zarar - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

zarar



"zarar" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 63 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
zarar loss i.
zarar damage i.
zarar injury i.
zarar harm i.
General
zarar wreckage i.
zarar mischief i.
zarar devastation i.
zarar encroachment i.
zarar maleficence i.
zarar injuries i.
zarar wrong i.
zarar abuse i.
zarar disfavor i.
zarar insalubriousness i.
zarar damages i.
zarar harm i.
zarar bad i.
zarar deprediation i.
zarar cost i.
zarar average i.
zarar ill i.
zarar hurt i.
zarar scathe i.
zarar derogation i.
zarar evil i.
zarar disservice i.
zarar eviler i.
zarar ravage i.
zarar injuriousness i.
zarar disadvantage i.
zarar havoc i.
zarar deficit i.
zarar forfeit i.
zarar detriment i.
zarar injury i.
zarar impairment i.
zarar damage i.
zarar noxa i.
zarar bane i.
zarar wastage i.
zarar scath i.
zarar disfavour i.
zarar shortfall i.
zarar accroachment i.
Idioms
zarar red ink
Trade/Economic
zarar deficiency
zarar damage
zarar sacrifice
zarar loss
zarar prejudice
zarar average
zarar deficit
Law
zarar harm
zarar impairment
zarar lesion
zarar mischief
zarar damage
Insurance
zarar damage
Technical
zarar injury
Medical
zarar chronic hazard
Latin
zarar damnum
zarar noxia
Archaic
zarar teen i.

"zarar" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
zarar vermek damage f.
hayvanlara zarar vermek harm animals f.
tek kademeli kar zarar tablosu single step income statement i.
General
-e rağmen çok zarar görmemek be none the worse f.
zarar vermek (bir şeyin yüzeyine) deface f.
itibarına zarar vermek harm someone's reputation f.
zarar vermek scourge f.
ülkeye vb'ne zarar vermek do disservice to f.
zarar vermek (yavaş yavaş/sinsice) undermine f.
birini korkutarak yaklaşıp zarar vermesini önlemek hold someone at bay f.
bir şeye çok zarar vermek take a heavy toll f.
zarar etmek lose money f.
bir şeyden zarar görmeyecek kadar bir mesafede durmak stand clear of f.
zarar vermek infest f.
maddi zarar vermek damage financially f.
birini korkutarak yaklaşıp zarar vermesini önlemek keep someone at bay f.
saygınlığına zarar vermek vilify f.
bir şeyden zarar görmeyecek kadar bir mesafede durmak stand clear f.
zarar vermek (bir uzva) injure f.
çizerek zarar vermek/berelemek scratch f.
zarar görmek hurt f.
zarar vermek shatter f.
zarar vermek spite f.
zarar etmek make a loss f.
zarar vermek (bir uzva) hurt f.
gözlerine zarar vermek strain one's eyes f.
zarar görmek sustain an injury f.
zarar görmek suffer f.
çok zarar vermek wreak havoc on f.
zarar vermek get at f.
zarar vermek disadvantage f.
zarar vermek scathe f.
zarar vermek labefy f.
zarar vermek (hastalık) affect f.
zarar vermek flaw f.
zarar vermek do harm f.
şöhretine zarar vermek damage the reputation f.
zarar görmek be damaged f.
zarar vermek wreck f.
zarar vermek hurt f.
zarar vermek endanger f.
zarar vermek (soyut bir şeye) make inroads on f.
zarar vermek injure f.
disk üzerindeki bilgiye zarar vermek scag f.
zarar vermek encroach f.
zarar vermek cripple f.
zarar vermek do a disservice f.
zarar etmemek be afloat f.
zarar vermek shend f.
zarar vermek bring damage f.
zarar vermek harm f.
zarar vermek damage f.
zarar vermek cause a loss f.
zarar gelmek (for someone) suffer at the hands of f.
zarar gelmek be wronged by f.
zarar gelmek be treated unjustly f.
zarar açıklamak declare loss f.
zarar açıklamak announce loss f.
zarar yapmak incur loss f.
zarar yapmak make loss f.
zarar etmek make loss f.
zarar vermek istemek intend to harm f.
zarar görmemek hold harmless f.
zarar yapmak sustain loss f.
zarar kapatmak offset the loss f.
zarar kapatmak recoup the loss f.
zarar vermek istemek want to harm f.
zarar vermemek not harm f.
zarar kapatmak recover the loss f.
birinden zarar gelmek be damaged by f.
birinden zarar gelmek get injured by f.
zarar görmek get harm f.
zarar görmek get harmed f.
birinden zarar gelmek be harmed f.
