meet - Türkçe İngilizce Sözlük

meet

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

meet — Definition

Anlamı ve Tanımı:
buluşmak, karşılamak, uygun olmak
Okunuş (IPA):
(AmE /miːt/ – BrE /miːt/)
Terim Türü:
Düzensiz Fiil: meet (meets – met – met - meeting)
İnsanların bir araya gelmesini, bir beklentiyi karşılamayı ya da uygunluk durumunu anlatan çok işlevli kelimedir. Eski İngilizce mētan (“karşılaşmak, ölçmek”) kökünden evrilmiştir. Sosyal etkileşim, iş ve değerlendirme anlatılarında bağlama göre farklı anlam katmanlarıyla kullanılır.
Eş Anlamlılar:
encounter, satisfy
Zıt Anlamlılar:
avoid, fail

"meet" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 83 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
meet f. karşılaşmak
I met Tony on the way out; he seemed nervous.
Çıkarken Tony ile karşılaştım; gergin gibi bir hali vardı.

More Sentences
meet f. buluşmak
Our eyes met across the room.
Gözlerimiz odanın diğer ucunda buluştu.

More Sentences
meet f. görüşmek
We met the former opposition leader, who is now the Head of Government.
Şu anda Hükümet Başkanı olan eski muhalefet lideriyle görüştük.

More Sentences
meet f. karşılamak
Her husband was supposed to meet her at the airport.
Kocasının onu havaalanında karşılaması lazımdı.

More Sentences
meet f. tanışmak
They met online and married several months later.
İnternette tanışıp birkaç ay sonra da evlenmişler.

More Sentences
meet f. görüşme yapmak
Genel
meet i. yarışma
We are supposed to take part in the athletic meet tomorrow.
Yarın atletizm yarışmasına katılmamız gerekiyor.

More Sentences
meet i. karşılaşma
It was inevitable that they would meet.
Onların karşılaşmaları kaçınılmazdı.

More Sentences
meet i. buluşma
Meg was happy about meeting Tom again.
Meg, Tom'la tekrar buluşmaktan mutluydu.

More Sentences
meet f. kavuşmak
Mary always dreamed of meeting a tall, dark, and handsome man.
Mary her zaman uzun boylu, esmer ve yakışıklı bir adama kavuşmanın hayalini kurdu.

More Sentences
meet f. bulmak
meet f. rastlamak
Tom met Mary in the park on his way home from work.
Tom işten eve giderken parkta Mary'ye rastladı.

More Sentences
meet f. toplanmak
At present, the Council meets behind closed doors and legislates for millions upon millions of Europeans.
Halihazırda Konsey kapalı kapılar ardında toplanmakta ve milyonlarca Avrupalı için yasa çıkarmaktadır.

More Sentences
meet f. tanışmak
They met online and married several months later.
İnternette tanışıp birkaç ay sonra da evlenmişler.

More Sentences
meet f. ile karşılaşmak
The team met The Netherlands in the final on September 15th.
Takım 15 Eylül'de finalde Hollanda ile karşılaştı.

More Sentences
meet f. görüşmek
We met the former opposition leader, who is now the Head of Government.
Şu anda Hükümet Başkanı olan eski muhalefet lideriyle görüştük.

More Sentences
meet f. karşılamak
Her husband was supposed to meet her at the airport.
Kocasının onu havaalanında karşılaması lazımdı.

More Sentences
meet f. yerine getirmek
It is obvious that Turkey itself has a long way to go before it can meet the Copenhagen criteria.
Türkiye'nin de Kopenhag kriterlerini yerine getirebilmesi için önünde uzun bir yol olduğu açıktır.

More Sentences
meet f. üstesinden gelmek
We need to find answers within our own society in order to meet these challenges.
Bu zorlukların üstesinden gelebilmek için kendi toplumumuz içinde cevaplar bulmamız gerekiyor.

More Sentences
meet f. uygun olmak
Petrol must meet the EN 228 standard.
Benzin EN 228 standardına uygun olmalıdır.

More Sentences
meet f. uymak
It is important that the deadlines are met.
Son teslim tarihlerine uyulması önemlidir.

More Sentences
meet f. karşılanmak
Her speech was met with murmurs of discontent.
Konuşması hoşnutsuzluk mırıltılarıyla karşılandı.

More Sentences
Teknik
meet f. karşılamak
Her husband was supposed to meet her at the airport.
Kocasının onu havaalanında karşılaması lazımdı.

More Sentences
meet f. yerine getirmek
It is obvious that Turkey itself has a long way to go before it can meet the Copenhagen criteria.
Türkiye'nin de Kopenhag kriterlerini yerine getirebilmesi için önünde uzun bir yol olduğu açıktır.

