catch - Türkçe İngilizce Sözlük

catch

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

catch — Definition

Anlamı ve Tanımı:
yakalamak, kapmak, yakalamaca
Okunuş (IPA):
(AmE /kætʃ/ – BrE /kætʃ/)
Terim Türü:
Düzensiz Fiil: catch (catches – caught – caught - catching); İsim: catch (catches)
Bir şeyi yakalamayı veya bir fırsatı “kapmayı” anlatan fiildir; isim olarak da “yakalama” eylemini ifade etmektedir. Germen kökenli “yakalamak” fikrine dayanan bu kelime, “catch a cold” gibi kalıplarla bulaşıcılık mecazına da genişlemiştir

"catch" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
catch f. yakalamak
Jimmy threw the ball, and I caught it.
Jimmy topu fırlattı, ben de yakaladım.

More Sentences
catch i. yakalama
catch i. tutma
catch i. aldatmaca
catch f. yetişmek
Genel
catch i. av
A proportion of their catches is not landed and they do not generate local employment, as the Community fleet did.
Avlarının bir kısmı karaya çıkarılmamakta ve Topluluk filosunun yaptığı gibi yerel istihdam yaratmamaktadırlar.

More Sentences
catch i. mandal
The handyman replaced the door catch.
Tamirci kapının mandalını değiştirdi.

More Sentences
catch i. yakalayış
It was an impossible catch, but he prevailed.
İmkânsız bir yakalayıştı ama yine de başardı.

More Sentences
catch f. kapmak
He caught hold of the phone before I could.
Benden önce telefonu o kaptı.

More Sentences
catch f. olmak
My mother caught the flu last week.
Annem geçen hafta grip oldu.

More Sentences
catch f. tutuşmak
The wood in the burner wasn't catching.
Ocaktaki odunlar tutuşmuyordu.

More Sentences
catch f. kapmak (hastalık)
Don't drink the tap water here; you might catch a disease.
Buradaki musluk suyunu içmeyin; hastalık kapabilirsiniz.

More Sentences
catch f. basmak
I caught him singing in front of the mirror in women's clothes.
Onu aynanın önünde kadın kıyafetleriyle şarkı söylerken bastım.

More Sentences
catch f. yetişmek (trene/vapura/uçağa)
We caught the last half hour of the award ceremony.
Ödül töreninin son yarım saatine yetiştik.

More Sentences
catch f. duymak
I caught the doorbell despite the noise of the vacuum.
Süpürgenin gürültüsüne rağmen kapı zilini duyabildim.

More Sentences
catch f. vurmak
He saw imperfections in the paint when the light caught it.
Işık vurduğunda boyadaki kusurları görüyordu.

More Sentences
catch f. sıkışmak
The girl got her fingers caught in the door.
Kızın parmakları kapıya sıkıştı.

More Sentences
catch f. yakalanmak
Therefore, it protects you from catching cold and flu.
Bu nedenle sizi soğuk algınlığına ve gribe yakalanmaktan korur.

More Sentences
catch f. tutmak
They went to the lake to catch fish.
Balık tutmak için göle gittiler.

More Sentences
catch f. çekmek
There was one particular one that caught my fancy, which I thought I might like to buy.
Özellikle bir tanesi dikkatimi çekti ve onu satın almak isteyebileceğimi düşündüm.

More Sentences
catch f. çarpmak
It looks interesting on any site and immediately catches the eye.
Herhangi bir sitede ilginç görünüyor ve hemen göze çarpıyor.

More Sentences
catch f. takılmak
Again my eyes caught up at something.
Gözlerim yine bir şeye takıldı.

More Sentences
catch f. anlamak
I beg your pardon; I didn't quite catch your name.
Affedersiniz; isminizi tam anlamadım.

More Sentences
catch f. kavramak
I didn't catch the meaning.
Anlamını kavrayamadım.

More Sentences
catch f. görmek
I caught a glimpse of him.
Ben onu bir an için gördüm.

More Sentences
catch f. yakalamak
Jimmy threw the ball, and I caught it.
Jimmy topu fırlattı, ben de yakaladım.

