an - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

an



"an" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 11 sonuç

İngilizce Türkçe
General
an s. bir
an s. bir (ünlülerden önce)
an s. (herhangi) bir
Computer
an i. (kısaca) hollanda antilleri
Meteorology
an i. anabatik rüzgar
Mythology
an i. (sümerlerde) gök tanrı
Abbreviation
an i. havacı
an i. canlı
an i. anonim
an i. yıl
Archaic
an bağ. eğer

"an" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 33 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
an moment i.
General
an flash i.
an minute i.
an point i.
an trice i.
an wink i.
an second i.
an jiff i.
an breathing i.
an jiffy i.
an breath i.
an span i.
an split second i.
an tick i.
an moment i.
an instant i.
an time i.
an twinkle i.
an twinkling i.
an crack i.
an eyeblink i.
an half-minute i.
an half-second i.
an breathing while i.
an hint [scotland] i.
Idioms
an a jiff i.
an a split second i.
Medical
an mind i.
an intelligence i.
an perception i.
Abbreviation
an inst i.
Slang
an whipstitch [us] i.
an mo i.

"an" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 408 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
bir an for a moment zf.
General
her an birinin emrinde olmak be at someone's beck and call f.
bir an için görmek catch a glimpse f.
bir an evvel (yapmak) istemek be in a hurry to f.
bir an için göstermek flash f.
bir an için görmek (bir şeyi) glimpse f.
bir an gözüne çarpmak catch f.
bir an için görmek glimpse f.
bir an için görmek get a glimpse of f.
have an essay translated makale çevirtmek f.
kapılmak (parti, yaşanan an vb.) catch f.
(bir an) dikkatsiz davranmak nod f.
bir an dokunuvermek tick f.
ikinci an second moment i.
kritik an moment of truth i.
ilk an first instance i.
tek bir an eyewink i.
kur'an koran i.
tarihi an historic moment i.
her an savaşa hazır gönüllü asker minuteman i.
önemli an juncture i.
şu an present i.
kritik an crux i.
en kızışık an white heat i.
ilk an first moment i.
güçlü bir duygunun ortaya çıktığı an a fainting fit i.
önemli olayların gelişmesindeki kritik bir an juncture i.
bir an pulse i.
böyle bir an such a moment i.
ilk an initial moment i.
kur'an-ı kerim koran i.
kur'an-ı kerim ve felsefe koran and philosophy i.
(bir şeyin) dibe vuruğu an low point i.
büyük an moment of truth i.
(kısa/belirsiz) an/dönem spell i.
tarihi bir an a historic moment i.
tuhaf an awkward moment i.
son an nick i.
kritik an nick i.
an'ane tradition i.
en şiddetli an throes i.
isa'nın her an her yerde var olduğu inancı ubiquitism i.
isa'nın her an her yerde var olduğuna inanan, lüteriyen kilisesi mensubu kimse ubiquitist i.
son an eleventh hour i.
önemli an zero hour i.
belirleyici an zero hour i.
dokunaklı an moving moment i.
kritik an bit [scotland] i.
kritik an juncture i.
kritik an crossroads i.
bir an blink of an eye i.
av köpeklerinin serbest bırakıldığı an breakaway i.
bir an süren momentary s.
her an bozulabilecek (koalisyon) uneasy s.
sadece bir an devam eden momentary s.
son an last-minute s.
her an bozulabilecek (barış/koalisyon) uneasy s.
an meselesi close at hand s.
an meselesi imminent s.
(o an için) duyularla algılanamayan remote s.
her an meydana gelen minutely s.
her an işleyen momentary s.
her an çalışan momentary s.
her an tekrar eden momentary s.
her an gerçekleşebilecek olan momentary s.
şu an now zf.
şu an at present zf.
dığı an the minute (that) zf.
her an any day of the week zf.
an itibarıyla right now zf.
her an at any time zf.
şu an at the moment zf.
