Turco - Inglés
Turco - Inglés
Alemán - Inglés
Francés - Inglés
Español - Inglés
Inglés Sinónimo
Turco - Inglés Frases
Traducción
Eliminar anuncios
Iniciar sesión / Registrarse
Apagar las luces
English
English
Türkçe
Français
Español
Deutsch
Traducción
Sinónimo
Frases
Herramientas
Recursos
Sobre nosotros
Contacto
Iniciar sesión / Registrarse
EN-TR
Turco - Inglés
Alemán - Inglés
Español - Inglés
Francés - Inglés
Inglés Sinónimo
Turco - Inglés Frases
Turco - Inglés
Francés - Inglés
Español - Inglés
Alemán - Inglés
Ocultar la historia
Historia detallada
Eliminar
Historia :
support rib
mony
pecuniary loss
infumable
fixed transmitter
padding liquor
frequency of operation
composite synchronization signal
bold letter
close procurements
engine tunnel
call something up
hide
dally with
construction licence
auditory brainstem response
small ranch
load profile
initial download
authorised charge
barcada
observed probability
bright nebula
commodity trading
basic unit
flash
Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau
Historia
Frases
flash
— Definition
Significado:
ani ışık
,
parlamak
Pronunciación (IPA):
(AmE /flæʃ/ – BrE /flæʃ/)
Categoría gramatical:
İsim: flash (flashes); Fiil: flash (flashes – flashed – flashing)
Sinónimo:
blink
,
burst
Antónimos:
linger
Significados de
"flash"
en diccionario turco inglés : 137 resultado(s)
Categoría
Inglés
Turco
Common Usage
1
Common Usage
flash
n.
parlama
The car passed by in a
flash
of white.
Araba, ardında bir ışık
parlaması
bırakarak geçti.
More Sentences
2
Common Usage
flash
n.
ışıltı
The
flash
was reflected in the bottle.
Işıltı
şişede yansıdı.
More Sentences
3
Common Usage
flash
n.
flaş
There is no need to use the
flash
as it is luminous enough.
Yeterince aydınlık olduğu için
flaş
kullanmaya gerek yok.
More Sentences
4
Common Usage
flash
n.
ani ışık
5
Common Usage
flash
v.
ışık tutmak
General
6
General
flash
n.
şimşek
The
flash
of lightning precedes the sound of thunder.
Şimşeğin
ışığı gök gürültüsünün sesinden önce gelir.
More Sentences
7
General
flash
n.
cep feneri
We communicate by using
flashes.
Cep feneri
kullanarak iletişim kuruyoruz.
More Sentences
8
General
flash
n.
parıltı
The object flew away to the south, giving out
flashes
of light.
Cisim ışık
parıltıları
saçarak güneye doğru uçtu.
More Sentences
9
General
flash
n.
gösteri
Create quality prints or
Flash
and PDF slideshows.
Kaliteli baskılar veya Flash ve PDF slayt
gösterileri
oluşturun.
More Sentences
10
General
flash
v.
şimşek çakmak
The
flash
of lightning precedes the sound of thunder.
Şimşek çakması
gök gürültüsü sesinden önce gelir.
More Sentences
11
General
flash
v.
teşhircilik yapmak
The pervert
flashed
his organ to us.
Sapık cinsel organıyla bize
teşhircilik yaptı.
More Sentences
12
General
flash
v.
yakmak
Did you
flash
your lights?
Işıklarını
yaktın
mı?
More Sentences
13
General
flash
v.
bir an için göstermek
The police
flashed
her gun.
Polis memuresi
bir an için
silahını
gösterdi.
More Sentences
14
General
flash
v.
büyük bir hızla geçmek
The time
flashed
past at the holiday resort.
Tatil beldesinde zaman
büyük bir hızla geçti.
More Sentences
15
General
flash
v.
parlamak
The light bulb
flashed.
Ampul
parladı.
More Sentences
16
General
flash
v.
yanıp sönmek
This
flashes
on my screen about 50 times a day.
