an - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

an



"an" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 5 sonuç

İngilizce Türkçe
General
an s. bir
an s. bir (ünlülerden önce)
an s. (herhangi) bir
an başına
Meteorology
an anabatik rüzgar

"an" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 21 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
an moment i.
General
an flash i.
an wink i.
an point i.
an trice i.
an split second i.
an tick i.
an second i.
an jiff i.
an breathing i.
an jiffy i.
an breath i.
an span i.
an minute i.
an moment i.
an instant i.
an time i.
Medical
an intelligence
an mind
an perception
Abbreviation
an inst

"an" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 244 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
bir an for a moment zf.
General
her an birinin emrinde olmak be at someone's beck and call f.
bir an evvel (yapmak) istemek be in a hurry to f.
bir an için görmek catch a glimpse f.
bir an için göstermek flash f.
bir an için görmek (bir şeyi) glimpse f.
bir an gözüne çarpmak catch f.
bir an için görmek glimpse f.
bir an için görmek get a glimpse of f.
have an essay translated makale çevirtmek f.
kapılmak (parti, yaşanan an vb.) catch f.
(bir an) dikkatsiz davranmak nod f.
bir an dokunuvermek tick f.
ikinci an second moment i.
kritik an moment of truth i.
ilk an first instance i.
önemli an juncture i.
tek bir an eyewink i.
kur'an koran i.
tarihi an historic moment i.
her an savaşa hazır gönüllü asker minuteman i.
şu an present i.
kritik an crux i.
en kızışık an white heat i.
ilk an first moment i.
güçlü bir duygunun ortaya çıktığı an a fainting fit i.
önemli olayların gelişmesindeki kritik bir an juncture i.
bir an pulse i.
böyle bir an such a moment i.
ilk an initial moment i.
kur'an-ı kerim koran i.
kur'an-ı kerim ve felsefe koran and philosophy i.
(bir şeyin) dibe vuruğu an low point i.
büyük an moment of truth i.
(kısa/belirsiz) an/dönem spell i.
tarihi bir an a historic moment i.
tuhaf an awkward moment i.
son an nick i.
kritik an nick i.
an'ane tradition i.
en şiddetli an throes i.
bir an süren momentary s.
her an bozulabilecek (koalisyon) uneasy s.
sadece bir an devam eden momentary s.
son an last-minute s.
her an bozulabilecek (barış/koalisyon) uneasy s.
an meselesi close at hand s.
an meselesi imminent s.
(o an için) duyularla algılanamayan remote s.
şu an at present zf.
dığı an the minute (that) zf.
her an any day of the week zf.
şu an now zf.
an itibarıyla right now zf.
her an at any time zf.
şu an at the moment zf.
şu an itibarıyla as of now zf.
bir an önce in no time zf.
bir an önce anon zf.
bir an önce right away zf.
her an any moment zf.
her an at any moment zf.
bir an önce as soon as possible zf.
bir an için momentarily zf.
her an at every turn zf.
o an the moment zf.
bir an önce forthwith zf.
şu an için for this moment zf.
şu an için for now zf.
bir an için for an instant zf.
şu an için for the present zf.
bir an için momently zf.
bir an bile not even a moment zf.
bir an dahi not even a moment zf.
bir an önce as immediate as possible zf.
şu an for the time being zf.
şu an itibariyle as of yet zf.
her an any given time zf.
her an any minute zf.
-an whose zm.
-an which zm.
-an that bağ.
-an who bağ.
Phrases
bir an bile duraksamadan without taking a moment to pause zf.
şu an this instant
bir an bile düşünmeden without a second thought
bir an önce from the off
an itibariyle by the moment
en azından şu an için for the moment at least
şu an itibari ile as of the moment
an itibari ile as of the moment
an itibarıyla as of the moment
şu an itibari ile as of this moment
an itibari ile as of this moment
an itibarıyla as of this moment
bir an olsun for a moment
şu an kullanımdaki in current use
Proverb
iti an çomağı hazırla talk of the devil and he is bound to appear
iti an çomağı hazırla talk of the devil and he is sure to appear
Colloquial
tek bir an throw i.
bir an önce toot sweet zf.
bir an önce kaçmak be off
ve kızılca kıyametin koptuğu an all hell breaks loose