şu an itibarıyla as of now zf.
bir an önce right away zf.
bir an önce in no time zf.
bir an önce anon zf.
her an any moment zf.
her an at any moment zf.
bir an önce as soon as possible zf.
bir an için momentarily zf.
her an at every turn zf.
o an the moment zf.
bir an önce forthwith zf.
şu an için for now zf.
şu an için for this moment zf.
bir an için for an instant zf.
şu an için for the present zf.
bir an için momently zf.
bir an bile not even a moment zf.
bir an dahi not even a moment zf.
bir an önce as immediate as possible zf.
şu an for the time being zf.
şu an itibariyle as of yet zf.
her an any given time zf.
her an any minute zf.
bir an önce alsoone zf.
her an minutely zf.
bir an momentally [obsolete] zf.
bir an için momentally [obsolete] zf.
her an momentarily zf.
her an momently zf.
-an whose zm.
-an which zm.
-an that bağ.
-an who bağ.
Phrasals
an meselesi olmak close in f.
Phrases
bir an bile duraksamadan without taking a moment to pause zf.
an itibarıyla as of the moment expr.
an itibarıyla as of this moment expr.
an itibari ile as of the moment expr.
an itibari ile as of this moment expr.
an itibariyle by the moment expr.
bir an bile düşünmeden without a second thought expr.
bir an önce from the off expr.
bir an olsun for a moment expr.
en azından şu an için for the moment at least expr.
şu an kullanımdaki in current use expr.
şu an itibari ile as of the moment expr.
şu an itibari ile as of this moment expr.
şu an this instant expr.
kritik an geldiğinde when the balloon goes up expr.
kritik an geldiğinde/gelmeden before the balloon goes up expr.
an meselesi close to hand expr.
Proverb
iti an çomağı hazırla talk of the devil and he is bound to appear
iti an çomağı hazırla talk of the devil and he is sure to appear
her an her şey olabilir every silver lining has a cloud
şu an gelecekten daha değerlidir one today is worth two tomorrows
iti an çomağı hazırla speak of the devil, and he appears
iti an çomağı eline al speak of the devil, and he appears
Colloquial
bir an önce hazırlanmak get busy f.
bir an önce kaçmak be off f.
zor bir işi bir an önce bitirmek pass go f.
bir işe, göreve bir an önce başlamak go to it f.
her an cezalandırılabilir olmak be for it f.
tek bir an throw i.
an meselesi a matter of time i.
büyüleyici bir an a magic moment i.
bir an için tanıdık gelme sparkle of familiarity i.
bir an tanıdık gelme sparkle of familiarity i.
hatırlanacak bir an a moment to remember i.
sihirli bir an a magic moment i.
unutulmaz an unforgettable moment i.
dramatik bir hareket/an hollywood moment i.
filmlerde olacak kadar etkileyici/duygusal bir an hollywood moment i.
hollywood filmlerindeki gibi bir an hollywood moment i.
(boğa güreşinde) matadorun boğayı öldürdüğü an moment of truth i.
bir an önce toot sweet zf.
bir an önce on the nail expr.
her yere her an anında teslim instant delivery anywhere anytime expr.
iti an çomağı hazırla! speak of the devil! expr.
iti an çomağı hazırla speak of the devil (and in he walks) expr.
iti an çomağı hazırla talk of the devil (and he is sure to appear) expr.
iti an çomağı hazırla speak/talk of the devil expr.
iti an çomağı hazırla! talk of the devil! expr.
iti an çomağı hazırla speak of the devil and in he walks expr.
kısacık bir an için for a split second expr.
şu an at the moment expr.
tam şu an just now expr.
ve kızılca kıyametin koptuğu an all hell breaks loose expr.
bir an bile not for a instant expr.
bir an bile not for one instant expr.
bir an/dakika bile not for one moment expr.
her an (at) any moment (now) expr.
her an (at) any minute (now) expr.
bir şey olduğu an minute something happens expr.
her an any second now expr.
aradığınız şeye şu an ulaşılamıyor four-oh-four (404) expr.
her an any minute now expr.
her an any minute now expr.
her an any minute/moment expr.
her an (at) any minute/moment (now) expr.
her an any moment now expr.
her an any second expr.
her an ölebilir ftd (fixingto die) kısalt.
