tick - Türkçe İngilizce Sözlük

tick

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

tick — Definition

Anlamı ve Tanımı:
tik, işaret, tık sesi
Okunuş (IPA):
(AmE /tɪk/ – BrE /tɪk/)
Terim Türü:
İsim: tick (ticks); Fiil: tick (ticks – ticked – ticking)
Saat mekanizmasıyla özdeşleşen düzenli ses ya da onay belirtisi olarak kullanılan küçük işaret. Eski İngilizce ticcen kökünden gelen sözcük, ses taklidi niteliğiyle zaman ve doğrulama kavramlarını birleştirir. Zaman ölçümü, kontrol listeleri ve dijital arayüzlerde anlık ilerleme ve doğrulama göstergesi olarak değerlendirilir.
Eş Anlamlılar:
mark, click (contextual)
Zıt Anlamlılar:
cross, silence (contextual)

"tick" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 50 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
tick i. kene
This mixture will protect your dog against ticks.
Bu karışım köpeğinizi kenelere karşı koruyacaktır.

More Sentences
tick i. tik tak
I could hear the ticks of the old clock from upstairs.
Üst kattaki eski saatin tik taklarını duyabiliyordum.

More Sentences
Genel
tick i. doğrulama işareti
Put a tick under the document after you check everything.
Her şeyi kontrol ettikten sonra belgenin altına bir doğrulama işareti koyun.

More Sentences
tick f. işlemek
It is a matter of urgency, moreover, for the time bomb is ticking in the Middle East.
Üstelik bu acil bir mesele zira Orta Doğu'da adeta saatli bomba işliyor.

More Sentences
tick f. tik tak etmek (saat)
I couldn't sleep because of the ticking of the clock.
Saatin tik tak etmesi yüzünden uyuyamadım.

More Sentences
tick f. geçip gitmek
The hours ticked by.
Saatler geçip gitti.

More Sentences
Bilgisayar
tick i. işaret
One grey tick indicates the message has been sent.
Bir gri onay işareti mesajın gönderildiğini gösterir.

More Sentences
tick f. işaretlemek
Tick the answer which is true in your opinion.
Size göre doğru olan yanıtı işaretleyiniz.

More Sentences
İngiliz Argosu
tick i. kısa süre
I will call you in a tick.
Seni kısa süre sonra ararım.

More Sentences
Genel
tick i. sakırga
tick i. şilte
tick i. yatak (şilte olarak kullanılan)
tick i. yüz (şilte/yatak veya yastığı kaplayan)
tick i. an
tick i. saniye
tick i. kot kumaş
tick i. tıkırtı
tick i. listede bulunan maddenin yanına konulan işaret
tick i. kılıf
tick i. veresiye
tick i. tik tak sesi (işleyen saatin çıkardığı)
tick i. saat sesi
tick i. doğru işareti
tick i. im
tick f. çalışmak
tick f. tıkırdamak
tick f. mutlu bir şekilde yaşamak
tick f. hayatından memnun olmak
tick f. tık tık etmek
tick f. işaret koymak
tick f. doğru işareti koymak
tick f. imlemek
tick f. tik atmak
tick f. saat gibi işlemek
tick f. alışılmadık bir şekilde tezahür etmek
tick f. bir an dokunuvermek
tick N. tik
tick N. tık sesi
Ticaret/Ekonomi
tick i. bir menkul değerin fiyatında izin verilen en düşük dalgalanma
tick i. fiyat adımı
tick i. itibar
tick i. kredi
tick i. minimum fiyat değişikliği
tick i. veresiye alışveriş
tick f. puanlamak
Teknik
tick i. im
tick i. tık
tick f. imlemek
Zooloji
tick i. hayvanın kürkü üzerindeki farklı renkten küçük nokta
İngiliz Argosu
tick i. bir kaç dakika

