flash - Türkçe İngilizce Sözlük

flash

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

flash — Definition

Anlamı ve Tanımı:
ani ışık, parlamak
Okunuş (IPA):
(AmE /flæʃ/ – BrE /flæʃ/)
Terim Türü:
İsim: flash (flashes); Fiil: flash (flashes – flashed – flashing)
Çok kısa süreli ve yoğun ışık patlamasını veya hızla gerçekleşen olayı ifade etmektedir. Taklit sesli kökeniyle ani ve çarpıcı etkiyi doğrudan dile taşır.
Eş Anlamlılar:
blink, burst
Zıt Anlamlılar:
linger

"flash" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 137 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
flash i. parlama
The car passed by in a flash of white.
Araba, ardında bir ışık parlaması bırakarak geçti.

More Sentences
flash i. ışıltı
The flash was reflected in the bottle.
Işıltı şişede yansıdı.

More Sentences
flash i. flaş
There is no need to use the flash as it is luminous enough.
Yeterince aydınlık olduğu için flaş kullanmaya gerek yok.

More Sentences
flash i. ani ışık
flash f. ışık tutmak
Genel
flash i. şimşek
The flash of lightning precedes the sound of thunder.
Şimşeğin ışığı gök gürültüsünün sesinden önce gelir.

More Sentences
flash i. cep feneri
We communicate by using flashes.
Cep feneri kullanarak iletişim kuruyoruz.

More Sentences
flash i. parıltı
The object flew away to the south, giving out flashes of light.
Cisim ışık parıltıları saçarak güneye doğru uçtu.

More Sentences
flash i. gösteri
Create quality prints or Flash and PDF slideshows.
Kaliteli baskılar veya Flash ve PDF slayt gösterileri oluşturun.

More Sentences
flash f. şimşek çakmak
The flash of lightning precedes the sound of thunder.
Şimşek çakması gök gürültüsü sesinden önce gelir.

More Sentences
flash f. teşhircilik yapmak
The pervert flashed his organ to us.
Sapık cinsel organıyla bize teşhircilik yaptı.

More Sentences
flash f. yakmak
Did you flash your lights?
Işıklarını yaktın mı?

More Sentences
flash f. bir an için göstermek
The police flashed her gun.
Polis memuresi bir an için silahını gösterdi.

More Sentences
flash f. büyük bir hızla geçmek
The time flashed past at the holiday resort.
Tatil beldesinde zaman büyük bir hızla geçti.

More Sentences
flash f. parlamak
The light bulb flashed.
Ampul parladı.

More Sentences
flash f. yanıp sönmek
This flashes on my screen about 50 times a day.
Bu, ekranımda günde yaklaşık 50 kez yanıp sönüyor.

More Sentences
flash f. göndermek
The news was being flashed across the country to the radio stations.
Haberler ülkenin dört bir yanındaki radyo istasyonlarına gönderiliyordu.

More Sentences
flash s. ani
Dozens of people have died in flash floods triggered by torrential rain.
Sağanak yağmurun tetiklediği ani sellerde düzinelerce insan öldü.

More Sentences
flash s. şık
She was looking flash at the last night's party.
Dün geceki partide çok şık görünüyordu.

More Sentences
flash s. ucuz, iddialı ve zevksiz
The boss came to the resort with an expansive flash car.
Patron tatil köyüne ucuz, iddialı ve zevksiz dev bir araba ile geldi.

More Sentences
Teknik
flash i. ışıltı
The flash was reflected in the bottle.
Işıltı şişede yansıdı.

More Sentences
flash f. flaş etmek
You will also get instructions on how to flash your phone from this website.
Ayrıca bu web sitesinden telefonunuzu nasıl flaş edeceğinize dair talimatlar alacaksınız.

More Sentences
Argo
flash f. teşhircilik yapmak
The pervert flashed his organ to us.
Sapık cinsel organıyla bize teşhircilik yaptı.

