| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | catch f. | yakalamak | ||
|
Jimmy threw the ball, and I caught it. Jimmy topu fırlattı, ben de yakaladım. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | catch i. | yakalama | ||
| Yaygın Kullanım | catch i. | tutma | ||
| Yaygın Kullanım | catch i. | aldatmaca | ||
| Yaygın Kullanım | catch f. | yetişmek | ||
| Genel | ||||
| Genel | catch i. | av | ||
|
A proportion of their catches is not landed and they do not generate local employment, as the Community fleet did. Avlarının bir kısmı karaya çıkarılmamakta ve Topluluk filosunun yaptığı gibi yerel istihdam yaratmamaktadırlar. More Sentences |
||||
| Genel | catch i. | mandal | ||
|
The handyman replaced the door catch. Tamirci kapının mandalını değiştirdi. More Sentences |
||||
| Genel | catch i. | yakalayış | ||
|
It was an impossible catch, but he prevailed. İmkânsız bir yakalayıştı ama yine de başardı. More Sentences |
||||
| Genel | catch f. | kapmak | ||
|
He caught hold of the phone before I could. Benden önce telefonu o kaptı. More Sentences |
||||
| Genel | catch f. | olmak | ||
|
My mother caught the flu last week. Annem geçen hafta grip oldu. More Sentences |
||||
| Genel | catch f. | tutuşmak | ||
|
The wood in the burner wasn't catching. Ocaktaki odunlar tutuşmuyordu. More Sentences |
||||
| Genel | catch f. | kapmak (hastalık) | ||
|
Don't drink the tap water here; you might catch a disease. Buradaki musluk suyunu içmeyin; hastalık kapabilirsiniz. More Sentences |
||||
| Genel | catch f. | basmak | ||
|
I caught him singing in front of the mirror in women's clothes. Onu aynanın önünde kadın kıyafetleriyle şarkı söylerken bastım. More Sentences |
||||
| Genel | catch f. | yetişmek (trene/vapura/uçağa) | ||
|
We caught the last half hour of the award ceremony. Ödül töreninin son yarım saatine yetiştik. More Sentences |
||||
| Genel | catch f. | duymak | ||
|
I caught the doorbell despite the noise of the vacuum. Süpürgenin gürültüsüne rağmen kapı zilini duyabildim. More Sentences |
||||
| Genel | catch f. | vurmak | ||
|
He saw imperfections in the paint when the light caught it. Işık vurduğunda boyadaki kusurları görüyordu. More Sentences |
||||
| Genel | catch f. | sıkışmak | ||
|
The girl got her fingers caught in the door. Kızın parmakları kapıya sıkıştı. More Sentences |
||||
| Genel | catch f. | yakalanmak | ||
|
Therefore, it protects you from catching cold and flu. Bu nedenle sizi soğuk algınlığına ve gribe yakalanmaktan korur. More Sentences |
||||
| Genel | catch f. | tutmak | ||
|
They went to the lake to catch fish. Balık tutmak için göle gittiler. More Sentences |
||||
| Genel | catch f. | çekmek | ||
|
There was one particular one that caught my fancy, which I thought I might like to buy. Özellikle bir tanesi dikkatimi çekti ve onu satın almak isteyebileceğimi düşündüm. More Sentences |
||||
| Genel | catch f. | çarpmak | ||
|
It looks interesting on any site and immediately catches the eye. Herhangi bir sitede ilginç görünüyor ve hemen göze çarpıyor. More Sentences |
||||
| Genel | catch f. | takılmak | ||
|
Again my eyes caught up at something. Gözlerim yine bir şeye takıldı. More Sentences |
||||
| Genel | catch f. | anlamak | ||
|
I beg your pardon; I didn't quite catch your name. Affedersiniz; isminizi tam anlamadım. More Sentences |
||||
| Genel | catch f. | kavramak | ||
|
I didn't catch the meaning. Anlamını kavrayamadım. More Sentences |
||||
| Genel | catch f. | görmek | ||
|
I caught a glimpse of him. Ben onu bir an için gördüm. More Sentences |
