karşılamak - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

karşılamak



"karşılamak" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 38 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
karşılamak meet f.
General
karşılamak counterbalance f.
karşılamak supply f.
karşılamak welcome f.
karşılamak face f.
karşılamak encounter f.
karşılamak counterpose f.
karşılamak provide f.
karşılamak block up f.
karşılamak fulfill f.
karşılamak provision f.
karşılamak offset f.
karşılamak answer f.
karşılamak correspond f.
karşılamak fulfil f.
karşılamak recompense f.
karşılamak counter to f.
karşılamak counterpoise f.
karşılamak take care of f.
karşılamak receive f.
karşılamak countervail f.
karşılamak satisfy f.
karşılamak recoup f.
karşılamak greet f.
karşılamak greet with f.
karşılamak make amends f.
karşılamak take f.
karşılamak confront f.
karşılamak meet f.
karşılamak make up for something f.
karşılamak make something up f.
karşılamak fill f.
karşılamak compensate f.
karşılamak equiponderate f.
karşılamak recoupe f.
karşılamak redress f.
Technical
karşılamak meet
karşılamak compensate

"karşılamak" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 293 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
alkışlarla karşılamak acclaim f.
takdirle karşılamak appreciate f.
General
(masraf vb) karşılamak cover f.
hoş karşılamak look with favour on f.
birini soğuk karşılamak give someone a cold welcome f.
masrafları karşılamak cover expenses f.
birinin ihtiyacını karşılamak cater to f.
birinin masraflarını karşılamak reimburse someone for f.
anlayışla karşılamak comprehend f.
talebi karşılamak meet the demand f.
ihtiyacı karşılamak supply f.
protestolarla karşılamak stage a protest f.
ihtiyacı karşılamak satisfy a need f.
doğal karşılamak react in a usual way f.
her ihtiyacını karşılamak baby f.
ancak masrafını karşılamak break even f.
çalışarak ücretlerini karşılamak (öğrenci okul/üniversite) work one's way f.
normal karşılamak react normally f.
hoş karşılamak connive f.
masrafı karşılamak cover expenses f.
olumlu karşılamak receive something favorably f.
normal karşılamak accept f.
birini çok sıcak bir şekilde karşılamak welcome someone with open arms f.
karşılamak (masrafı) absorb f.
bir talebi karşılamak meet a demand f.
anlayışla karşılamak appreciate f.
olumlu karşılamak react positively f.
zararını karşılamak reimburse f.
normal karşılamak respond to something normally f.
ihtiyacını karşılamak provide f.
dengiyle karşılamak retaliate f.
hoş karşılamak approve f.
birini nezaket ve içtenlikle karşılamak give someone a warm welcome f.
ihtiyacı karşılamak be adequate f.
memnuniyetle karşılamak take kindly to f.
maliyetini karşılamak (radyo/televizyon programının veya bir sanat faaliyetinin) sponsor f.
nezaketle karşılamak (misafiri) welcome f.
ihtiyacı karşılamak meet a need f.
ihtiyacı karşılamak serve the purpose f.
kuşkuyla karşılamak have misgivings about f.
zararı karşılamak guerdon f.
bir şeyin yok edilmesini hoş karşılamak regard something as good riddance f.
topu karşılamak return f.
yeni yılı karşılamak see in the new year f.
ihtiyacını karşılamak cater f.
ihtiyacı karşılamak answer the purpose f.
karşılamak (giderleri) defray f.
ihtiyacını karşılamak fill the bill f.
karşılamak (haber vb) receive f.
hoş karşılamak welcome f.
ihtiyacını karşılamak cater for f.
olumlu karşılamak welcome something warmly f.
doğal karşılamak react normally f.
anlayışla karşılamak understand f.
kuşkuyla karşılamak be so cynical about something f.
normal karşılamak acquiesce f.
masrafları karşılamak defray f.
doğal karşılamak take something naturally f.
esefle karşılamak regret f.
hoş karşılamak take kindly to f.
kuşkuyla karşılamak be sceptical about f.
