evil - Türkçe İngilizce Sözlük

evil

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

evil — Definition

Anlamı ve Tanımı:
kötü, kötücül, şeytani, kötülük
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈiːvəl/ – BrE /ˈiːvəl/)
Terim Türü:
Sıfat/İsim: evil (evils)
Ahlaki olarak yanlış ve zarar verici olanı; isim olarak da kötülük olgusunu tanımlayan terimdir. Eski İngilizce yfel kökünden gelir; modern kullanımda evil, hem gündelik “kötü niyet”i hem de felsefe ve din tartışmalarındaki “kötülük problemi”ni taşıyarak, bağlama göre sıradan ya da metafizik bir ağırlık kazanır.
Eş Anlamlılar:
wicked, malevolent, wrongdoing
Zıt Anlamlılar:
good, virtuous, benevolent

"evil" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 42 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
evil i. kötülük
She tried to protect her son from the evils of gambling.
Oğlunu kumarın kötülüklerinden korumaya çalışıyordu.

More Sentences
evil s. kötü
What's that evil smell coming from the balcony.
Balkondan gelen bu kötü koku da ne?

More Sentences
evil i. fenalık
evil s. fena
Genel
evil i. şer
In these circumstances, war or the use of armed force may be a lesser evil.
Bu koşullarda savaş ya da silahlı güç kullanımı ehven-i şer olabilir.

More Sentences
evil i. bela
We have a unique opportunity to rid the world of the evil of terrorism and underpin democracy.
Dünyayı terörizm belasından kurtarmak ve demokrasiyi desteklemek için eşsiz bir fırsata sahibiz.

More Sentences
evil i. zarar
We all know about the evils of sugar.
Şekerin zararlarını hepimiz biliyoruz.

More Sentences
evil i. bela
We have a unique opportunity to rid the world of the evil of terrorism and underpin democracy.
Dünyayı terörizm belasından kurtarmak ve demokrasiyi desteklemek için eşsiz bir fırsata sahibiz.

More Sentences
evil i. kötü
Her use of black and white symbolizes good and evil.
Siyah ve beyaz kullanımı iyi ve kötüyü sembolize eder.

More Sentences
evil s. zararlı
I know some people who see capitalism as evil.
Kapitalizmi zararlı bulan bazı insanlar tanıyorum.

More Sentences
evil s. çok kötü
Some people are evil.
Bazı insanlar çok kötüdür.

More Sentences
evil s. uğursuz
Leave him alone, you evil bastard!
Onu yalnız bırak, seni uğursuz piç!

More Sentences
evil s. zalim
Hitler is one of the most evil leaders in history.
Hitler tarihin en zalim liderlerinden biridir.

More Sentences
evil s. şeytani
This house is said to be haunted by evil spirits.
Bu eve şeytani ruhların musallat olduğu söylenir.

More Sentences
evil i. günah
evil i. musibet
evil i. uğursuzluk
evil i. cin
evil i. şerir
evil i. canavar
evil i. kemlik
evil i. dert
evil i. ahlaksızlık
evil i. karaktersizlik
evil i. afet
evil i. baş belası
evil i. kötü kalpli olma
evil f. yermek
evil s. talihsiz
evil s. aksi
evil s. habis
evil s. günahkar
evil s. şanssız
evil s. kem
evil s. meşum
evil s. feci
evil s. kötü huylu
evil s. lanet
evil s. huysuz
evil s. felaket getiren
evil s. şerli
evil s. kötücül