||||
| Genel | catch f. | yakalamak | ||
|
Jimmy threw the ball, and I caught it. Jimmy topu fırlattı, ben de yakaladım. More Sentences |
||||
| Genel | catch f. | ele geçirmek | ||
|
Oh, if I catch you! Ah seni bir elime geçirsem! More Sentences |
||||
| Genel | catch f. | (soğuk) almak | ||
|
Watch out! The pan caught fire! Aman dikkat! Tava alev aldı! More Sentences |
||||
| Genel | catch f. | denk gelmek | ||
|
His opponent's punch caught him in the chin. Rakibinin yumruğu çenesine denk geldi. More Sentences |
||||
| Genel | catch f. | kapılmak (parti, yaşanan an vb.) | ||
|
The kite caught wind and started to fly. Uçurtma rüzgâra kapıldı ve uçmaya başladı. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | catch i. | mandal | ||
|
The handyman replaced the door catch. Tamirci kapının mandalını değiştirdi. More Sentences |
||||
| Teknik | catch f. | tutmak | ||
|
They went to the lake to catch fish. Balık tutmak için göle gittiler. More Sentences |
||||
| Teknik | catch f. | yakalamak | ||
|
Jimmy threw the ball, and I caught it. Jimmy topu fırlattı, ben de yakaladım. More Sentences |
||||
| Tekstil | ||||
| Tekstil | catch i. | mandal | ||
|
The handyman replaced the door catch. Tamirci kapının mandalını değiştirdi. More Sentences |
||||
| Mutfak | ||||
| Mutfak | catch i. | av | ||
|
A proportion of their catches is not landed and they do not generate local employment, as the Community fleet did. Avlarının bir kısmı karaya çıkarılmamakta ve Topluluk filosunun yaptığı gibi yerel istihdam yaratmamaktadırlar. More Sentences |
||||
| Askeri | ||||
| Askeri | catch f. | ele geçirmek | ||
|
Oh, if I catch you! Ah seni bir elime geçirsem! More Sentences |
||||
| Beysbol | ||||
| Beysbol | catch f. | yakalayıcı olarak oynamak | ||
|
They asked me to catch for their team. Takımlarında yakalayıcı olarak oynamamı istediler. More Sentences |
||||
| Beysbol | catch f. | (topu) yere değmeden yakalamak | ||
|
The famous baseball player caught with a very fast move. Ünlü beyzbolcu çok hızlı bir hareketle topu yere değmeden yakaladı. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | catch i. | bölüm | ||
| Genel | catch i. | kar | ||
| Genel | catch i. | voli | ||
| Genel | catch i. | kilit dili | ||
| Genel | catch i. | parça | ||
| Genel | catch i. | bityeniği | ||
| Genel | catch i. | tutma av | ||
| Genel | catch i. | kanca | ||
| Genel | catch i. | hile | ||
| Genel | catch i. | tuzak | ||
| Genel | catch i. | topluca söylenen şarkı | ||
| Genel | catch i. | kapı tutucusu | ||
| Genel | catch i. | devvar köprü dişleri | ||
| Genel | catch i. | tutucu | ||
| Genel | catch i. | mandal katılığı | ||
| Genel | catch i. | köprü dişleri | ||
| Genel | catch i. | devlet kuşu | ||
| Genel | catch i. | kolay bulunmaz fırsat | ||
| Genel | catch i. | (şarkı, şiir vb.) akılda kalan ufak kısım | ||
| Genel | catch i. | kelepir | ||
| Genel | catch f. | gafil avlamak | ||
| Genel | catch f. | inmek | ||
| Genel | catch f. | tutturmak | ||
| Genel | catch f. | yakalanmak (bir hastalığa) | ||
| Genel | catch f. | bulaşmak | ||
| Genel | catch f. | tutulmak | ||
| Genel | catch f. | büyülemek | ||
| Genel | catch f. | yayılmak | ||
| Genel | catch f. | eline geçmek | ||
| Genel | catch f. | tokat atmak | ||
| Genel | catch f. | baskın yapmak | ||
| Genel | catch f. | birdenbire fark etmek | ||
| Genel | catch f. | edinmek (alışkanlık) | ||
| Genel | catch f. | cezbetmek | ||
| Genel | catch f. | bir an gözüne çarpmak | ||
| Genel | catch f. | geçmek | ||
| Genel | catch f. | ansızın bulmak | ||
