offence - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

offence

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"offence" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 24 sonuç

İngilizce Türkçe
General
offence f. darılma
offence i. incitme
offence i. saldırı
offence i. töhmet
offence i. dargınlık
offence i. suç
offence i. hakaret
offence i. hücum
offence i. tecavüz
offence i. kusur
offence i. kalbini kırma
offence i. gücenme
offence i. kırılma
offence i. gücendirme
offence i. incinme
offence i. darılma
offence i. kırgınlık
offence i. cürüm
Law
offence i. cürüm
offence i. kanunu ihlal
offence i. suç
Politics
offence i. suç
Sport
offence i. hücum
offence i. ofans

"offence" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 109 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
take offence f. darılmak
take offence f. alınmak
General
commit an offence f. suç işlemek
take offence at f. gocunmak
take offence f. hatırı kalmak
give offence f. kırmak
take offence f. gücenmek
give offence f. gücendirmek
take offence f. gocunmak
not to take offence f. kusuruna bakmamak
forgive somebody's offence f. suçunu bağışlamak
give offence f. darıltmak
take offence f. üzerine alınmak
take no offence f. üzerine alınmamak
take no offence f. üstüne alınmamak
take offence at f. -e hatırı kalmak
take offence at f. -e alınmak
take offence at f. -e gücenmek
take offence at f. -e ağırına gitmek
take offence at f. -e küsmek
commission of criminal offence i. ceza gerektiren bir suçun işlenmesi
summary offence i. hafif suç
swift to take offence s. alıngan
no offence ünl. kusura bakma
no offence ünl. üstünüze alınmayın
Idioms
a hanging offence i. adamı ipe götürecek suç/hata/yersizlik
a hanging offence i. idam cezası gerektiren hata/suç/yersizlik
Speaking
don't take no offence expr. darılmaca gücenmece yok
no offence! expr. darılmak yok ama!
no offence meant expr. niyetim sizi kırmak değildi
please take no offence expr. lütfen üstüne alınma
please take no offence expr. lütfen üzerine alınma
no offence meant expr. sizi kırmak istemedim
take no offence expr. üstüne alınma
no offence meant expr. üzerinize alınmayın
no offence meant expr. üzerine alınma
take no offence expr. üzerine alınma
Trade/Economic
petty offence i. adi suç
revenue offence i. vergi suçu
tax offence i. vergi suçu
Law
commit an offence f. cürüm işlemek
regulatory offence i. örf ve adet hukukundan ziyade yazılı kanunlarla belirtilen suç
summary offence i. adi suç
ordinary offence i. adi suç
simple offence i. adi suç
indictable offence i. ağır suç
flagrant offence i. aleni suç
instantaneous offence i. ani suç
imputed offence i. atılı suç
imputed offence i. atılı suç
the offence charged i. atılı suç
summary offence i. basit suç
flagrant offence i. cürmümeşhut
penal offence i. cezai suç
capital offence i. cezası ölüm olan suç
criminal offence i. ceza gerektiren suç
offence of using fraud or trickery in the fulfillment of execution i. edimin ifasına fesat karıştırma
immoral offence i. genel ahlak aleyhine suç
petty offence i. hafif suç
minor offence i. hafif suç
summary offence i. hafif suç
speeding offence i. hız ihlali suçu
alleged offence i. itham edilen suç
summary offence i. juri yargılaması gerektirmeyen suç
offence against the law i. kanunu ihlal suçu
coinage offence i. kalpazanlık suçu
flagrant offence i. kişinin memurluk gibi görevlerde çalışmasını yasaklayan suç
minor offence i. küçük suç
petty offence i. küçük suç
imputed offence i. müsnet suç
flagrant offence i. meşhut suç
continuing offence i. mütemadi suç
successive offence i. müteselsil suç
predicate offence i. öncül suç
predicate offence [uk] i. öncül suç
indictable offence i. resen takibi gereken cürüm
corporate offence of failing to prevent bribery i. rüşveti önlemede kurumsal başarısızlık suçu
indictable offence i. resen takibi gereken suç
political offence i. siyasi suç
objective elements of the offence i. suçun maddi unsurları
subjective elements of the offence i. suçun manevi unsurları
nature of the offence i. suçun niteliği
dual procedure offence i. sulh ceza ve/veya ağır ceza mahkemesinde yargılanması yapılabilecek suçlama
repetition of an offence i. suçun tekrarlanması
place of offence i. suçun işlendiği yer
dual offence i. sulh ceza ve/veya ağır ceza mahkemesinde yargılanması yapılabilecek suçlama
hybrid offence i. sulh ceza ve/veya ağır ceza mahkemesinde yargılanması yapılabilecek suçlama
commission of offence i. suçun işlenmesi
flagrant offence i. şahit olunmuş suç
time of offence i. suçun işlenme zamanı
trial of offence i. suçun yargılaması
repetition of an offence i. suçun tekerrür etmesi
crown option offence i. sulh ceza ve/veya ağır ceza mahkemesinde yargılanması yapılabilecek suçlama
either way offence i. sulh ceza ve/veya ağır ceza mahkemesinde yargılanması yapılabilecek suçlama
after commission of offence i. suçun işlenmesinden sonra
flagrant offence i. takibe alınmış suç
drug offence i. uyuşturucu suçu
successive offence i. zincirleme suç
successive offence i. zincirleme suç
extra territorial offence i. yurt dışında işlenen suç
extraterritorial offence i. yurt dışında işlenen suç
indictable offence i. ceza gerektiren suç
Politics
guiding principles on enforcement of the foreign bribery offence i. dış kaynaklı rüşvetle mücadele edilmesine yönelik kılavuz ilkeler
political offence i. siyasi suç
classification of offence i. suçun vasfı
Institutes
examination group for laundering offence i. aklama suçu inceleme grubu
Traffic
traffic offence i. trafik suçu
motoring offence i. trafik suçu
Military
military offence i. askeri suç