iti an çomağı hazırla! speak of the devil!
iti an çomağı hazırla! talk of the devil!
bir an tanıdık gelme sparkle of familiarity
bir an için tanıdık gelme sparkle of familiarity
bir an önce on the nail
tam şu an just now
şu an at the moment
iti an çomağı hazırla speak of the devil and in he walks
her yere her an anında teslim instant delivery anywhere anytime
an meselesi a matter of time
kısacık bir an için for a split second
unutulmaz an unforgettable moment
hatırlanacak bir an a moment to remember
büyüleyici bir an a magic moment
sihirli bir an a magic moment
iti an çomağı hazırla speak/talk of the devil
iti an çomağı hazırla talk of the devil (and he is sure to appear)
iti an çomağı hazırla speak of the devil (and in he walks)
Idioms
nahoş bir an a bad quarter of an hour [old-fashioned] i.
sinir bozucu bir an a bad quarter of an hour [old-fashioned] i.
zorlayıcı bir an a bad quarter of an hour [old-fashioned] i.
tatsız bir an a bad quarter of an hour [old-fashioned] i.
her an patlamaya hazır bomba a (ticking) time bomb i.
iti an çomağı hazırla speak of the devil, and he shall appear expr.
iti an çomağı hazırla speak of the devil, and he will appear expr.
iti an çomağı hazırla talk of the devil and you'll see his hoofs
bir an için hızla bakmak dart a glance at
iti an çomağı hazırla speak of the devil
kritik an the moment of truth
dananın kuyruğunun kopacağı an the moment of truth
şu an için for the nonce
bu an için for the nonce
herkesin beklediği an big moment
(olması) an meselesi a heartbeat away from being (something)
soruna çözümün bulunduğu an aha moment
bir an görmek catch sight of somebody/something
her şeyin birden bire netleştiği an a moment of clarity
bir an/dakika bile sıkıcı geçmez there is never a dull moment
bir an/dakika bile sıkıcı geçmez never a dull moment
(bir an için) basireti bağlanmak have a senior/blond etc. moment
o an canı nasıl istiyorsa/plansız hareket etmek/karar vermek play by ear
heyecanın doruğa ulaştığı an when the cream rises to the top
patlamaya hazır/patlaması an meselesi bomba (sorun) a powder keg
an meselesi olmak be only a matter of time
bir an durup düşünmek step back
bir an durup düşünmek take a step back
(uçak veya araç için) düştü düşecek/her an parçalarına ayrılacakmış gibi gelmek arrive on a wing and a prayer
(uçak veya araç için) düştü düşecek/her an parçalarına ayrılacakmış gibi gelmek come in on a wing and a prayer
birini bir an için görmek catch sight of someone
birini bir an için görmek catch a glimpse of someone
şu an ihtiyacımız olan şey the need of the hour
bir an için durup derinlemesine düşünmek turn down a glass
Speaking
önemli an geldi çattı this is it
şu an nerdesin where are you right now
şu an neredesiniz where are you right now
şu an neredesin where are you right now
şu an nerdesiniz şu an nerdesin where are you right now
ilk gördüğüm an the first time I saw
şu an işteyim I am at work now
herkesin beklediği an moment everyone has been waiting for
(herkesin beklediği) işte o an geldi the big moment has come
şu an yerinde değil he/she is away from his/her desk (now)
şu an yerinde yok he/she is away from his/her desk (now)
şu an yerinde yoklar he/she is not available right now
şu an düşündüğüm şey what's on my mind right now
şu an giyiniyorum I'm getting dressed
şu an bir şeyle uğraşıyorum i'm in the middle of something
herkesin beklediği an the moment everyone has been waiting for
şu an uygun bir zaman değil this isn't a good time
bir an için for a moment
tam şu an at this very moment
şu an bir tanesine bakıyorsun you're looking at one
türkiye'de yaz şu an this is summer in turkey
türkiye'de kış şu an this is winter in turkey
baban her an gelebilir your dad's going to be here any minute
şu an hamileyim i'm pregnant right now
şehre geldiğin an beni ara call me the minute you get to town
şu an iyi bir zaman değil this is not a good time
şu an konuşmak için uygun bir zaman değil now's not a good time to talk
seninle bir an önce konuşmam gerek i need to talk to you immediately