çevreye zarar vermek damage the environment f.
zarar vermek strain f.
zarar getirmek bring harm f.
zarar vermek impair f.
birine zarar vermek take it's toll on someone f.
bir şeyin yüzeyine zarar vermek deface f.
bir uzva zarar vermek injure f.
bir uzva zarar vermek hurt f.
zarar görmeden yapabilmek afford f.
zarar görmesini engellemek hold harmless f.
zarar vermek vandalize f.
çevreye zarar vermek harm the environment f.
zarar vermemek do no harm f.
kendi kendine zarar vermek self-harm f.
zarar ettirmek cause loss f.
zarar ettirmek disprofit f.
-den dolayı zarar görmek be damaged because of f.
yüzünden zarar görmek be damaged because of f.
yüzünden zarar görmek be damaged due to f.
daha fazla zarar vermek damage further f.
daha fazla zarar görmek be damaged further f.
zarar vermek vandalise f.
doğaya zarar vermek damage the nature f.
doğaya zarar vermek harm the nature f.
ağır zarar vermek damage heavily f.
ağır zarar vermek damage badly f.
ağır zarar vermek inflict heavy damage f.
hiç zarar görmemek come to no harm f.
başkasına zarar vermesini önlemek stop someone from hurting anyone else f.
sağlığına zarar vermek harm one's health f.
zarar gelmek (harm) to come to f.
zarar gelmek get harmed f.
zarar gelmek be hurt f.
zarar vermek vitiate f.
-den dolayı zarar görmek be damaged due to f.
ağır şekilde zarar vermek bang up f.
zarar vermek bang up f.
rekabetten zarar görmek suffer from competition f.
mala zarar vermekle suçlanmak be charged with property damage f.
zarar karşılamak recompense f.
zarar karşılamak cover the loss f.
zarar karşılamak compensate f.
kötü göstermek (saygınlığına zarar vermek) villainize f.
hayvanları, arazideki bitki örtüsü aşırı zarar görene kadar otlatmak overgraze f.
zarar vermek punish f.
zarar vermek aggrieve f.
yeniden zarar vermek redamage f.
yeniden zarar vermek reinjure f.
yangın sonucu zarar görmek be burned out f.
zarar vermek be in mischief f.
zarar vermek do violence to f.
zarar görmek touch f.
ortalama zarar average damage i.
kasıtlı yapılan zarar barratry i.
zarar verebilirlik disadvantagedness i.
zarar verme scourging i.
ikincil zarar collateral damage i.
zarar ziyan havoc i.
bitkilere zarar veren küçük hayvan veya böcek pest i.
bir başkasının malına kasti olarak zarar veen kimse vandalist i.
zarar görmezlik invulnerability i.
zarar görmüşlük disadvantagedness i.
cismani zarar personal injuries i.
kar zarar hesabı profit and loss account i.
kendi kendine zarar verme self destruction i.
zarar veren kişi wrecker i.
zarar eden kimse loser i.
zarar ziyan damages i.
büyük hata yaparak müvekkile zarar verme malpractice i.
zarar verici olma balefulness i.
zarar ödemesi indemnity i.
zarar verme endamagement i.
zarar veren kimse veya şey annihilator i.
zarar verme endamaging i.
zarar veren defacer i.
çok taraflı zarar collateral damage i.
afetten zarar görebilirlik disaster vulnerability i.
zarar ziyan damnum i.
zarar vericilik injuriousness i.
zarar verme wrecking i.
zarar veya istenmeyen değişimlere karşı korunan bölge conservation area i.
telafisi imkansız mali zarar write off i.
başkalarına zarar veya sıkıntı veren şey nuisance i.
beynin tedavi edilemeyecek şekilde zarar görmesi brain damage i.
zarar görmüş injured party i.
sosyal zarar social harm i.
ağır zarar grave harm i.
ağır zarar severe damage i.
ağır zarar severe loss i.
ağır zarar severe injury i.
kasti zarar intentional harm i.
bilerek zarar verme intentional harm i.
zarar tehlikesi risk i.
zarar azaltma harm reduction i.
kendi kendine zarar verme self-destruction i.
telafi edilmesi imkansız mali zarar write-off i.
zarar ziyan tazminatı damages i.
zarar sebebi cause of loss i.
zarar veren kişi person causing the loss i.
bedeni zarar physical injury i.
maddi zarar physical injury i.
bedeni zarar personal injury i.
manevi zarar moral damage i.
zarar ziyan detriment i.
bebeklerin tenine zarar vermeyecek şekilde tasarlanmış ıslak mendil baby wipe i.
