bend - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

bend

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"bend" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 101 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
bend f. bükülmek
bend f. eğmek
bend f. eğilmek
bend f. bükmek
bend f. eğrilmek
bend i. dönemeç
bend i. viraj
Irregular Verb
bend f. bent - bent
General
bend f. esnemek
bend f. kıvrılmak
bend f. (diz) çökmek
bend f. işi e geldiği gibi değiştirmek
bend f. esnetmek
bend f. katlanmak
bend f. eğilmek
bend f. bağlamak
bend f. yönelmek
bend f. kanırmak
bend f. boyun eğmek
bend f. eğriltmek
bend f. oynama yapmak
bend f. kanırtmak
bend f. vermek
bend f. meyletmek
bend f. ikna etmek
bend f. baş eğmek
bend f. boyun eğdirmek
bend f. teslim olmak
bend f. ram olmak
bend f. ram etmek
bend f. yöneltmek
bend f. çevirmek
bend f. çevrilmek
bend f. dönmek
bend f. döndürmek
bend f. germek
bend f. gerilmek
bend f. zorlamak
bend f. (yayı) ip üzerine çekerek germek
bend f. şekillendirmek
bend f. saptırmak
bend f. yanlış tanıtmak
bend f. yönünü değiştirmek
bend f. zihnini yoğunlaştırmak
bend f. gözlerini çevirmek
bend f. adımlarını yöneltmek
bend f. dikkatini yöneltmek
bend f. reverans yapmak
bend f. karara varmak
bend f. farklı bir yola sokmak
bend f. eğilim göstermek
bend f. gayretli bir şekilde çalışmak
bend f. belirlemek
bend f. tayin etmek
bend f. (kural) amacına göre yorumlamak
bend f. (kural) amacına göre uygulamak
bend f. teslim olmaya zorlamak
bend i. eğilme
bend i. bükme
bend i. eğme
bend i. kıvırma
bend i. bükülme
bend i. kıvrım
bend i. inhina
bend i. kıvrılış
bend i. kavis
bend i. dirsek
bend i. köşe
bend i. kırbaç izi
Technical
bend f. bükmek
bend f. katlamak
bend f. kıvırmak
bend i. bükülmüş kıvrık kısım
bend i. dirsek
bend i. eğri
bend i. kavis
bend i. kıvrım
bend i. kurb
Textile
bend f. bükmek
bend f. kıvırmak
bend i. derinin en iyi bölümlerinden yapılan kesim
Architecture
bend i. aylama
Automotive
bend f. bükmek
bend i. büküm
bend i. dönemeç
bend i. kıvrım
Railway
bend i. vagonda el freninin bulunduğu uç
Marine
bend f. yelken tutturmak
bend f. yelken bağlamak
bend f. kürek çekerken vücudu çevirmek
bend i. bağ
bend i. düğüm
bend i. gemi iskeletini oluşturan çerçeveler veya postalar
Mining
bend i. sertleştirilmiş kil
Food Engineering
bend i. dirsek
History
bend i. hanedan armasının sağ üst köşesinden sol alt köşesine doğru inen şerit
Geography
bend i. abd'de bir şehir
Geology
bend i. büklüm
Hunting
bend i. gerilmiş yay ile ok arasındaki uzaklık
Music
bend f. bir notanın perdesini yavaşça değiştirmek
bend i. sürekli bir notanın perdesini değiştirerek yapılan bir caz efekti

"bend" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 1 sonuç

Türkçe İngilizce
Geology
bend embankment i.

