bend - Türkçe İngilizce Sözlük

bend

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

bend — Definition

Anlamı ve Tanımı:
bükmek, eğilmek, viraj
Okunuş (IPA):
(AmE /bend/ – BrE /bend/)
Terim Türü:
Düzensiz Fiil: bend (bends – bent – bent - bending); İsim: bend (bends)
Bir şeyi eğip bükmeyi veya kendinin eğilmesini anlatan fiildir; isim olarak “viraj/kıvrım” anlamı taşır. Kökeni eski İngilizceye dayanır ve fiziksel hareket dili için temel bir fiildir.
Eş Anlamlılar:
curve, flex, fold
Zıt Anlamlılar:
straighten, unbend, rigidify

"bend" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 100 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
bend i. viraj
The bus went straight past me and disappeared round the bend.
Otobüs yanımdan geçip gitti ve virajda kayboldu.

More Sentences
bend f. eğmek
Yesterday we obeyed Kings and bent our necks before emperors.
Dün krallara itaat ettik ve imparatorların önünde boynumuzu eğdik.

More Sentences
bend f. bükmek
He tried to bend the pole but failed.
Direği bükmeye çalışsa da başaramadı.

More Sentences
bend f. eğilmek
She bent and picked up the flower pot.
Eğilerek saksıyı eline aldı.

More Sentences
bend i. dönemeç
bend f. bükülmek
bend f. eğrilmek
Genel
bend i. bükme
They started the workout with 20 knee bends.
Antrenmana 20 kere diz bükme hareketiyle başladılar.

More Sentences
bend i. kıvrım
The metal is shaped with generous bends and fillets.
Metal cömert kıvrımlar ve filetolarla şekillendirilmiştir.

More Sentences
bend i. bükülme
EK-DuraClear has one of the best bend ratios on the market.
EK-DuraClear piyasadaki en iyi bükülme oranlarından birine sahiptir.

More Sentences
bend f. esnetmek
I shall be bending the rules as far as I possibly can without actually breaking them.
Kuralları gerçekten çiğnemeden mümkün olduğunca esneteceğim.

More Sentences
bend f. kıvrılmak
The mountain road bends sharply.
Dağ yolu keskin bir şekilde kıvrılıyor.

More Sentences
bend f. eğilmek
She bent and picked up the flower pot.
Eğilerek saksıyı eline aldı.

More Sentences
bend f. boyun eğmek
We will not bend to the will of a tyrant.
Bir zorbanın isteğine boyun eğmeyeceğiz.

More Sentences
bend f. boyun eğdirmek
Moreover, you are increasingly bending Europe’s will to US and Soviet .
Dahası, Avrupa'nın iradesini giderek artan bir şekilde ABD ve Sovyetler Birliği'ne boyun eğdiriyorsunuz.

More Sentences
Teknik
bend i. kıvrım
The metal is shaped with generous bends and fillets.
Metal cömert kıvrımlar ve filetolarla şekillendirilmiştir.

More Sentences
bend f. bükmek
He tried to bend the pole but failed.
Direği bükmeye çalışsa da başaramadı.

More Sentences
Tekstil
bend f. bükmek
He tried to bend the pole but failed.
Direği bükmeye çalışsa da başaramadı.

More Sentences
Otomotiv
bend i. kıvrım
The metal is shaped with generous bends and fillets.
Metal cömert kıvrımlar ve filetolarla şekillendirilmiştir.

More Sentences
bend f. bükmek
He tried to bend the pole but failed.
Direği bükmeye çalışsa da başaramadı.