More Sentences
Genel
flash i. şule
flash i. kısa fakat önemli bir haber
flash i. teşhir
flash i. ani bir parıldama
flash i. yıldırım
flash i. yıldırım haber
flash i. çarpıcı çekim
flash i. an
flash i. ışıldama
flash i. çakış
flash i. ani alev
flash i. (uyuşturucu etkisi ile) mest olma
flash i. (uyuşturucu etkisi ile) kendinden geçme
flash i. kör atmak (oyun)
flash i. bayrakla yapılan işaret verme hareketi
flash i. (zeka) ani patlama
flash i. anlık ve ani görüntü
flash i. ilgiyi üstüne çeken şey
flash i. fark edilen kimse
flash i. üstün sporcu
flash i. (adobe) flash
flash i. hızlı bakış
flash i. rütbe (arması)
flash i. (temizlik maddesi markası) flash
flash i. şöyle bir bakma
flash f. yakıp söndürmek (işaret vermek için ışıkları)
flash f. aydınlatmak
flash f. balkımak
flash f. çakmak (şimşek)
flash f. çakmak
flash f. görünüp hızla kaybolmak
flash f. akla gelmek
flash f. frikik vermek
flash f. böbürlenmek
flash f. parıldamak
flash f. yıldızı parlamak
flash f. (bakış) atmak
flash f. ışıldamak
flash f. birden parlamak
flash f. çok hızlı hareket etmek
flash f. (telgraf/radyo mesajı) yollamak
flash f. şimşek gibi çakmak
flash f. sürekli yanmak (ışık)
flash f. (akış veya gelgit suyu) hızla akmak
flash f. (akış veya gelgit suyu) şakırdamak
flash f. (top) ateşleme sırasında alev çıkarmak
flash f. aniden başka bir moda girmek
flash f. parlak şekilde veya aralıklı olarak ışık yansıtmak
flash f. (gözler) tutku ve canlılıkla parlamak
flash f. (gözler) ışık saçmak
flash f. (suyu) sıçratmak
flash f. ani su akışı ile kanalı doldurmak
flash f. ani su akışı ile tekneyi engelin üzerinden aşırmak
flash f. gösteriş yapmak
flash f. göze batacak şekilde sergilemek
flash f. (kelime veya ifadeyi) harfleri birbirine yapışık olduğu için tek bir birim halinde yazmak
flash f. belirivermek
flash s. havalı
flash s. gösterişli
flash s. şiddetli
flash s. flaşlı
flash s. gösterişli fakat sahte
flash s. zevksiz şekilde gösterişçi (kimse)
flash s. gösterişe meraklı
flash s. spor setine ait
flash s. sportif
flash s. hızlı
flash s. suç dünyasından olan
flash s. serseri olan
flash s. gösterişli şeylere ait veya ilişkili
flash s. gösterişli şeylere özgü
flash s. gösterişçi insanlara ait veya ilişkili
flash s. gösterişçi insanlara özgü
Konuşma Dili
flash i. çatalaltı
Teknik
flash i. ani çakma
flash i. ani ve kısa bir ışık
flash i. çapak (döküm)
flash i. sürekli yanmak (ışık)
flash i. döküm kalıbında çapakların yerleştiği girintiler
flash i. ince tabaka
flash i. ışık tutulan cam tabakası
flash i. çok ince elektrolitik kaplama
flash i. metalik oksitlerin faaliyetleri, ateşin yönlendirilmesi veya yanlışlık sonucu tuğla veya çömlek yüzeyinde meydana gelen renklenme
flash f. (üflenen cam) ince bir levha halinde genişlemek
flash f. ince tabaka ile kaplamak
flash f. ince tabaka haline getirmek
flash f. (çatının çeşitli bölümlerini) sac levha gibi malzemelerle kaplayarak yağmura karşı korumak
flash f. (sade camı) ince bir cam veya metal tabakası ile kaplamak
flash f. renkli cam tabakası kaplaması uygulamak
flash f. hava kabarcıklarını gidermek için (elektrotip kılıfının) erimiş parafin yüzeyinden pürmüz alevi geçirmek
flash f. (camı) renkli ve renksiz bölgeleri karışıp iç içe dağılacak şekilde ısıtmak
flash f. (camın) rengini yoğunlaştırmak için yeniden ısıtmak
Bilgisayar
flash i. yanıp sönme ışıldama
flash i. yanıp sönme
flash s. güç kaynağına bağlı olmaksızın depolanan veriyi tutabilen ve katı hal veri depolama teknolojisi kullanan
Boyacılık
flash i. bir kırmızı tonu
Otomotiv
flash i. çapak
flash f. selektör yapmak
Havacılık
flash i. döküm çapağı
flash i. kalıptan taşan malzeme
Gıda
flash s. gıdaları ani şekilde değiştirici etkisi olan bir faktöre kısa süreliğine maruz bırakmayı içeren (besin işleme yöntemi)
Kimya
flash i. ani buharlaşma
flash f. (sıvı) aniden buharlaşmak
flash f. (sıvıyı) hızla buharlaştırmak
flash f. yoğun veya ani ısıya maruz bırakıp buharlaştırarak ortadan kaldırmak
flash f. artık gaz tüpünü temizlemek için vakum tüpü telini ısıtarak buharlaştırmak
flash f. basıncı ani şekilde düşürmek
Tütün
flash i. baca havası ile tütsülenmiş tütün renginin uygunluğu
Fotoğrafçılık
flash i. flaş aygıtı
flash f. (fotografik negatifi veya pozitifi) detayları veya tonu değiştirmek için ışığa ilaveten maruz bırakmak
flash s. ani aydınlatma kullanan fotoğrafçılığa ait veya ilişkili
Osmanlıca
flash i. şule
Argo
flash i. uyuşturucu kafası
flash f. toplum içinde cinsel organlarını göstermek

