kötü - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

kötü



"kötü" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 172 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
kötü wicked s.
kötü evil s.
kötü poor s.
kötü bad s.
General
kötü evildoer i.
kötü tant pis (fr) i.
kötü wrongful s.
kötü hard s.
kötü wretched s.
kötü nefarious s.
kötü foul s.
kötü pernicious s.
kötü devilish s.
kötü horrid s.
kötü off s.
kötü sinister s.
kötü miscreant s.
kötü evilest s.
kötü fierce s.
kötü portentous s.
kötü malign s.
kötü indifferent s.
kötü iniquitous s.
kötü bleak s.
kötü graceless s.
kötü iniqultous s.
kötü hateful s.
kötü shady s.
kötü baneful s.
kötü rough s.
kötü sticky s.
kötü grotty s.
kötü unfortunate s.
kötü shabby s.
kötü lousy s.
kötü gross s.
kötü malignant s.
kötü unholy s.
kötü eviler s.
kötü ungodly s.
kötü unsavory s.
kötü ugly s.
kötü corrupt s.
kötü black s.
kötü harmful s.
kötü dread s.
kötü reprobate s.
kötü offensive s.
kötü execrable s.
kötü worse s.
kötü vile s.
kötü stinking s.
kötü heinous s.
kötü purple s.
kötü horrible s.
kötü unrighteous s.
kötü adverse s.
kötü disagreeable s.
kötü flyblown s.
kötü seamy s.
kötü haunted s.
kötü nasty s.
kötü perverted s.
kötü obnoxious s.
kötü dark s.
kötü chintzy s.
kötü feeble s.
kötü villainous s.
kötü sorry s.
kötü crummy s.
kötü unhallowed s.
kötü hellish s.
kötü awful s.
kötü transgressive s.
kötü not good s.
kötü dreadful s.
kötü frightful s.
kötü ill s.
kötü beastly s.
kötü bitter s.
kötü dissolute s.
kötü fatal s.
kötü miserable s.
kötü unfavourable s.
kötü unwell s.
kötü vicious s.
kötü worthless s.
kötü black hearted s.
kötü unfavorable s.
kötü unsavoury s.
kötü cruddy s.
kötü cheesy s.
kötü scabby s.
kötü ropey s.
kötü mean s.
kötü ailing s.
kötü back-alley s.
kötü unpleasing s.
kötü terrible s.
kötü earthen-hearted s.
kötü unconsentaneous s.
kötü unfine s.
kötü unfortuned s.
kötü unhallowed s.
kötü unpitious s.
kötü unpleasive s.
kötü unrightful s.
kötü unrightwise [obsolete] s.
kötü execrable s.
kötü baseborn s.
kötü badly zf.
kötü mis ök.
kötü caco- ök.
Colloquial
kötü birdturd s.
kötü cold s.
Idioms
kötü a bit off s.
kötü a little off s.
kötü rough as bags s.
kötü go hard with expr.
kötü black as a raven expr.
kötü as black as a raven expr.
kötü black as a raven's feather expr.
kötü as black as a raven's feather expr.
kötü black as a raven's wing expr.
kötü as black as a raven's wing expr.
kötü black as ink expr.
kötü as black as ink expr.
kötü as black as the devil expr.
kötü black as the devil expr.
kötü go hard for expr.
kötü a cut below expr.
Technical
kötü ill s.
Medical
kötü mis- ök.
Apiculture
kötü vicious s.
Philosophy
kötü wrong s.
Archaic
kötü naught s.
kötü enormous s.
Slang
kötü beasty s.
kötü poopy s.
kötü wack (rap slang) s.
kötü janky s.
kötü uncool s.
kötü wack s.
kötü fricking s.
kötü gronk s.
kötü icky-poo s.
kötü off the chain (rap slang) expr.
kötü it blows expr.
kötü off the hook (rap slang) expr.
