take - Türkçe İngilizce Sözlük

take

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

take — Definition

Anlamı ve Tanımı:
almak, kabul etmek
Okunuş (IPA):
(AmE /teɪk/ – BrE /teɪk/)
Terim Türü:
Düzensiz Fiil: take (takes – took/taken – taking)
Bir şeyi ele geçirme, edinme veya benimseme eylemidir. Eski İskandinav taka kökünden gelir ve fiziksel alma fiilinden soyut kabule genişlemiştir.
Eş Anlamlılar:
receive, accept
Zıt Anlamlılar:
give

"take" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
take f. almak
It took me 16 hours to travel here to Strasbourg today.
Bugün buraya Strazburg'a gelmem 16 saatimi aldı.

More Sentences
take f. (fotoğraf) çekmek
Further, it takes serious note of our responsibilities towards the developing world.
Ayrıca, gelişmekte olan dünyaya karşı sorumluluklarımıza da ciddi bir şekilde dikkat çekmektedir.

More Sentences
take f. götürmek
Argentina is a shocking illustration of where neoliberalism will take us.
Arjantin, neoliberalizmin bizi nereye götüreceğinin şok edici bir örneğidir.

More Sentences
Genel
take i. çekim (fotoğraf)
We might need more than one take to complete the scene.
Sahneyi tamamlamak için birden fazla çekime ihtiyacımız olabilir.

More Sentences
take f. indirmek
I want to take him down from there.
Onu oradan indirmek istiyorum.

More Sentences
take f. çekmek
I took this photo the morning after.
Bu fotoğrafı ertesi sabah çektim.

More Sentences
take f. katmak (bir yemeğe tat verebilecek bir madde)
What do you take in your coffee?
Kahvene ne katıyorsun?

More Sentences
take f. sürmek (iş/yolculuk vb belirli bir zaman)
It took us five days to complete the job.
İşi tamamlamamız beş gün sürdü.

More Sentences
take f. çalmak
One cellular phone was taken during the robbery.
Soygun sırasında bir cep telefonu çalındı.

More Sentences
take f. kaplamak
This form of transport takes up a great deal of space, is noisy and contributes significantly to the greenhouse effect.
Bu ulaşım şekli çok fazla yer kaplar, gürültülüdür ve sera etkisine önemli ölçüde katkıda bulunur.

More Sentences
take f. ele almak
Take, for example, the fact that many warlords and generals are governors at the same time.
Örneğin, birçok savaş lordunun ve generalin aynı zamanda vali olduğu gerçeğini ele alalım.

More Sentences
take f. etkili olmak
Some drugs may take a few weeks to take full effect.
Bazı ilaçların tam etkili olması birkaç haftayı alabilir.

More Sentences
take f. olmak
Our initiative will take various forms.
Girişimimiz çeşitli şekillerde olacaktır.

More Sentences
take f. kullanmak
The main roads are busy, try taking the highway.
Ana yollar kalabalık, otobanı kullanmayı dene.

More Sentences
take f. çıkartmak
Please take your shoes off.
Lütfen ayakkabılarınızı çıkartın.

More Sentences
take f. seçmek
I, however, believe that there is a middle way between killing and dying, which we must take.
Ancak ben, öldürmek ve ölmek arasında orta bir yol olduğuna ve bu yolu seçmemiz gerektiğine inanıyorum.

More Sentences
take f. yakalamak
Death can take us at any time.
Ölüm bizi her an yakalayabilir.

More Sentences
take f. yapmak
I take my walks early in the morning.
Yürüyüşlerimi sabah erken saatlerde yaparım.

More Sentences
take f. kazanmak
This raises questions that did not arise with earlier enlargements and which take on a new dimension.
Bu durum, daha önceki genişlemelerde ortaya çıkmayan ve yeni bir boyut kazanan soruları gündeme getirmektedir.

More Sentences
take f. kabul etmek
This, moreover, is a necessary precondition to taking on new members.
Dahası bu, yeni üyelerin kabul edilmesi için gerekli bir ön koşuldur.

More Sentences
take f. katlanmak
The agricultural industry cannot take any more of this.
Tarım sektörü buna daha fazla katlanamaz.

More Sentences
take f. atlatmak
We'll take it.
Bunu atlatacağız.

More Sentences
take f. başlamak
Firstly, the agreement that the new Commission should take office on 1 November.
İlk olarak, yeni Komisyon'un 1 Kasım'da göreve başlaması konusunda anlaşmaya varılmıştır.