çevresine zarar vermesi muhtemel akıl hastalarının konulduğu hücre padded cell i.
kar/zarar gain/loss i.
insan sağlığına zarar veren maddeler hazardous substances on human health i.
doğaya zarar veren maddeler environmentally hazardous substances i.
doğaya zarar veren maddeler substances that are hazardous to nature i.
doğaya zarar veren maddeler substances that are harmful to nature i.
zarar azaltma damage reduction i.
zarar vericilik detrimentalness i.
darbe/kaza sonrası zarar görmüş kulak cauliflower ear i.
giderilemez zarar/hasar irreparable damage i.
ne kar ne zarar etme breaking even i.
büyük hata yaparak müvekkile zarar verme malpractise i.
fiziksel zarar physical injury i.
kendine kasten zarar verme self-sabotage i.
uzun süren zarar lasting damage i.
koltuk altında zarar görmeden taşınmak için tasarlanmış üç ya da dört köşeli katlanabilir şapka chapeau bras i.
büyük zarar ve acıyı gözler önüne seren manzara charnel house i.
büyük zarar ve acıyı gözler önüne seren manzara charnel-house i.
zarar veren kimse nickum i.
borcun ödenmemesi sonucu oluşan zarar nonremittal i.
çocukların zarar görmeyeceği şekilde tasarlama childproofing i.
çocuklara zarar vermeyecek biçimde yapma childproofing i.
zarar görmüş disadvantaged s.
zarar görmekten veya yaralanmaktan tamamen korunmuş invulnerable s.
zarar verilmiş damaged s.
çok büyük (yanlış/zarar/kayıp/acı) grievous s.
zarar verici counterproductive s.
zarar verici damaging s.
zarar veren damaging s.
zarar görmemiş unhurt s.
zarar görmemiş uninjured s.
zarar görmemiş scatheless s.
zarar verici mischievous s.
zarar verici knockout s.
kendi kendine zarar veren self destructive s.
büyük (zarar) severe s.
zarar verici unwholesome s.
zarar görmemiş unimpaired s.
zarar verici enervating s.
zarar vermeyen non destructive s.
zarar verici impairing s.
zarar verilmiş endamaged s.
zarar görmemiş undamaged s.
zarar görmüş injured s.
zarar görmüş damaging s.
zarar veren nocuous s.
çevreye zarar vermeden toprakta çözünebilen biodegradable s.
zarar veren endamaging s.
zarar görmemiş unharmed s.
çok zarar veren ruinous s.
zarar görmemiş unscathed s.
zarar verici debilitative s.
zarar görmüş (hastalıktan) affected s.
zarar görmüş wrecked s.
zarar veren detrimental s.
zarar gören losing s.
zarar doğuran wrongful s.
zarar gören disadvantaged s.
zarar verici malignant s.
zarar görmüş jiggered s.
zarar görmez invulnerable s.
vücuda zarar verici injurious s.
zarar görmüş damaged s.
zarar verici olmayan noninjurious s.
zarar verici olmayan nonmalignant s.
zarar verici olmayan nonmalicious s.
böceklere zarar vermeyen noninsecticidal s.
zarar verici noxal s.
sıhhate zarar veren noxious s.
zarar verme potansiyeline sahip potentially harmful s.
zarar verici detrimental s.
zarar verici counter-productive s.
savaştan zarar görmüş war-torn s.
savaştan zarar görmüş war-worn s.
gizlice zarar veren insidious s.
zarar verici prejudicial s.
çocukların zarar görmeyeceği şekilde tasarlanmış childproof s.
çocuğa zarar vermeyen childproof s.
mala mülke zarar vermeye meyilli vandalistic s.
kendine/amaca zarar veren counterproductive s.
(bir doğal afette) en çok zarar gören worst-hit s.
zarar verici olmayan non-malignant s.
zarar görebilir vulnerable s.
havaya maruz kalarak zarar görmüş weathered s.
dalgalar tarafından zarar görmüş wave-battered s.
akıllara zarar shocking s.
akıllara zarar amazing s.
akıllara zarar astounding s.
akıllara zarar astonishing s.
zarar verilemez undestroyable s.
zarar vermeyen nontoxic s.
zarar vermeyen non-toxic s.
