| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | norm i. | standart | ||
|
Families of six or seven are the norm in eastern cultures. Doğu kültürlerinde standart olan altı-yedi kişilik ailelerdir. More Sentences |
||||
| Genel | norm i. | norm | ||
|
We find ourselves dealing with some very serious events, which in the past seemed to be the norm. Kendimizi, geçmişte norm gibi görünen bazı çok ciddi olaylarla uğraşırken bulduk. More Sentences |
||||
| Siyasal | ||||
| Siyasal | norm i. | norm | ||
|
We find ourselves dealing with some very serious events, which in the past seemed to be the norm. Kendimizi, geçmişte norm gibi görünen bazı çok ciddi olaylarla uğraşırken bulduk. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | norm i. | norm | ||
|
We find ourselves dealing with some very serious events, which in the past seemed to be the norm. Kendimizi, geçmişte norm gibi görünen bazı çok ciddi olaylarla uğraşırken bulduk. More Sentences |
||||
| Matematik | ||||
| Matematik | norm i. | norm | ||
|
We find ourselves dealing with some very serious events, which in the past seemed to be the norm. Kendimizi, geçmişte norm gibi görünen bazı çok ciddi olaylarla uğraşırken bulduk. More Sentences |
||||
| Dilbilim | ||||
| Dilbilim | norm i. | norm | ||
|
We find ourselves dealing with some very serious events, which in the past seemed to be the norm. Kendimizi, geçmişte norm gibi görünen bazı çok ciddi olaylarla uğraşırken bulduk. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | norm i. | düstur | ||
| Genel | norm i. | kural | ||
| Genel | norm i. | model | ||
| Genel | norm i. | tip | ||
| Genel | norm i. | kaide | ||
| Genel | norm i. | düzgü | ||
| Genel | norm i. | numune | ||
| Genel | norm i. | örnek | ||
| Genel | norm N. | ölçüt | ||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | norm i. | atletik yapıda olmayan avustralyalı erkek stereotipi | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | norm i. | ilke | ||
| Ticaret/Ekonomi | norm i. | örnek | ||
| Ticaret/Ekonomi | norm i. | ölçü | ||
| Siyasal | ||||
| Siyasal | norm i. | düstur | ||
| Siyasal | norm i. | kural | ||
| Siyasal | norm i. | ölçü | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | norm i. | düzgü | ||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | norm i. | düzge | ||
| Matematik | ||||
| Matematik | norm i. | ortalama | ||
| Matematik | norm i. | vektörün büyüklüğü | ||
| Matematik | norm i. | karmaşık sayının modülü | ||
| Matematik | norm i. | ardışık iki nokta arasındaki en büyük fark | ||
| Biyokimya | ||||
| Biyokimya | norm i. | düzgü | ||
| Eğitim | ||||
| Eğitim | norm i. | belirli yaş grupları için belirlenen ortalama performans standardı | ||
| Eğitim | norm i. | bireyin geçmişteki ortalama performansına dayalı olarak saptanan kişisel standart | ||
| Dilbilim | ||||
| Dilbilim | norm i. | ölçün | ||
| Jeoloji | ||||
| Jeoloji | norm i. | magmatik kayanın teorik standart mineral bileşimi | ||
| Türkçe | İngilizce | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | norm | norm i. | ||
|
We find ourselves dealing with some very serious events, which in the past seemed to be the norm. Kendimizi, geçmişte norm gibi görünen bazı çok ciddi olaylarla uğraşırken bulduk. More Sentences |
||||
| Siyasal | ||||
| Siyasal | norm | norm i. | ||
|
We find ourselves dealing with some very serious events, which in the past seemed to be the norm. Kendimizi, geçmişte norm gibi görünen bazı çok ciddi olaylarla uğraşırken bulduk. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | norm | norm i. | ||
|
We find ourselves dealing with some very serious events, which in the past seemed to be the norm. Kendimizi, geçmişte norm gibi görünen bazı çok ciddi olaylarla uğraşırken bulduk. More Sentences |
||||
| Matematik | ||||
| Matematik | norm | norm i. | ||
|
We find ourselves dealing with some very serious events, which in the past seemed to be the norm. Kendimizi, geçmişte norm gibi görünen bazı çok ciddi olaylarla uğraşırken bulduk. More Sentences |
||||
| Dilbilim | ||||
| Dilbilim | norm | norm i. | ||
|
We find ourselves dealing with some very serious events, which in the past seemed to be the norm. Kendimizi, geçmişte norm gibi görünen bazı çok ciddi olaylarla uğraşırken bulduk. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | norm | mark i. | ||
| Genel | norm | etiquette i. | ||
| Genel | norm | standard i. | ||
| Genel | norm | rule i. | ||
| Dini | ||||
| Dini | norm | regula i. | ||