şu an biraz meşgulüm i'm a bit tied up for the time being
şu an hangi yıldayız? what year is it now?
şu an bir toplantıda he is in a meeting right now
şu an bir toplantıda she is in a meeting right now
seni burada bulmaları an meselesi it's just a matter of time before they find you
şu an birine güvenip güvenmeyeceğimi bilmiyorum i don't know if i trust anybody right now
odadaki tüm gözler onun üstünde şu an every eye in the room is on him right now
şu an konuşamam i can't speak right now
mutlu olmak için ihtiyacımız olan her şey şu an burada we have everything we need right now to be completely happy
şu an değeri ne kadar bilmiyorum i don't know how much it's worth now
şu an ne kadar eder bilmiyorum i don't know how much it's worth now
şu an buna ayıracak vaktimiz yok we don't have time for this right now
şu an senin ne düşündüğünü bilmiyorum i don't know what you're thinking right now
şu an onun ne düşündüğünü bilmiyorum i don't know what he's thinking right now
iti an çomağı hazırla speak/talk of the devil
bir an için beni endişelendirdiniz you had me worried for a second
şu an hangi mevsimdeyiz? which season is it now?
şu an gerçekten konuşamam i really can't talk right now
şu an kapalıyız we're closed right now
herkes gergin şu an everybody's on edge right now
hayatımdaki en kötü an the worst moment of my life
hayatımdaki en kötü an the worst moment in my life
şu an telefonu meşgul he is on the phone
Chat Usage
şu an saat kaç orada? what time is it there now?
şu an saat kaç orda? what time is it there now?
Slang
bir yerden hızla/çabucak/bir an önce ayrılmak/uzaklaşmak drag (one's) ass f.
bir yerden hızla/çabucak/bir an önce ayrılmak/uzaklaşmak haul (one's) ashes f.
bir yerden hızla/çabucak/bir an önce ayrılmak/uzaklaşmak bag ass f.
bir yerden hızla/çabucak/bir an önce ayrılmak/uzaklaşmak barrel ass out of (somewhere) f.
bir yerden hızla/çabucak/bir an önce ayrılmak/uzaklaşmak cut ass out of (somewhere) f.
bir yerden hızla/çabucak/bir an önce ayrılmak/uzaklaşmak drag ass out of (somewhere) f.
bir yerden hızla/çabucak/bir an önce ayrılmak/uzaklaşmak shag ass (out of something or some place) f.
bir yerden hızla/çabucak/bir an önce ayrılmak/uzaklaşmak bag ass out of (somewhere) f.
bir an önce harekete geçmek drag ass f.
bir an önce harekete geçmek haul ass f.
utanç verici an bruh moment i.
(bir an) basireti bağlanmak have a blonde moment
(bir an) basireti bağlanmak have a dumb moment
bir an önce toot sweet
Trade/Economic
yapılış özelliği dolayısıyla zaman içinde her an geçerli olan bir özdeşlik accounting identity
her an paraya çevrilebilir aktif cash assets
açan banka tarafından her an iptal edilebilen akreditif revocable letter of credit
tarihi an epoch-making
her an paraya dönüştürülebilecek şeyler available means
Politics
her an işkenceye alınacakmış duygusu yaratma creating a sense of being exposed to torture at any time
Technical
an/arc 190v an/arc 190v
an vektörü momentvector
an diyagramı moment diagram
Computer
şu an doğrulanan now verifying
bulunulan an veya gün dışında çekilmiş fotoğraf anlamına gelen bir ifade tbt (throwback thursday)
Marine
gemiye yükün yüklendiği an ile gemiden yükün boşaltıldığı an arasında geçen dönem tackle to tackle
Medical
psikolojik an psychological moment
Astronomy
güneş veya ay tutulması sırasında ışığın tamamen kesildiği an totality i.
Religious
kur'an'ın indirilmeye başlandığı gece olarak müslümanlarca kutsal sayılan dua gecesi lailat-ul-qadr i.
Kur'an-ı Kerim'de Tanrı'nın İbrahim Peygamber'i test etmek amacıyla oğlu İSMAİL'ı kurban etmesini istemesi binding of isaac
kur'an vahiyleri quranic revelations
Places
günümüzde çin'de yer alan xi'an (şian) kentinin çin imparatorluğu dönemindeki adı changan i.
Football
topun son oynandığı an the last moment of the ball having played
Music
jim morrison'ın ölümünden 7 yıl sonra 1978'de piyasaya çıkan an american prayer albümünde yer alan the doors şarkısı the ghost song
British Slang
bir an mala/aptala bağlama blonde moment
son derece heyecanlı/korku verici bir an brown trouser moment