take - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

take

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"take" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 116 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
take f. almak
take f. (fotoğraf) çekmek
take f. götürmek
Irregular Verb
take f. took - taken
General
take f. çıkartmak
take f. kenetlenmek
take f. dönmek (bir köşeyi)
take f. sıkmak (bir yemeğe tat verebilecek bir madde)
take f. katmak (bir yemeğe tat verebilecek bir madde)
take f. kaplamak
take f. yakalamak
take f. etkili olmak
take f. kavramak
take f. kabul edilmek
take f. (sınava) girmek
take f. ele almak
take f. yazmak
take f. seçmek
take f. anlamak
take f. kapmak
take f. sanmak
take f. yapmak
take f. ile gitmek
take f. etmek
take f. içine sığmak
take f. ölçmek
take f. daraltmak
take f. kandırmak
take f. yutturmak
take f. kabul etmek
take f. çatmak
take f. saymak
take f. çalmak
take f. almak (ders)
take f. alçaltmak
take f. ahzetmek
take f. başlamak
take f. çıkarmak (bir sayıyı)
take f. oltaya vurmak
take f. koymak (bir yemeğe tat verebilecek bir madde)
take f. aşırmak
take f. istemek
take f. gerektirmek
take f. acıya dayanmak
take f. çıkartmak
take f. sökmek
take f. gerekmek (bir şeyin çalıştırılması veya tamamlanması için belirli bir şey)
take f. kullanmak (bir taşıtı)
take f. kiralamak
take f. almak (elle/ellerle)
take f. gezmek
take f. gibi anlamak
take f. -e almak
take f. faydalanmak
take f. kaydetmek
take f. çekmek (foto)
take f. geçmek (bir engelin üstünden)
take f. çıkarmak
take f. karşılamak
take f. duymak
take f. almak
take f. almak (bir virajı)
take f. tutuşmak
take f. çekmek
take f. ele geçirmek
take f. kaldırmak
take f. sürmek (iş/yolculuk vb belirli bir zaman)
take f. dayanmak
take f. indirmek
take f. binmek
take f. olmak
take f. gerekmek
take f. tahammül etmek
take f. sapmak (belirli bir yöne doğru)
take f. fethetmek
take f. tedavi etmek
take f. uğramak
take f. hissetmek
take f. yanmak
take f. kapsamak
take f. acıya katlanmak
take f. dinlemek
take f. karışmak
take f. atlatmak
take f. kullanmak
take f. -e sahip olmak
take f. katlanmak
take f. elde etmek
take f. tutmak (aşı)
take f. dinleyip ona göre hareket etmek
take f. kazanmak
take f. alışmak
take f. icap etmek
take f. tutmak
take f. koparmak
take f. ölçerek elde etmek
take i. tutulan balık miktarı
take i. avlanan hayvan miktarı
take i. tutuş
take i. hasat
take i. deneme
take i. pay
take i. alış
take i. tepki
take i. hasılat (para olarak)
take i. tutma
take i. çekim (fotoğraf)
take i. kabul etme (vücut)
take i. reaksiyon
take i. katık
take i. alıntı
take i. alma
take i. kavrama
Trade/Economic
take almak
Sport
take karşılaşmayı kazanmak
Cinema
take çekim

"take" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
take a nap f. kestirmek
take a rest f. dinlenmek
take advantage of f. faydalanmak
take advantage of f. yararlanmak
take an exam f. sınava girmek
take an oath f. ant içmek
take away f. götürmek
take back f. geri almak
take by surprise f. gafil avlamak
take care of f. ilgilenmek
take measures f. tedbir almak
take off f. havalanmak
take off one's clothes f. soyunmak
take offence f. alınmak
take offence f. darılmak
take offense f. alınmak
take out f. çıkarmak
take over f. devralmak
take place f. meydana gelmek
take shape f. biçimlenmek
take shelter f. barınmak
take it easy ünl. sakin ol
General
(a single etc) take (someone) to top f. zirveye çıkarmak
(accident) to take place f. kaza meydana gelmek
(accident) to take place f. kaza olmak
(plaster) take off f. alçısı dökülmek
(plaster) take off f. tavanın alçısı dökülmek
(police) take control of a road f. yolu tutmak
