başını eğmek
drop one's head v. başını öne eğmek
drop trousers v. pantolon çıkarmak
drop a kiss v. öpücük kondurmak
drop like a bombshell v. bomba gibi düşmek
drop something out of use (word etc.) v. kullanımdan kaldırmak
drop out of the sky v. gökten düşmek
drop litter v. çöp atmak
air drop v. paraşütle atmak
air drop v. havadan atmak
(one's price) drop v. fiyatı düşmek
drop off v. düşüş yaşamak
drop off v. düşme yaşamak
drop off v. çok azalmak
drop off v. düşüş göstermek
drop out v. vazgeçmek
drop over v. uğramak
drop round v. uğramak
drop off v. damlamak
drop back v. geride kalmak
air-drop v. havadan atmak
name-drop v. konuşmasında veya yazısında ünlü isimlerden bahsedip kendine paye çıkarmak
drop into someone's lap v. şans ile başarmak
drop into someone's lap v. (fırsat vb) ayağına gelmek
drop by v. yolu düşmek
price to drop v. fiyat düşmek
drop innuendos v. laf sokuşturmak
drop innuendos v. laf sokmak
drop innuendos v. dokundurmak
drop by unexpectedly v. çat kapı gelmek
drop in unexpectedly v. çat kapı gelmek
drop in on v. bir yere uğramak
begin to drop into the low 20s v. sıcaklık 20 derecelere (22-23) düşmeye başlamak
drop one’s book v. kitabını düşürmek
drop somebody off to hotel v. otele bırakmak
drop somebody off to the airport v. havaalanına bırakmak
drop somebody home v. eve bırakmak
drop out of school v. okuldan ayrılmak
drop out v. okuldan ayrılmak
drop the ball v. topu düşürmek
drop something to the floor v. bir şeyi yere düşürmek
drop to below zero v. sıfırın altına düşmek
drop open v. bilinçsizce/gayri ihtiyari açmak
drop one's obsession with v. (birine/bir şeye olan/karşı) saplantısından vazgeçmek/kurtulmak
remove/drop/eliminate something from inventory v. stoktan düşürmek
drop in the toilet v. tuvalete düşürmek
drop out of one's pocket v. cebinden düşmek
drop out v. yenilgiyi kabul etmek
false drop n. sahte bilgi
drop of n. damlası
drop valve n. ters supap
peppermint drop n. naneşekeri
a drop of water n. bir damla su
drop stamp n. karaman
drop leaf table n. açılır kapanır kanatları olan masa
drop arm n. pitman kolu
a drop in prices n. fiyatlarda düşüş
a drop of water n. su damlası
drop of blood n. kan damlası
vertical drop n. dikey düşüş
drop arch n. basık kemer
drop cap n. büyük harf
false drop n. hatalı bilgi
cough drop n. öksürük pastili
back drop n. temel
drop earrings n. küpe
drop arch n. basık sivri kemer
drop off zone n. yolcu indirme yeri
a drop in the bucket n. devede kulak
sharp drop n. keskin düşüş
drop cloth n. mobilya örtüsü
high school drop out n. lise terk
college drop out n. üniversite terk
university drop out n. üniversite terk
air drop n. havanın düşmesi
drop table n. açılır kapanır masa
drop-out n. yitim
drop-off n. düşme
drop-off n. dik iniş
drop-off n. azalma
drop-time n. damla süresi
pearl drop n. inci tanesi
dead drop n. mesaj ve çeşitli dokümanların değiş-tokuş edildiği gizli yer
drop-off and pick-up area n. yolcu indirme/bindirme alanı
drop earrings n. damla küpe
half-drop-match n. yarım (soter) raport
drop-off n. yamaç
dew drop n. çiy damlacığı
drop-off address n. teslimat adresi
drop in sales n. satışlardaki düşüş
sheer drop n. dik yamaç
a drop of paint n. bir damla boya
parent drop-off n. çocuğu okula ebeveyinlerinin bırakması
drop earrings n. mengeç
precipitous drop n. hızlı düşüş
tear drop n. gözyaşı
a drop of adj. bir damla
at the drop of a hat adv. işaret verilince
at the drop of a hat adv. tereddütsüz
drop by drop adv. damla damla
at the drop of a hat adv. hemen istekle
even if just a drop adv. biraz da olsa
even if just a drop adv. az da olsa
Phrasals
drop off v. ölmek
drop through v. suya düşmek
drop through v. boşa çıkmak
drop off v. nalları dikmek
drop through v. başarısız olmak
drop behind gerisine düşmek
drop below (bir şeyin) altına düşmek
drop below (bir şeyin) altına inmek
drop away düşmek
drop up (some place) (kuzeyde/daha yüksek bir yerde) bir yeri ziyaret etmek
drop off içi geçmek
drop off uyuyakalmak
drop off teslim etmek
drop off vermek
drop off bırakmak
drop out of okulu bırakmak
Phrases
turn on tune in drop out lsd kullanımını özendiren bir slogan
Proverb
every drop matters her damla önemlidir
Colloquial
drop the f-bomb v. f (fuck) bombası bırakmak
drop the f-bomb v. olmayacak yer veya zamanda "fuck" demek
drop the f-bomb v. ağzından küfür kaçırmak
drop the f-bomb v. istemsizce siktir demek
drop the f-bomb v. ağzından küfür çıkmak
drop the l-bomb v. l (i love you) bombası bırakmak
drop the l-bomb v. beklenmedik bir şekilde seni seviyorum demek