More Sentences
take f. çıkarmak
Surely it is better to take them out of the food chain?
Onları besin zincirinden çıkarmak daha iyi olmaz mı?

More Sentences
take f. ölçmek
They take your temperature before letting you in.
Sizi içeri almadan önce ateşinizi ölçüyorlar.

More Sentences
take f. anlamak
I take it from you that it is very unlikely that any agreement could be reached.
Sizden anladığım kadarıyla herhangi bir anlaşmaya varılması pek olası değil.

More Sentences
take f. gerekmek
We feel that this is the road to take if integration is to have any practical meaning.
Entegrasyonun pratikte bir anlam ifade edebilmesi için izlenmesi gereken yolun bu olduğunu düşünüyoruz.

More Sentences
take f. elde etmek
I don't want to take too much advantage.
Çok fazla avantaj elde etmek istemiyorum.

More Sentences
take f. sökmek
I took the radio apart to repair it.
Tamir etmek için radyoyu söktüm.

More Sentences
take f. kaldırmak
Please take that picture out of my sight; I don't want to see it.
Lütfen o resmi gözümün önünden kaldırın; görmek istemiyorum.

More Sentences
take f. tutmak
He took my hand and led me to the garden.
Elimi tuttu ve beni bahçeye götürdü.

More Sentences
take f. sapmak (belirli bir yöne doğru)
Tom had to take a detour.
Tom yoldan sapmak zorunda kaldı.

More Sentences
take f. sanmak
What does he take us for?
Bizi ne sanıyor?

More Sentences
take f. tedavi etmek
Let's take care of this wound.
Bu yarayı tedavi edelim.

More Sentences
take f. koparmak
Tom almost took my head off.
Tom neredeyse kafamı kopartıyordu.

More Sentences
take f. kaydetmek
That is where much improvement can take place.
Bu noktada çok fazla gelişme kaydedilebilir.

More Sentences
take f. gerektirmek
We all know that immigration in one form or another has now taken on such proportions that we are forced to act.
Hepimiz göçün şu ya da bu şekilde artık harekete geçmemizi gerektirecek boyutlara ulaştığını biliyoruz.

More Sentences
take f. ele geçirmek
Just over three years ago General Musharraf took power in Pakistan in a military coup.
Üç yıldan biraz fazla bir süre önce General Müşerref askeri bir darbe ile Pakistan'da iktidarı ele geçirdi.

More Sentences
take f. almak
It took me 16 hours to travel here to Strasbourg today.
Bugün buraya Strazburg'a gelmem 16 saatimi aldı.

More Sentences
take f. istemek
It takes enormous courage to stand up for democracy, liberty and freedom of speech in such circumstances.
Bu tür durumlarda demokrasi, özgürlük ve ifade özgürlüğünü savunmak büyük cesaret ister.

More Sentences
take f. etmek
I’m a beautiful lady who takes care of her body, health and head.
Vücuduna, sağlığına ve kafasına dikkat eden güzel bir bayanım.

More Sentences
take f. karşılamak
The necessary money would be taken from the existing budget.
Gerekli para mevcut bütçeden karşılanacaktır.

More Sentences
take f. dayanmak
How long is the human body able to take this?
İnsan vücudu buna ne kadar dayanabilir?

More Sentences
take f. saymak
We take air and water for granted.
Havayı ve suyu nimetten saymıyoruz.

More Sentences
take f. binmek
Who in their right mind would take a train that moved backwards?
Aklı başında kim geriye doğru hareket eden bir trene biner?

More Sentences
take f. (sınava) girmek
The TOEFL exam is taken by more than 30 million people.
TOEFL sınavına 30 milyondan fazla kişi girmektedir.

More Sentences
take f. çıkartmak
Please take your shoes off.
Lütfen ayakkabılarınızı çıkartın.

More Sentences
take f. harcamak (enerji)
Don't take too much time to make the decision.
Karar vermek için çok fazla zaman harcamayın.

More Sentences
take f. sarf etmek
He took great pains in the negotiation.
Müzakerede büyük çaba sarf etti.

More Sentences
take f. faydalanmak
This amounts to taking fraudulent advantage of the present situation and has to be stopped.
Bu, mevcut durumdan hileli bir şekilde faydalanmak anlamına gelmektedir ve durdurulmalıdır.