ask someone to take a large risk f. birinden büyük bir riske girmesinii istemek
be able to take a joke f. şaka kaldırmak
be quick to take advantage of an opportunity f. açıkgözlük etmek
become entitled to take f. almaya hak kazanmak
become too much for (someone) to take f. çok gelmek
cannot take something f. tahammül edememek
cause to take off f. havalandırmak
cause to take out f. çıkartmak
couldn't take the pressure f. baskıyı kaldıramamak
decide to take the plunge f. bir şeyi yapmaya karar vermek
for someone's curse to take effect f. bedduası tutmak
go to take someone from somewhere f. birini bir yerden almaya gitmek
happen/take place as expected f. istenen şekilde gerçekleşmek
have a take-away f. (artan yemeği) paket yaptırmak
have one's curse take affect f. ahı tutmak
have one's curse take effect f. ahı tutmak
have someone take measures f. tedbir aldırmak
have someone take precautions f. tedbir aldırmak
learn to take responsibility f. sorumluluk almayı öğrenmek
let take out f. çıkartmak
not take offense f. kusura bakmamak
not to know which road to take f. yolunu şaşırmak
not to take any notice f. dikkate almamak
not to take any notice f. umursamamak
not to take any notice of f. umursamamak
not to take any notice of f. dikkate almamak
not to take into account f. saymamak
not to take off f. üzerinden çıkarmamak
not to take offence f. kusuruna bakmamak
not to take over the duty f. üstünden atmak
not to take seriously f. alayında olmak
not to take something personally f. üzerine alınmamak
not to take something personally f. üstüne alınmamak
order a take away f. dışarıdan eve yemek söylemek
order a take away f. dışarıdan eve yemek sipariş etmek
order take-out f. dışarıdan yemek sipariş etmek
refuse to take f. almamazlık etmek
seem to take a long time f. uzun süreceğe benzemek
take (a certain country's) citizenship f. vatandaşlığına geçmek
take (a certain country's) citizenship f. vatandaşlığa geçmek
take (a country's) citizenship f. uyruğuna girmek
take (a pan etc) off the burner f. ocaktan indirmek
take (a pan etc) off the burner f. ocaktan almak
take (a pan etc) off the stove f. ocaktan indirmek
take (a pan etc) off the stove f. ocaktan almak
take (a pan etc) out of the oven f. ocaktan almak
take (a pan etc) out of the oven f. ocaktan indirmek
take (a patient) under an operation f. ameliyata almak (hastayı)
take (a woman) to wife f. nikahına almak
take (it) a step further f. bir adım ileri götürmek
take (someone) to (somewhere) by car f. arabayla bırakmak
take (someone) to police station f. polis merkezine almak
take (someone) to police station f. karakola almak
take (someone) to police station f. merkeze götürmek
take (someone) to police station f. karakola götürmek
take (someone) to police station f. karakola çekmek
take (someone) to police station f. polis merkezine götürmek
take (someone) to police station f. polis merkezine çekmek
take (someone) to police station f. merkeze çekmek
take (someone's) livelihood away f. ekmeğini elinden almak
take (someone's) pulse f. nabzını yoklamak
take (someone's) pulse f. nabzını tutmak
take (someone's) testimony f. ifadesini almak
take (time) f. zaman almak
take (time) f. zaman sürmek
take a balloon tour f. balon turuna çıkmak
take a bath f. banyo almak
take a bath f. yıkanmak
take a bath f. banyo yapmak
take a bend f. virajı dönmek
take a bite from the apple f. elmadan bir ısırık almak
take a bite of apple f. elmadan bir ısırık almak
take a bite of something f. bir şeyden bir lokma ısırmak
take a bite of something f. bir şeyden bir ısırık almak
take a boat out f. tekneyle açılmak
take a boat trip f. tekne gezisine çıkmak
