take on - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

take on

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"take on" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 86 sonuç

İngilizce Türkçe
General
take on f. edinmek
take on f. tutunmak
take on f. karşılaşmak (biriyle/bir takımla)
take on f. oynamak (biriyle/bir takımla)
take on f. işe almak
take on f. yarışmak (biriyle/bir takımla)
take on f. almak (taşıt kargoyu/yolcuyu)
take on f. uğraşmak (biriyle)
take on f. boy ölçüşmek
take on f. üstlenmek
take on f. heyecanlanmak
take on f. yapmaya başlamak
take on f. vuruşmak
take on f. benimsemek
take on f. benzemek
take on f. kabul etmek (işi)
take on f. üstüne almak (sorumluluğu)
take on f. meşgul olmak (biriyle)
take on f. moda olmak
take on f. dövüşmek
take on f. işe başlatmak
take on f. iddiaya tutuşmak
take on f. karşılaşmak (bir takımla)
take on f. (biriyle) boy ölçüşmek
take on f. üstüne almak
take on f. telaşlanmak
take on f. kapışmak
take on f. görev vermek
take on f. oynamak (bir takımla)
take on f. takınmak
take on f. ile kavga etmek
take on f. (işi) kabul etmek
take on f. üzerine almak
take on f. ile dövüşmek
take on f. ile vuruşmak
take on f. (sorumluluğu) üstüne almak
take on f. almak
take on f. belirli bir hal almak
take on f. (biriyle) uğraşmak
take on f. (işe) almak
Phrasals
take on f. yolcu almak
take on f. üstlenmek
take on f. bir şeyin sorumluluğunu almak
take on f. yük almak
take on f. yükümlenmek
take on f. bir işi yapmaya soyunmak
take on f. (gemiye) su almak
take on f. üzerine almak
take on f. girişmek
take on f. görev üstlenmek
take on f. taahhüt etmek
take on f. işe almak
take on f. sorumluluk almak
take on f. yüklenmek
take on f. ücretle tutmak
take on f. işe almak
take on f. (bir yarışmada) karşılaşmak
take on f. işe kabul etmek
take on f. (bir yarışmada) karşı karşıya gelmek
take on f. istihdam sağlamak
take on f. abartmak
take on f. bir olayı büyütmek
take on f. boy ölçüşmek
take on f. kafa tutmak
take on f. kapışmak
take on f. kavga etmek
take on f. dövüşmek
take on f. yarışmak
take on f. (biriyle/bir takımla) karşılaşmak
take on f. belirli bir hal almak
take on f. belirli bir şekle bürünmek
take on f. olay çıkarmak
take on f. ağlayıp sızlanmak
take on f. mızmızlanmak
take on f. olay çıkarmak
take on f. yaygara koparmak
take on f. ortalığı velveleye vermek
take on f. bürünmek
take on f. takınmak
take on f. gibi görünmek
take on f. addedilmek
take on f. halini almak
take on f. haline gelmek
Colloquial
take on f. ağlayıp sızlamak
take on f. bağırıp çağırmak
Idioms
take on f. üstüne almak

"take on" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 315 sonuç

İngilizce Türkçe
General
take on one's lap f. kucağına almak
take something on f. üstüne almak
take a chance on someone f. birisine şans vermek
take revenge on f. öç almak
take on one's back f. sırtlamak
take a chance on f. şans tanımak
take on water f. su almak (tekne)
take revenge on f. hıncını almak
take on one's back f. arkalamak
take pity on f. merhamet etmek
take a chance on f. riskli bile olsa birşeyi denemek
take revenge on somebody f. öç almak
take delivery on f. tesellüm etmek
take someone up on his offer f. birinin teklifini kabul etmek
take pity on f. insaf etmek
take something on oneself f. bir işi kendiliğinden yapmak
take on supplies f. ikmal yapmak
take something on f. üstlenmek
take vengeance on f. öç almak
take on a gray colour f. bozarmak
take something on faith f. kanıt olmadan bir şeye inanmak
take someone up on her offer f. birinin teklifini kabul etmek
take revenge on f. hıncını çıkarmak
take one's time on f. bir iş için istediği kadar zaman harcamak
take up on f. birinin önerisini kabul etmek
take on something f. elde etmek
take something on f. üzerine almak
take something on f. kabul etmek
take something on f. yüklenmek
take someone on f. birini işe almak
take on something f. kazanmak
take someone on f. biriyle oyun oynamayı kabul etmek
take a vote on f. oya sunmak
take on interest f. ilgi göstermek
