regular - Türkçe İngilizce Sözlük

regular

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

regular — Definition

Anlamı ve Tanımı:
düzenli, olağan
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈrɛɡjələr/ – BrE /ˈrɛɡjʊlə/)
Terim Türü:
Sıfat: regular
Belirli aralıklarla tekrarlanan veya alışılmış düzeni niteleyen sözcüktür. Latince regularis (“kuralına uygun”) kökünden evrilmiştir. Matematikten gündelik yaşama kadar norm ve periyodiklik belirtir.
Eş Anlamlılar:
standard, routine
Zıt Anlamlılar:
irregular

"regular" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 103 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
regular s. müdavim
She was a regular customer of the coffee shop.
Kahve dükkanının müdavim müşterilerinden biriydi.

More Sentences
regular s. muntazam
The flags were arranged in a regular pattern.
Bayraklar muntazam bir düzende sıralanmıştı.

More Sentences
regular s. düzenli
The nurses check his blood pressure at regular intervals.
Hemşireler düzenli aralıklarla adamın kan basıncını kontrol ediyor.

More Sentences
Genel
regular i. müdavim
We have a lot of regulars coming in for lunch.
Öğle yemeği için gelen çok sayıda müdavimimiz var.

More Sentences
regular i. normal benzin
He filled up the tank with regular.
Depoyu normal benzinle doldurdu.

More Sentences
regular s. sıradan
I'm just a regular factory worker like you.
Ben de senin gibi sıradan bir fabrika işçisiyim.

More Sentences
regular s. düzenli
The nurses check his blood pressure at regular intervals.
Hemşireler düzenli aralıklarla adamın kan basıncını kontrol ediyor.

More Sentences
regular s. kurallı
To chase' is a regular verb but 'to catch' is not.
To chase' kurallı bir fiildir ancak 'to catch' öyle değildir.

More Sentences
regular s. düzgün
He drew a regular hexagon with 10 cm sides.
Kenarları 10 cm olan düzgün bir altıgen çizdi.

More Sentences
regular s. normal
We may need to set up a quality evaluation programme for this purpose, as is done in regular education.
Bu amaçla normal eğitimde olduğu gibi bir kalite değerlendirme programı oluşturmamız gerekebilir.

More Sentences
regular s. orta boy
I'll have a regular soda, please.
Ben orta boy soda alayım, lütfen.

More Sentences
regular s. tam
Ashley is a regular buzzkill!
Ashley tam bir oyunbozan!

More Sentences
regular zf. düzenli olarak
In Belgium, 33% of young people between the ages of 15 and 24 are regular smokers and 51% have smoked.
Belçika'da 15-24 yaş arası gençlerin %33'ü düzenli olarak sigara içmektedir ve %51'i sigara içmiştir.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
regular s. her zamanki
The kids went to bed at their regular time.
Çocuklar her zamanki saatlerinde yattılar.

More Sentences
regular s. muntazam
The flags were arranged in a regular pattern.
Bayraklar muntazam bir düzende sıralanmıştı.

More Sentences
Teknik
regular s. düzgün
He drew a regular hexagon with 10 cm sides.
Kenarları 10 cm olan düzgün bir altıgen çizdi.

More Sentences
regular s. olağan
This additional Annex requires approval by a regular majority of the Members.
Bu ekin, Üyelerin olağan çoğunluğu tarafından onaylanması gerekmektedir.

More Sentences
Bilgisayar
regular s. normal
We may need to set up a quality evaluation programme for this purpose, as is done in regular education.
Bu amaçla normal eğitimde olduğu gibi bir kalite değerlendirme programı oluşturmamız gerekebilir.

More Sentences
Matematik
regular s. kurallı
To chase' is a regular verb but 'to catch' is not.
To chase' kurallı bir fiildir ancak 'to catch' öyle değildir.

More Sentences
Dilbilim
regular s. düzenli
The nurses check his blood pressure at regular intervals.
Hemşireler düzenli aralıklarla adamın kan basıncını kontrol ediyor.

More Sentences
regular s. kurallı
To chase' is a regular verb but 'to catch' is not.
To chase' kurallı bir fiildir ancak 'to catch' öyle değildir.

More Sentences
Askeri
regular i. muvazzaf asker
He is considering a career with the regulars.
Muvazzaf askerlerin yanında görev almayı düşünüyor.