take a book without permission f. izinsiz kitap almak
take a break f. teneffüse çıkmak
take a break f. aralık vermek
take a break f. ara vermek
take a break f. paydos etmek
take a break f. mola vermek
take a break in the relationship f. ilişkiye ara vermek
take a breath f. soluk almak
take a breath f. nefes almak
take a breather f. mola vermek
take a breather f. soluk almak
take a breather f. soluklanmak
take a bribe f. rüşvet yemek
take a bribe f. irtikap etmek
take a brief look at f. şöyle bir göz gezdirmek
take a brief look at f. şöyle bir bakmak
take a bright view of f. olumlu bakmak
take a bus f. otobüsle gitmek
take a bus f. otobüse binmek
take a bus to school f. okula otobüsle gitmek
take a cab f. taksi tutmak
take a cab f. taksiye binmek
take a cab f. taksi ile gitmek
take a call f. çağrı almak
take a call f. alkışları kabul etmek
take a call f. bir çağrıyı kabul etmek
take a case f. davayı almak
take a census f. sayımlamak
take a census f. sayım yapmak
take a chance f. denemek
take a chance f. şans yakalamak
take a chance f. rizikoyu göze almak
take a chance f. şansını denemek
take a chance f. eline şans geçmek
take a chance f. riski göze almak
take a chance f. kendini riske atmak
take a chance f. riske girmek
take a chance on f. şans tanımak
take a chance on f. riskli bile olsa birşeyi denemek
take a chance on someone f. birisine şans vermek
take a class f. (okulda vb) ders almak
take a close interest in f. yakından ilgilenmek
take a concrete step f. somut bir adım atmak
take a course in f. kurs almak
take a cruise f. vapurla geziye çıkmak
take a day off f. izin almak (iş yerinden vb)
take a day off f. işten izin almak
take a day off f. işten bir günlüğüne izin almak
take a day off f. işten bir gün izin almak
take a decision f. karar vermek
take a decision f. hüküm almak
take a decision f. karara varmak
take a decision f. karar almak
take a devious route f. dolana dolana gelmek
take a devious route f. arka yollardan dolanarak gitmek
take a different approach to something f. farklı açıdan bakmak
take a different tack f. farklı bir yol izlemek
take a different tack f. rotayı değiştirmek
take a dislike to f. -den soğumak
take a dislike to f. soğumak
take a drop too much f. içkiyi fazla kaçırmak
take a dump f. kakasını yapmak
take a dump f. (büyük) tuvaletini yapmak
take a fancy to f. hoşlanmak
take a fancy to f. gözü tutmak
take a fancy to f. hoşlanmaya başlamak
take a fancy to someone f. kanı ısınmak
take a fancy to someone f. kanı kaynamak
take a fancy to something f. kanı ısınmak
take a fancy to something f. kanı kaynamak
take a fare f. taksiye müşteri almak
take a ferry f. (bir yere gitmek için) vapura binmek
take a ferry f. vapur kullanmak
take a fifteen minute break f. on beş dakika ara vermek
take a fifteen minute break f. on beş dakika mola vermek
take a firm action f. kararlı bir adım atmak
take a firm action f. katı bir tedbir almak
take a fixed form f. kalıplaşmak
take a fourth f. dörtte birini almak
take a fresh look f. yeniden bakmak
take a gander f. göz atmak
take a gander f. bakmak
take a girl home f. eve kız getirmek
take a glance f. şöyle bir bakmak
take a glance at f. göz atmak
take a glance at f. göz gezdirmek
take a good turn f. iyi yön vermek
take a great opportunity f. büyük fırsat yakalamak
take a great risk f. büyük risk almak
take a guarantee f. garanti almak
take a half day off f. yarım gün izin kullanmak
take a half day off f. yarım gün izin almak
take a half day off from work f. işten yarım gün izin almak
take a handful of f. apazlamak
take a hard line with f. sert davranmak
take a heavy toll f. büyük bir kayba sebep olmak
