fill - Türkçe İngilizce Sözlük

fill

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

fill — Definition

Anlamı ve Tanımı:
doldurmak, karşılamak
Okunuş (IPA):
(AmE /fɪl/ – BrE /fɪl/)
Terim Türü:
Fiil: fill (fills – filled – filling)
Bir boşluğu fiziksel olarak doldurmayı veya bir ihtiyacı gidermeyi ifade eden fiildir; mecazda beklenti ve gereklilikleri karşılama anlamı da taşır. Eski İngilizce fyllan kökünden gelir; eksikliği giderme fikri merkezdedir

"fill" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 43 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
fill f. doldurmak
You can fill the crack with silicone.
Çatlağı silikonla doldurabilirsiniz.

More Sentences
Genel
fill i. dolgu
Text and fill colors might be slightly different from the actual colors in a slide.
Metin ve dolgu renkleri slayttaki gerçek renklerden biraz farklı olabilir.

More Sentences
fill f. doyurmak
There is no doubt some truth in that, but trade does not fill stomachs.
Şüphesiz bunda doğruluk payı var ama ticaret karın doyurmuyor.

More Sentences
fill f. şişirmek
Fill the tires with air.
Lastikleri hava ile şişiriniz.

More Sentences
fill f. doymak
He is not a believer whose stomach is filled while his neighbor goes hungry.
O, komşusu açken karnı doyan bir mümin değil.

More Sentences
fill f. kapamak
We've got to fill this hole with something.
Bu deliği bir şeyle kapatmalıyız.

More Sentences
fill f. dolmak
The room was filled with light from the television.
Oda televizyondan gelen ışıkla doluydu.

More Sentences
fill f. doldurmak
You can fill the crack with silicone.
Çatlağı silikonla doldurabilirsiniz.

More Sentences
fill f. karşılamak
The new harvest filled the urgent need for wheat.
Yeni hasat acil buğday ihtiyacını karşılıyordu.

More Sentences
Teknik
fill f. doldurmak
You can fill the crack with silicone.
Çatlağı silikonla doldurabilirsiniz.

More Sentences
İnşaat
fill i. dolgu
Text and fill colors might be slightly different from the actual colors in a slide.
Metin ve dolgu renkleri slayttaki gerçek renklerden biraz farklı olabilir.

More Sentences
Otomotiv
fill f. doldurmak
You can fill the crack with silicone.
Çatlağı silikonla doldurabilirsiniz.

More Sentences
Genel
fill i. doyma
fill i. dolguyla meydana getirilmiş yer
fill i. doyumluk
fill i. dolgu maddesi
fill i. dolusu
fill i. dolduracak miktar
fill i. doldurma
fill f. bürümek
fill f. kabarmak
fill f. kaplamak
fill f. yapmak
fill f. dolgu yapmak
fill f. şişmek
fill f. tutmak
fill f. yerine getirmek
fill f. tatmin etmek
fill f. icra etmek
fill f. yayılmak
fill f. fullemek
Medya
fill i. (televizyon, radyo) boşluk doldurucu parça
fill i. şarkıda sözler arasındaki boşlukları dolduran müzik
Teknik
fill i. dolumluk
fill i. imla
fill f. macunlamak
İnşaat
fill i. dolgu ile doldurulmuş arazi parçası
fill i. dolgu için kullanılan toprak, mucur benzeri malzeme
Havacılık
fill i. atkı
Zooloji
fill i. hayvanın sindirim kanalının muhtevası
Hayvancılık
fill i. bir hayvanın sindirim sisteminin içindekiler
Fotoğrafçılık
fill i. fotoğrafçılıkta gölgeyi azaltmak için kullanılan yapay ışık
Matbaa
fill i. bir kağıt üretim makinesinde üretilebilen azami kağıt genişliği