Bu, ekranımda günde yaklaşık 50 kez
yanıp sönüyor.
More Sentences
17
General
flash
v.
göndermek
The news was being
flashed
across the country to the radio stations.
Haberler ülkenin dört bir yanındaki radyo istasyonlarına
gönderiliyordu.
More Sentences
18
General
flash
adj.
ani
Dozens of people have died in
flash
floods triggered by torrential rain.
Sağanak yağmurun tetiklediği
ani
sellerde düzinelerce insan öldü.
More Sentences
19
General
flash
adj.
şık
She was looking
flash
at the last night's party.
Dün geceki partide çok
şık
görünüyordu.
More Sentences
20
General
flash
adj.
ucuz, iddialı ve zevksiz
The boss came to the resort with an expansive
flash
car.
Patron tatil köyüne
ucuz, iddialı ve zevksiz
dev bir araba ile geldi.
More Sentences
Technical
21
Technical
flash
n.
ışıltı
The
flash
was reflected in the bottle.
Işıltı
şişede yansıdı.
More Sentences
22
Technical
flash
v.
flaş etmek
You will also get instructions on how to
flash
your phone from this website.
Ayrıca bu web sitesinden telefonunuzu nasıl
flaş edeceğinize
dair talimatlar alacaksınız.
More Sentences
Slang
23
Slang
flash
v.
teşhircilik yapmak
The pervert
flashed
his organ to us.
Sapık cinsel organıyla bize
teşhircilik yaptı.
More Sentences
General
24
General
flash
n.
şule
25
General
flash
n.
kısa fakat önemli bir haber
26
General
flash
n.
teşhir
27
General
flash
n.
ani bir parıldama
28
General
flash
n.
yıldırım
29
General
flash
n.
yıldırım haber
30
General
flash
n.
çarpıcı çekim
31
General
flash
n.
an
32
General
flash
n.
ışıldama
33
General
flash
n.
çakış
34
General
flash
n.
ani alev
35
General
flash
n.
(uyuşturucu etkisi ile) mest olma
36
General
flash
n.
(uyuşturucu etkisi ile) kendinden geçme
37
General
flash
n.
kör atmak (oyun)
38
General
flash
n.
bayrakla yapılan işaret verme hareketi
39
General
flash
n.
(zeka) ani patlama
40
General
flash
n.
anlık ve ani görüntü
41
General
flash
n.
ilgiyi üstüne çeken şey
42
General
flash
n.
fark edilen kimse
43
General
flash
n.
üstün sporcu
44
General
flash
n.
(adobe) flash
45
General
flash
n.
hızlı bakış
46
General
flash
n.
rütbe (arması)
47
General
flash
n.
(temizlik maddesi markası) flash
48
General
flash
n.
şöyle bir bakma
49
General
flash
v.
yakıp söndürmek (işaret vermek için ışıkları)
50
General
flash
v.
aydınlatmak
51
General
flash
v.
balkımak
52
General
flash
v.
çakmak (şimşek)
53
General
flash
v.
çakmak
54
General
flash
v.
görünüp hızla kaybolmak
55
General
flash
v.
akla gelmek
56
General
flash
v.
frikik vermek
57
General
flash
v.
böbürlenmek
58
General
flash
v.
parıldamak
59
General
flash
v.
yıldızı parlamak
60
General
flash
v.
(bakış) atmak
61
General
flash
v.
ışıldamak
62
General
flash
v.
birden parlamak
63
General
flash
v.
çok hızlı hareket etmek
64
General
flash
v.
(telgraf/radyo mesajı) yollamak
65
General
flash
v.
şimşek gibi çakmak
66
General
flash
v.
sürekli yanmak (ışık)
67
General
flash
v.
(akış veya gelgit suyu) hızla akmak
68
General
flash
v.
(akış veya gelgit suyu) şakırdamak
69
General
flash
v.
(top) ateşleme sırasında alev çıkarmak
70
General
flash
v.
aniden başka bir moda girmek
71
General
flash
v.
parlak şekilde veya aralıklı olarak ışık yansıtmak
72
General
flash
v.
