bad - Türkçe İngilizce Sözlük

bad

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

bad — Definition

Anlamı ve Tanımı:
kötü, olumsuz, zararlı
Okunuş (IPA):
(AmE /bæd/ – BrE /bæd/)
Terim Türü:
Sıfat: bad
Ahlaki, işlevsel ya da niteliksel açıdan istenmeyen durum veya özellik. Eski İngilizce kökenli sözcük, değer yargısını doğrudan bildirir. Gündelik dilde, geniş bağlamlarda olumsuzluk derecesini belirtmek için temel sıfatlardan biri olarak kullanılır
Eş Anlamlılar:
poor, evil
Zıt Anlamlılar:
good

"bad" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 115 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
bad s. kötü
Unfortunately, there are lots of bad people in this sector.
Maalesef bu sektörde çok sayıda kötü insan var.

More Sentences
bad s. fena
It would be no bad idea to do that on a European scale.
Bunu Avrupa ölçeğinde yapmak hiç de fena bir fikir olmayacaktır.

More Sentences
bad s. bozuk
Are you in a bad mood or something?
Senin moralin falan mı bozuk?

More Sentences
bad s. berbat
We cannot therefore make use of naming and shaming and worst practices.
Bu nedenle bizler isim takma, utandırma ve bu gibi berbat uygulamalardan yararlanamayız.

More Sentences
bad s. hoş olmayan
Genel
bad i. zarar
You should make the best of a bad situation.
Zarardan yarar sağlamalısın.

More Sentences
bad i. kötülük
Bad comes.
Kötülükler gelir.

More Sentences
bad s. kokmuş
I shot the horse because it had bad breath.
Atı vurdum çünkü nefesi kokuyordu.

More Sentences
bad s. şiddetli
How bad is the pain?
Acı ne kadar şiddetli?

More Sentences
bad s. sakat (uzuv)
His bad leg prevented him from winning the race.
Sakat bacağı yarışı kazanmasını engelledi.

More Sentences
bad s. zararlı
Too much fertiliser is bad for the soil.
Çok fazla gübre toprak için zararlıdır.

More Sentences
bad s. vahim
The issues involved are much worse, though.
Ancak söz konusu meseleler çok daha vahimdir.

More Sentences
bad s. hatalı
Pigs were fed improperly treated swill, which was bad farming practice.
Domuzlar uygun olmayan şekilde işlenmiş atıklarla besleniyordu, ki bu da hatalı bir çiftçilik uygulamasıydı.

More Sentences
bad s. bozulmuş (yiyecek)
The meat will go bad if we don't eat it.
Eğer yemezsek et bozulacak.

More Sentences
bad s. yanlış
Please don't let my wife be remembered for one bad decision.
Lütfen karımın yanlış bir kararla hatırlanmasına izin verme.

More Sentences
bad s. küfürlü
He was suspended from school for using bad language.
Küfürlü dil kullandığı için okuldan uzaklaştırıldı.

More Sentences
bad s. keyifsiz
Why are you in such a bad mood this evening?
Bu akşam neden bu kadar keyifsizsin?

More Sentences
bad s. çürük
She had a bad tooth taken out.
Çürük bir dişi çektirdi.

More Sentences
bad s. ahlaksız
They aren't such a bad lot.
Öyle ahlaksız tipler değiller.

More Sentences
bad s. feci
The inflation put the people in bad condition.
Enflasyon insanları feci duruma soktu.

More Sentences
bad s. yaramaz
Bad dog! Don't chew it.
Yaramaz köpek! Çiğneme onu.

More Sentences
bad s. asi
A bad lad started the protests.
Protestoları asi bir çocuk başlattı.

More Sentences
bad s. beceriksiz
A bad workman always blames his tools.
Beceriksiz işçi suçu aletlerde bulur.

More Sentences
bad s. berbat
We cannot therefore make use of naming and shaming and worst practices.
Bu nedenle bizler isim takma, utandırma ve bu gibi berbat uygulamalardan yararlanamayız.

More Sentences
bad s. çok iyi
Wow, that's a bad dress!
Vay, bu çok iyi bir elbise!