More Sentences
catch f. ele geçirmek
Oh, if I catch you!
Ah seni bir elime geçirsem!

More Sentences
catch f. (soğuk) almak
Watch out! The pan caught fire!
Aman dikkat! Tava alev aldı!

More Sentences
catch f. denk gelmek
His opponent's punch caught him in the chin.
Rakibinin yumruğu çenesine denk geldi.

More Sentences
catch f. kapılmak (parti, yaşanan an vb.)
The kite caught wind and started to fly.
Uçurtma rüzgâra kapıldı ve uçmaya başladı.

More Sentences
Teknik
catch i. mandal
The handyman replaced the door catch.
Tamirci kapının mandalını değiştirdi.

More Sentences
catch f. tutmak
They went to the lake to catch fish.
Balık tutmak için göle gittiler.

More Sentences
catch f. yakalamak
Jimmy threw the ball, and I caught it.
Jimmy topu fırlattı, ben de yakaladım.

More Sentences
Tekstil
catch i. mandal
The handyman replaced the door catch.
Tamirci kapının mandalını değiştirdi.

More Sentences
Mutfak
catch i. av
A proportion of their catches is not landed and they do not generate local employment, as the Community fleet did.
Avlarının bir kısmı karaya çıkarılmamakta ve Topluluk filosunun yaptığı gibi yerel istihdam yaratmamaktadırlar.

More Sentences
Askeri
catch f. ele geçirmek
Oh, if I catch you!
Ah seni bir elime geçirsem!

More Sentences
Beysbol
catch f. yakalayıcı olarak oynamak
They asked me to catch for their team.
Takımlarında yakalayıcı olarak oynamamı istediler.

More Sentences
catch f. (topu) yere değmeden yakalamak
The famous baseball player caught with a very fast move.
Ünlü beyzbolcu çok hızlı bir hareketle topu yere değmeden yakaladı.

More Sentences
Genel
catch i. bölüm
catch i. kar
catch i. voli
catch i. kilit dili
catch i. parça
catch i. bityeniği
catch i. tutma av
catch i. kanca
catch i. hile
catch i. tuzak
catch i. topluca söylenen şarkı
catch i. kapı tutucusu
catch i. devvar köprü dişleri
catch i. tutucu
catch i. mandal katılığı
catch i. köprü dişleri
catch i. devlet kuşu
catch i. kolay bulunmaz fırsat
catch i. (şarkı, şiir vb.) akılda kalan ufak kısım
catch i. kelepir
catch f. gafil avlamak
catch f. inmek
catch f. tutturmak
catch f. yakalanmak (bir hastalığa)
catch f. bulaşmak
catch f. tutulmak
catch f. büyülemek
catch f. yayılmak
catch f. eline geçmek
catch f. tokat atmak
catch f. baskın yapmak
catch f. birdenbire fark etmek
catch f. edinmek (alışkanlık)
catch f. cezbetmek
catch f. bir an gözüne çarpmak
catch f. geçmek
catch f. ansızın bulmak
catch f. çekmek (ilgi vb)
catch f. yetişmek
catch f. (hastalık) yakalanmak
catch f. çalışmak (mekanizma)
catch f. tutunmak
catch f. avlamak
catch f. maruz kalmak
catch f. (bir şey yapan kişiyi) durdurmak
catch f. çevrelemek
catch f. içine almak
catch f. birden karşısına çıkmak
catch f. mahsur bırakmak
catch f. (bir şeyi) başka bir şeye çarpacak şekilde ilerletmek
catch f. etkili biçimde temsil etmek
catch f. kandırmak
catch f. aklını çelmek
catch f. (birinin peşinden koşup elde ederek) evlenmek
catch f. (ses) kulağa gelmek
catch f. (nefes) tutmak
catch f. tutturmak
catch f. iliştirmek
catch f. toplamak
catch f. büyülenmek
catch f. etkilenmek
catch f. aldanmak
catch f. izlemek
catch f. seyretmek
catch f. fark etmek
catch f. (alev) almak
catch f. alev almak
catch f. isabet etmek
Irregular Verb
catch f. caught - caught
Konuşma Dili
catch i. bityeniği
catch i. ses titremesi
catch i. hasılat
catch i. tespit
catch i. farkına varma
catch i. saptama
catch i. teşhis
catch i. ideal eş
catch i. müstakbel eş
catch i. eş adayı
catch f. azar işitmek
catch f. ceza almak
catch f. fırça yemek
catch f. fark etmek
catch f. algılamak
catch s. ilgi çeken
catch s. dikkat çeken
catch s. aldatıcı
catch s. ilgi çekici
catch s. kolay akılda kalan
catch s. hileli
catch s. kafa karıştırıcı
Teknik
catch i. hızı belli seviyede tutmaya yarayan aygıt
catch i. dil (kapı)
catch i. kilit mandalı
catch i. sürgü
catch i. tespit mandalı
catch i. tutucu
catch f. yetiştirmek
Tekstil
catch i. tutucu
İnşaat
catch i. kapı tutucusu
Tarım
catch i. bitkinin toprakta kesin olarak tutması
catch f. filizlenmek
catch f. (toprakta) tutmak
Hayvancılık
catch f. (evcil memeli hayvan) gebe olmak
Silah/Atıcılık
catch i. süngü
Spor
catch i. (topu vb.) zamanında tutma ya da vurma
catch i. top atıp yakalama oyunu
Müzik
catch i. ingilizlere özgü güldürücü sözlü bir rond
catch i. rondo
Argo
catch i. iyi gelin/koca adayı
catch i. püf noktası
catch f. enselemek

