atmak - Turco Inglés Diccionario

atmak

Significados de "atmak" en diccionario inglés turco : 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
atmak throw v.
Boys, stop throwing rocks at each other!
Çocuklar, birbirinize taş atmayı kesin!

More Sentences
atmak throw away v.
To look the other way is to throw away our own rights and our claim to call ourselves civilised.
Bunu görmezden gelmek, kendi haklarımızı ve kendimize medeni deme iddiamızı bir kenara atmak demektir.

More Sentences
atmak cast v.
We sat on the beach, casting stones into the water.
Sahilde oturmuş, suya taş atıyorduk.

More Sentences
atmak toss v.
The children were tossing flowers towards the bride.
Çocuklar geline çiçekler atıyorlardı.

More Sentences
General
atmak hurl v.
The counterforce precipitated to hurl Molotov cocktails at the soldiers.
Karşı taraf ise askerlere molotof kokteyli atmaya başladı.

More Sentences
atmak put in v.
The things that I put in the trash can aren't useful anymore.
Çöpe attıklarım artık işe yaramayacak şeyler.

More Sentences
atmak sling v.
Jimmy was slung into jail for stealing a purse.
Jimmy çanta çaldığı için hapse atıldı.

More Sentences
atmak pass v.
Turkey must stop passing the buck to the EU and trying to exert pressure.
Türkiye sorumluluğu AB'ye atmaktan ve baskı kurmaya çalışmaktan vazgeçmelidir.

More Sentences
atmak put v.
Please, put your signature on the dotted line.
Lütfen noktalı yere imzanızı atın.

More Sentences
atmak fling v.
Sienna flung herself at her father's lap.
Sienna kendini babasının kucağına attı.

More Sentences
atmak pitch v.
Tom pitched a curveball.
Tom bir falsolu top attı.

More Sentences
atmak throw into v.
A hand grenade was also thrown into the Jewish cemetery.
Yahudi mezarlığına da bir el bombası atıldı.

More Sentences
atmak pelt v.
Some of the students also pelted stones at police.
Bazı öğrenciler de polise taş attı.

More Sentences
atmak send v.
Will you send me a private message?
Bana özel mesaj atar mısın?

More Sentences
atmak beat v.
A donor should, in most cases, be brain-dead, but their heart must still be beating.
Bir donörün çoğu durumda beyin ölümü gerçekleşmiş olmalı, ancak kalbi hala atıyor olmalıdır.

More Sentences
atmak lie v.
In particular, it would make sense to set up an investment agency that could lay the financial foundations for this.
Özellikle de bunun mali temellerini atabilecek bir yatırım ajansının kurulması mantıklı olacaktır.

More Sentences
atmak cashier v.
He was cashiered from the army for stealing a rifle.
Tüfek çaldığı için ordudan atıldı.

More Sentences
atmak drop v.
Over the next three days, more than 3,900 tons of high-explosive bombs and incendiary devices are dropped on the city.
Önümüzdeki üç gün içinde şehre 3.900 tondan fazla yüksek patlayıcı bomba ve yangın çıkarıcı cihaz atıldı.

More Sentences
atmak chuck v.
Helen chucked her wedding ring onto the table angrily.
Helen, evlilik yüzüğünü öfkeyle masaya attı.

More Sentences
atmak blow v.
Teachers should occasionally let their students blow off some steam.
Öğretmenler bazen öğrencilerinin stres atmasına izin vermeliler.

More Sentences
atmak expel v.
The gas was expelled out of the container.
Gaz konteynerden dışarı atıldı.

More Sentences
atmak dump v.
Kristen always dumps her purse and jacket on the floor.
Kristen her zaman çantasını ve ceketini yere atıyor.

More Sentences
atmak throw v.
Boys, stop throwing rocks at each other!
Çocuklar, birbirinize taş atmayı kesin!

More Sentences
atmak discard v.
Five cards are dealt to the player, and the player is given the opportunity to hold or discard any of the cards.
Oyuncuya beş kart dağıtılır ve oyuncuya kartlardan herhangi birini tutma veya atma fırsatı verilir.

More Sentences
atmak throw off v.
The forces of the slave multiplied, and he threw off his chains.
Kölenin güçleri çoğaldı ve zincirlerini attı.

More Sentences
Phrasals
atmak push out v.
Steve Jobs got pushed out of his own company.
Steve Jobs kendi şirketinden atıldı.

More Sentences
atmak cast out v.
At night, your body repairs itself and casts out all the toxins in the body.
Geceleri vücudunuz kendini onarır ve vücuttaki tüm toksinleri dışarı atar.

More Sentences
atmak dispose of v.
You can dispose of this window if you like.
İsterseniz bu pencereyi atabilirsiniz.

More Sentences
Colloquial
atmak chuck v.
Helen chucked her wedding ring onto the table angrily.
Helen, evlilik yüzüğünü öfkeyle masaya attı.