"bend" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 442 sonuç

İngilizce Türkçe
General
bend double f. belini bükmek
bend over f. diğer tarafa yaslanmak
be round the bend f. deli olmak
bend over backwards f. uğraşmak
bend to f. eğilmek
bend down f. eğilmek
bend the knee f. boyun eğmek
bend over backwards f. aşırı çaba sarfetmek
bend over backwards f. aşırı önlem almak
bend to f. bir şeye aklı yatmak
bend over f. eğilmek
bend towards f. bir şeye aklı yatmak
bend the knee f. diz çökmek
take a bend f. virajı dönmek
drive somebody round the bend f. deli etmek
bend iron f. demir bükmek
bend one's knees f. dizlerini bükmek
pass a bend (in a road) f. dönemeçten geçmek
bend one's legs f. bacaklarını bükmek
bend head f. baş eğmek
bend one's head f. başını eğmek
bend one's legs f. bacağını bükmek
bend down f. öne eğilmek
bend one's head f. başını öne eğmek
round the bend f. viraj dönmek
turn the bend f. viraj dönmek
negotiate the bend f. virajı dönmek
take the bend f. virajı dönmek
negotiate the bend f. viraj dönmek
turn the bend f. virajı dönmek
come round the bend f. virajı dönmek
round the bend f. virajı dönmek
come round the bend f. viraj dönmek
take the bend f. viraj dönmek
fail to negotiate the bend f. virajı alamamak
negotiate the bend f. virajı almak
bend a spoon (paranormal terminology) f. kaşık bükmek
bend a spoon (paranormal terminology) f. bir kaşığı bükmek
bend out of the window f. pencereden sarkmak
bend something out of shape f. eğip bükerek bir şeyin şeklini bozmak
bend over to pick something up f. bir şeyi almak için yere eğilmek
bend [obsolete] f. silah doğrultmak
bend [scotland] f. bir dikişte içmek
hairpin bend i. yol kıvrıntısı
fisherman's bend i. balıkçı bağı
knee bend i. diz çökme
river bend i. nehir dönemeci
sharp bend i. keskin viraj
hairpin bend i. keskin viraj
hairpin bend i. yol dönemeci
quarter bend i. çeyrek dirsek
double bend i. çift dirsek
dangerous bend i. tehlikeli viraj
blind bend i. kör viraj
tight bend i. dar viraj
offset bend i. saptırma
offset bend i. şaşırtma dirsek
road bend i. yol kıvrımı
bend [obsolete] i. güçlendirme amaçlı kullanılan ince demir şerit
in bend zf. çaprazlama
in bend zf. çapraz yönde
in bend dexter zf. sağ köşeden çapraz gelecek şekilde
in bend sinister zf. sağ üst köşeden sol alt köşeye doğru bir çizgide
in bend sinister zf. sağ üst köşeden sol alt köşeye doğru
Phrasals
bend before (something) f. hafif hafif sallanmak
bend before (something) f. rüzgarda/rüzgarla sallanmak
bend before (something) f. esintide/esintiyle sallanmak
bend before (something) f. eğilip kalkmak
bend before something f. hafif hafif sallanmak
bend before something f. rüzgarda/rüzgarla sallanmak
bend before something f. esintide/esintiyle sallanmak
bend before something f. eğilip kalkmak
bend in f. içeri göçmek
bend in f. içe doğru eğilmek/kıvrılmak
bend in f. içeri göçmek
bend in f. içeriye eğilmek
bend in f. içeriye kıvrılmak
bend in f. içeriye bükülmek
bend to f. aklı yatmak
bend towards f. aklı yatmak
bend to f. aklına yatmak
bend to f. doğru olduğunu düşünmek
bend over f. domalmak
bend towards f. doğru olduğunu düşünmek
bend back f. geriye doğru eğilmek
bend back f. geriye eğilmek
bend to f. inanmak
bend towards f. inanmak
bend to f. mantıklı gelmek
bend forward f. öne eğilmek
bend down f. yere eğilmek
bend down f. yere doğru eğilmek
bend down f. çömelmek
bend-down f. eğilmek
bend-over f. vücudu öne doğru eğmek
Phrases
bend over, here it comes again expr. hazırlan, sana bir görev/iş daha çıktı