Idioms
doğrudan/bir an önce konuya girmek skin the bear at once f.
bir an önce işe girişmek/başlamak skin the bear at once f.
her an birbirlerine girecek gibi davranmak come close to blows f.
her an tetikte olan birini atlatmak catch a weasel asleep f.
an meselesi olmak be only a matter of time f.
bir an durup düşünmek step back f.
bir an için durup derinlemesine düşünmek turn down a glass f.
bir an için hızla bakmak dart a glance at f.
bir an görmek catch sight of somebody/something f.
birini bir an için görmek catch a glimpse of someone f.
bir an durup düşünmek take a step back f.
birini bir an için görmek catch sight of someone f.
o an canı nasıl istiyorsa/plansız hareket etmek/karar vermek play by ear f.
(bir an için) basireti bağlanmak have a senior/blond etc. moment f.
(uçak veya araç için) düştü düşecek/her an parçalarına ayrılacakmış gibi gelmek come in on a wing and a prayer f.
(uçak veya araç için) düştü düşecek/her an parçalarına ayrılacakmış gibi gelmek arrive on a wing and a prayer f.
birine bir an gülümsemek flash somebody a smile f.
zor/stresli bir şeyin yapılmak zorunda olduğu an/saat/gün the evil moment/hour/day f.
kaçışı olmayan an/saat/gün the evil moment/hour/day f.
yapmaktan kaçınılan şeyin yapılmak zorunda olduğu an/saat/gün the evil moment/hour/day f.
sürekli ertelenen şeyin yapılmak zorunda olduğu an/saat/gün the evil moment/hour/day f.
(birine/bir şeye) bir an bakıp geri dönmek steal a glance (at somebody/something) f.
(birine/bir şeye) bir an bakıp geri dönmek steal a look (at somebody/something) f.
halen/şu an devam etmekte olan bir şeyi olmak have something on the go [uk/australia] f.
(birini) bir an için heyecanlandırmak, üzmek, harekete geçirmek have (someone) going f.
her an değişebilecek bir durumda olmak have one foot in the grave and the other on a banana peel f.
her an (birinin) emrinde olmak be at (one's) beck and call f.
an meselesi olmak be just a matter of time f.
an meselesi olmak be just a question of time f.
an meselesi olmak be only a question of time f.
her an kavga edebilecek/tartışabilecek durumda olmak be on the warpath f.
her an kavga edebilecek/tartışabilecek durumda olmak go on the warpath f.
bir an basireti bağlanmak have a blond moment f.
bir an için zekasını yitirmek have a blond moment f.
bir an için beyni durmak have a blond moment f.
(birini/bir şeyi) bir an için görmek catch a glimpse of (someone or something) f.
(birini/bir şeyi) bir an için görmek catch sight of (someone or something) f.
(birini/bir şeyi) bir an görmek catch sight of (someone or something) f.
nahoş bir an a bad quarter of an hour [old-fashioned] i.
sinir bozucu bir an a bad quarter of an hour [old-fashioned] i.
zorlayıcı bir an a bad quarter of an hour [old-fashioned] i.
tatsız bir an a bad quarter of an hour [old-fashioned] i.
her an patlamaya hazır bomba a (ticking) time bomb i.
isa mesih'in kurtarıcı olarak kabul edildiği an come-to-jesus moment i.
iman duymaya başlanılan an come-to-jesus moment i.
imana gelinen an come-to-jesus moment i.
bir meselenin iç yüzünün birdenbire kavrandığı an come-to-jesus moment i.
hayatındaki önceliklerin sorgulandığı an come-to-jesus moment i.
hayatının gözden geçirdiğin an come-to-jesus moment i.
yaşamının anlamını sorguladığın an come-to-jesus moment i.
her an yok olabilecek şey candle in the wind i.
zayıf bir an a moment of weakness i.
aciz bir an a moment of weakness i.
her şeyin birden bire netleştiği an a moment of clarity i.
heyecanın doruğa ulaştığı an when the cream rises to the top i.
herkesin beklediği an big moment i.
kritik an the moment of truth i.
patlamaya hazır/patlaması an meselesi bomba (sorun) a powder keg i.
soruna çözümün bulunduğu an aha moment i.