More Sentences
atmak let off v.
Tom needs to let off some steam.
Tom'un biraz stres atmaya ihtiyacı var.

More Sentences
Computer
atmak discard v.
Five cards are dealt to the player, and the player is given the opportunity to hold or discard any of the cards.
Oyuncuya beş kart dağıtılır ve oyuncuya kartlardan herhangi birini tutma veya atma fırsatı verilir.

More Sentences
Informatics
atmak discard v.
Five cards are dealt to the player, and the player is given the opportunity to hold or discard any of the cards.
Oyuncuya beş kart dağıtılır ve oyuncuya kartlardan herhangi birini tutma veya atma fırsatı verilir.

More Sentences
Aeronautic
atmak purge v.
The dictator purged them of their homeland.
Diktatör onları anavatanlarından atmıştı.

More Sentences
Medical
atmak discard v.
Five cards are dealt to the player, and the player is given the opportunity to hold or discard any of the cards.
Oyuncuya beş kart dağıtılır ve oyuncuya kartlardan herhangi birini tutma veya atma fırsatı verilir.

More Sentences
atmak excrete v.
Some animals can't excrete sweat through their skin.
Bazı hayvanlar deri yoluyla ter atamazlar.

More Sentences
Military
atmak fling v.
Sienna flung herself at her father's lap.
Sienna kendini babasının kucağına attı.

More Sentences
General
atmak deliver v.
atmak fuze v.
atmak reject v.
atmak tell lies v.
atmak catapult v.
atmak shoot out v.
atmak draw the longbow v.
atmak uncork v.
atmak tell a fib v.
atmak boast v.
atmak fetch v.
atmak rodomontade v.
atmak pulsate v.
atmak dispose v.
atmak ejaculate v.
atmak junk v.
atmak loose off v.
atmak inflict v.
atmak elbow out v.
atmak order off v.
atmak void v.
atmak discharge v.
atmak doff v.
atmak exsect v.
atmak shy v.
atmak crow v.
atmak swagger v.
atmak make up v.
atmak scutch v.
atmak cast off v.
atmak fling out v.
atmak eliminate v.
atmak scrap v.
atmak precipitate v.
atmak dart v.
atmak heave v.
atmak fire v.
atmak fling away v.
atmak loose v.
atmak invent v.
atmak chuck away v.
atmak dash v.
atmak let fly v.
atmak sack v.
atmak give a kick v.
atmak cast away v.
atmak project v.
atmak fuse v.
atmak emit v.
atmak pulse v.
atmak dismiss v.
atmak insert v.
atmak chuck out v.
atmak excise v.
atmak exclude v.
atmak impute v.
atmak elbow somebody out v.
atmak eject v.
atmak blue-pencil v.
atmak leave out v.
atmak fling something away v.
atmak poss v.
atmak abstrude v.
atmak adject v.
atmak thraw [dialect] v.
atmak jaculate v.
atmak jowl [obsolete] v.
atmak biff [australia] v.
atmak wing v.
atmak hen [dialect] v.
atmak huck v.
atmak yend v.
Phrasals
atmak cast by v.
atmak hurl around v.
atmak pitch something out v.
atmak chuck out v.
atmak chuck out of v.
atmak throw something away v.
atmak cast aside v.
atmak drop out v.
atmak drop out v.
atmak subtract from (something) v.
atmak toss out v.
atmak deal out v.
atmak deal out of v.
atmak dump out v.
atmak fire out v.
Colloquial
atmak deep six v.
atmak glop v.
atmak kick off v.
atmak pitch it v.
Idioms
atmak be whistling in the wind v.
atmak flash at v.
atmak let fly with v.
atmak talk out of the back of (one's) head v.
Trade/Economic
atmak launch v.
Law
atmak dispose v.
Technical
atmak scutch v.
atmak precipitate out v.
Aeronautic
atmak remove v.
atmak pop out v.
atmak jerk v.
Marine Biology
atmak shoot v.
Military
atmak deliver v.
Baseball
atmak twirl v.
Latin
atmak jactus v.
Slang
atmak dump it v.
atmak piff adj.
British Slang
atmak bung v.
atmak bin v.
atmak hoy v.
atmak lob v.
atmak bin off v.
atmak cob v.