gereksinimini karşılamak meet somebody's requirements f.
masraflarını karşılamak reimburse f.
ihtiyacını karşılamak supply with f.
olumlu karşılamak respond positively f.
normal karşılamak take it normally f.
kuşkuyla karşılamak get suspicious about f.
karşılamak (birinin ihtiyacını) supply with f.
beklentileri karşılamak cover the expectations f.
beklentileri karşılamak meet the expectations f.
hasarı karşılamak compensate for the damage f.
hasarı karşılamak cover the damage f.
hasarı karşılamak pay for the damage f.
ihtiyaç karşılamak meet one's need f.
masraf karşılamak cover expenses f.
olumlu karşılamak give a favourable opinion f.
olumlu karşılamak have a favourable opinion f.
kriterleri karşılamak meet the criteria f.
kriterleri karşılamak fulfil the criteria f.
kriterleri karşılamak satisfy the criteria f.
talebi karşılamak satisfy the demand f.
üzüntü ile karşılamak accept with sorrow f.
üzüntüyle karşılamak accept with sorrow f.
masrafını karşılamak cover the expense f.
masrafını karşılamak meet the expense f.
masrafını karşılamak bear the expense f.
garip karşılamak regard something as strange f.
garip karşılamak consider something strange f.
garip karşılamak find something strange f.
tuhaf karşılamak think something strange f.
tuhaf karşılamak regard something as strange f.
tuhaf karşılamak find something strange f.
tuhaf karşılamak find something bizarre f.
tuhaf karşılamak consider something strange f.
garip karşılamak find something bizarre f.
garip karşılamak think something strange f.
giderleri karşılamak meet the expenses f.
giderleri karşılamak cover the expenses f.
giderleri karşılamak bear the expenses f.
ihtiyaç karşılamak fulfil the need f.
ihtiyaçları karşılamak address the needs f.
ihtiyaç karşılamak address the need f.
ihtiyaçları karşılamak meet the needs f.
ihtiyaç karşılamak meet the need f.
şartları karşılamak satisfy the conditions f.
şartları karşılamak meet the conditions f.
şartları karşılamak fulfil the conditions f.
ihtiyaçları karşılamak fulfil the needs f.
ihtiyaçları karşılamak satisfy the needs f.
standartları karşılamak meet the standards f.
standartları karşılamak meet standards f.
birini karşılamak greet someone f.
birini karşılamak welcome someone f.
kalpten karşılamak welcome heartily f.
sıcak karşılamak greet warmly f.
sıcak karşılamak welcome warmly f.
talep karşılamak meet the demand f.
talep karşılamak cover the demand f.
ihtiyaç karşılamak satisfy the need f.
talepleri karşılamak satisfy the demands f.
talepleri karşılamak meet the demands f.
ihtiyaçlarını karşılamak satisfy one's needs f.
ihtiyaçlarını karşılamak meet one's needs f.
ihtiyaçlarını karşılamak fulfil one's needs f.
ihtiyaçlarını karşılamak address one's needs f.
ihtiyacı karşılamak meet the requirement f.
gereksinimi karşılamak meet the requirement f.
gereksinim karşılamak fulfil a requirement f.
gereksinim karşılamak meet a need f.
gereksinim karşılamak fulfil a need f.
gereksinim karşılamak meet a requirement f.
gereksinim karşılamak address a need f.
cesaretle karşılamak brave f.
gereksinim karşılamak fulfill the requirement f.
kriteri karşılamak meet the criteria f.
denk ağırlıkla karşılamak counterbalance f.
-i cesaretle karşılamak face up to f.
en kötüsüyle karşılamak get the worst of f.
dengiyle karşılamak get back at f.
istekleri karşılamak meet the requests f.
masraflarını karşılamak support f.
ihtiyaçlarını karşılamak one's needs requirements f.
içtenlikle karşılamak welcome f.
uygun karşılamak receive favorably f.
beklentiyi karşılamak meet the expectation f.
kahraman gibi karşılamak give someone a hero welcome f.
beklentiyi karşılamak satisfy the expectation f.
masrafları karşılamak defray the cost f.