(olması) an meselesi a heartbeat away from being (something) i.
bir şeylerin değişmesi gereken an nut-cutting time i.
akla karanın gün yüzüne çıkacağı an date with destiny i.
ölümün an meselesi olduğu iç karartıcı yer valley of death i.
ölümün an meselesi olduğu iç karartıcı yer valley of the shadow of death i.
her an kötü bir şey yapacakmış gibi olan kişi fox in the henhouse i.
sıkıcı bir an a bad quarter of an hour [uk] i.
dokunaklı bir an hallmark moment i.
etkili bir an hallmark moment i.
yıkıcı bir an hallmark moment i.
unutulmaz bir an hallmark moment i.
duygusal bir an hallmark moment i.
şanssız bir zaman/an inopportune moment i.
uygun olmayan bir zaman/an inopportune moment i.
talihsiz bir zaman/an inopportune moment i.
kötü bir zaman/an inopportune moment i.
uygunsuz bir zaman/an inopportune moment i.
elverişsiz bir zaman/an inopportune moment i.
biçimsiz bir zaman/an inopportune moment i.
dokunaklı bir an kodak moment i.
unutulmaz bir an kodak moment i.
duygusal bir an kodak moment i.
hatırlanmaya değer bir an kodak moment i.
fotoğrafı çekilesi bir an kodak moment i.
kritik an high noon i.
belirleyici an high noon i.
şu an üzerinde çalışılan şey iron in the fire i.
aniden akla bir fikrin geldiği an a light-bulb moment i.
kafada bir ışık yandığı an a light-bulb moment i.
zayıf bir an a weak moment i.
boşluğuna denk gelen bir an a weak moment i.
düşünmeden/hızlıca karar verilen bir an a weak moment i.
zayıf bir an a moment of weakness i.
boşluğuna denk gelen bir an a moment of weakness i.
düşünmeden/hızlıca karar verilen bir an a moment of weakness i.
kafasında bir ışık yandığı an a-ha moment i.
soruna çözümün bulunduğu an a-ha moment i.
kafasında bir ışık yandığı an a-ha moment i.
soruna çözümün bulunduğu an a-ha moment i.
büyük an big moment i.
o an big moment i.
beklenen an big moment i.
özel an big moment i.
her an uçup gitmeye/yok olmaya/bozulmaya hazır şey candle in the wind i.
her an yıkılması muhtemel built on sand s.
iti an çomağı hazırla speak of the devil, and he shall appear expr.
iti an çomağı hazırla speak of the devil, and he will appear expr.
bir an/dakika bile sıkıcı geçmez never a dull moment expr.
bu an için for the nonce expr.
bir an/dakika bile sıkıcı geçmez there is never a dull moment expr.
dananın kuyruğunun kopacağı an the moment of truth expr.
iti an çomağı hazırla talk of the devil and you'll see his hoofs expr.
iti an çomağı hazırla speak of the devil expr.
şu an ihtiyacımız olan şey the need of the hour expr.
şu an için for the nonce expr.
bir yerlerde saat şu an beş it's five o'clock somewhere expr.
bir an bile not in a month of sundays expr.
bir an bile never in a month of sundays expr.
her an değişebilir bir halde have one foot on a banana peel expr.
her an bir şey olabilecek gibi have one foot on a banana peel expr.
her an her şey bozulabilirmiş gibi have one foot on a banana peel expr.
her an her şey ayağının altından/elinden kayacakmış gibi have one foot on a banana peel expr.
(bir şey) an meselesi a heartbeat away (from something) expr.
şu an tahmin edebileceğinin/öngörebileceğinin ötesinde beyond the horizon expr.
şu an bilebileceğinin ötesinde beyond the horizon expr.