"fill" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
fill mass i. lapa
cut and fill sloping i. dolgulu kazı
fill dirt i. dolgu toprak
fill-in i. dublör
fill-in i. yedek
fill-in list i. yedek listesi
fill-in list i. yedek kontenjan listesi
water fill station i. imlahane
fill-up i. dolduran şey
fill-up i. (benzin deposu) fulleme
fill-in i. ikame
fill-in i. başkasının yerini dolduran kimse
fill-up i. doyuran şey
fill-up i. fulleyen şey
fill-up i. dolduran şey
fill-in i. halihazırda basılmış form veya mektuba eklenen isim, adres, tarih veya hitap
fill-in i. özellikle boş bırakılmış alanlara yapıştırılan yazı
fill-up i. (benzin deposu) fulleme
fill-in i. yenilemeler
fill-up i. (benzin deposu) tamamen doldurma
fill-up i. (benzin deposu) tamamen doldurma
fill-in i. bilgilendirici kısa özet
fill-up i. dolgu
fill out f. doldurmak (form vb)
fill the gap f. gedik kapamak
fill a prescription f. reçetedeki ilaçları vermek
fill somebody with pride f. gururlandırmak
fill out f. kilo almak
fill one's pockets f. cebini doldurmak
fill up f. dolmak
fill the bill f. amaca uymak
fill up f. doyurmak
fill somebody with pride f. gurur vermek
fill in f. doldurmak
fill the bill f. işini görmek
fill out f. doldurmak (formu)
eat one's fill f. doymak
fill something out f. doldurmak
eat one's fill f. doyasıya yemek
fill something in f. doldurmak
drink one's fill f. doyasıya içmek
back and fill f. kararsız olmak
fill somebody with melancholy f. kasvet vermek
eat one's fill f. karnını doyurmak
fill in f. form doldurmak
fill with hope f. ümitlendirmek
fill the bill f. ihtiyacını karşılamak
fill a tooth f. dolgu yapmak
fill a tooth f. diş dolgusu yapmak
fill in f. geçici olarak bir işte çalışmak
fill in for f. birinin yerine çalışmak
fill with tears f. gözleri yaşarmak
fill out f. toplamak
fill with tears f. yaşarmak
fill up f. doldurmak
fill up a form f. form doldurmak
fill (a place) with the clamor of voices f. curcunaya vermek
fill (a place) with the clamor of voices f. curcunaya çevirmek
fill (a place) with the clamor of voices f. curcunaya döndürmek
fill out f. yazılı formu tamamlamak
fill up f. dolum yapmak
fill the sack with f. çuvalı doldurmak
fill the sack with f. çuval doldurmak
fill the sack f. çuvalı doldurmak
fill up fuel oil f. yakıt doldurmak
(one's eyes) fill with tears f. gözleri yaşlarla dolmak
(one's eyes) to fill with tears f. gözü dolmak
(one's eyes) to fill with tears f. gözleri dolmak
eat one's fill f. karnı doymak
fill something with consternation f. şaşkınlık yaratmak
fill something with consternation f. şaşkınlığa sebebiyet vermek
fill something with consternation f. şaşkınlığa sebep olmak
fill out a survey f. bir anketi doldurmak
fill a gap f. boşluğunu doldurmak
fill a gap f. boşluğu doldurmak
fill a gap f. boşluk doldurmak
fill out f. büyümek
fill in f. (form) doldurmak
fill out f. büyütmek
fill out f. şişirmek
fill in f. tamamlamak
fill out f. şişmek
fill in questionnaire f. anket doldurmak
fill out questionnaire f. anket doldurmak
fill in the blanks f. boşlukları doldurmak
fill the void f. boşluğu doldurmak
fill the areas f. alanları doldurmak
fill the deficiency f. eksikliği gidermek/doldurmak
fill the deficiency of f. bir şeyin eksikliğini gidermek
fill the deficiency of f. boşluğunu doldurmak
fill in an application form f. başvuru formu doldurmak
fill out a request form f. bir talep formu doldurmak
fill someone in on something f. birine bir konu hakkında bilgi vermek
fill something in f. (kağıdı/boşlukları vb) toplamak
fill in f. birinin (görev) yerine bakmak
fill to overflowing f. ağzına kadar doldurmak
fill to overflowing f. tıka basa doldurmak
back and fill f. rüzgara karşı volta vurmak
fill up f. fullemek
fill the magazine f. şarjörü doldurmak
fill out a form f. bir form doldurmak
fill tax return f. beyanname doldurmak
fill to the brim f. ağzına kadar doldurmak
fill her tins [nz] f. evi kek, bisküvi gibi atıştırmalıklarla doldurmak
fill the ranks f. bütün ihtiyacı karşılamak
half-fill f. yarısını doldurmak
fill the bill f. ihtiyaca uygun olmak
Öbek Fiiller
fill in for f. birinin yerine bakmak
fill in f. (bilgileri) girmek
fill out f. tamamlamak
fill in f. detaylandırmak
fill out f. uzatmak
fill in f. bilgilendirmek
fill out f. genişletmek
fill out f. şişmanlamak
fill out f. yaymak
fill out f. dolgunlaşmak
fill out f. detaylandırarak zenginleştirmek
fill in f. birini bilgilendirmek
fill in f. birine yeni edinilen bilgileri vermek
fill in f. birine kaçırdığı şeyleri anlatmak
fill something to something f. bir şeyi bir yere kadar doldurmak
fill something to something f. bir şeyi belli bir seviyeye kadar doldurmak
fill someone in (on someone or something) f. birine (biri/bir şey hakkında) bilgi vermek
fill someone in (on someone or something) f. birini (biri/bir şey hakkında) bilgilendirmek
fill in f. form, test doldurmak
fill something to something f. bir şeyi belli bir noktaya kadar doldurmak
fill in f. birinin yerini doldurmak
fill in f. boş bırakılan yerleri gerekli bilgilerle doldurmak
fill in f. bir şeyin içini doldurmak
fill in f. birinin yerine bakmak
fill in f. bir deliği, boşluğu doldurmak
fill in f. boş bırakılan yerleri doldurarak soruları cevaplamak
fill in f. birinin rolünü üstlenmek
fill in f. birini bilgilendirmek
fill in f. birinin yerine geçmek
fill in f. birine bilgi vermek
fill in f. bir deliği, boşluğu kamufle etmek
fill in f. boşlukları doldurmak
fill in f. bir deliği, boşluğu kapatmak
fill in f. sınırlı bir alanın içini doldurmak
fill in f. birine gerekli bilgileri vermek
fill in f. sınırlı bir alanın yüzeyini tamamen kaplamak
fill in f. birinin bilgi açığını kapatmak
fill in f. birinin konumunu işini devralmak
fill away f. rüzgarı arkasına alarak rotasında ilerlemek
fill away f. bir yelkeni rüzgarı tam tutacak şekilde kesmek
fill to f. -e kadar doldurmak
fill in (for someone or something) f. (birinin/bir şeyin) yerine geçmek/bakmak
fill (something) to (some point) f. (bir şeyi bir yere) kadar doldurmak