British Slang
kötü god-awful s.
kötü scrotty s.
kötü pooey s.
kötü ropy s.
kötü boggin (scottish) s.
kötü goppin' s.
kötü rough s.
kötü dicky s.
kötü piss-poor s.
kötü ropey s.
kötü cruddy s.
kötü naff s.
kötü shitty s.
kötü mingin s.
kötü gopping s.
kötü poxy s.
kötü manky s.
kötü clingin (socttish) s.
kötü minging s.
kötü fart in a spacesuit expr.
kötü rough as robber's dog expr.
kötü no cop expr.
kötü like a plasterer's radio expr.

"kötü" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
uğramak (kötü bir şeye) sustain f.
kötü kokmak stink f.
kötü bir şey olacağını sezme foreboding i.
kötü durum plight i.
kötü şöhretli infamous s.
kötü şöhretli notorious s.
çok kötü awful s.
kötü bir şekilde badly zf.
General
iyi kötü idare etmek muddle on f.
kötü koku yaymak reek of f.
kötü şans getirmek bring bad luck f.
kötü davranmak ride rough over f.
kötü bir durum karşısında idare etmeye çalışmak make the best of a bad situation f.
kötü havaya karşı dayanıklık göstermek weather f.
kötü kullanmak mishandle f.
(cin/şeytan/kötü ruh vb'ni) dualarla defetmek exorcize f.
uğramak (kötü bir şeye) receive f.
kötü yönlerini açığa vurmak denounce f.
en kötü ihtimalin gerçekleşmesinden korkmak fear the worst f.
en kötü ihtimalin gerçekleşeceğini ummak expect the worst f.
kötü davranmak mistreat f.
kötü koku vermek taint f.
kötü idare etmek mismanage f.
kötü yönetmek misrule f.
kötü yola düşmek go astray f.
peşini bırakmamak (kötü bir şey) dog f.
kötü idare etmek mishandle f.
kötü şöhret kazanmak acquire a bad reputation f.
hesabı kötü olmak be bad at figures f.
kötü davranmak walk over f.
kötü kötü bakmak look daggers at f.
kötü davranmak outrage f.
kötü yola düşürmek debauch f.
değiştirmek (kötü bir amaçla) doctor f.
birisi için kötü olmak fare badly f.
kötü yola düşmek backslide f.
kötü yönetmek mismanage f.
kötü gözle bakmak give someone an evil eye f.
iyi kötü geçinip gitmek muddle on f.
kötü olmak take a turn for the worse f.
uğramak (kötü bir şeye) meet with f.
kötü havada dışarıda bulunmak brave the elements f.
çok kötü hissetmek feel terrible f.
kötü davranmak rough f.
kötü oynamak underplay f.
ikna etmek (tatlılıkla kötü bir şey yapmaya) entice f.
kötü yola sapmak (insan) go astray f.
en kötü ihtimale karşı hazırlanmak prepare for the worst f.
kötü davranmak mishandle f.
bir şeyi iyi kötü kullanabilecek kadar bilmek have a working knowledge of f.
diğerlerine göre daha kötü durumda olmak be at the bottom of the pile f.
hakkında kötü konuşmak speak ill of f.
artırmak (kötü durumdaki bir şeyi) exacerbate f.
kötü kokmak reek f.
defetmek (kötü bir şeyi) ward off f.
kötü oynamak underact f.
kötü davranmak behave badly f.
daha kötü olmak get worse f.
kötü bir şeye mahkum olmak be doomed to f.
bir işaret olmak (iyi/kötü) augur f.
çok kötü dövmek wallop f.
tenezzül etmek (kötü bir şey yapmaya) sink f.
kötü çalışmak malfunction f.
iyi kötü idare etmek muddle along f.
kötü yola düşmek be on the streets f.
kötü davranmak serve f.
tatlılıkla ikna etmek (kötü bir şey yapmaya) entice f.
kendini kötü hissetmek feel unwell f.
diğerlerine göre daha kötü durumda olmak be at the bottom of the heap f.
kötü bir şekilde etkilenmek be overcome with f.
kötü olmak bode ill f.
ertelemek (kötü bir şey) reprieve f.
kötü yönetmek mishandle f.
kötü saymak consider bad f.
kötü kokutmak whiff f.
kötü iş yapmak botch f.