More Sentences
bad zf. çok
I knew Anthony Davis wanted to come bad.
Anthony Davis'in gelmeyi çok istediğini biliyordum.

More Sentences
bad zf. fena
I need to find a job bad.
Fena halde iş bulmam lazım.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
bad s. çürük
She had a bad tooth taken out.
Çürük bir dişi çektirdi.

More Sentences
Argo
bad expr. çok iyi
Wow, that's a bad dress!
Vay, bu çok iyi bir elbise!

More Sentences
Genel
bad i. batak
bad i. yıkım
bad i. şanssızlık
bad i. perişanlık
bad f. kolye takmak
bad s. niteliksiz
bad s. değersiz
bad s. kifayetsiz
bad s. yaman
bad s. bitik
bad s. rahatsız
bad s. müteessir
bad s. kokuşuk
bad s. kem
bad s. geçersiz
bad s. terbiyesiz
bad s. hasta
bad s. sert
bad s. kokuşmuş
bad s. habis
bad s. ciddi
bad s. kara
bad s. bet
bad s. pişman
bad s. kaka
bad s. keleş
bad s. sahte
bad s. nahoş
bad s. çok kötü
bad s. kötü şey
bad s. sağlıksız
bad s. edepsiz
bad s. haşin
bad s. aksi
bad s. huysuz
bad s. yıkıcı
bad s. zayıf (not/sağlık durumu)
bad s. tahripkar
bad s. üzücü
bad s. münasebetsiz
bad s. müstehcen
bad s. haysiyetsiz
bad s. biçimsiz
bad s. hantal
bad s. isabetsiz
bad s. uygunsuz
bad s. saygısız
bad s. yakışıksız
bad s. değerlere küfreden
bad s. kederli
bad s. üzgün
bad s. kural dışı
bad s. şerli
bad s. olumsuz
bad zf. kötü bir şekilde
bad zf. ciddi derecede
bad zf. aşırı derecede
bad zf. gereken standardın altında
bad zf. pek ziyade
bad zf. pek çok
Konuşma Dili
bad i. probleme yol açan hata
bad i. yapılan hatanın sorumluluğu
Deyim
bad s. harika
bad expr. güzel
Ticaret/Ekonomi
bad i. bir hesabın borç tarafı
bad s. karşılıksız (çek vb.)
bad s. hükümsüz
bad s. kusurlu
bad s. yasal geçerliliği olmayan
Hukuk
bad i. noksan
bad s. hükümsüz
bad s. muteber olmayan
bad s. malul
bad s. kusurlu
bad s. kalitesi bozuk
bad s. şüpheli
Eski Kullanım
bad f. (geçmiş zamanda) teklif etmek
bad f. bide-bad
bad f. (geçmiş zamanda) dayanmak
bad f. (geçmiş zamanda) önermek
bad f. (geçmiş zamanda) fiyat vermek
bad f. (geçmiş zamanda) katlanmak
Argo
bad i. aynasız
bad s. yaş
bad s. seksi
bad s. çekici