"catch" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
catch unawares f. gafil avlamak
Genel
safety catch i. susta
hidden catch i. gizli bir tuzak
hidden catch i. gizli şart
hidden catch i. gizli açma mekanizması (mücevher kutusu vb)
hidden catch i. bit yeniği
catch basin i. toplama çukuru
cocking catch i. kurma mandalı
catch-all i. malzeme torbası
catch-phrase i. slogan
by-catch of the fishing i. balıklarla birlikte yakalananlar
catch-as-catch-can i. serbest güreş
catch-all i. öteberi torbası
a catch-all term i. kapsamlı/kapsayıcı terim
phone catch fire i. telefonun ateş alması/yanması
tallow catch i. yağ topağı
tallow catch i. kasap tarafından rulo haline getirilen iç yağı
catch-up i. telafi
catch-up i. miktar veya oranı belli bir standarda getirmeyi amaçlayan artış
catch-up i. bir dezavantajın üstesinden gelmeyi amaçlayan strateji
catch-all i. öteberi çantası
catch-all i. çeşitli durumları ve olasılıkları kapsayacak şekilde tasarlanmış şey
catch phrase i. herkesin dilindeki slogan
catch flu f. gribe yakalanmak
catch cold f. nezle olmak
catch someone unawares f. birini gafil avlamak
catch tightly f. kıskıvrak yakalamak
catch sight f. fark etmek
catch someone’s attention f. ilgi çekmek
catch sight of f. görmek
catch up on f. yetişmek
catch up f. seviyesine ulaşmak
catch up with f. arayı kapatmak
catch on f. anlamak
catch up f. yetişmek
catch an infection f. yakalanmak
catch up on f. ertelenmiş bir işi yapmak
catch someone napping f. birini gafil avlamak
catch fire f. tutuşmak
catch one's breath f. nefes almak
catch someone's eye f. birinin dikkatini çekmek
catch up on f. yakalamak
catch an illness f. hastalığa yakalanmak
catch an advantage f. avantaj yakalamak
catch a chill f. üşütmek
catch cold f. üşütmek
catch hold of f. yakalamak
catch one's eye f. dikkatini çekmek
catch somebody by the tail f. kuyruğunu kısmak
catch someone in the act f. birini suçüstü yakalamak
catch fire f. alev almak
catch someone napping f. birini hazırlıksız yakalamak
catch sight of f. gözüne ilişmek
catch a cold f. nezle olmak
catch up on f. tamamlamak
catch each other's eye f. göz göze gelmek
catch on f. tutulmak
catch the blame f. sorumluluğu üstlenmek
catch up on f. biriken işleri yapmak
catch on f. popüler olmak
catch unawares f. hazırlıksız yakalamak
catch attention of f. gözüne ilişmek
catch birds f. kuş tutmak
catch on f. kapmak
catch on with somebody f. gözde olmak
catch fire f. ateş almak
catch one's breath f. soluk almak
catch one's breath f. soluklanmak
catch sight f. gözüne ilişmek
catch a glimpse f. gözüne ilişmek
catch up with f. yetişmek
catch out f. meydana çıkarmak
catch someone's eyes f. göze çarpmak