More Sentences
take i. alış
take i. alıntı
take i. reaksiyon
take i. avlanan hayvan miktarı
take i. tepki
take i. hasılat (para olarak)
take i. kabul etme (vücut)
take i. alma
take i. tutuş
take i. tutma
take i. pay
take i. hasat
take i. tutulan balık miktarı
take i. kavrama
take i. deneme
take i. katık
take i. kar
take i. kazanç
take i. avanta
take i. vurgun
take i. (film) çekim
take i. kayıt (müzik)
take f. gerekmek (bir şeyin çalıştırılması veya tamamlanması için belirli bir şey)
take f. çekmek (foto)
take f. alçaltmak
take f. gezmek
take f. koymak (bir yemeğe tat verebilecek bir madde)
take f. kenetlenmek
take f. dönmek (bir köşeyi)
take f. aşırmak
take f. acıya katlanmak
take f. hissetmek
take f. tahammül etmek
take f. çıkarmak (bir sayıyı)
take f. karışmak
take f. kiralamak
take f. yazmak
take f. yanmak
take f. almak (elle/ellerle)
take f. tutmak (aşı)
take f. kavramak
take f. almak (ders)
take f. alışmak
take f. tutuşmak
take f. uğramak
take f. icap etmek
take f. fethetmek
take f. ahzetmek
take f. kabul edilmek
take f. kandırmak
take f. geçmek (bir engelin üstünden)
take f. kullanmak (bir taşıtı)
take f. oltaya vurmak
take f. gibi anlamak
take f. içine sığmak
take f. ölçerek elde etmek
take f. sıkmak (bir yemeğe tat verebilecek bir madde)
take f. çatmak
take f. kapmak
take f. almak (bir virajı)
take f. acıya dayanmak
take f. yutturmak
take f. daraltmak
take f. -e almak
take f. dinleyip ona göre hareket etmek
take f. -e sahip olmak
take f. ile gitmek
take f. gasp etmek
take f. zapt etmek
take f. (silaha/kitaba/gırtlağına) sarılmak
take f. abone olmak
take f. üye olmak
take f. (canına) kıymak
take f. (canına) kastetmek
take f. (zaman) almak
take f. işgal etmek
take f. (zaman/süre) sürmek
take f. (zamanını) doldurmak
take f. tüketmek (enerji/benzin)
take f. istifade etmek
take f. yazmak
take f. kaleme almak
take f. öğrenmek
take f. (film) çekmek
take f. (film) çevirmek
take f. (ciddi/önemli) saymak
take f. (göreve) geçmek
take f. (nabza) bakmak
take f. muayene etmek
take f. (nabız vb) kontrol etmek
take f. (gurur vb) duymak
take f. hissetmek
take f. (bir manaya) çekmek
take f. (hasta) olmak
take f. satın almak
take f. birbirine geçmek
take f. kenetlenmek
take f. cinsel ilişkiye girmek
take f. işe yaramak
Irregular Verb
take f. took - taken