üstü kapalı söylemek (kötü bir şeyi) insinuate f.
kötü biçim vermek misshape f.
kötü izlenim bırakmak blight f.
birini kötü yola saptırmak lead someone astray f.
kötü davranmak ill treat f.
hazırlamak (kötü bir şey) brew f.
kötü davranmak maltreat f.
olgunlaşıp vazgeçmek (kötü bir şeyden) grow out of f.
iyi kötü geçinip gitmek muddle along f.
kötü idare etmek misgovern f.
kötü yola düşmek become a prostitute f.
demek istemek (kötü bir şey) insinuate f.
birşey yüzünden kendini kötü hissetmek feel raw about something f.
kötü davranmak snub f.
güzel ve masum bir kisve altında saklamak (kötü bir şeyi) sugarcoat f.
kötü bir olayı zihinden uzaklaştırmak block out f.
büyüyüp vazgeçmek (kötü bir şeyden) grow out of f.
aşırı boyutlara varmak (kötü bir durum) run rampant f.
gitgide pençesine düşmek (kötü bir şeyin) sink into f.
kötü telaffuz etmek slur f.
kötü yola düşmek slide f.
kötü bir şeye uğratmak inflict on f.
kötü bir gün geçirmek have a bad hair day f.
kötü bir izlenim bırakmak make a bad impression on someone f.
ertelemek (kötü bir şeyi) reprieve f.
kötü izlenim bırakmak leave a bad impression f.
daha kötü bir hale getirmek worsen f.
kötü kokmak smell f.
kötü davranmak misbehave f.
kötü bir el yazısıyla yazmak scrawl f.
kötü yola sürüklemek corrupt f.
kötü kullanmak misspend f.
kötü yönetmek misgovern f.
kötü yola sevk etmek misguide f.
kötü olmak stink f.
hakkında kötü düşünmek suspect f.
en kötü aşamaya gelmek touch bottom f.
kötü yola sevk etmek debauch f.
hazırlamak (kötü bir plan) brew f.
kötü yola sapmak (iyi yoldayken) backslide f.
birini kötü bir habere hazırlamak brace someone for something f.
daha kötü bir duruma sokmak exacerbate f.
kötü bir şeyi geçirmek üzere olmak be in for f.
ile karşılaşmak (kötü bir durum) meet with f.
başa gelmek (kötü bişey) happen to f.
hakkında kötü düşünmek think ill of somebody f.
kötü davranmak misdemean f.
durumu kötü olmak do badly f.
kendini kötü hissetmek be under the weather f.
kötü alışkanlıktan kurtulmak break a habit f.
kötü niyetli olmak be malevolent towards f.
kötü ama hasarsız atlatmak come off badly f.
kötü izlenim bırakmak leave a bad taste in one's mouth f.
kol gezmek (kötü bir şey) be about f.
kötü davranmak tramp down f.
allah hakkında kötü konuşmak blaspheme f.
kaderi kötü olmak doom f.
kötü hissetmek feel awful f.
kötü harcamak misspend f.
daha kötü olmak worsen f.
kötü kullanmak mistreat f.
kötü niyetle bakmak leer at f.
işareti olmak (kötü) portend f.
kötü sonuca ulaşmak come off badly f.
(kötü bir şeye )uğramak suffer f.
hakkında kötü sözler söylemek malign f.
köpek gibi kötü sözler söylemek call someone names f.
birine kötü haber vermek break the news to f.
(cin/şeytan/kötü ruh vb'ni) dualarla defetmek exorcise f.
kötü kaderine yanmak bewail one's bad fate f.
kötü izlenim bırakmak be in bad odor f.
kötü emellerine alet etmek abuse f.