take revenge (on) f. hıncını çıkarmak
take on a job f. kelleyi koltuğa almak
try to take one's attention on f. dikkatini çekmeye çalışmak
take on a task f. görev üstlenmek
take on meaning f. anlamını kazanmak
take on cargo f. yük almak
take on load f. yük almak
take on load f. yük yüklemek
take on responsibility f. sorumluluk almak
take on the job f. işi kapmak
take on the job f. işi almak
take on an obligation f. yükümlülük almak
take on leadership f. liderliği üstlenmek
take on dimension f. boyut kazanmak
take someone on excursion f. gezintiye çıkarmak
take someone on excursion f. gezintiye götürmek
take on responsibility f. elini taşın altına sokmak
take on responsibility f. elini taşın altına koymak
take on a task f. görev yüklenmek
take on worker f. işçi almak
take something on as a duty f. görev edinmek
take on the expenses f. masrafları üstlenmek
take out one's anger on somebody f. hırsını -den almak
take pity on f. -e acımak
take a pity on f. acımak
take it's toll on someone f. birine zarar vermek
take on interest f. alaka göstermek
take place on the top f. ilk sırada yer almak
take on the might of something f. gücünü elinde tutmak
take on board f. güvertede almak
take on lease f. kiralamak
take on debt f. borç almak
take on loan f. ödünç almak
take on loan f. kredi almak
take on a new meaning f. yeni bir anlam kazanmak
take on a challenge f. zorluğun üstesinden gelmek
take on a challenge f. zorluğu kabullenmek
take on a challenge f. zorluğu kabullenip üstesinden gelmek
take the students on a trip f. öğrencileri geziye götürmek
take legal action on the matter f. konuyla ilgili hukuki süreç başlatmak
take one's anger out on someone/something f. acısını çıkarmak
take on staff f. personel almak
Phrasals
take on (someone or something) as (something) f. (birini/bir şeyi bir şey) olarak almak
take on (someone or something) as (something) f. (birini/bir şeyi bir şey) olarak işe almak
take on (someone or something) as (something) f. (birini/bir şeyi) bir pozisyona almak
Phrases
what's your take on that? expr. bu konu hakkında görüşün nedir?
what's your take on that? expr. bu konu hakkında ne düşünüyorsun?
what's your take on it? expr. bu konuda senin düşüncen ne?
Colloquial
take the first turning on your left expr. ilk aradan sola dön
don't take it out on me expr. hırsını benden çıkarma
take a long walk on a short pier exclam. çık git
take a long walk on a short pier exclam. defol git
take a long walk on a short pier exclam. git buradan
take a long walk on a short pier exclam. çık git buradan
take a long walk on a short pier exclam. git başımdan
take a long walk on a short pier exclam. defol git başımdan
Idioms
take someone or something on f. (zor bir görev) üstlenmek
take someone on f. kapışmak
take someone on f. ağız dalaşına girmek
take on (so) f. ağlayıp sızlanmak
take someone or something on f. (zor bir görev) yüklenmek
take someone on f. tartışmak
take someone on f. işe almak
take on (so) f. mızmızlanmak
take someone or something on f. (zor bir kişiyle) baş etmek
take someone on f. kavga etmek
take someone on f. iş vermek
take on (so) f. olay çıkarmak
take someone or something on f. (zor bir kişiyle) uğraşmak
take someone on f. münakaşa etmek
take someone on f. işe kabul etmek
take on (so) f. yaygara koparmak
take someone on f. istihdam sağlamak
take on (so) f. abartmak
take on (so) f. ortalığı velveleye vermek
take a licking but keep on ticking f. yarasını sarıp çalışmaya devam etmek
take a licking but keep on ticking f. yarasına rağmen çalışmaya devam etmek
take a licking but keep on ticking f. birçok kez onarım görse de hâlâ çalışıyor/çalışır durumda olmak
take a licking but keep on ticking f. yere düşse de/tökezleyip yine ayağa kalkmak
take a licking but keep on ticking f. aksiliklere rağmen çalışmaya devam etmek
take a licking but keep on ticking f. başarısızlığa boyun eğmemek
take (something) on the chin f. çeneye yumruk yemek
take (something) on the chin f. çenesinden darbe almak
take (something) on the chin f. sakince karşılamak