bend over, here it comes again expr. biraz daha sık dişini, henüz/daha bitmedi
bend over, here it comes again expr. daha dur, arkası var
bend over, here it comes again expr. hazırlıklı ol, bir dalga daha geliyor
bend over, here it comes again expr. hazır mısın, işte tekrar geliyor
Proverb
better bend than break eğilen baş kesilmez
Colloquial
bend one's strength f. birinin gücü önünde eğilmek
round the bend f. çıldırmak
bend one's elbow f. çok içmek
bend one's elbow f. içki yuvarlamak
bend one's elbow f. kafayı çekmek
round the bend s. çok yakında
round the bend s. köşeyi dönünce
around the bend s. çok yakında
around the bend s. köşeyi dönünce
round the bend s. kaçık
round the bend s. kafadan kontak
bend over, here it comes again expr. kaçınılmaz sorunlara ya da sıkıntılara hazırlıklı ol
bend over, here it comes again expr. el mecbur
bend over, here it comes again expr. napacakasın (mecbur)
bohIca (bend over, here it comes again) expr. kaçınılmaz sorunlara ya da sıkıntılara hazırlıklı ol
bohIca (bend over, here it comes again) expr. el mecbur
bohIca (bend over, here it comes again) expr. napacakasın (mecbur)
bend over, here it comes again expr. sorun henüz bitmedi
bend over, here it comes again expr. dahası var
bend over, here it comes again expr. bu kadarla bitmiyor
bend over, here it comes again expr. dahası da var
round the bend expr. çılgın
round the bend expr. deli
round the bend expr. fırlatmış
Idioms
bend the brow f. kaşlarını çatmak
bend the brow f. surat asmak
bend the brow f. sert sert bakmak
bend the brow f. sinirli bakmak
bend (one's) efforts f. elinden gelen her şeyi yapmak/denemek
bend (one's) efforts f. çok çaba harcamak
bend (one's) efforts f. aklına gelen her şeyi denemek/yapmak
bend (one's) efforts f. her yolu denemek
bend your efforts to something f. aklında her yolu/olasılığı evirip çevirmek
bend your efforts to something f. iyice/çok/etraflıca düşünmek/incelemek
bend (one's) mind f. aklında her yolu/olasılığı evirip çevirmek
bend (one's) mind f. iyice/çok/etraflıca düşünmek/incelemek
bend in the wind f. ağaçlar gibi eğilip kalkmak
bend in the wind f. zorluklarla başa çıkabilecek kadar esnek ve dayanıklı olmak
bend in the wind f. zor da olsa yeni koşullara uyum sağlamak
bend over backwards f. geriye/arkaya doğru eğilmek
bend over backwards f. köprü kurmak
bend over backwards f. kendini paralamak
bend over backwards f. saçını süpürge etmek
bend over backwards f. göbeği çatlamak
bend over backwards f. yırtınmak
bend over backwards f. var/olanca gücüyle uğraşmak
bend over backwards f. elinden gelen her şeyi yapmak
bend one's elbow f. kafa/kafayı çekmek
bend one's elbow f. kafayı dumanlamak
bend one's elbow f. içki içip sarhoş olmak
bend one's elbow f. içki atmak/yuvarlamak
bend one's elbow f. içkiyi kaçırmak
bend one's elbow f. aşırı içmek
bend the elbow f. aşırı içmek
bend over backwards f. birisini memnun etmek için her yolu denemek
be round the bend f. balatayı sıyırmak
bend someone's ear f. birinin kulağını bükmek
bend someone's ear f. bıktırana kadar konuşmak
bend someone out of shape f. birisini kızdırmak/sinirlendirmek
go around the bend f. çıldırmak
bend over backwards f. çok hevesli olmak
bend over backwards f. çok uğraşmak
drive somebody round the bend f. deli etmek
send somebody round the bend f. çileden çıkarmak
be round the bend f. delirmek
go around the bend f. delirmek
send someone around the bend f. çok sinirlendirmek
bend over backwards f. çok gönüllü olmak
