| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | mark i. | iz | ||
|
On the cat's back was a heart-shaped yellow mark. Kedinin sırtında kalp şeklinde sarı bir iz vardı. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | mark i. | işaret | ||
|
We don't need your full signature; a mark on each page will suffice. Bize tam imzanız gerekmiyor; her sayfada birer işaret olması yeterli olacaktır. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | mark f. | işaretlemek | ||
|
The pages you need to sign are marked. İmzalamanız gereken sayfalar işaretlenmiştir. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | mark i. | leke | ||
|
She noticed several marks on her skirt. Eteğindeki birkaç lekeyi fark etti. More Sentences |
||||
| Genel | mark i. | puan | ||
|
One mark will be given to the applicants for each correct answer. Adaylara her doğru cevap için bir puan verilecektir. More Sentences |
||||
| Genel | mark i. | not | ||
|
In this respect the EU has passed a practical test with good marks. Bu açıdan AB pratik bir sınavı iyi notlarla geçmiştir. More Sentences |
||||
| Genel | mark i. | hedef | ||
|
I can tell the Ministers of Agriculture that they are way off the mark. Tarım Bakanlarına hedeften çok uzakta olduklarını söyleyebilirim. More Sentences |
||||
| Genel | mark i. | belirti | ||
|
I saw the mark of sadness that had remained on her face. Onun yüzünde kalan üzüntü belirtisini gördüm. More Sentences |
||||
| Genel | mark i. | (okulda) not | ||
|
I can't believe she received better marks than me. Benden daha iyi not aldığına inanamıyorum. More Sentences |
||||
| Genel | mark i. | marka | ||
|
The PRO12 logo device is a protected mark. PRO12 logo cihazı korumalı bir markadır. More Sentences |
||||
| Genel | mark i. | hedef | ||
|
I can tell the Ministers of Agriculture that they are way off the mark. Tarım Bakanlarına hedeften çok uzakta olduklarını söyleyebilirim. More Sentences |
||||
| Genel | mark f. | çizmek | ||
|
They mark out the path of maritime security and safety, but the path is still a long one. Deniz emniyeti ve güvenliğinin yolunu çiziyorlar ancak bu yol hala uzun bir yol. More Sentences |
||||
| Genel | mark f. | damgasını vurmak | ||
|
Recent events, marked by a number of assassinations in Côte d'Ivoire, are extremely worrying. Fildişi Sahili'nde bir dizi suikastın damgasını vurduğu son olaylar son derece endişe vericidir. More Sentences |
||||
| Genel | mark f. | yazmak | ||
|
Mark was writing primarily to the Romans. Markos öncelikle Romalılara yazıyordu. More Sentences |
||||
| Genel | mark f. | not vermek | ||
|
The teacher was very fair when she marked our exams. Öğretmen, sınavlarımızda not verirken çok adildi. More Sentences |
||||
| Genel | mark f. | belirtmek | ||
|
We shall be marking our support in a resolution to be voted tomorrow. Yarın oylanacak bir karar tasarısında desteğimizi belirteceğiz. More Sentences |
||||
| Genel | mark f. | işaretlemek | ||
|
The pages you need to sign are marked. İmzalamanız gereken sayfalar işaretlenmiştir. More Sentences |
||||
| Genel | mark f. | göstermek | ||
|
Red circles on the map mark schools. Harita üzerindeki kırmızı daireler okulları gösterir. More Sentences |
||||
| Genel | mark f. | (ölüm yıldönümü vb) anmak | ||
|
Colleagues, it is my sad duty today to mark the deaths of innocent people in two recent attacks. Meslektaşlarım, bugün iki yeni saldırıda masum insanların ölümünü anmak benim için üzücü bir görev. More Sentences |
||||
| Genel | mark f. | kutlamak | ||
|
The company's 50th anniversary was marked with a formal ball. Şirketin 50. yıldönümü resmi bir baloyla kutlandı. More Sentences |
||||
| Genel | mark f. | notlandırmak | ||
|
Our teacher is marking papers. Öğretmenimiz kağıtları notlandırıyor. More Sentences |
||||
| Genel | mark f. | (bir şeye) dikkati çekmek | ||
|