"take" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
take shelter f. barınmak
take by surprise f. gafil avlamak
take off one's clothes f. soyunmak
take back f. geri almak
take care of f. ilgilenmek
take an exam f. sınava girmek
take offence f. alınmak
take advantage of f. yararlanmak
take a nap f. kestirmek
take shape f. biçimlenmek
take offence f. darılmak
take off f. havalanmak
take over f. devralmak
take an oath f. ant içmek
take offense f. alınmak
take advantage of f. faydalanmak
take out f. çıkarmak
take a rest f. dinlenmek
take away f. götürmek
take measures f. tedbir almak
take place f. meydana gelmek
take the liberty f. izin istemeden yapmak
take it easy ünl. sakin ol
Genel
double take i. bir durumun anlamını sonradan kavrama
give and take i. uzlaşma
take your time i. acele etme
aborted take off i. kalkıştan önce uçuştan vazgeçme
take in i. hayal kırıklığı
points to take into consideration i. dikkat edilmesi gereken hususlar
points to take into account i. dikkat edilmesi gereken hususlar
give-and-take i. uyuşma
give-and-take i. uzlaşma
double-take i. geç anlama
give-and-take i. karşılıklı özveri
take-over i. devir
take-in i. sahtekarlık
take-over i. devralma
take-off i. sıçrama
take-out i. sıcak yemeklerin paket halinde satıldığı (dükkan)
take-off i. karikatür
take-in i. dolandırıcılık
take-off i. atlama
take-out menu i. paket menü
take-off i. start
take-off i. havalanma
take-off i. kalkış
take-home pay i. net maaş
take-off i. başlangıç
take-out i. paketlenmiş olarak hazırlanan (sıcak yemek)
take-out menu i. eve servis menüsü
take-off point i. kalkış noktası
take-off point i. uçağın pistte burnunu kaldırdığı nokta
take off i. uçağın kalkması
take-away i. paket servis
willingness to take risks i. risk alma eğilimi
things to take into consideration i. dikkat edilmesi gereken şeyler
things to take into account i. dikkat edilmesi gereken şeyler
take-away cup i. termos
take-aways i. bir hikaye ya da makaleden çıkarılacak sonuçlar
take home messages i. bir etkinlikten veya tecrübeden öğrenilen şeyler/alınan mesajlar
take something seriously i. ciddiye almak
take home message i. son/nihai söz
take home message i. buradan çıkaracağımız ders
take home message i. sözün/lafın/sunumun özü
take home message i. kıssadan hisse
take home message i. bu olaydan çıkarılacak ders
take-home lessons i. okuldan öğrenilen hayat dersleri
take-home lessons i. bir dersin sonunda öğrendiğin ve seninle birlikte bu ders devam etmese bile gelecek şeyler
take-away i. ana fikir
take-away i. paket servisi
take-away i. sendika ödünü
take-away i. başka yerde yenilmek üzere sıcak yemekleri paketlenmiş olarak satan dükkan
take-away i. bir hikayeden çıkarılan ders
take-away i. sözleşme görüşmeleri sırasında sendika verdiği taviz
take-over zone i. bayrak yarışında batonun el değiştirildiği alan
give and take i. hazırcevaplık
give and take i. canlı fikir alışverişi
give and take i. hazırcevap
give-and-take i. iyi niyetli fikir alışverişi
give and take i. hazırcevap sözlerle dolu konuşma
give and take i. şakalaşma
give and take i. canlı sohbet
give and take i. beyin fırtınası
give and take i. eşit şartlarda yapılan fikir alışverişi
give and take i. eşit şartlarda yapılan laf yarışı
double-take i. ikinci kez bakma
double take i. ikinci kez bakma
pee (take) i. işeme
pee (take) i. çiş yapma
stock-take i. stok sayımı
stock-take i. durum değerlendirmesi
take-off i. taklit etme
spit take i. (tepki olarak) ağzındakini püskürtme
spit-take i. (tepki olarak) ağzındakini püskürtme
take to one's heels f. koşarak kaçmak
take due precautions f. gerekli önlemleri almak
take something to heart f. ağırına gitmek
take a brief look at f. şöyle bir göz gezdirmek
take off from work f. izin alarak işe gitmemek
take one's time on f. bir iş için istediği kadar zaman harcamak
take a short break f. nefes almak
take something on oneself f. bir işi kendiliğinden yapmak
take responsibility f. mesuliyet almak
take a liking to f. hoşlanmaya başlamak
take root f. tutunmak
take up the slack f. azalmak
take on one's lap f. kucağına almak
take somebody for f. yerine koymak
take away f. almak
take a load off one's mind f. endişesini gidermek
take away f. kaldırmak
take in hand f. yönetimi ele almak
take pity on f. merhamet etmek
take someone serious f. birisini ciddeye almak
take a break f. paydos etmek
take a shine to f. birinden hoşlanmak
take down f. sökmek
take away f. elinden almak (bir hakkı)
take under one's protection f. kanadı altına almak
take someone in f. birini karakola götürmek (polis)
take over for someone f. birinin yerine bakmak
take pains f. özenmek
take pleasure f. hoşuna gitmek
take a gander f. bakmak
take up the slack f. gevşetmek
take a swipe at f. bir şeye doğru şöyle bir sallamak
take pictures f. fotoğraf çekmek
take something up f. sıvıyı emmek
take something off f. bir şeyi indirmek
take care of f. halletmek (bir meseleyi)
take somebody seriously f. kaale almak
take heart f. cesaretlendirmek
take into account f. hesaplamak
take a poll f. anket düzenlemek
take on f. işe almak
take a holiday f. tatil yapmak
take on f. benzemek
take something in f. görmek (oyun/müze vb'ni)
take to f. sempati duymak
take on f. oynamak (biriyle/bir takımla)
take forward f. ilerletmek
take the first step f. ilk adımı atmak
take advantage of f. iyi niyetini kötüye kullanmak
take courage f. cesaretlenmek
take something seriously f. kaale almak
take ill f. hastalanmak
take objection to f. itiraz etmek
take a taxi f. taksi tutmak
take leave f. ayrılmak
take the right steps f. doğru adımlar atmak