(gözler) tutku ve canlılıkla parlamak
73
General
flash
v.
(gözler) ışık saçmak
74
General
flash
v.
(suyu) sıçratmak
75
General
flash
v.
ani su akışı ile kanalı doldurmak
76
General
flash
v.
ani su akışı ile tekneyi engelin üzerinden aşırmak
77
General
flash
v.
gösteriş yapmak
78
General
flash
v.
göze batacak şekilde sergilemek
79
General
flash
v.
(kelime veya ifadeyi) harfleri birbirine yapışık olduğu için tek bir birim halinde yazmak
80
General
flash
v.
belirivermek
81
General
flash
adj.
havalı
82
General
flash
adj.
gösterişli
83
General
flash
adj.
şiddetli
84
General
flash
adj.
flaşlı
85
General
flash
adj.
gösterişli fakat sahte
86
General
flash
adj.
zevksiz şekilde gösterişçi (kimse)
87
General
flash
adj.
gösterişe meraklı
88
General
flash
adj.
spor setine ait
89
General
flash
adj.
sportif
90
General
flash
adj.
hızlı
91
General
flash
adj.
suç dünyasından olan
92
General
flash
adj.
serseri olan
93
General
flash
adj.
gösterişli şeylere ait veya ilişkili
94
General
flash
adj.
gösterişli şeylere özgü
95
General
flash
adj.
gösterişçi insanlara ait veya ilişkili
96
General
flash
adj.
gösterişçi insanlara özgü
Colloquial
97
Colloquial
flash
n.
çatalaltı
Technical
98
Technical
flash
n.
ani çakma
99
Technical
flash
n.
ani ve kısa bir ışık
100
Technical
flash
n.
çapak (döküm)
101
Technical
flash
n.
sürekli yanmak (ışık)
102
Technical
flash
n.
döküm kalıbında çapakların yerleştiği girintiler
103
Technical
flash
n.
ince tabaka
104
Technical
flash
n.
ışık tutulan cam tabakası
105
Technical
flash
n.
çok ince elektrolitik kaplama
106
Technical
flash
n.
metalik oksitlerin faaliyetleri, ateşin yönlendirilmesi veya yanlışlık sonucu tuğla veya çömlek yüzeyinde meydana gelen renklenme
107
Technical
flash
v.
(üflenen cam) ince bir levha halinde genişlemek
108
Technical
flash
v.
ince tabaka ile kaplamak
109
Technical
flash
v.
ince tabaka haline getirmek
110
Technical
flash
v.
(çatının çeşitli bölümlerini) sac levha gibi malzemelerle kaplayarak yağmura karşı korumak
111
Technical
flash
v.
(sade camı) ince bir cam veya metal tabakası ile kaplamak
112
Technical
flash
v.
renkli cam tabakası kaplaması uygulamak
113
Technical
flash
v.
hava kabarcıklarını gidermek için (elektrotip kılıfının) erimiş parafin yüzeyinden pürmüz alevi geçirmek
114
Technical
flash
v.
(camı) renkli ve renksiz bölgeleri karışıp iç içe dağılacak şekilde ısıtmak
115
Technical
flash
v.
(camın) rengini yoğunlaştırmak için yeniden ısıtmak
Computer
116
Computer
flash
n.
yanıp sönme ışıldama
117
Computer
flash
n.
yanıp sönme
118
Computer
flash
adj.
güç kaynağına bağlı olmaksızın depolanan veriyi tutabilen ve katı hal veri depolama teknolojisi kullanan
Dyeing
119
Dyeing
flash
n.
bir kırmızı tonu
Automotive
120
Automotive
flash
n.
çapak
121
Automotive
flash
v.
selektör yapmak
Aeronautic
122
Aeronautic
flash
n.
döküm çapağı
123
Aeronautic
flash
n.
kalıptan taşan malzeme
Food Engineering
124
Food Engineering
flash
adj.
gıdaları ani şekilde değiştirici etkisi olan bir faktöre kısa süreliğine maruz bırakmayı içeren (besin işleme yöntemi)
Chemistry
125
Chemistry
flash
n.
ani buharlaşma
126
Chemistry
flash
v.