"evil" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
evil eye i. nazar
Genel
the evil eye i. göz değmesi
the evil eye i. nazar
blue bead worn against the evil eye i. nazar boncuğu
evil omen i. nuhuset
evil eye i. kem göz
evil purpose i. kasıt
the evil one i. şeytan
evil spirit i. kötü ruh
the evil one i. iblis
evil spirit i. ecinni
evil destiny i. kör şeytan
evil person i. iblis
evil empire i. şeytan imparatorluğu
evil eye i. göz değmesi
evil-doer i. suçlu
evil-doer i. günahkar
evil tongue i. kötü söz
evil tongue i. şom ağız
evil axis i. şer ekseni
axis of evil i. şer ekseni
dark evil i. kara şeytan
the battle of good against evil i. iyiliğin kötülüğe karşı savaşı
evil twin i. kötü ikiz
prime evil i. baş iblis
evil eye talisman i. nazar boncuğu
evil spirits i. kötü ruhlar
evil speaking i. başkaları hakkında kötü konuşma
be distressed by evil eye f. nazar değmek
look with an evil eye f. nazar değdirmek
be distressed by evil eye f. göze gelmek
be attacked by evil eye f. göze gelmek
be touched by evil eye f. nazar değmek
be affected by the evil eye f. göze gelmek
be affected by the evil eye f. nazara gelmek
be struck by an evil spirit f. cin çarpmak
be affected by the evil eye f. nazar değmek
be touched by evil eye f. göze gelmek
have evil intentions against f. kastı olmak
be affected by the evil eye f. göz değmek
give someone an evil eye f. kötü gözle bakmak
speak evil of f. iftira etmek
be attacked by evil eye f. nazar değmek
fall on evil days f. dara düşmek
do evil f. kötülük yapmak
bring evil f. kötülük getirmek
look with an evil eye f. nazar etmek
protect from evil eyes f. kötü gözlerden korumak/sakınmak
suffer evil f. kötülük görmek
ward off evil spirits f. kötü ruhları kovmak
pour lead (to repel evil eye) f. kurşun dökmek
evil-eye [rare] f. nazar değdirmek
most evil s. en kötü
having an evil intention s. niyeti bozuk
good and evil s. iyi ve kötü
evil-speaking s. kötüleyen
evil-minded s. art niyetli
evil-minded s. kötü niyetli
evil-disposed s. art niyetli
evil-smelling s. berbat kokan
evil-smelling s. kötü kokulu
evil-smelling s. iğrenç kokulu
evil-smelling s. iğrenç kokan
evil-smelling s. leş gibi kokan
evil biseye s. hasta görünümlü
evil biseye s. kem göze gelmiş
evil biseye s. nazar değmiş
evil-favored s. çirkin
evil-eyed s. kem gözlü
evil-favored s. kötü görünümlü
evil-favored s. lekeli
evil-looking s. şeytani görünümlü
evil-favored s. bozulmuş
in an evil hour zf. uğursuz bir saatte maalesef
in an evil hour zf. maalesef
in an evil hour zf. uğursuz bir saatte
İfadeler
when the devil walks the earth and finds his first love evil shall be released expr. şeytan dünyaya gelip ilk aşkını bulduğunda kötülük serbest kalacak
evil triumphs when good men do nothing expr. iyiler bir şey yapmadıkça kötüler meydanı boş bulur
evil triumphs when good men do nothing expr. iyiler bir şey yapmadıkça kötülük kazanır
evil triumphs when good men do nothing expr. kötülüğe meydan verme
evil becomes a habit expr. kötülük alışkanlık yapar
Atasözü
money is the root of all evil para tüm kötülüklerin anasıdır
money is the root of all evil para her kötülüğün anasıdır
Sufficient unto the day is the evil thereof bugün dururken gelecek için endişelenme
the love of money is the root of all evil para her kötülüğün anasıdır
idleness is the root of all evil tembellik tüm kötülüklerin anasıdır
evil be to him who evil thinks kim kötü düşünürse kendine
good triumphs over evil iyilik kötülüğü yener
avoid evil and it will avoid thee kötülükten kaçınırsan o da sana bulaşmaz
avoid evil and it will avoid thee kötülükten uzak durursan o da senden uzak durur
avoid evil and it will avoid thee kötülükten uzak durana kötülük de bulaşmaz
evil begets evil kötülük kötülüğü getirir
evil begets evil kötülükten kötülük doğar
Konuşma Dili
lesser evil i. ehvenişer
evil genius i. kötülük dehası
evil twin i. kötü ikiz
evil twin i. sahte erişim noktası
evil twin i. gizli dinleme yapmak veya kişisel bilgilere ulaşmak/kişisel bilgileri değiştirmek için kişinin bağlı olduğu güvenli ağdan atılarak tekrar bağlanmak zorunda bırakıldığı ve şifresini çalmaya yarayan gizli/sahte erişim noktası
evil twin i. kötü bir kopyası
evil twin i. gizli dinleme yapmak veya kişisel bilgilere ulaşmak/kişisel bilgileri değiştirmek için kişinin internete bağlandığı cihaz ile interneti yayan modem arasında oluşturulan gizli bir erişim noktası
evil twin i. kötü bir kopya
evil twin i. kötü taklit
have evil written all over one f. kötü biri olduğu her halinden belli olmak
evil never dies expr. kötüye bir şey olmaz
god protect you from all evil expr. tanrı seni tüm kötülüklerden korusun
against the evil eye expr. nazar değmesine karşı
against the evil eye expr. göz değmesine karşı
Deyim
a choice between good and evil i. iyi ile kötü arasında bir seçim
the evil eye i. kötü kötü bakma
the evil eye i. kötülük okunan bakış
the evil eye i. kem nazar
the evil eye i. kem göz
the evil eye i. kötü bakış
lesser evil i. kötünün iyisi
alcohol is the root of all evil i. içki tüm kötülüklerin anasıdır
a necessary evil i. hiç arzulanmayan ama kaçınılmaz olarak katlanılan durum
the social evil i. fahişelik
a necessary evil i. zararı olsa da gerekli şey
a necessary evil i. sevimsiz ama yararlı şey
a necessary evil i. kötü ama gerekli şey
put off the evil hour f. kötü bir şeyi yapmaktan kaçınmak
fail on evil days f. kötü günler yaşamak
fail on evil days f. kötü günler geçirmek
fail on evil days f. kötü duruma düşmek
fail on evil days f. şanssız günlerinde olmak
fail on evil days f. şanssız olmak
fail on evil days f. zorluklarla karşılaşmak
do evil in return f. karşılığında kötülük yapmak
do evil in return f. kötülükle karşılık vermek
see no evil, hear no evil, speak no evil f. 3 maymunu oynamak
see no evil, hear no evil, speak no evil f. üç maymunu oynamak
see no evil, hear no evil, speak no evil f. haberi yokmuş gibi davranmak
give somebody the evil eye f. birisine ters ters bakmak
give somebody the evil eye f. birisine sinirli sinirli bakmak
return evil for evil f. kötülüğe kötülükle karşılık vermek
put off the evil day f. zor/istenmeyen bir işten kaçınmak
put off the evil day f. erteleyebildiği kadar ertelemek
put off the evil day f. zor/istenmeyen bir işi sürekli ertelemek
the evil moment/hour/day f. yapmaktan kaçınılan şeyin yapılmak zorunda olduğu an/saat/gün
put off the evil day f. olabildiğince ertelemek
put off the evil day f. işi kaytarmak
put off the evil day f. zor/istenmeyen bir işi süründürmek
put off the evil day f. son raddeye kadar kaçınmak
put off the evil day f. ağırdan almak
put off the evil hour f. erteledikçe ertelemek
put off the evil day f. ötelemek
put off the evil day f. savsaklamak
put off the evil day f. erteledikçe ertelemek
the evil moment/hour/day f. sürekli ertelenen şeyin yapılmak zorunda olduğu an/saat/gün
put off the evil day f. sürüncemede bırakmak