More Sentences
Genel
meet i. erkeklerin yanlarına tazıları alarak av için toplanması
meet i. festival organizasyonu
meet i. müsabaka organizasyonu
meet i. toplanan insanlar
meet i. toplanma yeri
meet i. toplantı
meet f. karşı karşıya gelmek
meet f. ödemek (masraf/borç vb'ni)
meet f. içtima etmek
meet f. görüşme yapmak
meet f. başına gelmek
meet f. yüz yüze gelmek
meet f. yüzyüze gelmek
meet f. uğramak
meet f. spor karşılaşmak
meet f. birleşmek
meet f. -e rast gelmek
meet f. -e rastlamak
meet f. rastlaşmak
meet f. tesadüf etmek
meet f. rast gelmek
meet f. etki bırakmak
meet f. etkilemek
meet f. cezbetmek
meet f. çarpışmak
meet f. dövüşmek
meet f. boğuşmak
meet f. pençeleşmek
meet f. karşı koymak
meet f. baş kaldırmak
meet f. sohbete veya tartışmaya katılmak
meet f. müzakereye, tartışmaya veya kişisel ilişkilere dahil olmak
meet f. etkili bir şekilde başa çıkmak
meet f. etkin olarak mücadele etmek
meet f. düşmanla bir araya gelmek
meet f. çarpışmak
meet f. göze çarpmak
meet f. görünmek
meet f. görünür olmak
meet f. aynı fikirde olmak
meet f. anlaşmak
meet f. temas etmek
meet f. birleşme noktası oluşturmak
meet f. tatmin etmek
meet f. doyurmak
meet f. tecrübe etmek
meet f. denemek
Irregular Verb
meet f. met - met
Teknik
meet f. yapmak
Otomotiv
meet i. birleşim yeri
meet i. yarış
Demiryolu
meet i. ters istikamette seyreden iki trenin geçmesi veya geçiş noktası
meet i. tek hatlı demiryolunda bir trenin karşıdan gelen trenin geçmesi için yan yola geçtiği nokta
Matematik
meet i. cebirsel kafeslerde eleman çiftleri arasındaki bir işlem
Spor
meet i. karşılaşma (atletizm ve yüzme dallarında)
Eski Kullanım
meet s. uygun
meet s. ölçü veya boyut olarak hemen hemen eşit olan
meet s. ölçü veya boyut olarak tam tamına olan
meet s. ölçü veya boyut olarak yetersiz veya sınırlı olan