"tick" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
tick-tack i. saat sesi
tick-tack-toe i. üç taş
tick-tack-toe i. üç taş oyunu
tick [obsolete] i. hafif dokunuş
up-tick i. az artış
tick up f. tik koymak
tick along f. mutlu bir şekilde yaşamak
tick off f. azarlamak
tick along f. hayatından memnun olmak
tick along f. iyi gitmek (işler)
tick off f. işaretlemek
tick up f. işaretlemek
tick off f. yanına işaret koymak (listede bulunan bir maddenin)
tick over f. rölantide çalışmak
tick away f. (zaman) acımasızca geçmek
tick past f. zaman acımasızca geçmek
tick by f. zaman acımasızca geçmek
tick off f. paylamak
tick off f. işaret koymak
tick off f. fırça çekmek
tick over f. başarısızlığın eşiğinde olmak
tick over f. yalpalamak
tick all the boxes f. her şartı sağlamak
ricky-tick s. banal
ricky-tick s. sıradan
ricky-tick s. modası geçmiş
ricky-tick s. eski moda
on the tick zf. dakikası dakikasına
on the tick zf. saniyesi saniyesine
to the tick zf. dakikası dakikasına
on tick ed. veresiye
Öbek Fiiller
tick off f. işaretlemek
tick off f. tik koymak
tick up f. artış göstermek (yavaş bir şekilde ve küçük oranlarda)
tick down f. zaman geçmek
tick down f. bir zamanın sonuna doğru gelmek/yaklaşmak
tick someone off f. birini kızdırmak
tick someone off f. birinin sinirini bozmak
tick down f. belirli bir zamana yaklaşmak
tick someone off f. birini sinir etmek
tick down f. belirli bir zamana doğu gelmek
tick down f. zaman daralmak
Konuşma Dili
what makes someone tick i. kişinin temel motivasyonu
half a tick expr. çok kısa bir süre
tick-tock expr. tik tak
tick-tock expr. vakit geçiyor
tick-tock expr. zaman daralıyor
tick-tock expr. saat ilerliyor
what makes tick expr. motivasyonu
what makes tick expr. temel motivasyonu
what makes (one) tick expr. (birini) motive eden şey
what makes (one) tick expr. (birinin) temel motivasyonu
what makes tick expr. harekete geçiren şey
what makes (one) tick expr. (birini) harekete geçiren şey
what makes tick expr. teşvik eden şey
what makes (one) tick expr. (birinin) motivasyonu
what makes (one) tick expr. (birini) teşvik eden şey
what makes tick expr. motive eden şey
Deyim
be as full as a tick f. tıka basa doymak
tick over f. tıkırında gitmek
tick off f. küplere bindirmek
tick off f. birisini sıkmak
tick off f. gıcık etmek
tick off f. sinirlerini ayağa kaldırmak
tick off f. birini çok kızdırmak
tick off f. çok öfkelendirmek
tick off f. sinirden kudurtmak
tick off f. tiye almak
be as full as a tick f. midesi tıka basa dolu olmak
make someone or something tick f. birini/birşeyi harekete geçirmek/çalıştırmak
tick all the boxes f. tüm ihtiyaçları/gereksinimleri karşılamak
tick all the boxes f. her derde deva olmak
buy (something) on tick f. veresiye satın almak
buy (something) on tick f. hesaba yazdırarak satın almak
get/buy something on tick f. veresiye satın almak
get/buy something on tick f. hesaba yazdırarak satın almak
get something on tick [old-fashioned] f. borca yazdırmak
get something on tick [old-fashioned] f. hesaba yazdırmak
get something on tick [old-fashioned] f. borca almak
get something on tick [old-fashioned] f. veresiye almak
get (something) on tick f. senetle satın almak
get (something) on tick f. krediyle satın almak
tick (something) off on (one's) fingers f. (bir şeyi) tek tek saymak
tick (something) off on (one's) fingers f. (bir şeyi) parmakla saymak
tick (something) off on (one's) fingers f. (bir şeyi) teker teker saymak
go on tick [uk] f. krediyle almak
go on tick [uk] f. veresiye almak
go on tick [uk] f. borçla almak
get something on tick [old-fashioned] [uk] f. veresiye yazdırmak
buy something on tick [old-fashioned] [uk] f. veresiye yazdırmak
buy something on tick [old-fashioned] [uk] f. hesaba yazdırarak almak
get something on tick [old-fashioned] [uk] f. hesaba yazdırarak almak
get something on tick [old-fashioned] [uk] f. veresiye almak
buy something on tick [old-fashioned] [uk] f. veresiye almak
make tick f. harekete geçirmek
make tick f. çalıştırmak
tick all the (right) boxes [uk] f. her derde deva olmak
tick all the (right) boxes [uk] f. tüm ihtiyaçları/gereksinimleri karşılamak
tick something off on your fingers f. bir şeyi parmakla saymak
tick something off on your fingers f. bir şeyi teker teker saymak
tick something off on your fingers f. bir şeyi tek tek saymak
tick every box f. gerekli tüm özelliklere sahip olmak
tight as a tick s. kafa kafaya (yarış)
tight as a tick s. körkütük sarhoş
(as) full as a tick s. tıka basa yemiş
(as) full as a tick s. tıka basa doymuş
(as) full as a tick s. midesi tıka basa dolu
full as a tick s. tıka basa doymuş
full as a tick s. midesi tıka basa dolu
full as a tick s. tıka basa yemiş
on the tick zf. tam vaktinde
to the tick zf. tam vaktinde
in a tick expr. bir çırpıda
as tight as a tick expr. zil zurna sarhoş
what makes it tick? expr. nasıl çalışıyor/onu çalıştıran ne?
as tight as a tick expr. sımsıkı
as tight as a tick expr. kafa kafaya
as tight as a tick expr. etle tırnak gibi
as tight as a tick expr. körkütük sarhoş
as tight as a tick expr. başa baş (yarış)
tight as a tick expr. başa baş (yarış)
as tight as a tick expr. kafa kafaya (yarış)
half a tick expr. kısacık bir süre
half a tick expr. göz açıp kapayıncaya kadar
half a tick expr. çok kısa bir süre
half a tick expr. birkaç saniye
Konuşma
listen again and tick the correct sentences expr. yeniden dinle ve doğru cümleleri işaretle
listen again and tick the correct sentences expr. tekrar dinle ve doğru cümleleri işaretle
tick the correct sentence expr. doğru cümleyi işaretle
Ticaret/Ekonomi
price increments tick i. fiyat adımı
tick value i. tick değeri
tick size i. tick genişliği
tick by tick i. dakika gün hafta aylık bazda grafikler
tick [obsolete] f. veresiye almak
tick [obsolete] f. veresiye satmak
Teknik
tick count i. tık sayısı
Bilgisayar
between tick marks i. kategori sayısı
one tick i. tek çalışma
between tick-mark labels i. bulunan kategori sayısı
tick-marks i. onay işaretleri
tick box i. işaret kutucuğu
tick box i. işaret kutusu
Bilişim
tick mark i. ölçüm çentiği
tick mark i. işaret çentiği
Otomotiv
tick over i. motor rölantide çalışırken yaptığı hız
Medikal
colorado tick fever i. kolorado kene humması
tick borne encephalitis i. keneyle geçen ensefalit
tick-borne encephalitis i. keneyle geçen ensefalit
tick bite i. kene ısırığı
Patoloji
tick-borne viral encephalitis i. keneyle taşınan viral ensefalitler