çabuk ve kötü bir el yazısıyla yazmak scribble f.
kötü gitmek go bad f.
kötü davranmak abuse f.
kötüyken daha kötü olmak go from bad to worse f.
dönmek (eski ve kötü haline) relapse into f.
kötü bir şekilde etkilenmek be overcome by f.
kötü niyetle gizlenmek skulk f.
kokmak (kötü) smell f.
kötü kokmak stink f.
kötü niyetle gizlenmek sculk f.
kötü idare etmek misconduct f.
başına kötü bir şey gelmek get in trouble f.
başına kötü bir şey gelmek get into hot water f.
(kötü bir şeyi) geçirmek üzere olmak be in for f.
(kötü bir şey) geçirmek üzere olmak be in for it f.
düzelmişken gene eski kötü tavrına dönmek fell from grace f.
kötü izlenim bırakmak be in bad odor with somebody f.
kötü izlenim bırakmak be in bad odour with somebody f.
kötü davranmak discriminate against somebody f.
kötü yola sevk etmek lead somebody up the garden path f.
kendini kötü hissetmek feel bad f.
kötü hissetmek feel sick f.
kötü hissetmek feel wretched f.
kendini kötü hissetmek feel wretched f.
kendini kötü hissetmek feel queer f.
kötü hissetmek feel queer f.
kendini kötü hissetmek feel sick f.
kötü hissetmek feel bad f.
kötü durumda olmak be in a bad state f.
kötü durumda olmak be in a poor condition f.
kötü durumda olmak be in bad condition f.
kötü durumda olmak be in a bad condition f.
kötü durumda olmak be in bad state f.
kötü durumda olmak be in bad shape f.
kötü durumda olmak be in poor condition f.
mali açıdan kötü durumda olmak be financially in bad shape f.
kötü ün kazandırmak infamize f.
kötü düşünmek brood f.
kötü düşünmek think of troubling things f.
kötü örnek olmak set a bad example f.
kötü şekilde etkilemek affect negatively f.
kötü etkilemek affect adversely f.
kötü şekilde etkilemek affect adversely f.
kötü etkilemek influence negatively f.
kötü etkilemek influence adversely f.
kötü şekilde etkilemek influence adversely f.
kötü şekilde etkilemek influence negatively f.
kötü şekilde etkilemek influence unfavorably f.
kötü şekilde etkilemek affect unfavorably f.
kötü etkilemek affect negatively f.
kötü zaman geçirmek have a bad time f.
hakkında kötü düşünmek think ill of f.
birisi hakkında kötü düşüncelere sahip olmak think ill of someone f.
daha kötü yapmak make worse f.
kötü yönde etkilemek influence adversely f.
kötü yönde etkilemek influence negatively f.
kötü yönde etkilemek affect negatively f.
kötü yönde etkilemek influence unfavorably f.
kötü yönde etkilemek affect unfavorably f.
kötü yönde etkilemek affect adversely f.
sonucu kötü olmak have had it f.
kötü sonuçlanmak have had it f.
kötü etkilemek blight f.
(kötü bir şey) kurmak brew f.
kötü yola sapmak relapse f.
kötü beslemek undernourish f.
kötü sonuçlanmak go wrong f.
kötü sonuçlanmak fizzle f.
kötü davranmak ill-treat f.
kötü gitmemek get on f.
kötü malzeme ile bina etmek jerry-build f.
kötü birşey olmak befall f.
bir şeyi kötü yapmak botch f.
kötü gitmek fall down f.
kötü ruhları kovmak exorcize f.
kötü niyetle bakmak leer f.
kötü kullanmak misuse f.
kötü etkisi olmak tell on f.
kötü ellere düşmek get/fall in the wrong hands f.
(kötü bir şeye) açık veya maruz olmak be vulnerable to f.
birisini (uyuşturucu vb gibi) kötü bir alışkanlıktan uzak tutmak wean someone away f.
iyi başlayıp kötü bitmek fizzle out f.
birisini (uyuşturucu vb gibi) kötü bir alışkanlıktan uzak tutmak wean someone off f.
kötü bir şeyi hatırlatmak cast up f.
kötü bir şey yaparken yakalamak catch out f.
kötü tanıtmak bring into disrepute f.
kötü görünmek look bad f.