be around the bend f. delirmek
send someone around the bend f. çileden çıkarmak
be round the bend f. çıldırmak
send somebody round the bend f. deli etmek
bend over backwards f. çok çaba sarf etmek
be round the bend f. deli olmak
drive someone around the bend f. çileden çıkarmak
sending someone around the bend f. delirtmek
bend one's elbow f. çok içmek
drive someone around the bend f. çok sinirlendirmek
drive somebody round the bend f. çileden çıkarmak
bend over backwards f. çırpınmak
sending someone around the bend f. çıldırmak
go round the bend f. çıldırmak
go round the bend f. delirmek
be around the bend f. çıldırmak
bend the elbow f. çok içmek
bend over backwards f. elinden geleni yapmak
bend the truth f. gerçeği çarpıtmak
bend the rules f. göz yummak
bend one's elbow f. içmeye gitmek
bend one's elbow f. içmek
bend to one's will f. ikna etmek
bend over backwards f. iyiliği için çalışmak
be round the bend f. kafayı çizmek
bend to one's will f. kendi düşüncelerini paylaşmaya zorlamak
bend the elbow f. kafayı çekmek
bend the rules f. kuralları esnetmek
bend to one's will f. kendi düşünceleri doğrultusunda etkilemek
bend one's elbow f. kafayı çekmek
be round the bend f. kafayı yemek
send someone around the bend f. küplere bindirmek
bend one's elbow f. kafaları çekmek
bend the elbow f. kafaları çekmek
bend the law f. kuralları esnetmek
bend one's elbow f. kafa çekmek ya da kafa çekmeye gitmek
drive someone around the bend f. küplere bindirmek
be driven round the bend f. kafayı çizmek
bend the knee f. karşısında diz çökmek
be driven round the bend f. kendini kaybetmek
bend over backwards f. kıçını yırtmak
send somebody round the bend f. sinir etmek
drive somebody round the bend f. sinir etmek
bend over backwards f. tüm yolları denemek
drive around the bend f. tepesini attırmak
drive somebody round the bend f. tepesini attırmak
send somebody round the bend f. tepesini attırmak
be above one's bend f. (yeteneklerini) aşmak
bend over backwards f. yardımcı olmak için elinden geleni yapmak
bend over backwards f. üzerine düşmek
be above one's bend f. (birisini) aşmak
bend the rules f. yasayı esnetmek
be above one's bend f. (kapasitesini/gücü vb.) aşmak
bend the knee f. üstünlüğünü kabul etmek
bend the law f. yasayı esnetmek
bend over backwards f. varını yoğunu ortaya koymak
bend to one's will f. yola getirmek
bend (one's) efforts f. çok/olağanüstü çaba sarf etmek
bend (one's) efforts f. sınırlarını zorlamak/esnetmek
bend (one's) efforts f. büyük çaba göstermek
bend (one's) efforts f. varını yoğunu ortaya koymak
bend (one's) mind f. derinlemesine düşünmek
bend (one's) mind f. aklını/zihnini zorlamak
bend (one's) mind f. iyi düşünmek
bend your mind/efforts to something f. bir şey için varını yoğunu ortaya koymak
bend your mind/efforts to something f. bir konuda aklını çalıştırmak
bend your mind/efforts to something f. bir konuda sınırlarını zorlamak
bend your mind/efforts to something f. bir şey için büyük gayret göstermek
bend your mind/efforts to something f. bir konuda çok çabalamak/efor sarf etmek
bend over backwards f. kendini paralamak
bend an ear f. can kulağıyla dinlemek
bend an ear f. kulağını açmak
bend an ear f. kulak kesilmek
bend over, here it comes again expr. daha dur, bu kadarla bitse iyi
bend over, here it comes again expr. dahası da var
around the bend expr. çok uzakta değil
around the bend expr. çok yakında
round the bend expr. çok uzakta değil
round the bend expr. çok yakında