ücreti karşılamak cover the charge f.
ücreti karşılamak afford the charge f.
ücreti karşılamak afford the fee f.
ücreti karşılamak cover the fee f.
makul karşılamak regard something as considerable f.
makul karşılamak consider something reasonable f.
makul karşılamak find reasonable f.
temel ihtiyaçları karşılamak meet basic needs f.
beklentilerini karşılamak meet one's expectations f.
tepkiyle karşılamak react f.
tepkiyle karşılamak react against f.
birini kapıda karşılamak meet someone at the door f.
maliyeti karşılamak bear the cost f.
masrafı karşılamak bear the cost f.
misafir karşılamak welcome a guest f.
misafir karşılamak greet a guest f.
müşteri beklentilerini karşılamak meet the customers' expectations f.
karşılamak (parasal olarak) afford f.
kendi ihtiyacını karşılamak meet one's own needs f.
kendi cebinden karşılamak pay from one's own pocket f.
beklentileri karşılamak satisfy the expectations f.
para çekimlerini karşılamak meet withdrawals f.
yaşam ve sağlık masraflarını karşılamak pay one’s living and medical expenses f.
tedavi masraflarını karşılamak cover the medical costs f.
maliyeti gidermek/kurtarmak/karşılamak set off the cost f.
ihtiyaç karşılamak supply the needs of f.
ihtiyaç karşılamak provide for f.
nikah masraflarını karşılamak pay for the wedding f.
düğün masraflarını karşılamak pay for the wedding f.
kuşkuyla karşılamak have doubts about f.
beklentileri karşılamak fulfill expectations f.
onarım/tamirat masraflarını karşılamak pay reparation f.
birini sıcak ve samimi biçimde karşılamak give someone a warm welcome f.
hayretle karşılamak be stunned f.
hayretle karşılamak receive with astonishment f.
hayretle karşılamak be astonished f.
beklenti karşılamak meet an expectation f.
istifhamla bakmak/karşılamak look askance f.
zarar karşılamak compensate f.
zararı karşılamak cover the loss f.
zarar karşılamak cover the loss f.
zararı karşılamak compensate f.
zarar karşılamak recompense f.
zararı karşılamak recompense f.
harcamaları karşılamak cover the expenses f.
ilgiyle karşılamak welcome warmly f.
yolcu karşılamak meet passenger f.
yolcu karşılamak welcome a passenger f.
masrafları karşılamak meet the expenses f.
bizzat karşılamak meet in person f.
ihtiyacı karşılamak meet the need f.
ihtiyacı karşılamak satisfy the need f.
siparişi karşılamak fulfil the order f.
bağırarak karşılamak acclaim f.
askeri törenle karşılamak welcome with military honors f.
gereksinimi karşılamak supply f.
şart karşılamak meet a condition f.
ihtiyaç karşılamak fulfill the need f.
yeniden karşılamak reanswer f.
doğal karşılamak naturalise f.
doğal karşılamak naturalize f.
(genelde konserin/gösterinin masraflarını karşılamak amacıyla) etkinliğin sonunda katılımcılardan toplanan para retiring collection i.
Phrasals
gereksinimi karşılamak cater to
ihtiyacı karşılamak cater to
geçimini sağlamak/karşılamak provide for
belli bir şekilde (sıcak, soğuk vb) karşılamak greet with
beklentilerini karşılamak live up to
Colloquial
gereken özellikleri karşılamak fill the bill
gereken özellikleri karşılamak fit the bill
sakinlikle karşılamak a stiff upper lip
Idioms
ihtiyaçlarını karşılamak see to one's needs f.
