| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | wreckage i. | yıkıntı | ||
|
They couldn't gather the fragments of the wreckage of their relationship. İlişkilerinin yıkıntısından kalan parçaları bir araya getiremediler. More Sentences |
||||
| Genel | wreckage i. | enkaz | ||
|
The experts will examine the flight recorder found in the wreckage. Uzmanlar enkazda bulunan uçuş kayıt cihazını inceleyecek. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | wreckage i. | enkaz | ||
|
The experts will examine the flight recorder found in the wreckage. Uzmanlar enkazda bulunan uçuş kayıt cihazını inceleyecek. More Sentences |
||||
| Denizcilik | ||||
| Denizcilik | wreckage i. | enkaz | ||
|
The experts will examine the flight recorder found in the wreckage. Uzmanlar enkazda bulunan uçuş kayıt cihazını inceleyecek. More Sentences |
||||
| Denizcilik | wreckage i. | yıkıntı | ||
|
They couldn't gather the fragments of the wreckage of their relationship. İlişkilerinin yıkıntısından kalan parçaları bir araya getiremediler. More Sentences |
||||
| Askeri | ||||
| Askeri | wreckage i. | yıkıntı | ||
|
They couldn't gather the fragments of the wreckage of their relationship. İlişkilerinin yıkıntısından kalan parçaları bir araya getiremediler. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | wreckage i. | gemi enkazı | ||
| Genel | wreckage i. | zarar | ||
| Genel | wreckage i. | kazadan geri kalan parçalar | ||
| Genel | wreckage i. | çöküntü | ||
| Genel | wreckage i. | hasar | ||
| Genel | wreckage i. | kalıntı | ||
| Genel | wreckage i. | hurda | ||
| Genel | wreckage i. | toplum tarafından dışlanmış gariban kimse | ||
| Denizcilik | ||||
| Denizcilik | wreckage i. | kazaya uğratma | ||
| Askeri | ||||
| Askeri | wreckage i. | hasarlı yer | ||