Speaking
herkesin beklediği an moment everyone has been waiting for i.
herkesin beklediği an the moment everyone has been waiting for i.
baban her an gelebilir your dad's going to be here any minute expr.
bir an için for a moment expr.
bir an için beni endişelendirdiniz you had me worried for a second expr.
hayatımdaki en kötü an the worst moment of my life expr.
hayatımdaki en kötü an the worst moment in my life expr.
herkes gergin şu an everybody's on edge right now expr.
iti an çomağı hazırla speak/talk of the devil expr.
ilk gördüğüm an the first time I saw expr.
önemli an geldi çattı this is it expr.
mutlu olmak için ihtiyacımız olan her şey şu an burada we have everything we need right now to be completely happy expr.
odadaki tüm gözler onun üstünde şu an every eye in the room is on him right now expr.
şu an biraz meşgulüm I'm a bit tied up for the time being expr.
şu an uygun bir zaman değil this isn't a good time expr.
şu an düşündüğüm şey what's on my mind right now expr.
şu an iyi bir zaman değil this is not a good time expr.
şu an yerinde yoklar he/she is not available right now expr.
şu an kapalıyız we're closed right now expr.
şu an onun ne düşündüğünü bilmiyorum I don't know what he's thinking right now expr.
şu an bir toplantıda he is in a meeting right now expr.
şu an giyiniyorum I'm getting dressed expr.
şehre geldiğin an beni ara call me the minute you get to town expr.
şu an senin ne düşündüğünü bilmiyorum I don't know what you're thinking right now expr.
şu an bir toplantıda she is in a meeting right now expr.
şu an değeri ne kadar bilmiyorum I don't know how much it's worth now expr.
şu an neredesin? where are you right now? expr.
şu an neredesiniz? where are you right now? expr.
şu an hamileyim I'm pregnant right now expr.
şu an hangi mevsimdeyiz? which season is it now? expr.
şu an birine güvenip güvenmeyeceğimi bilmiyorum I don't know if I trust anybody right now expr.
şu an bir şeyle uğraşıyorum I'm in the middle of something expr.
seninle bir an önce konuşmam gerek I need to talk to you immediately expr.
şu an hangi yıldayız? what year is it now? expr.
şu an yerinde yok he/she is away from his/her desk (now) expr.
seni burada bulmaları an meselesi it's just a matter of time before they find you expr.
şu an nerdesin? where are you right now? expr.
şu an gerçekten konuşamam I really can't talk right now expr.
şu an işteyim I am at work now expr.
şu an yerinde değil he/she is away from his/her desk (now) expr.
şu an konuşmak için uygun bir zaman değil now's not a good time to talk expr.
şu an konuşamam I can't speak right now expr.
şu an telefonu meşgul he is on the phone expr.
şu an bir tanesine bakıyorsun you're looking at one expr.
şu an buna ayıracak vaktimiz yok we don't have time for this right now expr.
şu an ne kadar eder bilmiyorum I don't know how much it's worth now expr.
tam şu an at this very moment expr.
türkiye'de kış şu an this is winter in turkey expr.
türkiye'de yaz şu an this is summer in turkey expr.
(herkesin beklediği) işte o an geldi the big moment has come expr.
Chat Usage
şu an saat kaç orda? what time is it there now? expr.
şu an saat kaç orada? what time is it there now? expr.
Trade/Economic
açan banka tarafından her an iptal edilebilen akreditif revocable letter of credit i.
her an paraya çevrilebilir aktif cash assets i.
her an paraya dönüştürülebilecek şeyler available means i.
tarihi an epoch-making i.
yapılış özelliği dolayısıyla zaman içinde her an geçerli olan bir özdeşlik accounting identity i.
Politics
her an işkenceye alınacakmış duygusu yaratma creating a sense of being exposed to torture at any time i.
Technical
an diyagramı moment diagram i.
an/arc 190v an/arc 190v i.
an vektörü momentvector i.
Computer
bulunulan an veya gün dışında çekilmiş fotoğraf anlamına gelen bir ifade tbt (throwback thursday) expr.
şu an doğrulanan now verifying expr.
Aeronautic
şu an bir bilgi yok (askeri havacılık) no joy i.
roket motorlarının durduğu an brenschluss i.