(kötü bir şey için) kandırmak inveigle f.
birisiyle ilişkileri kötü olmak be on bad terms with someone f.
kötü bir ünü olmak have a bad reputation f.
kötü şöhreti olmak have a bad reputation f.
kötü bir üne sahip olmak have a bad reputation f.
sonu kötü bitmek come to a bad end f.
kötü algılanmak have a negative impression on f.
kötü algılanmak give a bad impression f.
kötü kokmak smell bad f.
resimde kötü çıkmak look bad in a photo f.
kötü hatırlanmak remembered notoriously f.
kötü bir şekilde sonuçlanmak turn out badly f.
kötü yola sürüklenmek go astray f.
fotoğrafta kötü çıkmak look bad in a photo f.
resimde kötü çıkmak look bad in a picture f.
fotoğrafta kötü çıkmak look bad in a picture f.
kötü alışkanlıklar edinmek pick up bad habits f.
kötü alışkanlıklar edinmek acquire bad habits f.
kötü muamele görmek be treated badly f.
kötü beslemek malnourish f.
daha kötü etmek make worse f.
daha da kötü bir hale gelmek become worse f.
daha da kötü bir hale getirmek make worse f.
daha da kötü hale gelmek become worse f.
ismi kötü anılmak have a bad reputation f.
ismi kötü anılmak be remembered notoriously f.
ismi kötü anılmak have a notoriety f.
adı kötü anılmak be remembered notoriously f.
adı kötü anılmak have a bad reputation f.
adı kötü anılmak have a notoriety f.
biri için kötü konuşmak badmouth f.
kötü bilinmek have a notoriety f.
kötü bir üne sahip olmak have a notoriety f.
kötü niyet beslemek harbor ill-will against f.
kötü niyet gütmek harbor ill-will against f.
birisiyle kötü olmak be in bad (with someone) f.
birisiyle kötü olmak get in bad (with someone) f.
kötü bir sene geçirmek have a bad year f.
kötü bir yıl geçirmek have a bad year f.
kötü giyinmek underdress f.
kötü giyinmek dress lightly f.
kötü giyinmek dress badly f.
kötü/olumsuz sonuçlanmak come out badly f.
kötü bitmek end up badly f.
sonu kötü olmak end up badly f.
midesine kötü gelmek upset someone's stomach f.
kötü bir gün geçirmek have a rough day f.
daha kötü hissetmek feel worse f.
kötü bir şeyler yapmak do something bad f.
başına kötü bir şey gelmek something bad happen to f.
kötü şöhret kazanmak gain infamy f.
kötü olmak be bad news f.
(bir şeyin) üstünde kötü yan etkisi olmak have adverse side effects of (something) f.
kötü etkilenmek be badly influenced f.
kötü etkilenmek be badly affected f.
kötü adamı oynamak play the bad guy f.
kötü bir performans sergilemek perform poorly f.
bir şeyde kötü olmak be bad at something f.
kötü gözlerden korumak/sakınmak protect from evil eyes f.
kötü havanın azizliğine uğramak fall victim to bad weather f.
günah/kötü alışkanlıklardan arınmak mundify f.
bir şeyin kötü kalitesinin işareti olmak be a comment on something f.
bir şeyin kötü kalitesinin işareti olmak be a sign of the bad quality of something f.
kötü şartlar altında mücadeleye devam etmek struggle along under these poor conditions f.
birini kötü dövmek bang up f.
kötü bir not almak get a bad mark f.
kötü gitmek do badly f.
kötü vuruş yapmak mishit f.
kötü kararlar almak make bad decisions f.
kötü ün kazandırmak infamise f.
kötü ruhları kovmak exorcise f.
kötü günler geçirmek have hard times f.
kötü günler geçirmek have difficult days f.
kötü günler geçirmek have difficult times f.
kötü günler geçirmek have hard days f.
kötü davranışlar sergilemek exhibit bad behaviour f.
kötü ruhları kovmak ward off evil spirits f.
daha kötü görünmek look worse f.
kötü imaj oluşturmak create bad image f.
kötü sonla bitmek end up badly f.