More Sentences
Genel
regular i. intizam
regular i. keşiş
regular i. devamlı müşteri
regular i. meslekten olan asker
regular i. kural
regular i. düzen
regular i. bağlı kimse
regular i. sadık kimse
regular i. güvenilir kimse
regular s. inişleri ve çıkışları olmayan
regular s. nizami
regular s. devamlı (müşteri)
regular s. kurallara uygun
regular s. güvenilir
regular s. devamlı
regular s. intizamlı
regular s. değişmez
regular s. nizamlı
regular s. meslekten
regular s. dürüst
regular s. kadrolu
regular s. gedikli
regular s. mazbut
regular s. inci gibi
regular s. muvazzaf
regular s. kanuna uygun
regular s. kurala uygun
regular s. usullere uygun
regular s. hakiki
regular s. sahici
regular s. saf
regular s. daimi
regular s. temiz
regular s. posta ücreti kısıtlaması olmayan (pul)
regular s. kurallara uyan
regular s. mensup
regular s. düpedüz
regular zf. muntazaman
Konuşma Dili
regular s. tamamlanmış
regular s. esaslı
regular s. iyi
regular s. hoş
regular s. buz gibi
Ticaret/Ekonomi
regular s. menkul kıymetlerin alımdan sonraki üçüncü iş gününde teslim edilmesini gerektiren (işlem)
regular s. sürekli
regular s. usulüne uygun
Siyasal
regular s. kurala uygun
regular s. mutat
regular s. usule uygun
Teknik
regular s. alışılmış
Bilgisayar
regular expr. düz
Tekstil
regular i. standart beden
Medikal
regular s. regüler
Fizyoloji
regular s. normal sıklıkta (adet döngüsü, bağırsak hareketi, vb.)
Mutfak
regular s. ortalama miktarda süt veya krema içeren (kahve)
Matematik
regular i. regüler
regular s. analitik
regular s. cebirsel analiz yöntemleriyle kanıtlanabilen
regular s. kendi tanım kümesinin her noktasında türevlenebilen (karmaşık değişken fonksiyon)
Geometri
regular s. eşit kenar ve açılara sahip (çokgen)
regular s. yüzleri düzgün çokgen olan, eşit açılara sahip (çokyüzlü)
Kimya
regular s. kübik
regular s. izometrik
regular s. birbirine dik açıda üç eşit ekseni olan (kristal)
Biyokimya
regular s. kuramsal
Deniz Biyolojisi
regular s. denizkestanelerinin regularia şubesinden olan
regular s. soyu tükenmiş regulares takımından olan
regular s. kuralsal
Botanik
regular s. parçaları simetrik ve benzer ölçülerde olan (bitki)
regular s. aktinomorf
regular s. radyal olarak simetrik (bitki)
Dini
regular i. ruhban sınıfından olan kimse
regular i. tarikat üyesi olan kimse
regular i. hristiyan manastır düzenine mensup kimse
regular s. tarikata mensup
regular s. tarikata bağlı
regular s. hristiyan manastır düzenine ait
Askeri
regular s. muvazzaf
Spor
regular i. müsabakaların çoğunluğunda yer alan sporcu
Argo
regular s. ortama uyan
regular s. herkes gibi