around the bend expr. hemen şurada
round the bend expr. hemen şurada
around the bend expr. şuracıkta
round the bend expr. şuracıkta
Speaking
if there's a rule you can bend it expr. bir kural varsa onu esnetebilirsin
bend your knee a little bit expr. dizini biraz bük
Technical
minimum bend radius i. asgari bükme yarıçapı
bottom bend i. anot dirseği
long-radius bend i. açık dirsek
one-eight bend i. açık dirsek
bend/bending axis i. büküm ekseni
proof-bend test i. boru bükme deneyi
jobbing pipe bend i. boru dirseği
pipe bend i. boru dirseği
bend die i. bükme kalıbı
bend test i. bükme deneyi
tube bend i. boru kavisi
pipe bend i. boru kavisi
return bend i. çift dirsek
cross-bend test i. çapraz bükme deneyi
u-bend i. çift dirsek
cross-bend test i. çapraz eğme deneyi
quarter bend i. çeyrek deveboynu
quarter bend i. çeyrek dirsek
quarter bend i. deveboynu
swan neck bend i. deveboynu dirsek
bend angle i. dirsek açısı
bend lose i. dirsek kaybı
pipe bend i. dirsek
quarter bend i. dirsek
smooth bend i. düz boru dirseği
four point bend i. dört noktalı eğme
bend core i. dirsek maçası
return bend i. dönüş dirseği
male bend i. erkek dirsek
transverse root, face and side bend test i. enine kök, yüzey ve kenar eğme deneyi
sieve bend i. elek dirseği
bend strength i. eğme dayancı
bend angle i. eğme açısı
intake bend i. emme kavisi
bend test i. eğilme testi
bend test i. eğme deneyi
minimum bend radius i. en küçük bükme yarıçapı
transverse bend test i. enine eğme deneyi
flanged bend i. flanşlı dirsek
expansion bend i. genleşme dirseği
expansion bend i. genleşme kavisi
reverse bend test i. geri bükme deneyi
long-radius bend i. geniş dirsek
h-plane bend i. h düzlemi dirseği
return bend i. geri dönüş dirseği
inlet bend i. giriş kavisi
air bend die i. havalı bükme kalıbı
root bend test i. kaynak bükme deneyi
short span bend test i. kısa açıklıklı eğilme deneyi
welding bend i. kaynak ağzı
guided bend test i. kılavuzlu eğme deneyi
short span bend test i. kısa aralıklı bölme deneyi
bend line i. kıvrım çizgisi
corrugated bend i. körüklü boru
normal bend i. normal dirsek
quarter bend i. normal dirsek
dead bend i. ölü bölge
dead bend i. ölü zon
stainless steel bend i. paslanmaz çelik dirsek
union bend i. rakorlu dirsek
reducing bend i. redüksiyon dirsek
air bend die i. serbest bükme kalıbı
free bend i. serbest eğme
cold bend test i. soğuk bükme deneyi
reserve bend test i. ters eğme deneyi
u-bend die i. u-bükme kalıbı
preparation and use of u-bend specimens i. u-eğme numunelerinin hazırlanması ve kullanımı
u-bend i. u-dirseği
return bend i. u-dirsek
mitered bend i. yapma dirsek
carrick bend i. yama bağı
repeated bend test i. yinelemeli eğme deneyi
Computer
bend radius i. kıvrılma yarıçapı
Telecom
bend loss i. lifteki eğiklik kaybı
Electric
bottom bend i. anot dirseği
anode bend i. anot dirseği
Mechanic
minimum bend radius i. minimum bükme yarıçapı
air-bend die i. serbest bükme kalıbı
Textile
carrick bend i. ilmik
Construction
one-eight bend i. açık dirsek
bend pulley i. bükme tamburu
double bend i. çift dirsek
wide return bend i. geniş u-dirsek
mitered bend i. patent dirsek
double bend i. s dirseği
Automotive
open bend i. açık dönemeç
angle of bend i. büküm açısı
double bend valve i. çift bükümlü supap
quadruple bend valve i. dört bükümlü supap
tight bend i. keskin dönemeç
single bend valve i. tek bükümlü supap
triple bend valve i. üç bükümlü supap
bend ligting i. viraj ışıkları
Traffic
hairpin bend i. keskin viraj/dönemeç
road bend i. viraj
Marine
