kural - Türkçe İngilizce Sözlük

kural

"kural" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 51 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
kural rule i.
You can't change the rules in the middle of the game.
Oyunun ortasında kuralları değiştiremezsiniz.

More Sentences
Genel
kural order i.
Your behaviour was totally out of order.
Davranışların tamamen kural dışıydı.

More Sentences
kural code i.
It will be a pleasure for me to send the code of practice to the minister.
Uygulama kurallarını Sayın Bakana göndermek benim için bir zevk olacaktır.

More Sentences
kural precept i.
The offer was against common precepts of decency.
Teklif, genel ahlak kurallarına aykırıydı.

More Sentences
kural law i.
Today, we will talk about the principles and laws of curling.
Bugün, körling sporunun ilke ve kurallarından bahsedeceğiz.

More Sentences
kural regulation i.
I don't know the traffic regulations here.
Buradaki trafik kurallarını bilmiyorum.

More Sentences
kural rule i.
You can't change the rules in the middle of the game.
Oyunun ortasında kuralları değiştiremezsiniz.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
kural principle i.
We are studying the basic principles of absorption.
Emilim olayının temel kuralları üzerinde çalışıyoruz.

More Sentences
Hukuk
kural law i.
Today, we will talk about the principles and laws of curling.
Bugün, körling sporunun ilke ve kurallarından bahsedeceğiz.

More Sentences
Siyasal
kural guidelines i.
There must be guidelines regarding ingredients.
Malzemelerle ilgili kurallar olmalıdır.

More Sentences
Teknik
kural regulation i.
I don't know the traffic regulations here.
Buradaki trafik kurallarını bilmiyorum.

More Sentences
kural rule i.
You can't change the rules in the middle of the game.
Oyunun ortasında kuralları değiştiremezsiniz.

More Sentences
kural law i.
Today, we will talk about the principles and laws of curling.
Bugün, körling sporunun ilke ve kurallarından bahsedeceğiz.

More Sentences
Bilgisayar
kural convention i.
Moreover, there is a big difference between having conventions and having directives.
Dahası, kurallara sahip olmak ile yönergelere sahip olmak arasında büyük bir fark vardır.

More Sentences
kural guideline i.
You should be ready to follow strict guidelines in your new job.
Yeni işinizde katı kurallara uymaya hazır olmalısınız.

More Sentences
Medikal
kural principle i.
We are studying the basic principles of absorption.
Emilim olayının temel kuralları üzerinde çalışıyoruz.

More Sentences
Spor
kural rule i.
You can't change the rules in the middle of the game.
Oyunun ortasında kuralları değiştiremezsiniz.

More Sentences
Genel
kural statute i.
kural canon i.
kural rubric i.
kural norm i.
kural regular i.
kural system i.
kural maxim i.
kural ordonnance i.
kural ordinance i.
kural disposition i.
kural base i.
kural formula i.
kural preception i.
kural regence [obsolete] i.
kural reiglement [obsolete] i.
kural basis i.
kural reule [obsolete] i.
kural rewle i.
kural fundamental s.
kural reg N.
Ticaret/Ekonomi
kural restriction i.
kural ordinance i.
kural article i.
kural procedure i.
Hukuk
kural statute i.
kural canon i.
kural lex i.
Siyasal
kural norm i.
kural basis i.
Teknik
kural ruler i.
kural fundamental s.
Dini
kural regula i.
Felsefe
kural sutra i.
Latince
kural lex i.