Marine
gemiye yükün yüklendiği an ile gemiden yükün boşaltıldığı an arasında geçen dönem tackle to tackle i.
Medical
psikolojik an psychological moment i.
Astronomy
güneş veya ay tutulması sırasında ışığın tamamen kesildiği an totality i.
gök cisimlerinin koordinatlarının belirlenmesi için referans olarak seçilen an epoch i.
parlaklığı zaman içinde değişen yıldızın en parlak olduğu an maximum i.
Social Sciences
şu an hayatta olan insan modern i.
Religious
kur'an'ın indirilmeye başlandığı gece olarak müslümanlarca kutsal sayılan dua gecesi lailat-ul-qadr i.
kur'an vahiyleri quranic revelations i.
Kur'an-ı Kerim'de Tanrı'nın İbrahim Peygamber'i test etmek amacıyla oğlu İSMAİL'ı kurban etmesini istemesi binding of isaac i.
isa'nın her an her yerde var olduğuna inanan, lüteriyen kilisesi mensubu kimse ubiquist i.
isa'nın her an her yerde var olduğuna inanan, lüteriyen kilisesi mensubu kimse ubiquitarian i.
isa'nın her an her yerde var olduğu inancı ile ilgili ubiquitarian s.
isa'nın her an her yerde var olduğu inancında ubiquitarian s.
Geography
günümüzde çin'de yer alan xi'an (şian) kentinin çin imparatorluğu dönemindeki adı changan i.
şu an arkeolojik sit alanı olan halabiye'ye roma dönemi'nde verilen isim zenobia i.
Sport
silahların temasta olduğu an engagement i.
Football
topun son oynandığı an the last moment of the ball having played i.
Chess
an pasan en passant zf.
Music
jim morrison'ın ölümünden 7 yıl sonra 1978'de piyasaya çıkan an american prayer albümünde yer alan the doors şarkısı the ghost song i.
müzisyenin performansa başladığı an entrance i.
Theatre
kışkırtan an inciting moment i.
Slang
bir yerden hızla/çabucak/bir an önce ayrılmak/uzaklaşmak drag (one's) ass f.
bir yerden hızla/çabucak/bir an önce ayrılmak/uzaklaşmak haul (one's) ashes f.
bir yerden hızla/çabucak/bir an önce ayrılmak/uzaklaşmak bag ass f.
bir yerden hızla/çabucak/bir an önce ayrılmak/uzaklaşmak barrel ass out of (somewhere) f.
bir yerden hızla/çabucak/bir an önce ayrılmak/uzaklaşmak cut ass out of (somewhere) f.
bir yerden hızla/çabucak/bir an önce ayrılmak/uzaklaşmak drag ass out of (somewhere) f.
bir yerden hızla/çabucak/bir an önce ayrılmak/uzaklaşmak shag ass (out of something or some place) f.
bir yerden hızla/çabucak/bir an önce ayrılmak/uzaklaşmak bag ass out of (somewhere) f.
bir an önce harekete geçmek drag ass f.
bir an önce harekete geçmek haul ass f.
(bir an) basireti bağlanmak have a blonde moment f.
(bir an) basireti bağlanmak have a dumb moment f.
bir yerden hızla/çabucak/bir an önce ayrılmak drag/haul ass f.
bir yerden hızla/çabucak/bir an önce ayrılmak/uzaklaşmak barrel ass out of somewhere f.
(uyuşturucu) bir an mutlu edip hemen sonra mutsuz etmek bringdown f.
utanç verici an bruh moment i.
kolay/her an ulaşılabilir doktor/klinik mcdoc i.
kolay/her an ulaşılabilir doktor/klinik mcdoctor i.
kolay/her an ulaşılabilir doktor/klinik mcdoctors i.
kolay/her an ulaşılabilir doktor/klinik mcdocs i.
kolay/her an ulaşılabilir doktor/klinik mcdoc i.
bir an önce toot sweet expr.
British Slang
bir an mala/aptala bağlama blonde moment i.
son derece heyecanlı/korku verici bir an brown trouser moment i.