bir an - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

bir an



"bir an" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 2 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
bir an for a moment zf.
General
bir an pulse i.

"bir an" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 62 sonuç

Türkçe İngilizce
General
bir an evvel (yapmak) istemek be in a hurry to f.
bir an için göstermek flash f.
bir an için görmek (bir şeyi) glimpse f.
bir an için görmek catch a glimpse f.
bir an gözüne çarpmak catch f.
bir an için görmek glimpse f.
bir an için görmek get a glimpse of f.
tek bir an eyewink i.
güçlü bir duygunun ortaya çıktığı an a fainting fit i.
önemli olayların gelişmesindeki kritik bir an juncture i.
böyle bir an such a moment i.
(bir şeyin) dibe vuruğu an low point i.
tarihi bir an a historic moment i.
bir an süren momentary s.
sadece bir an devam eden momentary s.
bir an önce anon zf.
bir an önce as soon as possible zf.
bir an önce in no time zf.
bir an için momentarily zf.
bir an önce right away zf.
bir an önce forthwith zf.
bir an için for an instant zf.
bir an için momently zf.
bir an bile not even a moment zf.
bir an dahi not even a moment zf.
bir an önce as immediate as possible zf.
Phrases
bir an bile düşünmeden without a second thought
bir an önce from the off
bir an olsun for a moment
Colloquial
bir an önce kaçmak be off
bir an için tanıdık gelme sparkle of familiarity
bir an tanıdık gelme sparkle of familiarity
bir an önce on the nail
kısacık bir an için for a split second
hatırlanacak bir an a moment to remember
sihirli bir an a magic moment
büyüleyici bir an a magic moment
Idioms
bir an için hızla bakmak dart a glance at
bir an görmek catch sight of somebody/something
bir an/dakika bile sıkıcı geçmez never a dull moment
bir an/dakika bile sıkıcı geçmez there is never a dull moment
(bir an için) basireti bağlanmak have a senior/blond etc. moment
bir an durup düşünmek take a step back
bir an durup düşünmek step back
birini bir an için görmek catch sight of someone
birini bir an için görmek catch a glimpse of someone
Speaking
şu an bir şeyle uğraşıyorum i'm in the middle of something
şu an uygun bir zaman değil this isn't a good time
bir an için for a moment
şu an bir tanesine bakıyorsun you're looking at one
şu an iyi bir zaman değil this is not a good time
şu an konuşmak için uygun bir zaman değil now's not a good time to talk
seninle bir an önce konuşmam gerek i need to talk to you immediately
şu an bir toplantıda she is in a meeting right now
şu an bir toplantıda he is in a meeting right now
bir an için beni endişelendirdiniz you had me worried for a second
Slang
(bir an) basireti bağlanmak have a dumb moment
(bir an) basireti bağlanmak have a blonde moment
bir an önce toot sweet
Trade/Economic
yapılış özelliği dolayısıyla zaman içinde her an geçerli olan bir özdeşlik accounting identity
British Slang
bir an mala/aptala bağlama blonde moment
son derece heyecanlı/korku verici bir an brown trouser moment