(film/kitap) kötü sonla bitmek end badly f.
kötü söz söylemek swear f.
kötü söz söylemek curse f.
kötü söz söylemek use bad language f.
kötü söz söylemek use bad words f.
kötü söz söylemek say bad words f.
kötü göstermek (saygınlığına zarar vermek) villainize f.
kötü hissetmek feel poorly f.
kötü koku vermek effluviate f.
kötü bir muameleye tabi tutulmak be treated badly f.
kötü bir muamele görmek be treated badly f.
kötü durumda olmak ail f.
kötü sözler söylemek call f.
kötü tavsiye vermek advize f.
kötü akıl vermek advize f.
kötü oyunlarla kandırmak caperclaw f.
sonuç vermek (iyi ya da kötü biçimde) redound f.
kötü gitmek unravel f.
kötü kokmak niff f.
(saçı) düzensiz veya kötü kesmek notch [obsolete] f.
daha kötü bir hale getirmek pejorate f.
kötü durumda olmak be ill off f.
kötü davranmak treat badly f.
bilgisayar oyununa yeni başlayıp da çok kötü oynamak noob f.
daha kötü yapmak appair [obsolete] f.
daha kötü duruma getirmek embitter f.
kötü niyetle birini beklemek await [obsolete] f.
(başka bir şeyden) daha kötü performans göstermek underperform f.
kötü ruhları kovmak undevil [obsolete] f.
(kötü alışkanlıktan) kurtulmak kick f.
kötü bir şey için ayartmak enveigle f.
kötü bir şeye teşvik etmek enveigle f.
kötü bir şey için ayartmak inveigle f.
kötü bir şeye teşvik etmek inveigle f.
ceza olarak kötü eylemlere maruz bırakmak hang f.
(kötü yola) sapmak lapse f.
(birinin) hakkında kötü konuşmak bash f.
kötü etkilemek unseason [obsolete] f.
kötü koşullar rigor i.
çok kötü olma beastliness i.
kötü beslenme malnutrion i.
kötü muamele unfriendliness i.
kötü bakış glare i.
kötü niyetli dedikodu malicious gossip i.
kötü kadın prostitute i.
kötü kişi bad person i.
tamirci (kötü) tinker i.
kötü el yazısı cacography i.
kötü muamele battery i.
kötü yazı scribble i.
en kötü örnek shocker i.
kötü kokulu olma malodorousness i.
kötü niyetle yapılan dedikodu malicious gossip i.
kötü koku effluvia i.
kötü doktor leech i.
irlandalı (kötü) mick i.
kötü biçimde kaçırılmış fırsat badly missed opportunity i.
kötü davranma mistreatment i.
işin kötü tarafı short end of the stick i.
kötü ruhlu demon i.
kötü niyetli dedikodu vicious rumor i.
kötü yola düşen kimse backslider i.
kötü ruh evil spirit i.
kötü şöhretlilik disreputableness i.
kötü el yazısı scrawl i.
kötü kimse miscreant i.
ağır/kötü koku foul smell i.
kötü bir şey yapma perpetration i.
çalışma şartları kötü işyeri sweatshop i.
kötü koku malodour i.
kötü davranma snub i.
kötü vicdan bad conscience i.
polis kötü muamelesi police misconduct i.
kötü telaffuz etme slur i.
kötü muamele edilmiş çocuklar abused children i.
kötü şöhret notoriety i.
kötü kokma stinking i.
kötü kadın streetwalker i.
kötü gün a dark day i.
kötü kokulu nefes halitosis i.
kötü ahlak antisocial behaviour i.