çocuğa zarar vermeyen childproofing s.
zarar verici bir biçimde balefully zf.
zarar vererek evilly zf.
zarar vererek consumptively zf.
zarar vererek deleteriously zf.
zarar vererek damagingly zf.
hiçbir zarar görmeden not a penny the worse zf.
zarar görmüş bir şekilde damagingly zf.
zarar vermeden without detriment to zf.
zarar verici şekilde perniciously zf.
zarar meydana geldiğinde in case of loss zf.
zarar vermeksizin without harming zf.
zarar vermeden without harming zf.
zarar veren bir şekilde injuriously zf.
kendine zarar vererek self-destructively zf.
zarar vererek naughtily zf.
zarar vermeden without prejudice to ed.
-e zarar veren prejudicial to ed.
Phrasals
zarar vermek offend against f.
kar/zarar getirmek pay off f.
masraf/zarar olarak kaydetmek charge (something) off as (something) f.
masraf/zarar olarak kaydetmek charge something off as something f.
hasar/zarar vermek bung up f.
hasar/zarar vermek bung something up f.
zarar etmek turn a loss f.
zarar olarak kaydetmek charge something off as something f.
birine kötü davranmak/zarar vermek/kötülük etmek mess someone over f.
cilasına/boyasına vb zarar vererek bir şeyin üzerinde küçük çentikler açmak/oluşturmak nick something up f.
çizerek zarar vermek/berelemek scratch away f.
zarar görmek come to harm
ne kar ne zarar etmek break even
(sırayı/masayı) çizerek zarar vermek mar something up
zarar vermek rack up
Phrases
her ikisi durumdan da zarar görme the worst of both worlds i.
azı karar, çoğu zarar less is more i.
denemekten zarar gelmez no harm in trying expr.
denemekten zarar gelmez there's no harm in trying expr.
sigara sağlığınıza zarar verir smoking harms your health
sigara sağlığınıza zarar verir smoking is harmful to the health
sigara sağlığınıza zarar verir smoking damages your health
yukarıdaki prensibin genelliğine zarar gelmeksizin without prejudice to the generality of the foregoing
(zarar görmesi) uğruna at one's expense
Proverb
azı karar çoğu zarar enough is as good as a feast
bilmediğin şeyden sana zarar gelmez what you don't know won't hurt you
bilmediğin şeyden sana zarar gelmez what you don't know can't hurt you
her şeyin fazlası zarar enough is as good as a feast
keskin sirke küpüne zarar a bad temper harms its possessor most
çoğu zarar the half is better than the whole
Colloquial
bebeğe zarar vermek harm the baby f.
zarar veren kimse nasty i.
hasar/zarar görmüş bunged up s.
zarar görmemiş all in one piece
kendine zarar vermeye çalışmak try to hurt oneself
zarar vermek go low
Idioms
engelli kalacak şekilde omurgaya zarar vermek break the back f.
büyük zarar vermek play the mischief f.
zarar vermek lift up the hand against f.
bir olayda daha çok zarar gören olmak come by the worst f.
bir şeyden en çok zarar gören olmak come by the worst f.
en fazla zarar gören olmak come by the worst f.
en fazla zarar gören olmak come off worst f.
büyük zarar vermek cut a wide swathe f.
büyük zarar görmek take a knock f.
büyük zarar vermek take (quite) a toll (on someone or something) f.
birisinin cezalandırılmasını/zarar görmesini istemek be baying for blood f.
bir şeye çok zarar vermek take a heavy toll on f.
büyük zarar vermek cut a wide swath through f.
bir şeye zarar vermek play havoc with something f.
büyük zarar vermek blow someone out of the water f.
birine zarar vermek do a job on someone f.
büyük zarar vermek take a toll f.
büyük zarar vermek take its toll f.
birisine zarar vermek do one an ill turn f.
bile bile zarar vermek istemek have it in for f.
büyük zarar vermek cut a wide swathe through f.
birine zarar vermek screw up f.
birine zarar vermek do a number on someone f.
büyük zarar vermek cut a wide swath f.
birisinin cezalandırılmasını/zarar görmesini istemek bay for blood f.
birine zarar vermek put the hurt on someone f.
çok zarar vermek cut a wide swath f.