take (something) on the chin f. aldırış etmemek
take (something) on the chin f. sarsılmamak
take (something) on the chin f. üstüne kalmak
take (something) on the chin f. katlanmak
take (something) on the chin f. üstüne yığılmak
take (something) on the chin f. esas darbeyi yemek
take (something) on the chin f. sıkıntıları/zorlukları üstüne almak
take pity on someone f. acımak
take something out on somebody f. acısını başkasından çıkarmak
take out on somebody f. acısını başkasından çıkarmak
take a heavy toll on f. bir şeye çok zarar vermek
take (quite) a toll (on someone or something) f. büyük zarar vermek
take a bead on someone f. birisine silah doğrultmak
take it easy on someone f. birini üstüne varmamak
take it easy on someone f. birisine hassas yaklaşmak
take revenge on someone f. birinden öcünü almak
take it easy on someone f. birisine nazik davranmak
take something on faith f. bir şeye gözü kapalı inanmak
take a bead on someone f. birisine nişan almak
take a heavy toll on f. büyük bir kayba sebep olmak
take it easy on someone f. birisine kibar davranmak
take something on faith f. bir şeye sorgusuz sualsiz inanmak
take a firm grip on someone f. birini sıkı kontrol altına almak
do a take-off on someone f. birinin taklidini yapmak (dalga geçmek amacıyla)
take a firm grip on someone f. birini sımsıkı yakalamak/tutmak/kavramak
take a firm grip on someone f. biri üzerinde hakimiyet kurmak
take it easy on someone f. birine iyi/dikkatli davranmak
take revenge on someone f. birinden intikamını almak
take action on someone f. birisi hakkında (yasal) işlem yapmak
take revenge on someone f. biriyle ödeşmek
take something on oneself f. bütün yükü üstlenmek/kendi omuzlarına almak
take on the world f. çok yüklenmek
take (quite) a toll (on someone or something) f. durumunu kötüleştirmek
take a firm stand on something f. duruşunu inatla sürdürmek/devam ettirmek
take on the chin f. dayanmak
take on board something f. dikkate almak
take on the chin f. cesaretle tahammül etmek
take on the chin f. eleştirilere göğüs germek
take something on board f. göz önünde bulundurmak
take something on board f. ele almak
take a firm stand on something f. geri adım atmamak
take something on trust f. güvenmek
take a rain check on f. iptal edilmiş bir maç veya konser vb'nin daha ileri bir tarihteki tekrarı için verilen bileti almak
take (quite) a toll (on someone or something) f. olumsuz anlamda etkilemek
take it on the chin f. katlanmak
take pity on someone f. merhamet etmek
take pity on someone f. merhamet göstermek
take something on trust f. kanıtsız kabul etmek
take it on the nose f. katlanmak
take it on the chin f. sineye çekmek
take something on trust f. sözüne güvenmek
be on the take f. rüşvet almak
take something on the chin f. sineye çekmek
take something on trust f. söyleneni doğru olarak almak/kabullenmek
take it on the nose f. sineye çekmek
take it out on somebody f. sinirini birinden çıkarmak
take on the chin f. sineye çekmek
take a firm stand on something f. sert/katı bir tavır takınmak
take a firm stand on something f. tutumundan vazgeçmemek
take it out on somebody f. (sinirden) birine patlamak
take on a new meaning f. yeni bir anlam/önem kazanmak
take too much on f. yapabileceğinden daha çok işin altına girmek
take on a new significance f. yeni bir anlam/önem kazanmak
take a firm stand on something f. (bir konuda) kararlı/inatçı bir duruş sergilemek
take someone on f. (hasım olarak) birini karşısına almak
take fuel on f. yakıt almak
take fuel on f. yakıt ikmali yapmak
take on a life of its own (no longer be controlled by anyone) f. (artık) kontrol edilemeyecek düzeye/duruma gelmek
take (something) on board f. anlayıp kabul etmek
get someone's take on f. birinin fikirlerini/görüşlerini benimsemek
take a hold on (oneself) f. kendini frenlemek
take a hold on (oneself) f. kendini tutmak
take a hold on (oneself) f. tepkilerini/duygularını kontrol altına almak
take a hold on (oneself) f. kendini kontrol etmek
take a hold on yourself f. kendini tutmak