drop the l-bomb v. ansızın seni seviyorum demek
drop the l-bomb v. vakitsizce seni seviyorum demek
at the drop of a hat ha deyince
at the drop of a hat derhal
at the drop of a hat hemen
drop dead tahtalıköyü boylamak
drop one's eyes bakışlarını yere indirmek
drop one's eyes gözlerini yere indirmek
drop one's eyes gözlerini aşağı indirmek
drop a hint üstü kapalı ima etmek
at the drop of a hat bayıla bayıla
at the drop of a hat hemencecik
at the drop of a hat çabucak ve isteyerek
at the drop of a hat hemen ve seve seve
so quiet you could hear a pin drop yaprak düşse duyulur
so still you could hear a pin drop yaprak düşse duyulur
so still you could hear a pin drop iğne atsan duyulur
so quiet you could hear a pin drop iğne atsan duyulur
drop-dead göz kamaştırıcı
drop-dead date son mühlet
drop dead defol!
drop-dead date son teslim tarihi
drop-dead date son gün
drop-dead date sürenin bitiş tarihi
drop dead aniden ölmek
drop dead kaybol!
drop-dead göz alıcı
fit to drop düşecek kadar yorgun
drop a line birkaç satır yazmak
drop the subject! kapat şu konuyu artık!
ready to drop düşecek kadar yorgun
fit to drop bitap düşmüş
drop it! kapat şu konuyu artık!
ready to drop bitap düşmüş
drop everything işini gücünü bırakmak
drop everything! her şeyi bırak!
(blood pressure) drop precipitously (kan basıncı) hızla düşmek
drop everything o anda yapmakta olduğu ya da yapacağı şey(ler)i bırakmak
drop a size bir beden incelmek
drop a size or two bir iki beden incelmek
drop it boşver
drop one’s daughter off at the piano lesson kızını piyano dersine götürmek
drop the gun on the floor silahını yere bırak
drop the gun on the floor silahını yere at
make the drop teslimatı yapmak
drop dead gorgeous ilk bakışta insanı çok etkileyen kimse veya şey
drop a lot of money çok para kaybetmek
mic drop son noktayı koyma
Idioms
drop off the map v. piyasadan kaybolmak
drop off the map v. popülerliğini yitirmek
drop off the map v. popülerliğini kaybetmek
drop something like a hot brick v. (artık sevmediği bir kişiyle) derhal ilişkiyi kesmek
drop something like a hot brick v. birdenbire ilişkiyi kesmek
drop something like a hot brick v. aniden ilişkiyi sonlandırmak
drop something like a hot brick v. birdenbire bağları koparmak
drop something like a hot brick v. başından atmak
drop something like a hot brick v. bir projeyi sonlandırmak
drop something like a hot brick v. bir projeyi rafa kaldırmak
drop (one's) bundle [australia/new zealand] v. umutsuzluğa/ümitsizliğe düşmek
drop (one's) bundle [australia/new zealand] v. umutsuzluğa/ümitsizliğe kapılmak
drop (one's) bundle [australia/new zealand] v. kaygılanmak
drop (one's) bundle [australia/new zealand] v. kaygıya kapılmak
drop (one's) bundle [australia/new zealand] v. kontrolü/kendini bırakmak
drop (one's) bundle [australia/new zealand] v. panik yapmak
drop (one's) bundle [australia/new zealand] v. asılmamak
drop your bundle [australia/new zealand] v. umutsuzluğa/ümitsizliğe düşmek
drop your bundle [australia/new zealand] v. umutsuzluğa/ümitsizliğe kapılmak
drop your bundle [australia/new zealand] v. kaygılanmak
drop your bundle [australia/new zealand] v. kaygıya kapılmak
drop your bundle [australia/new zealand] v. kontrolü/kendini bırakmak
drop your bundle [australia/new zealand] v. panik yapmak
drop your bundle [australia/new zealand] v. asılmamak
drop off arabayla bırakmak
a drop in a bucket devede kulak
drop a brick çam devirmek
a drop in the bucket devede kulak
a drop in the ocean devede kulak
drop a brick pot kırmak
at the drop of a hat derhal
at the drop of a hat ha deyince
at the drop of a hat palas pandıras
drop a bombshell bombayı patlatmak
drop in the bucket devede kulak
drop the ball pot kırmak
drop someone a few lines birine iki satır yazmak
drop like flies patır patır ölmek
drop in the ocean devede kulak
drop someone a line birine iki satır yazmak
drop dead küt diye gitmek
hear a pin drop sinek uçsa duymak
drop like a hot potato bağları koparmak
drop a hint çıtlatmak
drop like a hot coal bağları koparmak
drop a brick baltayı taşa vurmak
drop like a hot potato başından savmak
drop like a hot potato başından atmak
drop someone a line iki satır yazmak
drop dead ölmek
drop dead öbür dünyayı boylamak
drop dead ruhunu teslim etmek
drop a brick gaf yapmak
drop by the wayside havlu atmak
drop by the wayside yenilgiyi kabul etmek
drop a line mektup yazmak
drop like a hot potato bir arkadaşlığı birdenbire kesmek
drop a line iki satır karalamak
drop like a hot potato çabucak kurtulmak
drop like a hot potato paçayı kurtarmak