"regular" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
regular member i. daimi üye
Genel
regular army i. nizamiye
regular smoking i. sigara kullanma (sürekli)
regular payment i. düzenli ödeme
regular gas i. normal benzin
the regular practice i. adet
the regular practice i. alışkanlık
regular customer i. devamlı müşteri
regular smoking i. sürekli içicilik
regular smoking i. düzenli içicilik
regular work hours i. normal mesai
regular point i. düzenli nokta
regular high-school i. normal lise
regular member i. daimi üye
regular high school i. düz lise
regular sleep routine i. uyku düzeni
regular sleep pattern i. uyku düzeni
regular salary i. düzenli maaş
regular wear i. günlük giyim
regular sex i. düzenli seks
a regular sex life i. düzenli bir seks hayatı
regular service i. düzenli sefer
regular life i. düzenli yaşam
regular life i. düzenli hayat
regular family life i. düzenli aile hayatı
regular family life i. düzenli aile yaşamı
regular price i. normal fiyat
regular price i. sezon fiyatı
regular price i. indirimden önceki fiyat
regular clothes i. günlük kıyafetler
regular diet i. düzenli beslenme
regular repetition i. düzenli tekrar
regular repeat i. düzenli tekrar
regular maintenance i. düzenli bakım
regular post i. normal posta
regular interval i. düzenli aralık
regular passport i. umuma mahsus pasaport
regular recurrence i. düzenli tekrarlama
regular year i. yahudi takviminde 384 günlük artık yıl
regular year i. hicri takvimde 354 gün
regular recurrence i. düzenli tekrar
regular sleep i. düzenli uyku
regular size i. orta boyut
regular expression i. düzenli deyim
become a regular at f. abone olmak
be a regular customer of f. ayağı alışmak
become a regular at f. müdavimi olmak
make regular f. düzenli hale getirmek
get a regular job f. düzenli bir işe girmek
be assessed by echocardiography at regular intervals f. düzenli aralıklarla ekokardiyografik incelemeye tabi tutulmak
have regular sex f. düzenli seks yapmak
have a regular job f. sürekli/devamlı bir işi olmak
have regular job f. sürekli/devamlı bir işi olmak
have a regular job f. düzenli bir işi olmak
have regular job f. düzenli bir işi olmak
as regular as s. kadar düzenli
in regular turn zf. muntazam sırayla
on a regular basis zf. düzenli olarak
on a regular basis zf. muntazaman
at regular intervals zf. düzenli aralıklarda
at regular intervals zf. ara sıra
(on a) regular basis zf. düzenli olarak
in regular turn zf. sırayla
on a regular basis zf. düzenli biçimde
at regular intervals zf. düzenli aralıklarla
in regular intervals zf. düzenli aralıklarla
at regular intervals zf. belli aralıklarla
at regular intervals zf. düzenli aralarla
at regular intervals zf. belirli aralıklarla
on a regular basis zf. düzenli aralıklarla
İfadeler
in regular intervals expr. düzenli aralıklarla
in regular basis expr. düzenli aralıklarla
Konuşma Dili
a regular guy doing something remarkable i. kayda değer bir şeyler yapan sıradan biri
regular fellow i. dürüst kimse
regular fellow i. iyi biri
regular fellow i. düzgün biri
regular fellow i. iyi huylu kimse
regular fellow i. güvenilir kimse
get a regular job f. düzgün bir iş bulmak
regular [usa] s. efendi
regular [usa] s. güvenilir
regular [usa] s. nezih
not regular expr. düzenli değil
on the regular expr. muntazaman
on the reg (on the regular) expr. sürekli
on the reg (on the regular) expr. düzenli bir şekilde
on the reg (on the regular) expr. muntazaman
on the regular expr. düzenli bir şekilde
on the reg (on the regular) expr. düzenli olarak
on the regular expr. devamlı olarak
on the reg (on the regular) expr. devamlı olarak
on the regular expr. düzenli olarak
on the regular expr. sürekli
Deyim
regular guy i. sıradan biri
regular fixture i. müdavim
regular fixture i. demirbaş
regular fixture i. gedikli
regular brick i. iyi huylu adam
regular brick i. güvenilir adam
be as regular as clockwork f. dakik olmak
be as regular as clockwork f. saat gibi düzenli olmak
as regular as clockwork expr. saat gibi düzenli
as regular as clockwork expr. dakik
regular as clockwork expr. düzgün ve sağlıklı tuvalet alışkanlığına sahip
regular as clockwork expr. dakik
as regular as clockwork expr. düzgün ve sağlıklı tuvalet alışkanlığına sahip
he is a/works like a/a regular trojan expr. çalışkan kimse
he is a/works like a/a regular trojan expr. azimli kimse
he is a/works like a/a regular trojan expr. enerjik kimse
he is a/works like a/a regular trojan expr. kararlı kimse
Konuşma
for you I was just some regular thug expr. sizin gözünüzde sıradan bir sokak serserisiydim
Ticaret/Ekonomi
regular public disclosure form i. kamuyu sürekli bilgilendirme formu
regular transit service i. düzenli transit servis
regular contributions i. düzenli katkı payı
regular market i. ana pazar
regular rate i. normal ücret
regular income i. düzenli gelir
regular dividend i. düzenli temettü
regular employment i. sürekli iş
regular general assembly i. olağan genel kurul
regular customer i. devamlı müşteri
regular customer i. sürekli müşteri
regular way delivery i. düzenli dağıtım yolu
regular payment i. düzenli ödeme
regular rate i. nizami mesai zamanı ücreti
regular meeting i. düzenli toplantı
regular meeting i. belli aralıklarda yapılan toplantı
regular demand i. düzenli talep
regular mail i. normal posta
regular mail i. (elektronik olmayan) normal posta
regular cash flow i. düzenli nakit akışı
regular customer i. düzenli müşteri
regular supplier i. düzenli tedarikçi
regular member i. asli üye
regular sales i. işlem yapıldıktan bir gün sonra teslim edilebilir olan malların satışı
be a regular customer f. devamlı müşterisi olmak
Hukuk
regular court i. asıl mahkeme
Siyasal
regular budget i. olağan bütçe
regular report i. düzenli rapor
regular election i. düzenli aralıklarla yapılan seçim
regular report i. ilerleme raporu
regular meeting of the council of ministers of foreign affairs i. dışişleri bakanları konseyi olağan toplantısı
regular follow-up i. düzenli izleme
regular [usa] i. partinin yetkili organları tarafından seçilmiş kimse
regular [usa] i. sadık parti üyesi
regular [usa] s. partisine sadık
regular [usa] s. partinin yetkili organları tarafından seçilmiş
Kurum/Kuruluş
administrative office of regular passport i. umumi pasaport büro amirliği
Sigortacılık
regular contributions i. düzenli katkı payı
regular public disclosure form i. kamuyu sürekli bilgilendirme formu