take a hold on yourself f. kendini kontrol altında tutmak
take a hold on yourself f. kontrolünü kaybetmemek
take a hold on yourself f. duygularını frenlemek
take a hold on yourself f. sakin kalmak
take a hold on yourself f. kontrollü davranmak
take a grip on yourself f. kendini tutmak
take a grip on yourself f. kendini kontrol altında tutmak
take a grip on yourself f. kontrolünü kaybetmemek
take a grip on yourself f. duygularını frenlemek
take a grip on yourself f. sakin kalmak
take a grip on yourself f. kontrollü davranmak
take a bead on (someone or something) f. (birine/bir şeye) nişan almak
take a bead on (someone or something) f. (birine/bir şeye) silah doğrultmak
take a bead on (someone or something) f. dikkatini (birine/bir şeye) yöneltmek
take a bead on (someone or something) f. (birine/bir şeye) odaklanmak
take a bead on (someone or something) f. (birini/bir şeyi) hedef almak
take a bead on (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) farkına varmak
take a bead on (someone or something) f. (birini/bir şeyi) anlamak
take a bead on (someone or something) f. (birini/bir şeyi) takdir etmek
take it on (oneself) to (do something) f. (bir şeyi yapmayı kendi) üstüne almak
take it on (oneself) to (do something) f. (bir şeyi yapmayı kendisi) üstlenmek
take it on (oneself) to (do something) f. (bir şeyi yapmanın) sorumluluğunu (kendisi) almak
take it on yourself to do something f. bir şeyi kendisi yapmaya karar vermek
take it on yourself to do something f. bir şeyi yapmayı kendisi üstlenmek
take it on yourself to do something f. bir şeyi yapma sorumluluğunu kendisi almak
take a bet (on) f. tahminde bulunmak
take (out) on the street f. sokaklarda sürüşe başlamak
take (out) on the street f. yollara çıkarmak
take (out) on the street f. yollarda/sokaklarda sürmeye başlamak
take (out) on the street f. sokağa taşımak
take (out) on the street f. sokaklara taşımak
take (out) on the street f. dışarı taşımak
take (out) on the street f. bir şeyi dışarıda/sokakta yapmak
take (out) on the street f. bir şeye dışarıda/sokakta devam etmek
take (out) on the streets f. sokaklarda sürüşe başlamak
take (out) on the streets f. yollara çıkarmak
take (out) on the streets f. yollarda/sokaklarda sürmeye başlamak
take (out) on the streets f. sokağa taşımak
take (out) on the streets f. sokaklara taşımak
take (out) on the streets f. dışarı taşımak
take (out) on the streets f. bir şeyi dışarıda/sokakta yapmak
take (out) on the streets f. bir şeye dışarıda/sokakta devam etmek
take (something) on the nose f. buruna yumruk yemek
take (something) on the nose f. burnuna darbe almak
take (something) on the nose f. (bir şeyi) soğukkanlılıkla karşılamak
take (something) on the nose f. (bir şeyi) ağırbaşlılıkla karşılamak
take (something) on the nose f. (bir şey) karşısında dik durmak
take (something) on the nose f. (bir şeyi) sineye çekmek
take (something) on the nose f. (bir şeyi) görmezden gelmek
take (something) on the nose f. (bir şeyi) kabullenmek
take (something) on the nose f. (bir şeyi) normal karşılamak
take (something) on the nose f. (bir şeyin) ceremesini çekmek
take (something) on the nose f. (bir şeyin) bedelini ödemek
take (something) on the nose f. (bir şeyin) cefasını/çilesini çekmek
take (something) on the nose f. (bir şeyin) derdini çekmek
take (something) on the nose f. (bir şeyin) sıkıntısını/eziyetini çekmek
take (something) on the nose f. (bir şeyden) mağdur olmak
take a walk on the wild side f. maceraya atılmak
take a walk on the wild side f. çılgınlık yapmak
take a walk on the wild side f. hovardalık yapmak
take a walk on the wild side f. çılgınca şeyler yapmak
take a walk on the wild side f. macera yaşamak
take a warrant out on (one) f. (birinin) yakalanması için mahkeme emri çıkarmak
take a warrant out on (one) f. (biri) hakkında yakalama emri çıkarmak
take a warrant out on (one) f. (birinin) tutuklanması için mahkeme emri çıkarmak
take a warrant out on (one) f. (biri) hakkında tutuklama emri çıkarmak