Significados de "atmak" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
atmak (çıkarmak gibi) discard v.
tekme atmak kick v.
kazık atmak rip off v.
çimdik atmak nip v.
tehlikeye atmak endanger v.
göz atmak glance v.
fiske atmak flip v.
hapse atmak imprison v.
çığlık atmak shriek v.
çığlık atmak scream v.
imza atmak sign v.
dayak atmak beat v.
demir atmak anchor v.
General
atın biniciyi üzerinden atmak için hareket etmesi estrapade n.
sapan (taş atmak için) sling n.
yay (ok atmak için) bow n.
meyve veya sebzenin iki ucundaki sert kısımlarını kesip atmak (yeşil fasulye vs) top and tail n.
mızrak veya dart atmak için kullanılan alet throwing-board n.
mızrak veya dart atmak için kullanılan alet throwing-stick n.
bir tür kumar oyununda madeni paraları havaya atmak için kullanılan küçük bir tahta kip [australia] n.
avustralya aborjinleri'nin mızrak veya dart atmak için kullandığı çentikli sopa womera n.
zar atmak için kullanılan küçük kap dice cup n.
kör atmak (oyun) flash n.
içindekileri dışarı atmak için karın kaslarını germe push n.
şaplak atmak slap n.
çığlık atmak exclaim v.
zar atmak dice v.
işten atmak give the sack v.
dışarı atmak expel v.
el atmak lay hands on v.
düğüm atmak knot v.
tokat atmak slap in the face v.
tokat atmak box somebody's ears v.
düzensizce atmak clutter v.
üzerine atmak father v.
göz atmak flick through v.
çamur atmak throw mud at v.
çağrı atmak ring v.
yumruk atmak soak v.
yerinden atmak dislodge v.
şaplak atmak slap v.
çığlık atmak cry out v.
(bakış) atmak flash v.
üç buçuk atmak get scared out of one's wits v.
dayak atmak lay in v.
ortaya atmak bring something up v.
çalım atmak beat v.
ortaya atmak put something forward v.
benzi atmak blench v.
dayak atmak baste v.
hendeğe atmak ditch v.
üzerinden atmak throw off v.
yanlamasına taklalar atmak turn a cartwheel v.
madik atmak chisel somebody out of something v.
hızla atmak fling v.
silah atmak fire v.
nabız gibi atmak throb v.
taş atmak allude to v.
ortaya atmak raise v.
imza atmak put signature to v.
dayak atmak lay into v.
kalbi atmak heart beat v.
işten atmak disemploy v.
içine atmak repress v.
çöpe atmak cast away v.
çamur atmak sling mud at v.
erken tarih atmak predate v.
bir göz atmak cast a glance v.
dayak atmak lam v.
ilmik atmak make a loop v.
göz atmak dip v.
ateşe atmak throw into the fire v.
kafasından atmak banish v.
suçu birinin üstüne atmak shift the blame onto v.
tekme atmak give a kick v.
dayak atmak hide v.
çöp atmak throw away v.
çamur atmak denigrate v.
nahoş kahkaha atmak guffaw v.
törenle temel atmak break ground v.
hapse atmak jail v.
yüksekten atmak hector v.
çıkarıp atmak fling off v.
oybirliği ile atmak pip v.
namına imza atmak (başka birinin) sign for v.
çığlık atmak shriek out v.
dışarı atmak ejaculate v.
kabahati birinin üstüne atmak shift the blame v.
gol atmak kick a goal v.
sopa atmak cudgel v.
suçu başkasının üzerine atmak pass the buck v.
şaplak atmak give a smack v.
dayak atmak clobber v.
göz atmak run an eye over v.
pençe atmak paw v.
rengi atmak decolorize v.
üstüne atmak lay at one's door v.
kazık atmak humbug v.
kahkaha atmak cachinnate v.
madik atmak cheat v.
hapse atmak gaol v.
dışarı atmak shoot out v.
üzerine atmak arrogate v.
göz atmak scan v.
hızla atmak pant v.
hallaç pamuğu gibi atmak put to rout v.
dayak atmak curry v.
tekme atmak kick in v.
palavra atmak palaver v.
üzerine atmak charge v.
göz atmak glance over v.
havaya atmak sky v.
ilk adımı atmak take the first step v.
rengi atmak fade away v.
içeri atmak put somebody in jail v.
mancınıkla atmak catapult v.
ortaya (bir soru) atmak pose v.
bacak bacak üstüne atmak cross one's legs v.
doğru adımlar atmak take the right steps v.
benzi atmak grow pale v.
çığlık atmak screech v.
zarf atmak fly a kite v.
kestirip atmak dogmatise v.
tüfek atmak fire a rifle v.
işten atmak dismiss v.
şafak atmak break v.
yazı tura atmak toss a coin v.
kafadan atmak concoct v.
kapak atmak win through v.
perende atmak turn v.
dayak atmak (çocuğa) paddle v.
üstünden atmak put off v.
safra atmak jettison v.
çığlık atmak hoop v.
parasını sokağa atmak throw one's money away v.
hapse atmak send up v.
ilk adımı atmak take the initiative v.
aşık atmak compete v.
tekme atmak boot v.
göz atmak give an eye to v.
iftira atmak slander v.
bir yerden çıkarken deftere imza atmak sign out v.
hapse atmak pull in v.
kapak atmak make one's getaway v.
vücudu bir şeyi atmak get something out of one's system v.
fırça atmak come down on v.
sırtından atmak (at) toss v.
taş atmak pelt v.
nabız gibi atmak pulse v.
göz atmak glance at v.