take a heavy toll f. bir şeye çok zarar vermek
take a hike f. yürüyüşe/gezintiye çıkmak
take a hit f. burnundan solumak
take a holiday f. tatil yapmak
take a hostage f. rehine almak
take a hot bubble bath f. sıcak köpük banyosu yapmak
take a hot shower f. sıcak duş almak
take a job f. iş bulmak
take a joke f. şakaya gelmek
take a joke f. şaka kaldırmak
take a journey f. yolculuk etmek
take a journey f. yolculuk yapmak
take a knee f. bir dizinin üstüne çökmek
take a leak f. işemek
take a leak f. (küçük) tuvaletini yapmak
take a leak f. hacet bitirmek
take a leak f. çiş yapmak
take a leak f. (tuvalet) ihtiyaç gidermek
take a lesson from f. ders çıkarmak
take a lesson from the past f. geçmişten ders almak
take a liking to f. hoşlanmaya başlamak
take a liking to someone f. kanı ısınmak
take a liking to someone f. kanı kaynamak
take a liking to something f. kanı kaynamak
take a liking to something f. kanı ısınmak
take a load off one's mind f. endişesini gidermek
take a long deep breath f. soluklanmak
take a long time f. uzun sürmek
take a long time f. uzun zaman almak
take a long time f. uzun sürmek (zaman)
take a look f. bakmak
take a look at f. bakmak
take a look at f. bir göz atmak
take a look at f. göz geçirmek
take a look at f. göz atmak
take a look at f. bir bakmak
take a look at the photos f. resimlere göz atmak
take a look at your situation f. durumuna bakmak
take a lot of nerve f. yürek istemek
take a major blow f. büyük darbe almak
take a message f. not almak
take a moment (for something/to do something) f. (bir şey için) bir dakika ayırmak
take a moment (for something/to do something) f. (bir şey için) bir dakikasını ayırmak
take a month off f. bir ay izin almak
take a mould f. kalıp almak
take a mould of f. kalıbını almak
take a nap f. şekerleme yapmak
take a note f. not almak
take a partner f. ortak almak
take a pass f. bir şeyi (teklif,öneri) reddetmek
take a path f. yön almak
take a pause f. durmak
take a pause f. ara vermek
take a photo f. resim çekmek
take a photo f. fotoğraf çekmek
take a photograph f. resim çekmek
take a picture f. resim çekmek
take a pill f. hap içmek
take a pill f. hap yutmak
take a piss f. (küçük) tuvaletini yapmak
take a pity on f. acımak
take a plane trip f. uçak seyahati yapmak
take a poll f. anket yapmak
take a poll f. anket uygulamak
take a poll f. anket düzenlemek
take a polygraph f. yalan makinesine girmek
take a position f. bir taraf seçmek (bir tartışmada vb)
take a positive attitude f. olumlu tutum takınmak
take a positive attitude f. olumlu tutum izlemek
take a pride in f. iftihar etmek
take a pride in f. gurur duymak
take a printout f. çıktı almak
take a printout of f. çıktısını almak
take a puff f. nefes çekmek
take a queue number f. (bankada vb) sıra almak
take a queue token f. sıra fişi almak
take a quick look at something f. çabuk bakmak
take a resolution f. karar almak
take a rest f. dinlenmek
take a rest f. istirahat etmek
take a ride f. yolculuk yapmak
take a ride f. seyahat etmek
take a ride f. dolaşmaya çıkmak
take a ride f. gezintiye çıkmak
take a ride around f. gezip tozmak
take a risk f. risk almak
take a risk f. riske girmek
take a risk f. göze almak
take a risk over f. riski üzerine almak
take a seat f. oturmak
take a selfie f. selfie çekmek
take a share f. pay almak
take a share in f. katılmak
take a shine to f. birine tutulmak
take a shine to f. birine çarpılmak
take a shine to f. birinden hoşlanmak
take a shine to somebody f. kanı kaynamak
take a shine to somebody f. ısınmak
take a shine to somebody f. hoşlanmak
take a shine to somebody f. kanı ısınmak
take a short break f. nefes almak