"flash" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
flash bulb i. flaş lambası
flash flood i. su baskını
flash flood i. aniden gelen sel
flash point i. yanma noktası
lightning flash i. şimşek
flash lamp i. cep feneri
flash bulb i. flaş ampulü
flash heater i. otomat
flash point i. alevlenme noktası
flash in the pan i. saman alevi gibi bir şey
flash message i. önemli mesaj
flash metre i. flaşmetre
news flash i. flaş haber
flash in the pan i. sonuçsuz kalan hamle
flash in the pan i. bir atımlık barut
flash in the pan i. arkası gelmeyen başarı
flash in the pan i. saman alevi
news flash i. sıcak gelişme
flash set i. çabuk donma
flash lamp i. el feneri
flash set i. çabuk priz
flash set i. hızlandırılmış priz
photo-flash i. flaş
a flash news i. bir son dakika gelişmesi
flash pellets i. parıldayan saçma taneleri
flash interview i. sıcağı sıcağına röportaj
flash fire i. ani yangın
flash-steamer i. pop pop tekne
flash-steamer i. bir tür oyuncak tekne
a blinding flash i. kör edici bir flaş
a blinding flash i. kör edici bir parıltı
flash house i. hırsız ve fahişelerin uğrak yeri olan ev
flash [uk] i. kriminal argosu
flash [obsolete] i. gösterişli konuşma
flash house i. genelev
flash [obsolete] i. gösteriş meraklısı kimse
flash mob i. bir eylemi gerçekleştirmek üzere belirlenen yere çağrılan insan grubu
flash [obsolete] i. züppe
flash [obsolete] i. ağdalı laf
flash [obsolete] i. su sıçraması
flash [obsolete] i. ok demeti
flash [obsolete] i. su dalgası
flash [uk] i. yeraltı dünyasının jargonu
flash point i. patlak verme noktası
prank flash i. internetteki hassas kesimi hedef alan kısa animasyon
flash of light i. ışık parlaması
flash back f. canlandırmak
flash one's panties f. frikik vermek
flash out f. öfkelenmek
flash through one's mind f. birden aklından geçmek
flash a glance f. göz atmak
flash on f. ışık tutmak
flash on f. aydınlatmak
flash out f. küplere binmek
(one's life) flash before one's eyes f. hayatı gözünün önünden geçmek
(a bulb) flash on and off f. yanıp sönmek (lamba)
flash a smile at someone f. birisine gülümsemek
flash a smile at someone f. gülücük atmak
flash out f. (ışık) aydınlatmak
flash something around f. göstermek
flash the headlights f. selektör yapmak
lightning flash f. şimşek çakmak
flash-freeze f. ani olarak dondurmak
flash-freeze f. şoklamak
flash her underwear f. frikik vermek
get caught in a flash flood f. sele yakalanmak
flash the brights f. uzunları yakıp söndürmek
flash the brights f. selektör yapmak
flash the brights f. uzun farları yakıp söndürmek
have a flash of insight f. aydınlanma yaşamak
patter flash f. hırsız jargonuyla konuşmak
flash-fry f. tavaya koyup yüksek ateşte hızlıca kızartmak
in a flash zf. hemencecik
in a flash zf. şipşak
in a flash zf. çarçabuk
like a flash zf. çarçabuk
in a flash zf. birden
in a flash zf. çabucak
in a flash zf. aniden
in a flash zf. birdenbire
in a flash zf. kaşla göz arasında
in a flash zf. hızla
like a flash zf. süratle
in a flash zf. süratle
like a flash zf. hızla
in a flash zf. bir koşu