catch up on f. (arada olup biteni) öğrenmek
catch up f. yakalamak
catch one's eye f. gözüne çarpmak
catch a glimpse f. bir an için görmek
catch alight f. tutuşmak
catch on f. tutunmak
catch flu f. grip olmak
catch a glimpse f. görür gibi olmak
catch someone's attention f. birinin dikkatini çekmek
catch on f. gözde olmak
catch someone's eyes f. birisinin dikkatini çekmek
catch someone napping f. gafil avlamak
catch fish f. balık yakalamak
catch up on f. ihmal edilmiş bir işi yapmak
catch on with somebody f. popüler olmak
catch on f. kavramak
catch the fancy of f. hoşuna gitmek
catch cold f. soğuk almak
catch someone off guard f. birini gafil avlamak
catch one's breath f. dinlenmek
catch sight of f. birdenbire fark etmek
catch fish f. balık tutmak
catch on f. farkına varmak
catch up f. kapıp kaçmak
catch up f. bilgilendirmek
catch up f. etkilemek
catch up f. büyülemek
catch up f. geri kalmamak
catch one´s eye f. dikkatini çekmek
catch the impression f. izlenim edinmek
catch somebody napping f. gafil avlamak
catch somebody unawares f. gafil avlamak
catch the trend of f. trend yakalamak
catch up on f. arayı kapatmak
catch up with f. yakalamak
catch up with f. aynı düzeye gelmek
catch up on f. zaman açığını gidermek
catch the era f. çağı yakalamak
catch in a trap f. kapana kısılmak
catch in a trap f. kapana kıstırmak
catch someone's eyes f. ilgisini çekmek
catch someone's eyes f. dikkatini çekmek
catch at f. aniden yakalamaya çalışmak
catch at f. birden kapmak
catch pneumonia f. zatürreeye yakalanmak
catch pneumonia f. zatürre olmak
fail to catch the bus on time f. otobüsü kaçırmak
catch someone's eyes f. dikkatini çekmek
catch up f. aynı düzeye getirmek
catch someone's eyes f. bakışlarını yakalamak
catch on f. ünlü olmak
catch an infection f. mikrop kapmak
catch on f. sevilmek
catch an infection f. enfeksiyon almak
catch a smell f. koku duymak
catch a scent f. koku duymak
catch the glances f. bakışları yakalamak
catch an infection f. enfeksiyon kapmak
catch the ball f. topu yakalamak
catch someone red-handed f. birini suçüstü yakalamak
catch a whiff of f. -in kokusunu duymak
catch somebody red-handed f. suçüstü yakalamak
catch up with f. -e yetişmek
catch a disease f. bir hastalığa yakalanmak
catch out f. kötü bir şey yaparken yakalamak
catch out f. suçüstü yakalamak
catch out f. uygunsuz bir biçimde yakalamak
catch fire f. yanmak
catch fire f. alevler içinde kalmak
catch up with f. hızına yetişmek
catch a chill f. soğuk almak
release the safety catch f. emniyet mandalını açmak
catch sight of f. gözü ilişmek
catch some shuteye f. uyku bastırmak
catch one's breath f. soluğunu tutmak
catch the attention f. dikkat çekmek
catch a cold f. şifayı kapmak