çok zarar vermek cut a wide swathe f.
isteyerek zarar vermek have it in for f.
yarardan çok zarar getiren plan/girişim a bridge too far i.
ortak düşmana karşı birleşen ama düşmandan çok bileşenlerine zarar veren grup, parti circular firing squad i.
birine yarar ötekine zarar one man's meat is another man's poison i.
iyi niyetle başlatılıp sonradan kontrolden çıkan ve zarar veren şey frankenstein's monster s.
gözlere zarar/ziyan aesthetically challenged [uk] s.
gözlere zarar/ziyan esthetically challenged [us/south africa] s.
zarar görerek to one's cost [brit] zf.
az tamah çok zarar getirir little greed, big loss expr.
ciddi bir zarar yoksa sorun da yoktur no harm no foul expr.
hiç zarar görmeden none the worse for wear expr.
hiç zarar görmemiş none the worse for wear expr.
tamah zarar getirir. grasp all, lose all
zarar görmek come to grief
zarar vermek play hell (merry hell)
zarar vermek lay a finger on
zarar vermek bad for
zarar vermek play hell with
zarar vermek play merry hell with
zarar görmeden sıyrılmak weather the storm
kendi kendinize zarar vermek foul one's own nest
zarar etmek take a financial bath
nerede ne yapacağı belli olmayan çevresine zarar veren kimse loose cannon on rolling deck
nerede ne yapacağı belli olmayan çevresine zarar veren kimse loose cannon
telafisi imkansız zarar dead loss
zarar vermek take something apart
kabul edilir zarar acceptable losses
kabul edilir zarar acceptable damage
zarar etmek take a bath
kendine zarar vermek do yourself a mischief
yarardan çok zarar vermek/getirmek do more harm than good
saçının teline zarar vermeksizin without harming a hair on somebody's head
(zarar vermek için) birinin peşine düşmek birini desteklemek be gunning for somebody
kılına zarar vermez would not harm a hair on somebody's head
kılına bile zarar vermemek not harm a hair on somebody's head
kılına zarar vermemek wouldn't harm a hair on somebody's head
kılına bile zarar vermemek wouldn't harm a hair on somebody's head
kılına bile zarar vermez wouldn't harm a hair on somebody's head
kılına bile zarar vermez would not harm a hair on somebody's head
kılına zarar vermez not harm a hair on somebody's head
kılına bile zarar vermemek would not harm a hair on somebody's head
kılına zarar vermemek not harm a hair on somebody's head
kılına bile zarar vermez not harm a hair on somebody's head
kılına zarar vermez wouldn't harm a hair on somebody's head
kılına zarar vermemek would not harm a hair on somebody's head
zarar etmek be in the red
zarar etmek go in the red
zarar etmek go into the red
zarar görmeden çıkmak become none the worse for wear
zarar etmek bleed money
zarar görmeden iki taraflı oynamak hold the stick in the middle
Speaking
azı karar çoğu zarar too much of a good thing i.
azı karar çoğu zarar too much of a good thing is bad expr.
buraya sana zarar vermeye gelmedik we didn't come here to hurt you expr.
birisi sana zarar mı verdi? did somebody hurt you? expr.
başkalarına zarar verme don't harm others expr.
zarar yok there is no harm in that
kimseye zarar verme don't harm anyone
size zarar vermek niyetinde değiliz we don't mean you any harm
size zarar vermeye gelmedim i am not here to hurt you
sana zarar vermeyeceğim i won't hurt you
zarar ettim I made a loss
Slang
çok zarar etmek take a bath on something f.
akla zarar/ziyan durum skull-buster i.
akla zarar/ziyan ders skull-buster i.
akla zarar/ziyan ders skull-popper i.
uyuşturucu yüzünden çok zarar görmüş burned out s.
zarar vermek crock up
zarar vermek whack something up
Trade/Economic
bir aktif hesabın bakiyesinin bir kısmını masrafa veya kar zarar hesabına aktarmak writedown f.
borcun ödenmemesi sonucu oluşan zarar nonpayment i.
zarar etme negative profit i.
zarar verici kampanya damaging campaign i.
açıklamalı kar ve zarar hesabı descriptive financial statement i.
ağırlıklı-ortalama zarar büyüklüğü weighted-average loss severity (wals) i.
aktarılan zarar carryback i.
aktif olarak işlem gören bir hesap bakiyesinin bir kısmının diğer bir masraf hesabına veya kar-zarar hesabına devri write down i.
aktifin satışından elde edilen kar ve zarar gain or loss on sale of other assets i.
ana ortaklık dışı kar/zarar profit/loss from consolidated participations i.