Mark you, this is an article that was given its current form only after the bloodbath in Peking's Tienanmen Square . Dikkatinizi çekerim, bu makale ancak Pekin'in Tienanmen Meydanı'ndaki kan gölünden sonra bugünkü halini almıştır. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | mark i. | işaret | ||
|
We don't need your full signature; a mark on each page will suffice. Bize tam imzanız gerekmiyor; her sayfada birer işaret olması yeterli olacaktır. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | mark i. | marka | ||
|
The PRO12 logo device is a protected mark. PRO12 logo cihazı korumalı bir markadır. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | mark i. | marka | ||
|
The PRO12 logo device is a protected mark. PRO12 logo cihazı korumalı bir markadır. More Sentences |
||||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | mark i. | işaret | ||
|
We don't need your full signature; a mark on each page will suffice. Bize tam imzanız gerekmiyor; her sayfada birer işaret olması yeterli olacaktır. More Sentences |
||||
| Dilbilim | ||||
| Dilbilim | mark i. | belirti | ||
|
I saw the mark of sadness that had remained on her face. Onun yüzünde kalan üzüntü belirtisini gördüm. More Sentences |
||||
| Spor | ||||
| Spor | mark f. | markaja almak | ||
|
His failure to mark his opponent disappointed the coach. Onun rakibini markaja alamayışı antrenörü hayal kırıklığına uğrattı. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | mark i. | nişane | ||
| Genel | mark i. | şöhret | ||
| Genel | mark i. | mark | ||
| Genel | mark i. | nişan | ||
| Genel | mark i. | kalıntı | ||
| Genel | mark i. | not (derste) | ||
| Genel | mark i. | damga | ||
| Genel | mark i. | alamet | ||
| Genel | mark i. | yara yeri | ||
| Genel | mark i. | şiar | ||
| Genel | mark i. | ün | ||
| Genel | mark i. | yer | ||
| Genel | mark i. | spor başlama çizgisi | ||
| Genel | mark i. | dağ | ||
| Genel | mark i. | belgi | ||
| Genel | mark i. | bellik | ||
| Genel | mark i. | numara | ||
| Genel | mark i. | liyakat | ||
| Genel | mark i. | çizik | ||
| Genel | mark i. | eser | ||
| Genel | mark i. | emare | ||
| Genel | mark i. | norm | ||
| Genel | mark i. | standart | ||
| Genel | mark i. | alman markı | ||
| Genel | mark i. | im | ||
| Genel | mark i. | belirteç | ||
| Genel | mark i. | röper | ||
| Genel | mark i. | çizgi | ||
| Genel | mark i. | belirtke | ||
| Genel | mark i. | yara izi | ||
| Genel | mark i. | gaye | ||
| Genel | mark i. | (yarışta) başlangıç noktası | ||
| Genel | mark i. | isabet | ||
| Genel | mark i. | dikkat | ||
| Genel | mark i. | sahiplik, üretim yeri veya kalite bildiren isim, logo veya herhangi bir işaret | ||
| Genel | mark i. | sahiplik belirtmek için hayvanın kulağına atılan çentik veya postuna yapılan işaret | ||
| Genel | mark i. | imza yerine geçen işaret (haç, çizgi) | ||
| Genel | mark i. | önem | ||
| Genel | mark i. | öne çıkma | ||
| Genel | mark i. | fark etme | ||
| Genel | mark i. | belirgin özellik | ||
| Genel | mark i. | onaylanmış kalite standardı | ||
| Genel | mark i. | kalıcı etki | ||
| Genel | mark i. | 13 şilin ve 4 peniye eşdeğer bir ingiliz ve iskoç para birimi | ||
| Genel | mark i. | avrupa ülkelerinde özellikle altın ve gümüşte kullanılan, 227 gram'a eşdeğer çeşitli ağırlık birimlerine verilen ad | ||
| Genel | mark i. | gaz ocağının üzerinde bulunan sıcaklık ayarlarından biri | ||
| Genel | mark i. | belirli bir modelin varyasyonlarından birini ifade etmekte kullanılan bir sözcük | ||
| Genel | mark f. | damgalamak | ||
| Genel | mark f. | marke etmek | ||
| Genel | mark f. | dikkat etmek | ||
| Genel | mark f. | puanlamak | ||
| Genel | mark f. | numaralamak | ||
| Genel | mark f. | hesaba katmak | ||
| Genel | mark f. | damga vurmak | ||
| Genel | mark f. | markalamak | ||
| Genel | mark f. | mimlemek | ||
| Genel | mark f. | dikkate almak | ||
| Genel | mark f. | etiketlemek | ||
| Genel | mark f. | imlemek | ||
| Genel | mark f. | işaret koymak | ||
| Genel | mark f. | not atmak | ||
| Genel | mark f. | yoklama defterine işaretlemek | ||
| Genel | mark f. | yoklama almak | ||