take a short break f. birkaç günlük bir tatile çıkmak
take a short cut f. kestirmeden gitmek
take a short cut f. keseden gitmek
take a short time f. kısa sürmek
take a shot at f. bir el ateş etmek
take a shot at f. bir el ateş etmek (tüfekle)
take a shower f. duş almak
take a side f. taraf seçmek
take a sip f. yudum almak
take a sip of one's coffee f. kahvesinden bir yudum almak
take a sip of one's tea f. çayından bir yudum almak
take a small space f. az yer kaplamak
take a smoke f. duman almak
take a sounding f. ağız aramak
take a souvenir photo f. hatıra fotoğrafı çekmek
take a souvenir photograph f. hatıra fotoğrafı çekmek
take a spill f. atın sırtından düşmek
take a squint f. göz atmak
take a stance f. tutum takınmak
take a stand f. saf tutmak
take a stand f. durum almak
take a stand f. bir görüşü benimseyip savunmak
take a stand f. fikrini söylemek
take a stand f. taraf tutmak
take a stand f. tuttuğu tarafı belli etmek
take a stand f. tarafında olmak
take a stand f. bir olay karşısında belirli bir tavır almak
take a stand against f. karşısında durmak
take a stand against f. karşısına dikilmek
take a stand against f. karşı durmak
take a statement down f. tutanak tutmak
take a statement down f. zabıt tutmak
take a step f. atılmak
take a step f. ilerleme kaydetmek
take a step f. adım atmak
take a step forward f. bir adım ileriye taşımak
take a step further f. bir adım ileriye taşımak
take a stroll f. dolaşmak
take a stroll f. tur atmak
take a stroll f. dolanıp durmak
take a stroll f. gezinmek
take a stroll f. çevreyi dolaşmak
take a strong interest in one's guests f. misafirlerine pervane olmak
take a suggestion f. öneri almak
take a sunbath f. güneşlenmek
take a swing f. sallanmak
take a swipe at f. bir şeye doğru şöyle bir sallamak
take a taxi f. taksi tutmak
take a taxi f. taksi çevirmek
take a taxi f. bir taksi çevirmek
take a taxi f. taksiye binmek
take a taxi f. taksiyi çevirmek
take a time-out f. mola vermek
take a tough stance f. taviz vermemek
take a tough stance f. dik durmak
take a trip f. seyahat etmek
take a trip f. seyahate gitmek
take a trip f. yolculuk etmek
take a trip f. seyahate çıkmak
take a turn f. şekil almak
take a turn for the worse f. kötü olmak
take a turn for the worse f. hasta kötüleşmek
take a turn for the worse f. kötüleşmek
take a turn for the worse f. işler kötüye gitmeye başlamak
take a turn for the worse f. durumu kötüye gitmeye başlamak
take a vacation f. tatil yapmak
take a vacation f. tatile çıkmak
take a vote f. oylama yapmak
take a vote of confidence f. güvenoyu için oylama yapmak
take a vote on f. oya sunmak
take a vow f. yemin etmek
take a vow f. adak adamak
take a walk f. gezintiye çıkmak
take a walk f. gezmeye gitmek
take a walk f. yürüyüş yapmak
take a walk f. dolaşmak
take a walk f. yürüyüşe çıkmak
take a walk f. gezmek
take a walk f. biraz yürümek
take a warm shower f. ılık bir duş almak
take a warm shower f. Ilık duş almak
take a week off f. bir hafta izin almak
take a while f. biraz vakit almak
take a word in the wrong sense f. ters anlamak
take a word in the wrong sense f. yanlış anlamak
take a wrong turn f. ters yola sapmak
take a zizz f. kestirmek
take a zizz f. kısa bir uyku çekmek
take a zizz f. şekerleme yapmak
take aback f. şaşırtmak
take account f. hesaba katmak
take account of f. dikkate almak
take account of f. hesaba katmak
take account of the fact that... f. ...olgusunu/unsurunu/gerçeğini dikkate almak
take accounts of f. hesaba almak
take accounts of f. hesaba katmak
take action f. gerekli adımları atmak
take action f. dava açmak
take action f. aksiyon almak
take action f. harekete geçmek
take action f. el koymak