sıcak karşılamak give the glad hand
gereksinimlerini karşılamak cater for
ihtiyaçlarını karşılamak cater for
cesaretle karşılamak face it out
metanetle karşılamak face up to
yenilgiyi gülerek karşılamak come up smiling
hoşnutsuzlukla karşılamak look askance at
kuşkuyla karşılamak look askance at
olumsuz karşılamak look askance at
iyi biçimde karşılamak kill the fatted calf
sükunetle karşılamak keep a stiff upper lip
cesaretle karşılamak put a brave front on something
kuşku ile karşılamak take something with a grain of salt
cesaretle karşılamak put a brave face on something
kuşku ile karşılamak take something with a pinch of salt
normal karşılamak take in stride
normal karşılamak take something in one's stride
doğal karşılamak take in stride
normal karşılamak take something in stride
doğal karşılamak take something in one's stride
doğal karşılamak take something in stride
birini dostça karşılamak receive someone with open arms
birini dostça karşılamak welcome someone with open arms
birini dostça karşılamak make someone welcome
birini çok sıcak bir şekilde karşılamak welcome somebody with open arms
birini çok sıcak bir şekilde karşılamak greet somebody with open arms
birini çok sıcak bir şekilde karşılamak greet with open arms
beklentileri karşılamak come up to someone's expectations
standartlarını karşılamak come up to someone's standards
standartları karşılamak come up to someone's standards
beklentilerini karşılamak come up to someone's expectations
kendi cebinden karşılamak dig into one's pocket
kendi cebinden karşılamak dip into one's pocket
birini sıcak karşılamak give someone the glad hand
maddi/finansal olarak karşılamak put money up (for something)
(makine vb.) masrafını karşılamak pay its way
tüm ihtiyaçları/gereksinimleri karşılamak tick all the boxes
birinin geliş veya gidiş masrafını karşılamak pay someone's way
Speaking
hoş karşılamak be cool with it
Trade/Economic
zararı karşılamak üzere ödenen tazminat actual damages i.
fazlasıyla karşılamak overcompensate
mal ve hizmetlerin insan ihtiyaçlarını karşılamak üzere kullanımından elde edilen haz utility
giderleri karşılamak için oluşturulan nakit hesabı imprest cash
birinin zararını karşılamak retrieve one's losses
talebi karşılamak üzere yetersiz miktardaki malların tahsisi demarketing
zararı karşılamak üzere ödenen tazminat compensatory damages
ufak bir yerleşim alanındaki halkın ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulmuş mağazalar kümesi strip location
masraf karşılamak meet the expense
açığı karşılamak finance the deficit
kotayı karşılamak meet quota
doğal karşılamak take for granted
talebi karşılamak satisfy demand
muhtemel zararı karşılamak amacıyla bir takım ihtiyatları saklamak suretiyle yapılan kendi kendini sağlama alma eylemi self insurance
masrafları karşılamak defray the cost
masrafları karşılamak cover the cost
net kardan firmanın diğer finansman gereksinimlerini karşılamak amacıyla tekrar işe yatırılan miktar retained earnings
masrafları karşılamak cover the costs
masrafı karşılamak defray
olması muhtemel zararları karşılamak için ayrılmış fon contingency reserve fund
talepleri karşılamak üzere bankanın bulundurduğu efektif para till-money
talebini karşılamak meet the demand
Law
memnuniyetle karşılamak welcome
şartı karşılamak meet a requirement
boşanma davası masraflarını karşılamak için eşin kocasından talep edebileceği para suit money
Politics
iyi dileklerle karşılamak welcome
Insurance
sigortayla karşılamak cover by insurance
Tourism
kendi özel merak veya hobilerini karşılamak isteyenlere yönelik tatil special-interest holidays
Aeronautic
önceden tahmin edilemeyen bir talebi karşılamak üzere mevcut programa eklenen uçuş ad hoc charter
Military
savaş nedeniyle ortaya çıkan gereksinimleri karşılamak amacıyla bir şehir veya topluluktan toplanan para war chest
Sport
karşılamak (pas, vurulan top vb.) receive f.
rakibi kendi sahasında karşılamak fore check
rakibi kendi sahasında karşılamak forecheck
Tennis
(servis atışını) karşılamak receive f.
Abbreviation
hükümetin ihtiyaçlarını karşılamak üzere belirli bir süreliğine borçlandığı para cgbr (central government borrowing requirement) i.