More Sentences
Genel
bend i. kıvırma
bend i. eğilme
bend i. kıvrılış
bend i. inhina
bend i. eğme
bend i. dirsek
bend i. kavis
bend i. köşe
bend i. kırbaç izi
bend f. oynama yapmak
bend f. (diz) çökmek
bend f. kanırmak
bend f. eğriltmek
bend f. yönelmek
bend f. katlanmak
bend f. kanırtmak
bend f. bağlamak
bend f. esnemek
bend f. vermek
bend f. meyletmek
bend f. ikna etmek
bend f. teslim olmak
bend f. ram olmak
bend f. ram etmek
bend f. yöneltmek
bend f. çevirmek
bend f. çevrilmek
bend f. dönmek
bend f. döndürmek
bend f. germek
bend f. gerilmek
bend f. zorlamak
bend f. (yayı) ip üzerine çekerek germek
bend f. şekillendirmek
bend f. saptırmak
bend f. yanlış tanıtmak
bend f. yönünü değiştirmek
bend f. zihnini yoğunlaştırmak
bend f. gözlerini çevirmek
bend f. adımlarını yöneltmek
bend f. dikkatini yöneltmek
bend f. reverans yapmak
bend f. karara varmak
bend f. farklı bir yola sokmak
bend f. eğilim göstermek
bend f. gayretli bir şekilde çalışmak
bend f. belirlemek
bend f. tayin etmek
bend f. (kural) amacına göre yorumlamak
bend f. teslim olmaya zorlamak
bend f. işine geldiği gibi eğip bükmek
bend f. (başını) eğmek
Irregular Verb
bend f. bent - bent
Teknik
bend i. bükülmüş kıvrık kısım
bend i. dirsek
bend i. eğri
bend i. kavis
bend i. kurb
bend f. kıvırmak
bend f. katlamak
Tekstil
bend i. derinin en iyi bölümlerinden yapılan kesim
bend f. kıvırmak
Mimarlık
bend i. aylama
Otomotiv
bend i. büküm
bend i. dönemeç
Demiryolu
bend i. vagonda el freninin bulunduğu uç
Denizcilik
bend i. bağ
bend i. düğüm
bend i. gemi iskeletini oluşturan çerçeveler veya postalar
bend f. yelken bağlamak
bend f. yelken tutturmak
bend f. kürek çekerken vücudu çevirmek
Maden
bend i. sertleştirilmiş kil
Gıda
bend i. dirsek
Tarih
bend i. hanedan armasının sağ üst köşesinden sol alt köşesine doğru inen şerit
Coğrafya
bend i. abd'de bir şehir
Jeoloji
bend i. büklüm
Silah/Atıcılık
bend i. gerilmiş yay ile ok arasındaki uzaklık
Müzik
bend i. notanın perdesini sürekli değiştirerek yapılan caz efekti
bend f. bir notanın perdesini yavaşça değiştirmek

"bend" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 1 sonuç

Türkçe İngilizce
Jeoloji
bend embankment i.