| Genel | catch f. | çekmek (ilgi vb) | ||
| Genel | catch f. | yetişmek | ||
| Genel | catch f. | (hastalık) yakalanmak | ||
| Genel | catch f. | çalışmak (mekanizma) | ||
| Genel | catch f. | tutunmak | ||
| Genel | catch f. | avlamak | ||
| Genel | catch f. | maruz kalmak | ||
| Genel | catch f. | (bir şey yapan kişiyi) durdurmak | ||
| Genel | catch f. | çevrelemek | ||
| Genel | catch f. | içine almak | ||
| Genel | catch f. | birden karşısına çıkmak | ||
| Genel | catch f. | mahsur bırakmak | ||
| Genel | catch f. | (bir şeyi) başka bir şeye çarpacak şekilde ilerletmek | ||
| Genel | catch f. | etkili biçimde temsil etmek | ||
| Genel | catch f. | kandırmak | ||
| Genel | catch f. | aklını çelmek | ||
| Genel | catch f. | (birinin peşinden koşup elde ederek) evlenmek | ||
| Genel | catch f. | (ses) kulağa gelmek | ||
| Genel | catch f. | (nefes) tutmak | ||
| Genel | catch f. | tutturmak | ||
| Genel | catch f. | iliştirmek | ||
| Genel | catch f. | toplamak | ||
| Genel | catch f. | büyülenmek | ||
| Genel | catch f. | etkilenmek | ||
| Genel | catch f. | aldanmak | ||
| Genel | catch f. | izlemek | ||
| Genel | catch f. | seyretmek | ||
| Genel | catch f. | fark etmek | ||
| Genel | catch f. | (alev) almak | ||
| Genel | catch f. | alev almak | ||
| Genel | catch f. | isabet etmek | ||
| Irregular Verb | ||||
| Irregular Verb | catch f. | caught - caught | ||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | catch i. | bityeniği | ||
| Konuşma Dili | catch i. | ses titremesi | ||
| Konuşma Dili | catch i. | hasılat | ||
| Konuşma Dili | catch i. | tespit | ||
| Konuşma Dili | catch i. | farkına varma | ||
| Konuşma Dili | catch i. | saptama | ||
| Konuşma Dili | catch i. | teşhis | ||
| Konuşma Dili | catch i. | ideal eş | ||
| Konuşma Dili | catch i. | müstakbel eş | ||
| Konuşma Dili | catch i. | eş adayı | ||
| Konuşma Dili | catch f. | azar işitmek | ||
| Konuşma Dili | catch f. | ceza almak | ||
| Konuşma Dili | catch f. | fırça yemek | ||
| Konuşma Dili | catch f. | fark etmek | ||
| Konuşma Dili | catch f. | algılamak | ||
| Konuşma Dili | catch s. | ilgi çeken | ||
| Konuşma Dili | catch s. | dikkat çeken | ||
| Konuşma Dili | catch s. | aldatıcı | ||
| Konuşma Dili | catch s. | ilgi çekici | ||
| Konuşma Dili | catch s. | kolay akılda kalan | ||
| Konuşma Dili | catch s. | hileli | ||
| Konuşma Dili | catch s. | kafa karıştırıcı | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | catch i. | hızı belli seviyede tutmaya yarayan aygıt | ||
| Teknik | catch i. | dil (kapı) | ||
| Teknik | catch i. | kilit mandalı | ||
| Teknik | catch i. | sürgü | ||
| Teknik | catch i. | tespit mandalı | ||
| Teknik | catch i. | tutucu | ||
| Teknik | catch f. | yetiştirmek | ||
| Tekstil | ||||
| Tekstil | catch i. | tutucu | ||
| İnşaat | ||||
| İnşaat | catch i. | kapı tutucusu | ||
| Tarım | ||||
| Tarım | catch i. | bitkinin toprakta kesin olarak tutması | ||
| Tarım | catch f. | filizlenmek | ||
| Tarım | catch f. | (toprakta) tutmak | ||
| Hayvancılık | ||||
| Hayvancılık | catch f. | (evcil memeli hayvan) gebe olmak | ||
| Silah/Atıcılık | ||||
| Silah/Atıcılık | catch i. | süngü | ||
| Spor | ||||
| Spor | catch i. | (topu vb.) zamanında tutma ya da vurma | ||
| Spor | catch i. | top atıp yakalama oyunu | ||
| Müzik | ||||
| Müzik | catch i. | ingilizlere özgü güldürücü sözlü bir rond | ||
| Müzik | catch i. | rondo | ||
| Argo | ||||
| Argo | catch i. | iyi gelin/koca adayı | ||
| Argo | catch i. | püf noktası | ||
| Argo | catch f. | enselemek | ||