(sıvı) aniden buharlaşmak
127
Chemistry
flash
v.
(sıvıyı) hızla buharlaştırmak
128
Chemistry
flash
v.
yoğun veya ani ısıya maruz bırakıp buharlaştırarak ortadan kaldırmak
129
Chemistry
flash
v.
artık gaz tüpünü temizlemek için vakum tüpü telini ısıtarak buharlaştırmak
130
Chemistry
flash
v.
basıncı ani şekilde düşürmek
Tobacco
131
Tobacco
flash
n.
baca havası ile tütsülenmiş tütün renginin uygunluğu
Photography
132
Photography
flash
n.
flaş aygıtı
133
Photography
flash
v.
(fotografik negatifi veya pozitifi) detayları veya tonu değiştirmek için ışığa ilaveten maruz bırakmak
134
Photography
flash
adj.
ani aydınlatma kullanan fotoğrafçılığa ait veya ilişkili
Ottoman Turkish
135
Ottoman Turkish
flash
n.
şule
Slang
136
Slang
flash
n.
uyuşturucu kafası
137
Slang
flash
v.
toplum içinde cinsel organlarını göstermek
Significados de
"flash"
con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)
Categoría
Inglés
Turco
General
1
General
flash bulb
n.
flaş lambası
2
General
flash flood
n.
su baskını
3
General
flash flood
n.
aniden gelen sel
4
General
flash point
n.
yanma noktası
5
General
lightning flash
n.
şimşek
6
General
flash lamp
n.
cep feneri
7
General
flash bulb
n.
flaş ampulü
8
General
flash heater
n.
otomat
9
General
flash point
n.
alevlenme noktası
10
General
flash in the pan
n.
saman alevi gibi bir şey
11
General
flash message
n.
önemli mesaj
12
General
flash metre
n.
flaşmetre
13
General
news flash
n.
flaş haber
14
General
flash in the pan
n.
sonuçsuz kalan hamle
15
General
flash in the pan
n.
bir atımlık barut
16
General
flash in the pan
n.
arkası gelmeyen başarı
17
General
flash in the pan
n.
saman alevi
18
General
news flash
n.
sıcak gelişme
19
General
flash set
n.
çabuk donma
20
General
flash lamp
n.
el feneri
21
General
flash set
n.
çabuk priz
22
General
flash set
n.
hızlandırılmış priz
23
General
photo-flash
n.
flaş
24
General
a flash news
n.
bir son dakika gelişmesi
25
General
flash pellets
n.
parıldayan saçma taneleri
26
General
flash interview
n.
sıcağı sıcağına röportaj
27
General
flash fire
n.
ani yangın
28
General
flash-steamer
n.
pop pop tekne
29
General
flash-steamer
n.
bir tür oyuncak tekne
30
General
a blinding flash
n.
kör edici bir flaş
31
General
a blinding flash
n.
kör edici bir parıltı
32
General
flash house
n.
hırsız ve fahişelerin uğrak yeri olan ev
33
General
flash [uk]
n.
kriminal argosu
34
General
flash [obsolete]
n.
gösterişli konuşma
35
General
flash house
n.
genelev
36
General
flash [obsolete]
n.
gösteriş meraklısı kimse
37
General
flash mob
n.
bir eylemi gerçekleştirmek üzere belirlenen yere çağrılan insan grubu
38
General
flash [obsolete]
n.
züppe
39
General
flash [obsolete]
n.
ağdalı laf
40
General
flash [obsolete]
n.
su sıçraması
41
General
flash [obsolete]
n.
ok demeti
42
General
flash [obsolete]
n.
su dalgası
43
General
flash [uk]
n.
yeraltı dünyasının jargonu
44
General
flash point
n.
patlak verme noktası
45
General
prank flash
n.
internetteki hassas kesimi hedef alan kısa animasyon
46
General
flash of light
n.