| Genel | mark f. | leke bırakmak | ||
| Genel | mark f. | açıklamak | ||
| Genel | mark f. | fark etmek | ||
| Genel | mark f. | farkına varmak | ||
| Genel | mark f. | dikkat etmek | ||
| Genel | mark f. | göz önüne almak | ||
| Genel | mark f. | göz önünde bulundurmak | ||
| Genel | mark f. | doğal izler bırakmak | ||
| Genel | mark f. | farklı olmasını sağlamak | ||
| Genel | mark f. | sivriltmek | ||
| Genel | mark f. | ayırt edici özellik olmak | ||
| Genel | mark f. | belirgin bir izlenim edinmek | ||
| Genel | mark f. | sınırlarını çizmek | ||
| Genel | mark f. | işaretleyerek seçmek | ||
| Genel | mark f. | işaretlercesine seçmek, tayin etmek veya mahkum etmek | ||
| Genel | mark f. | gözlemlemek | ||
| Genel | mark f. | ayakları ilerlemeden yürürcesine hareket ettirmek | ||
| Genel | mark f. | mekanik ve basmakalıp şekilde davranmak | ||
| Genel | mark f. | gelişmeleri beklerken ilerlemeyi geçici olarak durdurmak | ||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | mark i. | enayi | ||
| Konuşma Dili | mark i. | safdil | ||
| Konuşma Dili | mark i. | keriz | ||
| Konuşma Dili | mark i. | saf | ||
| Konuşma Dili | mark i. | hırsızlık veya dolandırıcılık için seçilen kurban | ||
| Konuşma Dili | mark i. | soyulacak/dolandırılacak kurban | ||
| Konuşma Dili | mark i. | soymak/dolandırmak için göze kestirilen kurban | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | mark i. | alamet | ||
| Ticaret/Ekonomi | mark i. | çizgi | ||
| Ticaret/Ekonomi | mark i. | damga | ||
| Ticaret/Ekonomi | mark i. | finlandiya'nın 1999'a kadar tedavülde kalan temel para birimi | ||
| Ticaret/Ekonomi | mark f. | fiyat etiketi koymak | ||
| Siyasal | ||||
| Siyasal | mark i. | bir topluluğun özgür üyelerinin ortak malı olan toprak parçası | ||
| Sanayi | ||||
| Sanayi | mark i. | genellikle bir serinin parçası olan ürün veya cihazın spesifik bir modeli | ||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | mark i. | im | ||
| Bilgisayar | mark expr. | işaretle | ||
| Bilgisayar | mark expr. | imle | ||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | mark i. | model numarası | ||
| Denizcilik | ||||
| Denizcilik | mark i. | şamandra | ||
| Denizcilik | mark i. | suyun derinliğini belirtmek için ölçüm kordonuna çeşitli aralıklarla yerleştirilmiş düğüm veya parça | ||
| Deniz Biyolojisi | ||||
| Deniz Biyolojisi | mark i. | üreme halkası | ||
| Dini | ||||
| Dini | mark i. | dört incil yazarından biri | ||
| Dini | mark i. | markos incili | ||
| Dini | mark i. | dört incil'den ikincisi | ||
| Coğrafya | ||||
| Coğrafya | mark i. | illinois eyaletinde yerleşim yeri | ||
| Askeri | ||||
| Askeri | mark f. | ayakları ilerlemeden yürürcesine hareket ettirmek | ||
| Spor | ||||
| Spor | mark i. | ulaşılan veya elde edilen nokta | ||
| Spor | mark i. | rekor | ||
| Spor | mark i. | (bowlingde) tek atışta bütün lobutların devrilmesi | ||
| Spor | mark i. | (bowlingde) ikinci atışta bütün lobutların devrilmesi | ||
| Spor | mark i. | (çim topu oyununda) sahada sabit duran, iki tarafından basık bir top | ||
| Spor | mark i. | (bowlingde) bir kuka türü | ||
| Spor | mark i. | (ragbide) kendi 22 m'lik sahasında duran bir oyuncunun rakip tarafından ileriye doğru atılan bir topu yakalaması ve "mark" diye bağırarak serbest vuruş yapmaya hak kazanması | ||
| Spor | mark i. | (avustralya futbolunda) serbest vuruş hakkı verilmesi ile sonuçlanan, en az 10 m'lik bir mesafeden yapılan vuruşla gelen topu yakalama | ||
| Spor | mark i. | (boksta) sporcunun diz altı şortunun belirlediği ve midesine denk gelen sınıra veya bu sınırın üstüne yumruk atma | ||
| Spor | mark f. | rekor kırmak | ||
| Spor | mark f. | (rakip takımın oyuncusuna karşı) defans yapmak | ||
| Argo | ||||
| Argo | mark i. | dolandırıcının gözüne kestirdiği kurban | ||
| Argo | mark i. | keriz | ||
| Argo | mark i. | kolay aldanan kimse | ||
| Türkçe | İngilizce | |
|---|---|---|
| Genel | ||
| Genel | mark | mark i. |
| Genel | mark | german mark i. |