take action f. harekete geçmek
take action f. bir harekette bulunmak
take action f. şikayet etmek
take action f. işlem yapmak
take action immediately f. derhal harekete geçmek
take ads f. reklam almak
take advantage f. avantaj elde etmek
take advantage of f. -den istifade etmek
take advantage of f. çıkar sağlamak
take advantage of f. zaafından faydalanmak
take advantage of f. istifade etmek
take advantage of f. faydalanmak
take advantage of f. istismar etmek
take advantage of f. (birini) istismar etmek
take advantage of f. menfaat sağlamak
take advantage of f. kullanmak
take advantage of f. nemalanmak
take advantage of f. iyi niyetini kötüye kullanmak
take advantage of f. fırsat bilmek
take advantage of f. (bir şeyden) faydalanmak
take advantage of f. -den yararlanmak
take advantage of f. -den faydalanmak
take advantage of a right f. haktan faydalanmak
take advantage of a right f. haktan yararlanmak
take advantage of an opportunity f. fırsattan yararlanmak
take advantage of someone f. birisinden faydalanmak
take advantage of something f. faydalanmak
take advantage of the situation f. durumdan faydalanmak
take advantage of the situation f. fırsattan istifade etmek
take advantage of the situation f. durumdan istifade etmek
take after f. -e çekmek
take after f. izinden yürü
take after f. biri gibi davranmak
take after f. benzemek
take after f. fiziki olarak birine benzemek
take after f. birisine çekmek
take after f. -e benzemek
take after f. çekmek
take after one's family f. soya çekmek
take after one's father f. babasına çekmek
take after one's mother f. annesine çekmek
take after somebody f. çekmek
take ages f. çok/uzun sürmek
take ages f. çok zaman almak
take ages f. çağlar sürmek
take aim f. nişan almak
take aim at f. hedef almak
take aim at f. hedeflemek
take aim at f. nişanlamak
take aim at f. nişan almak
take alarm f. irkilmek
take alarm f. telaşa düşmek
take alarm f. paniğe kapılmak
take all kinds of measures f. her türlü önlemi almak
take along f. yanına almak
take along f. beraberinde götürmek
take amiss f. yanlış anlamak
take amiss f. ters anlamak
take an action f. dava açmak
take an action f. harekete geçmek
take an active role in f. aktif rol üstlenmek
take an active role in f. aktif rol oynamak
take an animal in f. bir hayvana barınak sağlamak
take an appeal f. temyiz etmek
take an aspirin f. bir aspirin almak
take an aversion f. hoşlanmamak
take an aversion f. sevmemek
take an aversion to f. sevmemek
take an aversion to f. hoşlanmamak
take an eager interest in f. -e karşı şiddetli ilgi duymak
take an eager interest in f. bir konuda çok ilgili olmak
take an eager interest in f. bir konuda hevesli olmak
take an exam f. imtihan olmak
take an examination f. imtihana girmek
take an examination f. sınava girmek
take an examination f. imtihan olmak
take an examination in f. imtihan olmak
take an examination in f. imtihana girmek
take an example by f. taklit etmek
take an example by f. örnek almak
take an important place f. önemli yer tutmak
take an interest f. alaka göstermek
take an interest f. alaka duymak
take an interest in f. alaka duymak
take an interest in f. ilgi göstermek
take an interest in f. alaka göstermek
take an interest in f. ile ilgilenmek
take an investment decision f. yatırım kararı almak
take an oath f. yemin etmek
take an oath f. söz vermek
take an oath f. ant içmek
take an oath f. ahdetmek
take an oath f. yemin billah etmek
take an order f. birinden emir almak
take an order f. birinden sipariş almak
take an unnecessary risk f. gereksiz bir risk almak
take an unnecessary risk f. boş yere riske girmek
take an x-ray f. film çekmek