double sheet bend i. çift ıskota bağı
sheet bend i. ıskota bağı
carrick bend i. yoma bağı
Physics
minor bend i. küçük dirsek
Tobacco
short radius bend i. kısa dirsek
Fishery
anchor bend i. balıkçı bağı
History
bend dexter i. hanedan armasının sağ üst köşesinden sol alt köşesine doğru inen çapraz çizgi
bend sinister i. hanedan armasını sağ üstten sol alta doğru ikiye bölen çapraz çizgi
Geography
great bend i. kansas eyaletinde şehir
great bend i. kuzey dakota eyaletinde şehir
big bend i. wisconsin eyaletinde yerleşim yeri
malta bend i. missouri eyaletinde şehir
great bend i. pensilvanya eyaletinde yerleşim yeri
south bend i. indiana eyaletinde şehir
north bend i. nebraska eyaletinde şehir
east bend i. north carolina eyaletinde yerleşim yeri
river bend i. north carolina eyaletinde yerleşim yeri
mccord bend i. missouri eyaletinde yerleşim yeri
horseshoe bend i. arkansas eyaletinde şehir
river bend i. missouri eyaletinde yerleşim yeri
brazos bend i. teksas eyaletinde şehir
west bend i. wisconsin eyaletinde yerleşim yeri
west bend i. iowa eyaletinde şehir
horseshoe bend i. idaho eyaletinde şehir
post oak bend city i. teksas eyaletinde şehir
north bend i. wisconsin eyaletinde yerleşim yeri
south bend i. washington eyaletinde şehir
north bend i. washington eyaletinde şehir
eagle bend i. minnesota eyaletinde şehir
west bend i. wisconsin eyaletinde şehir
north bend i. ohio eyaletinde yerleşim yeri
south bend i. nebraska eyaletinde yerleşim yeri
gila bend i. arizona eyaletinde şehir
Sport
back lying knees bend i. dizler bükülü sırtüstü yatış pozisyonu
knee-bend i. bacak kaslarını güçlendirmek ve dizleri daha esnek hale getirmek için dizlerin büküldüğü bir egzersiz biçimi
Football
bend the ball f. topa falso vermek
Slang
go round the bend f. aklını kaçırmak
be round the bend f. cozutmak
go round the bend f. cozutmak
be around the bend f. cozutmak
go round the bend f. deli olmak
go around the bend f. cozutmak
be round the bend f. tozutmak
go around the bend f. tozutmak
be around the bend f. tozutmak
go round the bend f. tozutmak
round the bend s. cozutuk
round the bend s. cozutmuş
round the bend s. tozutuk
round the bend s. tozutmuş
round the bend s. aklını oynatmış
round the bend s. çıldırmış
round the bend s. delirmiş
round the bend s. aklını (peynir ekmekle) yemiş
round the bend s. sarhoş
round the bend s. leyla
round the bend s. kafası dumanlı
round the bend s. dağıtmış
round the bend s. zom
round the bend s. zilzurna
round the bend s. körkütük
around the bend s. cozutuk
around the bend s. cozutmuş
around the bend s. tozutuk
around the bend s. tozutmuş
around the bend s. aklını oynatmış
around the bend s. çıldırmış
around the bend s. delirmiş
around the bend s. aklını (peynir ekmekle) yemiş
around the bend s. sarhoş
around the bend s. leyla
around the bend s. kafası dumanlı
around the bend s. dağıtmış
around the bend s. zom
around the bend s. zilzurna
around the bend s. körkütük
round the bend s. kafası güzel
round the bend s. kafayı çizmiş
round the bend s. kafadan kontak
around the bend s. kafası güzel
around the bend s. kafayı çizmiş
around the bend s. kafadan kontak
round the bend s. sarhoş
around the bend expr. bir tahtası eksik
round the bend expr. bir tahtası eksik
around the bend expr. deli
round the bend expr. deli
round the bend expr. kaçık
around the bend expr. kaçık
around the bend expr. sarhoş
around the bend expr. üşütük
British Slang
bend one's elbow f. içki içmek
bend someone's ear f. kafasını sikmek