çevreye yayılan kötü ya da zararlı madde effluvia i.
işin kötü tarafı dirty end of the stick i.
kötü davranış misdemeanor i.
kötü ruh dybbukim i.
kötü yapılan iş botchery i.
kötü amaçla yapılan gizli anlaşma conspiracy i.
kötü etki contagion i.
kötü iletken bad conductor i.
kötü idare mismanagement i.
kötü taraflarını açığa vurma (insan/davranış vb'nin) denunciation i.
kötü kokan stinker i.
kötü sulu yemek wash i.
kutsal nesnelere kötü davranma ve kullanma durumu sacrilegiousness i.
kötü koku malodor i.
kötü kader bad fate i.
acımaya yol açacak kötü davranış crime i.
kötü el yazısı scribble i.
kötü haber bitter pill to swallow i.
kötü niyetle yapılan dedikodu vicious rumor i.
kötü hükümet misrule i.
kötü niyetli bir şekilde bakma knowing look i.
kötü şöhretli avukat shyster i.
çok kötü durum ruin i.
kötü söz veya iftira mud i.
kötü şey cancer i.
çocuklara kötü davranma bad behaviour against children i.
kötü haber sad news i.
kötü olma durumu ominousness i.
kötü muamele edilmiş kadınlar abused women i.
çok kötü bir durum misery i.
kötü hal predicament i.
muhtemel en kötü hal reasonable worst case i.
kötü koşullar rigour i.
kötü niyet malevolence i.
eğilim (kötü) twist i.
yahudi inancındaki kötü ruhlardan biri daimon i.
kötü beslenme malnutrition i.
kötü kız tart i.
kötü davranma maltreatment i.
kötü ruhlu daemon i.
kötü koku effluvium i.
kötü niyetlilik maliciousness i.
kötü şöhret infamy i.
kötü hareket misdeed i.
kötü vaziyet predicament i.
kötü ruh fiend i.
kötü şöhret disrepute i.
kötü yazan kimse scribbler i.
allah hakkında kötü konuşma blasphemy i.
kötü politika impolicy i.
kötü yönetim misrule i.
kötü bir amaç için yapılan büyü black magic i.
kötü sonuç aftermath i.
kötü niyetle bakma leering i.
çok kötü olma ickiness i.
kötü yazan kimse scrabbler i.
eşlerin birbirine kötü davranması spousal abuse i.
kötü davranma abuse i.
işin kötü tarafı wrong end of the stick i.
kötü niyetle yapılan dedikodu malicious rumor i.
kötü davranış misbehavior i.
kötü yola sevkeden servet mammon i.
kötü hava bad air i.
kötü ruhun musallat olduğu kimse energumen i.
kötü ve ahlaksızca hareket misdeed i.
kötü koku reek i.
kötü havadan aşınma weathering i.
çok kötü olma atrociousness i.
kötü kadın jezebel i.
kötü durum bad condition i.
kötü bir şey olacağını önceden hissedebilme forebodingness i.
kötü not a bad mark i.
büyücülük (kötü amaçla yapılan) witchcraft i.
kötü emilim malabsorption i.
birinin en kötü huyu one's besetting sin i.
kötü davranış bad behavior i.
kötü kimse evildoer i.
kötü son (talihin belirlediği) doom i.
erteleme (kötü bir şeyi) reprieve i.
kötü etki blight i.
çocuğa kötü muamele child abuse i.
kötü gün an off day i.
kötü koku stench i.
kötü insanlar scum i.
en kötü oyuncuya verilen ödül booby prize i.
kötü anlamda ün notoriety i.
kötü durum predicament i.
kötü hava bad weather i.
kötü niyet ill will i.
kötü ruh demon i.
kötü yönetim misgovernment i.
kötü atılım fluff i.
kötü yazar scribbler i.
kötü halde olma seediness i.
kötü kimse demon i.
kötü ruh dybbuk i.
kötü yönetim mismanagement i.
kötü niyet animus i.
kötü şaka trick i.
ahlakça kötü bir şeyin bıraktığı leke taint i.
daha kötü olma durumu deteriority i.
üstü kapalı (kötü) söz insinuation i.
kötü kokulu olma smelliness i.
kötü telafuz etme slurring i.