drop the pilot değerli bir işçiyi işten atmak
wait for the other shoe to drop kötü birşeyin olmasını beklemek
fight to the last drop of blood kanının son damlasına kadar savaşmak
drop the ball çuvallamak
drop the ball başarısız olmak
drop in one's tracks aniden ölmek
drop in one's tracks birden ölmek
drop off the radar gündemden düşmek
drop somebody's radar dikkatinden kaçmak
drop off the radar dikkatinden kaçmak
drop somebody's radar önemini kaybetmek
drop off the radar önemini kaybetmek
drop somebody's radar gündemden düşmek
drop the idea fikirden vazgeçmek
drop one's drawers pantolonunu indirmek
a drop in the bucket çok düşük ve önemsiz miktar
drop a bomb bombayı patlatmak
drop a brick bombayı patlatmak
drop a bundle çok para ödemek
drop a bundle bir servet ödemek
drop back to earth ayakları yere basmak
drop back to earth gerçeklerle yüzleşmek
drop back to earth gerçekleri kabul etmek
drop something like a hot potato (artık sevmediği bir kişiyle) derhal ilişkiyi kesmek
drop something like a hot brick (artık sevmediği bir kişiyle) derhal ilişkiyi kesmek
bottom drop out en dibe vurmak
drop something like a potato hemen rafa kaldırmak
drop something like a hot brick hemen rafa kaldırmak
drop a clanger pot kırmak
drop like flies sinek gibi kırılmak
drop like flies telef olmak
drop a bundle on something bir servet ödemek
drop beneath the radar gözden kaçmak
drop out of sight gözden kaybolmak
drop one's teeth ağzı açık kalmak
drop beneath the radar dikkatlerden kaçmak
drop one's teeth şaşırıp kalmak
drop beneath the radar ihmal edilmek
drop off the map esamesi okunmamak
not to touch a drop bir damla bile içmemek
drop beneath somebody's radar dikkat edilmemek
drop beneath somebody's radar ihmal edilmek
a drop in the ocean okyanusta bir damla
not to touch a drop ağzına içki koymamak
drop beneath the radar gözünden kaçmak
not to touch a drop bir damla dahi içmemek
drop off the map gözünden kaçmak
drop out of sight sırra kadem basmak
drop off the map dikkatlerden kaçmak
drop one's guard süngüsünü düşürmek
drop one's guard gardını indirmek
drop one's guard gardı düşmek
drop one's guard gardını düşürmek
get the drop on erken davranmak
drop off the map gözden kaçmak
drop in the bucket okyanusta bir damla
drop beneath somebody's radar gözden kaçmak
drop someone a note birisine not/mektup yazmak
drop beneath somebody's radar gözünden kaçmak
drop off the map dikkat edilmemek
drop one's guard süngüsü düşmek
wait for the other shoe to drop bir sonraki kötü şeyi beklemek
drop off the map ihmal edilmek
drop beneath the radar dikkat edilmemek
drop beneath somebody's radar dikkatlerden kaçmak
drop names ünlü insanların isimlerini kendi arkadaşıymış gibi zikretmek
drop off the map unutulmak
drop beneath the radar unutulmak
drop someone's name ünlü insanların isimlerini kendi arkadaşıymış gibi zikretmek
drop in one's tracks yığılıp kalmak
drop beneath somebody's radar unutulmak
drop off the map ününü/popülerliğini yitirmek
drop names ünlü insanların ismini sanki kendi arkadaşıymış gibi vermek
drop someone's name ünlü insanların ismini sanki kendi arkadaşıymış gibi vermek
drop beneath the/somebody's radar dikkatinden kaçmak
drop by the wayside yarıda bırakmak
drop beneath the/somebody's radar gündeminde olmamak
drop by the wayside (yürüyüşü) tamamlayamamak
drop into one's lap (şans/fırsat/servet vb) ayağına gelmek
drop the other shoe son adımı atmak
drop the other shoe bir adım daha atmak
drop a bundle on something cebinden çok para çıkmak
drop one's jaw çok şaşırmak
drop one's jaw ağzı bir karış açık kalmak
fit/ready to drop yorgunluktan düştü düşecek (olmak)
drop through the cracks unutulup gitmek
let something drop üstelememek
let something drop üzerine varmamak
fall/drop/go/slip through the cracks arada kaynamak
drop in someone's lap (fırsat vb) ayağına gelmek
until/till someone drop çok yorulana dek
until/till someone drop adım atacak halimiz kalmayana kadar
until/till someone drop yürüyecek halimiz kalmayana kadar
drop off to sleep uykuya dalmak
drop off to sleep küt diye uyumak
drop the mask maskesi düşmek
drop one's mask maskesi düşmek
a quick drop and a sudden stop asılarak veya yüksek bir yerden düşerek ölme
drop the act rol yapmayı bırak
be ready to drop çok yorulmak
ready to drop çok yorgun
let something drop ağzından kaçırmak
drop/lower/let down your guard gardını düşürmek
drop/lower/let down your guard artık kendini riskte hissetmemek
Speaking
drop that gun at silahını
can you drop by tonight? bu gece bize uğrar mısın?