ışık parlaması
47
General
flash back
v.
canlandırmak
48
General
flash one's panties
v.
frikik vermek
49
General
flash out
v.
öfkelenmek
50
General
flash through one's mind
v.
birden aklından geçmek
51
General
flash a glance
v.
göz atmak
52
General
flash on
v.
ışık tutmak
53
General
flash on
v.
aydınlatmak
54
General
flash out
v.
küplere binmek
55
General
(one's life) flash before one's eyes
v.
hayatı gözünün önünden geçmek
56
General
(a bulb) flash on and off
v.
yanıp sönmek (lamba)
57
General
flash a smile at someone
v.
birisine gülümsemek
58
General
flash a smile at someone
v.
gülücük atmak
59
General
flash out
v.
(ışık) aydınlatmak
60
General
flash something around
v.
göstermek
61
General
flash the headlights
v.
selektör yapmak
62
General
lightning flash
v.
şimşek çakmak
63
General
flash-freeze
v.
ani olarak dondurmak
64
General
flash-freeze
v.
şoklamak
65
General
flash her underwear
v.
frikik vermek
66
General
get caught in a flash flood
v.
sele yakalanmak
67
General
flash the brights
v.
uzunları yakıp söndürmek
68
General
flash the brights
v.
selektör yapmak
69
General
flash the brights
v.
uzun farları yakıp söndürmek
70
General
have a flash of insight
v.
aydınlanma yaşamak
71
General
patter flash
v.
hırsız jargonuyla konuşmak
72
General
flash-fry
v.
tavaya koyup yüksek ateşte hızlıca kızartmak
73
General
in a flash
adv.
hemencecik
74
General
in a flash
adv.
şipşak
75
General
in a flash
adv.
çarçabuk
76
General
like a flash
adv.
çarçabuk
77
General
in a flash
adv.
birden
78
General
in a flash
adv.
çabucak
79
General
in a flash
adv.
aniden
80
General
in a flash
adv.
birdenbire
81
General
in a flash
adv.
kaşla göz arasında
82
General
in a flash
adv.
hızla
83
General
like a flash
adv.
süratle
84
General
in a flash
adv.
süratle
85
General
like a flash
adv.
hızla
86
General
in a flash
adv.
bir koşu
87
General
like a flash
adv.
bir koşu
88
General
in/like a flash
adv.
dakikasında
Phrasals
89
Phrasals
flash back
v.
(romanda, filmde) geçmişe hızlı bir geçiş yapmak
90
Phrasals
flash back
v.
geçmişte belli bir zamanı anımsamak
91
Phrasals
flash back
v.
(romanda, filmde) geçmişe ait bir sahne vermek
92
Phrasals
flash back
v.
(romanda, filmde) maziye dönmek
93
Phrasals
flash back
v.
mazide belli bir zamana gitmek
94
Phrasals
flash across something
v.
aniden belirmek
95
Phrasals
flash across something
v.
hızla hareket etmek
96
Phrasals
flash across (something)
v.
aniden belirmek
97
Phrasals
flash across something
v.
aniden aklında belirmek
98
Phrasals
flash across something
v.
hızla geçmek
99
Phrasals
flash across (something)
v.
hızla geçmek
100
Phrasals
flash across (something)
v.
birden aklına gelmek
101
Phrasals
flash across something
v.
birden aklına gelmek
102
Phrasals
flash across (something)
v.
aniden aklında belirmek
103
Phrasals
flash across (something)
v.
hızla hareket etmek
104
Phrasals
flash off
v.
birden/bir anda sönmek (ışık)
105
Phrasals
flash up
v.
pat diye belirmek/ortaya çıkmak
106
Phrasals
flash off
v.
aniden sönmek (ışık)
107
Phrasals
flash off
v.
sönüvermek (ışık)
108
Phrasals
flash on someone or something
v.
birine/bir şeye ışık tutmak
109
Phrasals
flash (something) at (someone or something)
v.