"kural" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
sürücülerin yolun sağını mı solunu mu kullanacakları belirten ülkesel kural rule of the road i.
ahlaki kural precept i.
standart kural guideline i.
temel kural fundamental law i.
temel kural ground rule i.
standart kural square i.
kural tanımazlık anarchism i.
kural koyma prescription i.
geçici kural provisional regulation i.
sezgisel kural heuristic rule i.
genel kabul görmüş kural rule of a thumb i.
temel kural rule of thumb i.
kural tanımayan bohemian i.
kural çiğneme transgression i.
uyulması zorunlu kural mandatory regulation i.
kural koyuculuk rulemaking i.
kural koyuculuk rule making i.
geleneksel kural traditional rule i.
altın kural golden rule i.
asgari standart kural minimum standard rule i.
kural koyuculuk rule-making i.
katı kural strict rule i.
ana kural precept i.
genel kural canon i.
ahlaki kural moral principle i.
kural kitabı rule book i.
genelgeçer kabul gören kural ve gelenekler mainstream i.
kural kölesi pedant i.
kural koyucu rule maker i.
kural esnetme rule bending i.
kural tanımaz violator i.
kural tanımaz tüm davranışları one's all acts of vigilantism i.
kural istemi will-to-order i.
gizli kural secret rule i.
kural dışı durumlar anomalies i.
her şeyi veya herkesi kapsayan kural blanket rule i.
kural tanımazlık laisser aller [french] i.
kural tanımazlık laissez aller [french] i.
kökleşmiş kültürel kural deep-rooted cultural code i.
genel olarak kabul görmüş pratik kural thumb rule i.
ampirik kural thumb rule i.
(yasa, kural) çiğneme evildoing i.
ahlaki kural value orientation i.
herkes tarafından benimsenmiş ama resmi olmayan kural unwritten rule i.
yazılı olmayan kural unwritten rule i.
resmi olmayan kural unwritten rule i.
sert bir şekilde kural koyan kimse hardass i.
başka kuralların nasıl kullanılması gerektiğini açıklayan bir kural metarule i.
dürüstlük sisteminin temelini oluşturan bir dizi kural honor code i.
kural bağımlısı kimse rule-monger i.
(suç örgütünde, çetede) belirli faaliyetler hakkında konuşmayı veya bilgi ifşa etmeyi yasaklayan kural omerta i.
kural dışı hareket informality i.
kural haline gelmiş şey institute i.
yerleşik kural institution i.
nihai kural principate i.
kural ihlali foul play i.
söylenmeyen kural unspoken rule i.
dile getirilmeyen kural unspoken rule i.
kural koyucu kimse standardiser [uk] i.
kural koyucu kimse standardizer [us] i.
alt kural subrule i.
kural ihlali supercherie i.
kural koymak establish regulations f.
belirli bir durumda yetkisini kullanarak kural veya yasa uygulatmamak waive f.
kural koymak establish rules f.
kural koymak lay down f.
kural çiğnemek violate a rule f.
kural koymak set up a rule f.
(kural veya yasayı) takmamak flaunt f.
(kural) amacına göre yorumlamak bend f.
(dilsel kural veya matematik formülü) tekrar tekrar kullanılmak iterate f.
(kural) yokmuş gibi davranmak flaunt f.
(kural) çiğnemek break f.
kural tanımaz noncompliant s.
kural dışı solecistic s.
kural koyucu prescriptive s.
kural yönetimli rule-governed s.
kural ile yönetilen rule-governed s.
kural dışı bad s.
belli kural veya yasalara göre idare edilen regulated s.
kural veya hedef doğrultusunda yönlendiren regulative s.
(kural) gevşetilmiş relaxed s.
kural tanımaz bare-knuckled s.
kural tanımaz bare-knuckle s.
belli kural veya yasalara göre idare edilmeyen unstructured s.
kural dışı extraregular s.
kural tanımayan licentious s.
yasa, kural ve geleneklere sıkı sıkıya bağlı kalan (kimse) observant s.
kural dayatan şey imponent s.
kural uygulatan kimse imponent s.
bir kuruluşun standart, kural veya taleplerine tamamen uyan organization s.
bir kuruluşun standart, kural veya taleplerine tamamen uyan organisation s.
kabul edilebilir kural veya standartları ihlal eden out-of-bounds s.
kural ifade eden preceptory s.
kural ifade eden preceptive s.
kural olarak belirtilmiş prescript s.
(politika, kural) değişmez stiff s.
(politika, kural) esneklik tanınmayan stiff s.
kural koyucu normative s.
temel bir kural olarak as a basic guide zf.
kural olarak in principle zf.
genel bir kural olarak as a general rule zf.
kural tanımaz bir şekilde bare-knuckled zf.
kural tanımaz bir şekilde bare-knuckle zf.
kural olarak generally zf.
kural çiğneme infraction N.
temel kural principle N.
Öbek Fiiller
birini/bir şeyi çiğnemek (kural, emir) transgress against someone or something f.
-e (kural, yasa) uymak hew to f.
'-i çiğnemek (kural transgress against f.
kural koymak lay down f.
İfadeler
kural dahilinde within the rule expr.
kural çerçevesinde within the framework of the rule expr.
kural çerçevesinde within the rule expr.
Konuşma Dili
birinci kural rule number one i.
hokey veya lakros gibi oyunlarda kural ihlali yapan oyuncunun belli bir süreliğine gönderildiği alan sin bin i.
kural ve sınırların olmadığı durum free-fire zone i.
Deyim
altın kural golden rule i.
kural tanımaz çocuk an enfant terrible i.
kural icabı (bir şey yapmak) (do something) as a matter of form i.
kayıtlara geçmiş kural, kaide a matter of record i.
kural icabı a matter of form i.
vahşi ve kural tanımaz batı the wild and woolly west i.
(kural vb) izlemek be in line with f.
kural tanımamak color outside the lines f.
(bir şey yapmayı) kural edinmek make it a rule to (do something) f.
(bir şey yapmayı) kural haline getirmek make it a rule to (do something) f.
kural tanımayan below the belt s.
kati bir kural yok no hard and fast rules expr.
sıkı bir kural yok no hard and fast rules expr.
çığrından çıkmış, kural tanımaz, medenileşmemiş wild and woolly expr.
kural dışı out of the box expr.
kural yok anything goes expr.
belli bir kural olmadan no hard and fast rules expr.
belli bir kural yok no hard and fast rules expr.
Konuşma
bir kural varsa onu esnetebilirsin if there's a rule you can bend it expr.
belirgin bir kural yok no hard and fast rules expr.
Ticaret/Ekonomi
kural veya teorinin yaşama geçirilmesi application i.
cezai kural ihlali tainting i.
parasal kural monetary rule i.
zararların karlarla mahsubuna imkan veren kural tax benefit rule i.
kural ve düzenlemeler rules and regulations i.
hükümetin firma davranışlarını düzenlemeye yönelik olarak koyduğu kural ve ilkeler regulation i.
isteğe bağlı kural optional requirement i.
gerekli kural exclusive requirement i.
bağlayıcı kural binding rule i.
emredici kural mandatory regulation i.
kural tablosu rule table i.
bir senedin üçüncü bir şahıs tarafından kural dışı ciro edilmesi anomalous endorsement i.
isteğe bağlı politikasızlık karşısında kural rules versus discretion inactivist policy i.