take it easy on something f. bir şeyi az kullanmak
take it easy on something f. bir şeyi az tüketmek
take it easy on something f. bir şeyi dikkatli tüketmek
take it easy on something f. bir şeyi daha az tüketmek
take it easy on something f. bir şeyi azaltmak
take it easy on something f. bir şeyi idareli kullanmak
take out a warrant on (one) f. (birinin) yakalanması için mahkeme emri çıkarmak
take out a warrant on (one) f. (biri) hakkında yakalama emri çıkarmak
take out a warrant on (one) f. (birinin) tutuklanması için mahkeme emri çıkarmak
take out a warrant on (one) f. (biri) hakkında tutuklama emri çıkarmak
take out a warrant on (one) f. (birinin) yakalanması için mahkeme emri çıkarmak
take out a warrant on (one) f. (biri) hakkında yakalama emri çıkarmak
take out a warrant on (one) f. (birinin) tutuklanması için mahkeme emri çıkarmak
take out a warrant on (one) f. (biri) hakkında tutuklama emri çıkarmak
take a firm line (on or against something) f. (bir şeyle ilgili/bir şeye karşı) sert/katı bir tavır takınmak
take a firm line (on or against something) f. (bir şeyle ilgili/bir şeye karşı) tutumundan vazgeçmemek
take a firm line (on or against something) f. (bir şeyle ilgili/bir şeye karşı) kararlı bir duruş/tutum sergilemek
take a firm line (on or against something) f. (bir şeyle ilgili/bir şey karşısında) geri adım atmamak
take a firm line (on or against something) f. (bir şeyle ilgili/bir şeye karşı) duruşunu inatla sürdürmek
take a firm line/stand (on/against something) f. (bir şeyle ilgili/bir şeye karşı) sert/katı bir tavır takınmak
take a firm line/stand (on/against something) f. (bir şeyle ilgili/bir şeye karşı) tutumundan vazgeçmemek
take a firm line/stand (on/against something) f. (bir şeyle ilgili/bir şeye karşı) kararlı bir duruş/tutum sergilemek
take a firm line/stand (on/against something) f. (bir şeyle ilgili/bir şey karşısında) geri adım atmamak
take a firm line/stand (on/against something) f. (bir şeyle ilgili/bir şeye karşı) duruşunu inatla sürdürmek
take a licking and keep on ticking f. her şeye rağmen devam etmek
take a licking and keep on ticking f. yenilgiye rağmen yılmamak
take a licking and keep on ticking f. yara alsa da dayanmak
take a licking and keep on ticking f. zarar görse de çalışmaya devam etmek
take a licking and keep on ticking f. yarı yolda bırakmamak/kalmamak
take a licking and keep on ticking f. gördüğü zararı, engelleri, kayıpları, başarısızlıkları tolere edebilmek
(someone's) take on (something) i. birinin bir konudaki fikri
(someone's) take on (something) i. birinin bir konudaki görüşü
(someone's) take on (something) i. birinin bir konudaki bakış açısı
(someone's) take on (something) i. birinin bir konudaki kanaati
(someone's) take on (something) i. birinin bir konudaki kanısı
(someone's) take on (something) i. birinin bir konudaki düşüncesi
give us your take on it expr. senin düşüncen nedir
Speaking
your take on these issues is your own opinion expr. bu sorunları kabullenip kabullenmemek sana kalmış
I can't take on that kind of responsibility expr. böyle bir sorumluluğu alamam
take the road you came on expr. geldiğinden yoldan git
if you were stranded on a deserted island what three things would you take? expr. ıssız adaya düşsen yanına alacağın üç şey ne olurdu?
your fate lies on whatever road you take expr. kaderin hangi yolu seçeceğine bağlı
take the next street on the right expr. sağdaki bir sonraki sokaktan git
take the next street on the right expr. sağdaki bir sonraki sokağa gir
Trade/Economic
take on board f. güvertede almak
take goods on approval f. muhayyer almak
Law
take action on something f. konuyla ilgili süreç başlatmak
Computer
take it on the road expr. yanınızda taşıyın
Slang
take a bath on something f. çok para kaybetmek
take a bath on something f. çok zarar etmek
take it on the lam f. kaçmak
take it on the lam f. sıvışmak
take it on the lam f. şehri terk etmek
take a bath (on something) f. (borsada vb) para batırmak
on the take expr. rüşvet alan
British Slang
on the take expr. rüşvet yiyen