(birine/bir şeye bir şeyle) ışık tutmak
110
Phrasals
flash (something) at (someone or something)
v.
(birini/bir şeyi bir şeyle) aydınlatmak
111
Phrasals
flash up
v.
aniden yanmak (ışık)
112
Phrasals
flash out
v.
ışımak
113
Phrasals
flash up
v.
bir anda aydınlatmak
114
Phrasals
flash around
v.
anlık olarak göstermek
115
Phrasals
flash on someone or something
v.
birinin/bir şeyin üstüne yanmak (ışık)
116
Phrasals
flash up
v.
(bilgisayar ekranında) aniden (bir mesaj/uyarı) çıkmak/belirmek
117
Phrasals
flash back (to someone or something)
v.
(geçmişten birini/bir şeyi) hatırlamak/anımsamak
118
Phrasals
flash around
v.
ara ara gösterip durmak
119
Phrasals
flash on someone or something
v.
birini/bir şeyi aydınlatmak
120
Phrasals
flash on someone
v.
birine kızmak
121
Phrasals
flash forward
v.
ileride/gelecekte olacakları göstermek (kitap, tv programı, film)
122
Phrasals
flash forward
v.
zamanda ileriye/geleceğe doğru gitmek/yolculuk yapmak (kitap, tv programı, film)
123
Phrasals
flash (something) at (someone or something)
v.
(birine/bir şeye) hızlıca (bir şey) göstermek
124
Phrasals
flash around
v.
göstermek
125
Phrasals
flash around
v.
hızlıca göstermek
126
Phrasals
flash up
v.
bir anda çakmak
127
Phrasals
flash out
v.
dışarı ışık vermek
128
Phrasals
flash out
v.
parıldamak
129
Phrasals
flash on someone
v.
birine parlamak
130
Phrasals
flash (something) at (someone or something)
v.
(birine/bir şeye) bir an için (bir şey) göstermek
131
Phrasals
flash back (to someone or something)
v.
(geçmişten birine/bir şeye) dönmek/gitmek
132
Phrasals
flash up
v.
bir anda parlamak
133
Phrasals
flash out
v.
parlamak
134
Phrasals
flash out
v.
ışıldamak
135
Phrasals
flash back
v.
geçmişe ait bir anıyı hatırlamak
136
Phrasals
flash back
v.
bir şeyi anımsamak
Colloquial
137
Colloquial
flash-case [obsolete]
n.
hırsız yuvası
138
Colloquial
flash-case [obsolete]
n.
hırsızlara kalacak yer sağlayan pansiyon
139
Colloquial
flash-ken [obsolete]
n.
hırsızlara kalacak yer sağlayan pansiyon
140
Colloquial
flash-ken [obsolete]
n.
hırsız yuvası
141
Colloquial
flash on
v.
akıl etmek
142
Colloquial
flash on something
v.
aklına getirmek
143
Colloquial
flash on
v.
bir anda çakmak (ışık)
144
Colloquial
flash on something
v.
bir anda hatırlamak
145
Colloquial
flash on
v.
hatırlamak
146
Colloquial
flash on
v.
düşünmek
147
Colloquial
flash on something
v.
şıp diye hatırlamak
148
Colloquial
flash on
v.
bir anda yanmak (ışık)
149
Colloquial
flash on
v.
bulmak
150
Colloquial
quick as a flash
adj.
şıpın işi
×
Pronunciation in context (
out of
)
Pronunciation of flash
×
Term Options
Corregir / Sugerir
Francés Inglés Diccionario
Español Inglés Diccionario
Alemán Inglés Diccionario
Inglés Sinónimo Diccionario
Google Images
Merriam Webster
Dictionary.com
The Free Dictionary
Abbreviations
Wikipedia in English
Wikipedia in Turkish
Urban Dictionary
German, LEO
Chinese, Dict.Cn
Spanish, SpanishDict
Russian, Multitran.ru
Medical, MedicineNet
İşaret Dili, Signing Savvy