you could hear a pin drop iğne atsan sesi duyulur
can we just drop the subject now artık bu konuyu kapatsak
can we just drop this artık bu konuyu kapatsak
can we just drop the subject now bu konuyu kapatsak
can we just drop this bu konuyu artık kapatsak
can we just drop the subject now bu konuyu artık kapatsak
can we just drop this bu konuyu kapatsak
can we just drop this bu konuyu kapatsak artık
can we just drop the subject now bu konuyu kapatsak artık
can we drop this bu konuyu kapatibilir miyiz artık
can we drop this artık bu konuyu kapatabilir miyiz
can we drop this bu konuyu kapatabilir miyiz
you could hear a pin drop çok sessiz
you could hear a pin drop iğne düşse duyulur
you could hear a pin drop iğne atsan duyulur
we're glad you could drop by geldiğinize çok memnun olduk
I'm glad you could drop by geldiğinize çok memnun oldum
you could have heard a pin drop yaprak düşse duyulur
you could have heard a pin drop iğne atsan duyulur
we're glad you could drop by gelebilmene sevindik
i'm glad you could drop by gelebilmene sevindim
we're glad you could drop by geldiğin için teşekkür ederiz
i'm glad you could drop by geldiğine sevindim
we're glad you could drop by geldiğine sevindik
i'm glad you could drop by geldiğin için teşekkür ederim
i'm glad you could drop by uğradığına sevindim
drop in sometime yine uğra
we're glad you could drop by uğradığın için teşekkür ederiz
i'm glad you could drop by uğradığın için teşekkür ederim
we're glad you could drop by uğradığına sevindik
i want you to drop this case bu davayı bırakmanı istiyorum
drop me off here beni burada bırakın
it's time to drop the fairytales peri masallarını bırakıp gitme zamanı
did you drop this on purpose? bunu bilerek mi düşürdün?
i'll drop you seni bırakırım
drop your guns atın silahlarınızı
drop whatever you're doing her ne ile uğraşıyorsan bırak
did you drop something? bir şey mi düşürdün?
can you drop me at the shopping mall? beni alışveriş merkezinde bırakabilir misiniz?
i'd drop by uğrayacaktım
you mustn't drop litter çöplerini atma
Slang
drop a bop v. hap atmak
drop a bop v. pıt atmak
drop (one's) cookies V. kusmak
drop (one's) cookies V. (yediklerini) çıkarmak
drop of a hat bir çırpıda
drop off yorgunluktan bitkin düşmek
drop off uyuyup kalmak
drop off çöküp kalmak
drop off bitip tükenmek
no matter how much you shake or dance, the last drop ends up on your pants ne kadar sallarsan salla dona düşer son damla
drop dead mortu çekmek
drop-dead gorgeous hayranlık uyandırıcı
drop-dead gorgeous çok güzel
drop a dime on someone birisini ele vermek
drop a dime on someone birisini ispiyonlamak
pick things up drop things off getir götür işleri
drop dead mortoyu çekmek
boyfriend drop bir kızın kendisine asılan erkeğe erkek arkadaşım var demesi
drop a dime bir mahkumu ispiyonlamak
drop acid lsd takılmak
drop acid lsd kullanmak
shop 'til you drop düşüp bayılana kadar alışveriş
dead drop Zula
drop it low dans ederken kalça dışa doğru görünecek şekilde çömelmek
drop one kaçırmak (bağırsak gazı)