"bend" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
river bend i. nehir dönemeci
knee bend i. diz çökme
sharp bend i. keskin viraj
hairpin bend i. yol dönemeci
double bend i. çift dirsek
fisherman's bend i. balıkçı bağı
hairpin bend i. keskin viraj
quarter bend i. çeyrek dirsek
hairpin bend i. yol kıvrıntısı
dangerous bend i. tehlikeli viraj
blind bend i. kör viraj
tight bend i. dar viraj
offset bend i. şaşırtma dirsek
offset bend i. saptırma
road bend i. yol kıvrımı
bend [obsolete] i. güçlendirme amaçlı kullanılan ince demir şerit
hawser bend i. bir düğüm türü
grecian bend i. (eskiden) moda nedeniyle kadınların kambur duruşu
bend over f. diğer tarafa yaslanmak
bend over backwards f. uğraşmak
bend to f. eğilmek
bend over f. eğilmek
bend the knee f. diz çökmek
bend to f. bir şeye aklı yatmak
bend towards f. bir şeye aklı yatmak
take a bend f. virajı dönmek
be round the bend f. deli olmak
bend over backwards f. aşırı önlem almak
bend over backwards f. aşırı çaba sarfetmek
bend down f. eğilmek
bend double f. belini bükmek
bend the knee f. boyun eğmek
drive somebody round the bend f. deli etmek
bend iron f. demir bükmek
bend one's knees f. dizlerini bükmek
pass a bend (in a road) f. dönemeçten geçmek
bend head f. baş eğmek
bend one's legs f. bacağını bükmek
bend one's legs f. bacaklarını bükmek
bend one's head f. başını eğmek
bend down f. öne eğilmek
bend one's head f. başını öne eğmek
come round the bend f. viraj dönmek
take the bend f. viraj dönmek
round the bend f. viraj dönmek
take the bend f. virajı dönmek
turn the bend f. viraj dönmek
negotiate the bend f. virajı dönmek
negotiate the bend f. viraj dönmek
come round the bend f. virajı dönmek
round the bend f. virajı dönmek
turn the bend f. virajı dönmek
negotiate the bend f. virajı almak
fail to negotiate the bend f. virajı alamamak
bend a spoon (paranormal terminology) f. kaşık bükmek
bend a spoon (paranormal terminology) f. bir kaşığı bükmek
bend out of the window f. pencereden sarkmak
bend something out of shape f. eğip bükerek bir şeyin şeklini bozmak
bend over to pick something up f. bir şeyi almak için yere eğilmek
bend [scotland] f. bir dikişte içmek
bend [obsolete] f. silah doğrultmak
in bend zf. çapraz yönde
in bend zf. çaprazlama
in bend dexter zf. sağ köşeden çapraz gelecek şekilde
in bend sinister zf. sağ üst köşeden sol alt köşeye doğru
in bend sinister zf. sağ üst köşeden sol alt köşeye doğru bir çizgide
Öbek Fiiller
bend to f. mantıklı gelmek
bend to f. inanmak
bend to f. doğru olduğunu düşünmek
bend to f. aklına yatmak
bend to f. aklı yatmak
bend towards f. inanmak
bend towards f. aklı yatmak
bend towards f. doğru olduğunu düşünmek
bend down f. yere eğilmek
bend down f. yere doğru eğilmek
bend back f. geriye eğilmek
bend back f. geriye doğru eğilmek
bend forward f. öne eğilmek
bend over f. domalmak
bend before something f. hafif hafif sallanmak
bend before (something) f. eğilip kalkmak
bend before (something) f. rüzgarda/rüzgarla sallanmak
bend before (something) f. esintide/esintiyle sallanmak
bend before (something) f. hafif hafif sallanmak
bend before something f. rüzgarda/rüzgarla sallanmak
bend before something f. esintide/esintiyle sallanmak
bend before something f. eğilip kalkmak
bend in f. içeriye kıvrılmak
bend in f. içe doğru eğilmek/kıvrılmak
bend in f. içeriye bükülmek
bend in f. içeri göçmek
bend in f. içeri göçmek
bend in f. içeriye eğilmek
bend down f. çömelmek
bend over f. vücudu öne doğru eğmek
bend before f. eğilip kalkmak
bend someone or something back f. birini/bir şeyi geriye bükmek
bend back f. geriye kıvırmak
bend before f. ile sallanmak
bend before f. hafif hafif sallanmak
bend someone or something back f. birini/bir şeyi geriye eğmek
bend someone or something back f. birini/bir şeyi geriye kıvırmak
bend back f. geriye itmek
drive someone round the bend f. birini deli etmek
drive someone round the bend f. birini sinir etmek
drive someone round the bend f. birini çileden çıkarmak
drive someone round the bend f. birinin tepesini attırmak
İfadeler
bend over, here it comes again expr. hazır mısın, işte tekrar geliyor
bend over, here it comes again expr. hazırlıklı ol, bir dalga daha geliyor
bend over, here it comes again expr. biraz daha sık dişini, henüz/daha bitmedi
bend over, here it comes again expr. hazırlan, sana bir görev/iş daha çıktı
bend over, here it comes again expr. daha dur, arkası var
Atasözü
better bend than break eğilen baş kesilmez
Konuşma Dili
round the bend f. çıldırmak
bend one's strength f. birinin gücü önünde eğilmek
bend one's elbow f. kafayı çekmek
bend one's elbow f. içki yuvarlamak
bend one's elbow f. çok içmek
round the bend s. kafadan kontak
round the bend s. kaçık
around the bend s. köşeyi dönünce
round the bend s. çok yakında
around the bend s. çok yakında
round the bend s. köşeyi dönünce
round the bend expr. deli
round the bend expr. fırlatmış
round the bend expr. çılgın
bohIca (bend over, here it comes again) expr. kaçınılmaz sorunlara ya da sıkıntılara hazırlıklı ol
bohIca (bend over, here it comes again) expr. ne yapacaksın (mecbur)
bend over, here it comes again expr. dahası da var
bend over, here it comes again expr. kaçınılmaz sorunlara ya da sıkıntılara hazırlıklı ol
bohIca (bend over, here it comes again) expr. el mecbur
bend over, here it comes again expr. napacakasın (mecbur)
bend over, here it comes again expr. el mecbur
bend over, here it comes again expr. dahası var
bend over, here it comes again expr. sorun henüz bitmedi
bend over, here it comes again expr. bu kadarla bitmiyor
Deyim
be round the bend f. deli olmak
be round the bend f. kafayı yemek
be round the bend f. balatayı sıyırmak
be round the bend f. kafayı çizmek
bend someone's ear f. birinin kulağını bükmek
bend over backwards f. elinden geleni yapmak
bend over backwards f. tüm yolları denemek
bend over backwards f. kıçını yırtmak
bend one's elbow f. içmeye gitmek
bend one's elbow f. içmek
bend one's elbow f. kafa çekmek ya da kafa çekmeye gitmek
bend over backwards f. iyiliği için çalışmak