like a flash zf. bir koşu
in/like a flash zf. dakikasında
Öbek Fiiller
flash back f. (romanda, filmde) geçmişe hızlı bir geçiş yapmak
flash back f. geçmişte belli bir zamanı anımsamak
flash back f. (romanda, filmde) geçmişe ait bir sahne vermek
flash back f. (romanda, filmde) maziye dönmek
flash back f. mazide belli bir zamana gitmek
flash across something f. aniden belirmek
flash across something f. hızla hareket etmek
flash across (something) f. aniden belirmek
flash across something f. aniden aklında belirmek
flash across something f. hızla geçmek
flash across (something) f. hızla geçmek
flash across (something) f. birden aklına gelmek
flash across something f. birden aklına gelmek
flash across (something) f. aniden aklında belirmek
flash across (something) f. hızla hareket etmek
flash off f. birden/bir anda sönmek (ışık)
flash up f. pat diye belirmek/ortaya çıkmak
flash off f. aniden sönmek (ışık)
flash off f. sönüvermek (ışık)
flash on someone or something f. birine/bir şeye ışık tutmak
flash (something) at (someone or something) f. (birine/bir şeye bir şeyle) ışık tutmak
flash (something) at (someone or something) f. (birini/bir şeyi bir şeyle) aydınlatmak
flash up f. aniden yanmak (ışık)
flash out f. ışımak
flash up f. bir anda aydınlatmak
flash around f. anlık olarak göstermek
flash on someone or something f. birinin/bir şeyin üstüne yanmak (ışık)
flash up f. (bilgisayar ekranında) aniden (bir mesaj/uyarı) çıkmak/belirmek
flash back (to someone or something) f. (geçmişten birini/bir şeyi) hatırlamak/anımsamak
flash around f. ara ara gösterip durmak
flash on someone or something f. birini/bir şeyi aydınlatmak
flash on someone f. birine kızmak
flash forward f. ileride/gelecekte olacakları göstermek (kitap, tv programı, film)
flash forward f. zamanda ileriye/geleceğe doğru gitmek/yolculuk yapmak (kitap, tv programı, film)
flash (something) at (someone or something) f. (birine/bir şeye) hızlıca (bir şey) göstermek
flash around f. göstermek
flash around f. hızlıca göstermek
flash up f. bir anda çakmak
flash out f. dışarı ışık vermek
flash out f. parıldamak
flash on someone f. birine parlamak
flash (something) at (someone or something) f. (birine/bir şeye) bir an için (bir şey) göstermek
flash back (to someone or something) f. (geçmişten birine/bir şeye) dönmek/gitmek
flash up f. bir anda parlamak
flash out f. parlamak
flash out f. ışıldamak
flash back f. geçmişe ait bir anıyı hatırlamak
flash back f. bir şeyi anımsamak
Konuşma Dili
flash-case [obsolete] i. hırsız yuvası
flash-case [obsolete] i. hırsızlara kalacak yer sağlayan pansiyon
flash-ken [obsolete] i. hırsızlara kalacak yer sağlayan pansiyon
flash-ken [obsolete] i. hırsız yuvası
flash on f. akıl etmek
flash on something f. aklına getirmek
flash on f. bir anda çakmak (ışık)
flash on something f. bir anda hatırlamak
flash on f. hatırlamak
flash on f. düşünmek
flash on something f. şıp diye hatırlamak
flash on f. bir anda yanmak (ışık)
flash on f. bulmak
quick as a flash s. şıpın işi