"bad" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
bad luck i. şanssızlık
bad luck i. talihsizlik
bad luck i. uğursuzluk
become bad f. kötüleşmek
bad-tempered s. aksi
bad-tempered s. huysuz
Genel
bad luck i. karayazı
bad weather i. kötü hava
his bad luck i. alnının karayazısı
bad fate i. kötü kader
bad manners i. edepsizlik
bad straits i. geçim sıkıntısı
bad debt i. alınamayan alacak
bad blood i. düşmanlık
bad break i. şanssızlık
bad luck i. kör talih
bad luck i. uğursuzluk
bad health i. sağlığı bozuk
bad conductor i. kötü iletken
bad mark i. kırık
bad temper i. huysuzluk
bad manners i. terbiyesizlik
bad team i. kova
a bad sailor i. deniz tutan kimse
bad person i. kötü kişi
bad tempered i. huysuz
a bad mark i. kötü not
bad taste i. zevksizlik
bad air i. kötü hava
bad payer i. batakçı
bad habit i. illet
bad mark i. zayıf
a bad mark i. kırık not
bad debt i. değersiz alacak
bad action i. kötülük
bad debt i. batak para
a bad mark i. zayıf not
bad temper i. damar
a bad turn i. kötülük
bad luck i. şeamet
bad goalkeeper i. kova
bad behavior i. kötü davranış
bad conscience i. kötü vicdan
bad temper i. sinirlilik
bad conscience i. vicdan azabı
bad condition i. kötü durum
bad eye i. kem göz
bad behaviour against children i. çocuklara kötü davranma
bad blood i. dargınlık
bad line i. kötü hat
bad line i. bozuk hat
go bad cop on someone i. kötü polis oyunu oynayarak bilgi alma taktiği
communicating bad news i. kötü haber
bad luck i. kör şeytan
bad habits i. kötü alışkanlıklar
bad luck i. kör şans
bad mood i. kötü ruh hali
bad fabrication i. kötü fabrikasyon
bad news i. kara haber
having bad health i. dert sahibi
bad condition i. kötü şart
bad workmanship i. kötü işçilik
bad habit i. kötü alışkanlık
bad record i. bozuk kayıt
bad fortune i. talihsizlik
bad luck i. aksilik
bad fortune i. şanssızlık
bad workmanship i. kalitesiz işçilik
bad intention i. kötü emel
bad apple i. yozlaşmış
bad apple i. çürük elma
a bad lot i. beş para etmez biri
bad luck i. kötü talih
bad intention i. kötü niyet
bad action i. amel-i talih
bad things i. kötü şeyler
bad line i. cızırtılı hat
bad straits i. geçim zorluğu
bad name i. kötü şöhret
bad hat i. sorun çıkaran
bad hat i. baş belası
bad image i. kötü imaj
bad boy i. kötü çocuk
bad habits i. zararlı alışkanlıklar
bad rumor i. kötü söylenti
bad habit i. zararlı alışkanlık
bad experience i. hoş olmayan tecrübe
bad experience i. kötü deneyim
bad experience i. kötü tecrübe
bad friend i. kötü arkadaş
bad behaviour i. kötü davranış
bad conduct i. kötü davranış
bad suspicion i. kötü zan
bad suspicion i. kötü şüphe
bad guys i. kötü adamlar
bad opportunities i. kötü/olumsuz fırsatlar
bad marriage i. kötü evlilik
bad memories i. kötü anılar
bad eating habits i. kötü yeme alışkanlıkları
bad times i. zor zamanlar
bad faith i. kötü niyet
bad decision i. kötü karar
bad actor i. kötü aktör
bad form i. uygunsuz/uygun olmayan (davranış)
bad form i. münasebetsizlik
bad surprise i. kötü sürpriz
a bad surprise i. kötü bir sürpriz
bad weather conditions i. olumsuz hava koşulları
bad weather conditions i. kötü hava koşulları
bad weather conditions i. olumsuz hava şartları
bad weather conditions i. kötü hava şartları
bad luck i. kötü şans
bad side i. kötü yön
bad side i. kötü yan
bad people i. kötü insanlar
bad goalkeeper i. kova kaleci
bad neighbor i. kötü komşu
bad neighbour i. kötü komşu
bad character i. kötü ahlak
bad title i. kötü şöhret
bad character i. kötü kişi
bad temper i. hırçınlık
bad blood i. hastalık
a bad idea i. kötü bir fikir
bad back i. bel sorunu
bad back i. sırt ağrısı
bad taste i. kötü tat
bad habit i. kötü huy
bad words i. küfürlü konuşma
bad language i. küfürlü konuşma
bad sides i. kötü yönler
bad weather i. çepel
bad guy i. kötü adam
bad cut i. kötü kesik
bad forces i. kötü güçler
bad suspicion i. suizan
bad wolf i. kötü kurt
bearer of bad news i. felaket tellalı
bad timing i. kötü zamanlama
the bad i. insanların başına gelen nahoş şeyler
the bad i. kötülük
bad tooth i. çürük diş
peck's bad boy i. uzlaşılamayan kurum
peck's bad boy i. zorluk çıkaran kuruluş
peck's bad boy i. inatçı kimse
peck's bad boy i. söz dinlemez kimse
peck's bad boy i. aksi kimse
bad writing i. kötü yazım
bad writing i. kalitesiz yazım
bad actors i. kötü niyetli kimseler