ana ortaklık dışı kar-zarar uncontrollable profit or loss i.
anormal zarar abnormal loss i.
arazi satışından zarar loss on sale of land i.
artan zarar fonsiyonu smaller is better loss function i.
başkalarına veya onların mallarına karşı yapılan haksız fiil ya da zarar tort i.
başkalarına verilen zarar nuisance i.
bazı masraflarda ve şüpheli alacaklarda zarar kaydetme charge off i.
bir projeden faydalananların tamamından veya bir kısmından alınarak bu işten zarar görenlere dağıtılan para equalization fee i.
birikimli zarar cumulative loss i.
birikmiş zarar accumulated loss i.
borç bakiyesi veren kar zarar hesabı deficit account i.
bir kişinin bir başkasına zarar vermeden kar yapmasının mümkün olmadığı durum pareto efficient situation i.
bir kişinin bir başkasına zarar vermeden kar yapmasının mümkün olmadığı durum pareto efficiency i.
büyük zarar substantial damages i.
brüt zarar gross loss i.
brüt zarar negative gross margin i.
bir kişinin bir başkasına zarar vermeden kar yapmasının mümkün olmadığı durum pareto optimality i.
bir projeden faydalananların tamamından veya bir kısmından alınarak bu işten zarar görenlere dağıtılan para equalisation fee i.
birleştirilmiş kar ve zarar beyanı consolidated income statement i.
büyük zarar incalculable losses i.
bölümsel kar-zarar hesap cetveli divisional income statement i.
bütçe kesintilerinin ekonomik faaliyetlere zarar vereceğini iddia eden ekonomik tahmin tekniği dynamic scoring i.
brüt ticari zarar gross trading loss i.
cari yıla ait zarar current year loss i.
cari yıla aktarılacak zarar loss to be carried forward i.
çevreye zarar vermeme conservation i.
dedveyt zarar dead weight loss i.
dolayısıyla oluşan zarar consequential loss i.
dolayısıyla meydana gelen zarar consequential loss i.
döviz kuru kar/kayıpları (döviz kuru farkından kaynaklanan kar/zarar) exchange rate gain loss i.
dolaylı zarar indirect loss i.
dolaylı olarak meydana gelen zarar consequential loss i.
ekonomik zarar eşiği economic loss threshold i.
gayrimaddi zarar nonpecuniary injury i.
gayrimaddi zarar non-pecuniary injury i.
firma hakkında bilgi sağlama amacına yönelik olarak iki bilanço veya kar-zarar tablosunun karşılaştırılması financial ratio i.
geçici kar zarar hesabı nominal account i.
gayri safi zarar gross loss i.
gemiye ya da eşyaya kasten yapılan zarar veya kaza barratry i.
gizli zarar hidden damage i.
genellikle kar ve zarar tablosuna son satır olarak kaydedilen ve firmanın kar veya zararını gösteren rakam bottom line i.
gerçekleşmemiş zarar veya kar unrealized loss or gain i.
gerçekleşen zarar incurred loss i.
hasar veya zarar ziyan tazmini pay damages i.
haksız zarar testi injury test i.
hisse başına zarar loss per share i.
hisse başına kar azalışı ya da hisse başına zarar artışı etkisi dilutive effect i.
hisse başı zarar loss per share i.
işçilerin maruz kaldıkları sağlığa zarar verici tehlikeler hazards-health i.
işletme kar zarar cetveli operating performance income statement i.
sermaye ile ilgili olmayan (zarar, kazanç veya maliyet) noncapital s.
zarar eden negative s.
sahibine ciddi zarar ettirme olasılığı olan (finansal varlık) toxic s.
sahibine ciddi zarar ettirme olasılığı olan (finansal varlık) toxical s.
hisse başına kar artışı ya da hisse başına zarar azalışı etkisine sebep olan antidilutive s.
kötü niyetle verilen zarar malicious damage
önceki dönem gider ve zarar previous period expenses and losses
zarar tazminatı compensation
zarar saptama testi loss recognition test
ne kar ne zarar etmek break even
olağandışı kar veya zarar extraordinary profit or loss
zarar görmeyeceğine dair peşinen kefil olmak indemnify
kar zarar hesabı financial accounts
kar/zarar yüzdesi percent gain/loss
net zarar net loss
zarar hesabı deficiency account
maddi zarar real injury
menkul kıymetlerin hem satın alınmasında hem de satılmasında çok zarar etme whipsawing