"meet" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
swap meet i. bit pazarı
meet and greet i. (bir spor turnuvasında ya da ortak çalışılacak bir projede yapılan) tanışma toplantısı
swap meet i. bitpazarı
meet and greet i. sanatçıların ve ünlülerin hayranlarıyla buluşup imza dağıttıkları etkinlik
meet-and-greet i. katılımcıların sponsorluk yapan kişi veya grupla resmi olmayan bir ortamda tanışma fırsatını yakaladıkları etkinlik
meet [australia] i. tayin
meet-and-greet i. çevre edinip ilişki ağını genişletme amacıyla yapılan sosyal etkinlik
meet [ireland] i. birine fransız öpücüğü verme
meet [australia] i. randevu
meet [australia] i. atama
meet with f. uğramak (kötü bir şeye)
meet half way f. uzlaşmak
make both ends meet f. idare etmek
meet the deficit f. açık gidermek
make both ends meet f. geliri gidere denkleştirmek
meet a lot of difficulties f. akla karayı seçmek
have trouble making ends meet f. darlık çekmek
make both ends meet f. geçinmek
meet a need f. ihtiyacı karşılamak
meet the demand f. talebe yanıt vermek
meet the deficit f. açığı kapatmak
meet with f. uğramak
meet face to face f. yüzleşmek
meet by chance f. rastlaşmak
meet with a disaster f. felakete uğramak
meet with difficulties f. güçlüklerle karşılaşmak
meet with difficulties f. zorluklarla karşılaşmak
meet by chance f. rastlamak
meet the demand f. talebi karşılamak
be glad to meet you f. tanıştığına memnun olmak
meet a demand f. bir talebi karşılamak
meet in council f. toplanmak
cause to meet f. kavuşturmak
happen to meet f. rastlamak
meet the requirements f. gerekleri yerine getirmek
meet with f. ile karşılaşmak (kötü bir durum)
meet somebody's requirements f. gereksinimini karşılamak
make both ends meet f. kazancı masrafına yetişmek
meet with a competent person f. adamına düşmek
meet with f. karşılaşmak
meet the need f. ihtiyacı gidermek
meet the case f. gereğini yapmak
make both ends meet f. kıt kanaat geçinmek
meet one's match f. hakkından gelebilecek birine rastlamak
meet one's match f. adamına çatmak
meet by chance f. rast gelmek
happen to meet f. tesadüf etmek
meet with f. ile görüşmek
meet by chance f. tesadüf etmek
meet unexpectedly f. gökte ararken yerde bulmak
meet one's liability f. yükümlülüğünü yerine getirmek
meet the liability f. yükümlülüğü yerine getirmek
meet the liabilities f. yükümlülükleri yerine getirmek
meet one's obligations f. yükümlülüklerini yerine getirmek
meet the obligations f. yükümlülükleri yerine getirmek
meet the obligation f. yükümlülüğü yerine getirmek
meet a liability f. yükümlülüğü yerine getirmek
meet one's obligation f. yükümlülüğünü yerine getirmek
meet one's liabilities f. yükümlülüklerini yerine getirmek
meet an obligation f. yükümlülüğü yerine getirmek
meet the expectations f. beklentileri karşılamak
meet one's need f. ihtiyaç karşılamak
meet face to face f. yüzyüze görüşmek
meet the requirements f. ihtiyaçlara cevap vermek
meet the criteria f. kriterleri karşılamak
meet the criteria f. kriterleri yerine getirmek
meet someone on holiday f. tatilde tanışmak
meet the needs f. ihtiyaçları gidermek
meet the conditions f. şartları yerine getirmek
meet obligation f. yükümlülük yerine getirmek
meet someone in final f. final oynamak
meet the expense f. masrafını karşılamak
try to make ends meet f. geçim derdine düşmek
meet the expenses f. giderleri karşılamak
meet the needs f. ihtiyaçlara cevap vermek
meet the need f. ihtiyaç karşılamak
meet the needs f. ihtiyaçları karşılamak
meet the conditions f. şartları karşılamak
meet a commitment f. taahhüdü yerine getirmek
meet standards f. standartları karşılamak
meet the standards f. standartları karşılamak
meet the demand f. talep karşılamak
meet one's need f. ihtiyacını gidermek
go to meet (a traveler) f. yoluna çıkmak
meet (someone/something) by chance f. yoluna çıkmak
have a hard time making ends meet f. geçim sıkıntısı çekmek
meet the demands f. talepleri karşılamak
meet with resistance f. direnişle karşılaşmak
meet one's needs f. ihtiyaçlarını karşılamak
meet the customer satisfaction f. müşteri memnuniyetini sağlamak
meet the requirement f. ihtiyacı karşılamak
meet the requirement f. gereksinimi karşılamak
meet in the middle f. ortak bir noktada buluşmak
meet in the middle f. ortak bir noktada anlaşmak
meet a need f. gereksinim karşılamak
meet a requirement f. gereksinim karşılamak
meet the criteria f. kriteri karşılamak
meet one's match f. tam adamına çatmak
meet one's end f. sona ulaşmak
meet one's waterloo f. yolun sonuna gelmek
meet one's waterloo f. yenilgiye uğramak
make ends meet f. iki ucunu bir araya getirmek
meet with life-long adversity f. feleğin sillesini yemek
meet the requirements of f. -in gerekli gördüğü şartlara uymak
meet the requirements of f. -in gerekli gördüğü niteliklere sahip olmak
meet the requests f. istekleri karşılamak
meet the audience f. izleyici ile buluşmak
meet the audience f. izleyiciyle buluşmak
meet the viewers f. izleyici ile buluşmak
meet the viewers f. izleyiciyle buluşmak
meet the needs f. ihtiyaçlara yanıt vermek
meet again f. yeniden görüşmek
meet again f. tekrar görüşmek
meet one's needs f. ihtiyaçlarına cevap vermek
meet one's needs requirements f. ihtiyaçlarına cevap vermek
meet due honour f. hüsnü kabul göstermek
meet by chance f. karşılaşmak
meet on a common ground f. asgari müşterekte birleşmek
meet on a common ground f. ortak noktada birleşmek
meet on a common ground f. asgari müştereklerde birleşmek
meet on a common ground f. asgari müşterekte buluşmak
meet all the required standards f. istenen standartlara sahip olmak
have the chance to meet someone f. tanıma fırsatı bulmak
get the chance to meet somebody f. tanıma fırsatı bulmak
meet the expectation f. beklentiyi karşılamak
meet a need f. ihtiyaç gidermek
get the chance to meet somebody f. tanıma fırsatı yakalamak
have the chance to meet someone f. tanıma fırsatı yakalamak
meet functional requirements f. fonksiyonlarını gereği gibi yerine getirmek
meet with someone f. birisiyle buluşmak
meet with approval f. rağbet görmek
meet an obligation f. bir taahhüdü yerine getirmek
meet with someone f. buluşmak
meet an engagement f. bir taahhüdü yerine getirmek
meet with difficulties f. zorlukla karşılaşmak
meet with an obstacle f. engelle karşılaşmak
meet the requirement f. gereksinime cevap vermek
meet the need f. ihtiyaca cevap vermek
meet with reaction f. tepkiyle karşılaşmak
meet the conditions f. koşulları sağlamak
meet up f. bir araya gelmek
meet up f. toplanmak
meet up f. buluşmak
meet basic needs f. temel ihtiyaçları karşılamak
meet one's expectations f. beklentilerini karşılamak
meet someone at the door f. birini kapıda karşılamak
cannot meet f. bir araya gelememek
meet the customers' expectations f. müşteri beklentilerini karşılamak
meet the requirement f. koşulu sağlamak
meet one's own needs f. kendi ihtiyacını karşılamak